banner863

Cumhuriyet, Mumcu'nun kemiklerini sızlattı


Hikmet Çiçek

Hikmet Çiçek

20 Haziran 2014, 13:06

Cumhuriyet gazetesinin tam destek verdiği Ekmeleddin İhsanoğlu'nun şeriatçılarla bağını ilk yazan kendi yazarı Uğur Mumcu'ydu. Demirtaş Ceyhun da İhsanoğlu'yla ilgili karanlık noktalara değinmişti.

CHP ve MHP'nin Cumhurbaşkanlığına aday gösterdikleri Ekmeleddin İhsanoğlu'na tam destek veren Cumhuriyet gazetesi, bundan yıllar önce yazarları Uğur Mumcu ve Demirtaş Ceyhun'un İhsanoğlu hakkında neler yazdığını unuttu.

RABITA'DA İHSANOĞLU


Şimdi ikisi de hayatta değil. İkisi de Cumhuriyet yazarıydı. Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 günü şeriatçı militanlar tarafından aracına konulan bombayla öldürüldü. Demirtaş Ceyhun'u ise 29 Temmuz 2009 günü kaybettik.

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 1980'li yılların şeriatçı dernek ve vakıflarıyla olan bağlantısını ilk yazan, Cumhuriyet yazarı Uğur Mumcu'dur.

Uğur Mumcu'nun "Rabıta" adlı kitabında İhsanoğlu'nun adı yer alıyor. Daha önce Cumhuriyet'te yazı dizisi de olan kitapta, Rabıtat-ül Âlem, yani "Dünya İslam Birliği" adlı şeriatçı örgütle bağlantılı dernek ve vakıflar ele alınıyor.

"Rabıta"da Mumcu, Turgut Özal döneminde çıkarılan yasalarla Suudi sermayesinin Türkiye'ye girişini, Faisal Finans Kurumu üzerinden kurulan parasal ilişkileri ve bu paralarla beslenen dernek ve vakıfları ayrıntılı olarak inceliyor.

Mumcu'nun kitabında Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adı, "İslâmî İlimler Araştırma Vakfı"nın yöneticileri arasında geçiyor.

Mumcu şöyle yazıyor: "İlim Yayma Cemiyeti" üyesi ve Aydınlar Ocağı eski genel başkanlarından Prof. Salih Tuğ'un da yönetimde görev aldığı bir başka vakıf da "İslami İlimler Araştırma Vakfı"dır.

Bu vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ali Özek'tir.

Doç. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Prof. Dr. Asal Ataseven de vakfın yönetim kurulunda görevlidirler.

"İlim Yayma Cemiyeti"nin önemli adlarından Yusuf Türel, amacı "manevî ve müsbet ilimleri yayma" olan "Ömer Derin Vakfı"nda da görevlidir.

"Al Baraka" ile birlikte "Bereket Vakfı"nı kuran Abdullah Sert'in, Ahmet Çakır, Alaatttin Şahin, Ali Emirosmanoğlu, Ali Erli ve Bahri Bayram ile birlikte kurdukları "Ensar Vakfı" adında bir başka vakıf daha vardır. Bu vakıf 1979 yılında kurulmuştur.

1969 yılında kurulan "Türkiye Milli Kütür Vakfı"nın Yönetim Kurulu Başkanı Özal'dır...."

'ŞEYH İHSANOĞLU'NUN OĞLU'

Nokta dergisi, 12 Temmuz 2004 tarihli sayısında "Şeyh İhsanoğlu'nun Oğlu" başlıklı haberinde şöyle diyor:

"AKP Hükümeti'nin yaptığı atamaların çoğu tartışma konusu. Bakıyorsunuz devletin tepesindeki kritik göreve adı sanı duyulmadık biri getiriliveriyor. Son zamanlarda Türkiye'nin 'grurunu okşayan' bir seçim de İslam Kalkınma Örgütün'de yaşandı. İslam Dünyası'nda Türkiye'yi temsil edecek Genel Sekreterliğe, Dışişlerinin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu seçildi. Bu kişi kimdir?

Son Şeyhülislam Mustafa Sabri'nin yardımcısı olan Şeyh İhsanoğlu'nun oğlu... Şeyh İhsanoğlu ise Atatürk'ün ülkeyi çağdaşlaştırma çabalarına, devrimlerine karşı çıkanlardan biri... Şapka Devrimi ilan edilir edilmez Türkiye'yi terk ederek soluğu Kahire'de alıyor, bir daha da geri dönmüyor. Oğlu Ekmeleddin, daha doğrusu Ekmelüddin İhsanoğlu da Kahire'de doğdu.

Ekmelüddin İhsanoğlu'nun Kahire'deki en önemli icraatlarından biri, ünlü şair Mehmet Akif Ersoy'un Mısır'da kaleme aldığı Kur'an-ı Kerim'in Türkçe mealini yakıp yok etmek. Kendi anlatımına göre bunu Ersoy'un vasiyeti üzerine yapmış çünkü Türkiye'deki ilericilik o kadar ileri gitmiş ki, Kur'an'ın böylesine güzel, böylesine şiirsel bir mealinin varlığı 'herkes için' zararlı olabilirmiş...

Artık günümüzde bir zamanlar moda olan 'Batılılaşma' geçerli değil. 'Doğululaşma' geçerli."

KİMDİR BU EKMELEDDİN İHSANOĞLU?

Asya adlı romanıyla 1970 TRT Ödülü'nü, Çamasan ile 1973 Sait Faik Hikaye Armağanı'nı, Apartman'la da Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü'nü kazanan Demirtaş Ceyhun ise o yıllarda Cumhuriyet'in yazarlarından biriydi.

Demirtaş Ceyhun, bundan tam 14 yıl önce 14 Ağustos 2000 günü "Görüş" köşesinde "Gerçekten kimdir bu Ekmeleddin İhsanoğlu?" başlıklı yazısında şunları yazıyor:

"... Kimi gazete ve televizyonların kendisinden sık sık inanılmaz bir saygı ve övgüyle söz ettiği, sık sık uluslararası başarı haberleri verdiği Sayın İhsanoğlu'nun kimliğini dehşetli merak ediyorum...

Cumhuriyet gazetesinde 9 temmuz günü konuşmamda, 1980 sonrası şöhretlerimizden bu Sayın kişinin kimliğini merak ettiğimi dile getirmiştim.

İnanın, tehdidinden korktuğum için söylemiyorum, ama Sayın İhsanoğlu'nun bu konuşmamla ilgili 23 Temmuz 2000 günlü Cumhuriyet'te çıkan "Açıklamasında", sözlerimi "tevazu gereklerine aykırı" bulduğu ve "mesnetsiz sözlerime karşı" kendisini savunma zorunda olmadığını göstermek için yanıtlamadığını belirttikten sonra "Kişilik haklarımı ihlal eden bu beyanlara karşı hukuki başvuru imkanlarımı saklı tutmak üzere" demesine gerçekten bir anlam veremiyorum.

Sayın Bay, siz "hukuki başvuru haklarınızı gene saklı tutunuz", ama üzülerek belirteyim ki, aynı soruları size bir kez daha soracağım..

Örneğin, 12 Mayıs 2000 günü Milliyet gazetesinde çıkan konuşmanızın başlık spotundaki "Baron's Who's Who tarafından 'Yeni Yüzyılda Önde Gelen 500 Şahsiyet' arasında gösterildi" sözlerini siz mi söylediniz?..

Çünkü, Sayın Doğan Hasol'un "Yapı" dergisinin Haziran 2000 sayısında çıkan "Ben de Yüzyılın Seçkin Avrupalısıyım (!)" başlıklı yazısında açıkladığına göre "Baron's Who is Who" yetkilileri Türkiye'deki daha birçok kişi gibi Sayın Hasol'a da "The Europa 500- Leaders for the New Century" adlı ilgili form göndererek şayet lüks baskılı "The Harvard Edition"a girmek istiyorsa 895 Amerikan Doları, yok ucuz baskılı kitaba girmeye razıysa 395 Amerikan Doları göndermesi gerektiğini bildirmiştir.

Siz, umarım "The Harvard Edition"a girmişsinizdir.

Sayın Bay, ne yazık ki Türkçe Ansiklopedilerde sizinle ilgili bir bilgiye rastlayamadım. Bulabildiğim tek kaynak olan, İstanbul Edebiyat Fakültesi'nce, Bilim Tarihi Bölümü'nün 10. kuruluş, sizin de 50. yaş gününüz dolayısıyla 1995 yılında adınıza armağan olarak yayımlanmış "Osmanlı Bilimi Araştırmaları" adlı kitapta verilen bilgilere göre de;

1943 yılında Kahire'de doğmuş, ortaöğrenimi gene Kahire'de tamamladıktan sonra 1966 yılında Kahire'deki Ain Shams Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik-Kimya Bölümü'nü bitirmişsiniz. Yüksek lisansınızı da gene aynı fakültede "organik kimya" konusunda yaptıktan sonra, 1970 yılında Türkiye'ye gelmişsiniz.

Türkiye'de de, aynı yıl 1970'te Ankara Üniversite'sinde asistan olarak görev almış ve 1974 yılında gene "organik kimya" üzerine doktora yapmışsınız. 1975-77 yılları arasında İngiltere'ye gitmiş 1978 yılında Ankara'ya dönerek gene Fen Fakültesi'nde "Organik Kimya Doçenti" olmuşsunuz.

1980 yılında da, İslam Konferansı Örgütü adına İstanbul'da "İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi"ni (IRCICA) kurmak üzere direktörlüğe atanmış ve İstanbul'a gelmişsiniz.

İstanbul'da da, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne ve YÖK'e yaptığınız öneri kabul edilmiş, İstanbul Üniversitesi IRCICA işbirliğiyle Edebiyat Fakültesi'nde 1984 yılında Bilim Tarihi Anabilim Dalı'nı kurmuş ve başına geçmişsiniz.

Görüldüğü gibi söz konusu kaynakta ne zaman ve nerede profesör olduğunuza ve kimya doçentliğinden Osmanlı ve Sanat Tarihi profesörlüğüne nasıl geçtiğinize dair hiçbir bilgi verilmemektedir.

Gene, aynı kaynakta Mısır'da yaşayan bir T.C. vatandaşı olduğunuza dair de herhangi bir bilgi de yoktur. Oysa bildiğimiz kadarıyla, bir Türk üniversitesinde asistan olabilmek için de Türk olmak ve Türkiye'deki bir üniversiteyi bitirmek veya bitirilen yabancı üniversitenin eşitliğini tanıtlamak gerekmektedir.

Bildiğiniz gibi, 1969 yılında kurulan İslam Konferansı Örgütü'ne Türkiye, laik bir cumhuriyet olduğu için ta 1975 yılına kadar katılmamıştır. Bu tarihlerin 1. Milliyetçi Cephe İktidarı ve 12 Eylül dönemleriyle çakışması elbette bir rastlantı değildir.

'Tevazuu' bir an için bırakınız da, lütfen yanıtlayınız, gerçekten, kimsiniz?"

Hikmet Çiçek
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.