Cumhurbaşkanlığı Seçimi Üzerine Kısa Bir Not


Alkan Soyak

Alkan Soyak

27 Haziran 2014, 13:06

Çok yakında Türkiye bir seçimle daha imtihan edilecek. Bu seçim belki de hepsinden önemlisi. Çünkü mevcut siyasi iktidar ve iktidarın başı bu seçimi kazanırsa, Türkiye'nin idari sisteminin dahi değiştirilebileceği bir sürece kapı açılacağına mutlak gözüyle bakılıyor. Demokratik bir ülkede halkın oylarıyla meclise gelen milletvekillerinin cumhurbaşkanını seçmesi gerekirken, bu seçimin doğrudan halka bırakılması, aslında idari rejimin değiştirileceği ve başkanlık sistemine geçileceğinin sinyallerini de vermişti. Yani sofra önceden hazırlanmıştı. Sadece menüye ihtiyaç vardı. O halde vakit, sofraya itiraz vakti değil. O çoktan geçti.

AKP'nin çıkaracağı (malum) cumhurbaşkanı adayı karşısında, CHP ve MHP'nin yukarıdaki tehditten hareketle sadece kendi tabanlarına sıkışmayıp, daha geniş ve kapsamlı bir çatı aday arayışı stratejisi kanımca da doğruydu. Ama ne yazık ki kullanılan yöntem ve dolayısıyla da seçilen aday yanlış oldu.

Yöntem olarak, hem ilgili partilerin tabanı ve seçmenlerinin, hem de daha fazla parti ve sivil toplum örgütünün görüş ve fikirleri alınarak çok daha demokratik ve kapsayıcı yöntemlerle, tanınmış bir adayda mutabakata varılabilirdi. Bunun yerine sadece genel başkanların inisiyatifiyle yürütülen çatı aday arayışı ve seçimi, her iki partide yaşanan çatlaklarla kendini göstermeye başladı.

Ancak bu noktada İhsanoğlu'nun geçmişi, ailesi ve aldığı eğitim gibi konular üzerinden Atatürkçülük ve laiklik gibi referanslarda "Al İhsanoğlu'nu Vur Erdoğan'a" yaklaşımında bulunmak kanımca meseleyi yanlış okumaktır ve toptancı bir yaklaşımdır. Bu gibi durumlarda bir insanı değerlendirmekle ilgili kişisel görüşüm “üslub-u beyan, aynıyla insandır”. Yanı sıra eğer bu iki parti tarafından Erdoğan gibi bir figüre karşı böylesi bir çatı adayı çıkarıldıysa, bu tür hassasiyetlerin yeterince ölçüp biçildiğine inanmaktan başka şansımız yok diye düşünüyorum. Tabii çatı adayın tercihinde ilgili partilerin üst yönetimi ve liderleri dışında başka güç ve lobiler (!) meseleye el atmadıysa.
Ayrıca İhsanoğlu'nun nitelikleri ve donanımı kanımca bir cumhurbaşkanında olması ve olmaması gereken özellikler açısından potansiyel rakibiyle mukayese bile kabul etmez. Dolayısıyla burada asıl sorgulanması gereken husus, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması durumunda rejimin en kısa zamanda değiştirileceği veri iken, İhsanoğlu'nun özellikle de ülkesinde neredeyse hiç tanınmıyor olmasının getirdiği ciddi zafiyetin bu yarışta belirleyici olacağıdır. Bu durumda halkın büyük çoğunluğunun tercihi Erdoğan olacaktır ve yenilgi kaçınılmazdır.

Sonuç olarak her iki partinin şu aşamada ve verili koşullarda cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik çatı aday felsefe ve stratejisi doğrudur ama uygulamada kullanılan yöntem ve tercih edilen aday yanlıştır. Velhasıl toplumun geniş katmanlarının katılımıyla eğer çok daha tanınmış ve kapsayıcı bir aday ivedilikle çıkarılamazsa, Erdoğan'a karşı İhsanoğlu ehven-i şer olmakla birlikte sonuç hüsran olacaktır.

Son söz: Sofra zaten belliydi; şimdilik sunulan menüler de bunlar; yeni bir menüye kadar ister yersiniz, ister yemezsiniz(!)

Alkan Soyak / [email protected]

ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ÇAĞRI - 2 yıl önce
Bu menuleri yemektense aç kalıp ölmeyi tercih ederim .