Çözüm bulmak bir yana, kendisi kriz nedeni olan iktidar


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

18 Eylül 2014, 15:40

Türkiye’nin 2014 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamlarının beklentinin altında (yüzde 2.1) gerçekleşmesi, kriz tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Artık batacak bankalar üzerine tahmin toto yapılıyor. Enflasyonun yeniden iki haneli rakamlara yükselmesi de endişeleri artırdı.
Bazı temel ekonomik göstergelere bakmak bile Türkiye ekonomisinin yakın geleceği konusunda bir fikir edinmemizi sağlıyor.
Toplam dış borç yükümüz 2002 yılında 130 milyar dolar iken 2013 sonu itibariyle 388 milyar dolara ulaştı. Bugün itibariyle bu rakamın 400 milyar doların bir hayli üzerinde olduğunu söyleyebiliriz.
Kısa vadeli dış borcumuz ise 130 milyar dolar. Bunun 112 milyar doları özel sektörün. Özel sektörün toplam dış borcu 2002 yılında 43 milyar dolardan, Ağustos 2014’te 278 milyar doların üzerine çıkmış. Yani neredeyse 7 kat artmış.

AKP ekonomisinin sonu
Sadece bu rakamlar bile AKP’nin, ekonominin çarkını bugüne kadar nasıl döndürdüğünü açıklıyor. Dünya ekonomisi bir parasal genişleme döneminden geçti. Çin ve Hindistan gibi ülkeler %0.1 faizle dünya piyasalarından borçlanabildiler. İşte böyle bir dönemde AKP Hükümeti içerde ancak yüzde 18’lere varan borçlanma hadleriyle yabancı sıcak parayı Türkiye’ye çekti. Bu da yılda net 30 milyar dolar dış borç artışı anlamına geldi.
Bu rakama iç borçlanmada meydana gelen artışlar ile kamu kaynaklarının satışından elde edilen gelirleri de eklediğimiz zaman AKP’nin ekonominin çarkını 12 yıldır nasıl döndürdüğü ortaya çıkıyor.
Ama hiçbir ülke ekonomisini bu şekilde sağlanmış kaynaklarla uzun boylu götüremez. Nitekim artık yolun sonuna geldik. Dünya ekonomisi bir parasal daralma dönemine girdi. Dışarıdan sıcak para bulmak eskisi gibi kolay değil.
Kamu varlıklarının satışında da yolun sonundayız. Geçen sene net 11 milyar dolarlık özelleştirme yapılmış. Ama artık satacak fazla kamu varlığı da yok.
Dışarıdan sağlanan sıcak para ile körüklenen iç tüketim ve inşaat sektörü, ekonominin motoru oldu. İç tüketim harcamaları GSMH’nın yüzde 70’ini oluşturuyor.
Türkiye’nin iç tasarruf rakamının son olarak yüzde 13 olarak açıklandığını göz önüne alırsak ortaya çıkan tablo akıl almazdır.
Türkiye ekonomisi üretim ekonomisi olmaktan çıkarılmış, borçlanmaya ve kamu kaynaklarının satılmasına dayanan bir tüketim ekonomisine dönüştürülmüştür.
Böyle bir ekonominin günün birinde duvara toslayacağını görebilmek için kahin olmak gerekmiyor.
2014 yılının ilk iki çeyreğinde konut ve otomobil satışlarında yüzde 25’lere varan düşmeler, AKP ekonomisinin teklemeye başladığını haber veriyor.

Diğer etkenler
İçerde ve dışarıda konu ile ilgili hemen herkesin ortak görüşü, Türkiye ekonomisinin Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizine doğru koşar adım gittiğidir. Dünyanın ünlü kredi değerlendirme kuruluşları nicedir Türkiye’yi krize girme ihtimali en yüksek olan ülkeler arasında birinci sırada gösteriyorlar.
Üstelik bütün bu uzmanlar ve kuruluşlar sadece ekonomik verilere bakarak konuşuyorlar. Onların hesaba katmadığı veriler de var. En başta AKP hükümetinin dış politikasını saymak gerekiyor.
Türkiye bütün komşuları ile düşman hale gelmiştir.
Suriye ve Irak, artık sadece AKP’nin emperyalist güçlerin taşeronu olarak terör ihraç ettiği ülkeler değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik kaynaklarının heder olmasına yol açan birer dipsiz kuyu durumundadırlar.
Bu ülkelerdeki iç savaş, bir yandan Türkiye’yi çok önemli ticaret ortaklarından mahrum etmekte, öte yandan ortaya çıkan güvenlik sorunu, Türkiye’nin kaynaklarının israf edilmesine yol açmaktadır.

Çözüm programı

AKP hükümetinin ekonomik olarak geldiğimiz noktada hiçbir çözümü yoktur. Tam tersine Erdoğan-Davutoğlu yönetiminin bizatihi kendisi krizin daha da ağırlaşmasının en büyük nedenlerinden biridir.
Türkiye ancak bir devrimci program uygulayarak krizden kurtulabilir.
1. Yaşamakta olduğumuz kriz, emperyalist mali merkezlerin kontrolünde
işleyen serbest piyasa sisteminin kaçınılmaz sonucudur. Türkiye, bağımsızlık zeminine oturan halkçı devletçi ekonomi sistemine dönmeli, AB’ne üyelik başvurusunu geri çekmelidir.
2. Yabancı paranın ülkeye giriş çıkışı kontrol altına alınmalıdır. İMKB de yeniden
düzenlenerek, ülke kaynaklarının dışarıya aktarılmasının bir aracı olmasına son verilmelidir.
3. Ekonominin motoru durumundaki stratejik sektörlerdeki özelleştirmeler iptal
edilmelidir.
4. İç borçlar ertelenmeli, dış borçlar alacaklı devletlerle görüşülerek yeniden
yapılandırılmalıdır.
5. “Nereden Buldun Kanunu” uygulanarak özellikle son 12 yılda yağmalanan kamu
kaynakları ekonomiye yeniden kazandırılmalıdır.
6. Tarımsal üretim desteklenmeli, sanayi üretimi gümrüklerle korunmalı, lüks
malların ithali yasaklanmalıdır.
7. Türkiye, öncelikle İran, Irak ve Suriye ile ilişkilerini düzeltmeli, bu ülkeler başta
olmak üzere Batı Asya ülkeleri ile ekonomik, siyasi ilişkilerini güçlendirmelidir. Batı Asya ekonomileri Türkiye için hem büyük bir pazar, hem de enerji ve diğer hammadde ihtiyaçlarını karşılayacak çok önemli, bir kaynaktır.
8. Yeni bir dünya kurulmaktadır. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi Pasifik’e
kaymıştır. Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya; yeni dünya ekonomisinin motor ülkeleridir. Türkiye bu gerçeği göz önüne alarak yönünü Avrasya’ya dönmelidir.


Mehmet Bedri Gültekin
[email protected]



Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.