Davos zenginlerinin dilinin altındaki bakla


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

21 Ocak 2016, 17:25

Dünya zenginleri ve onların elitleri her yıl Davos’ta bir araya gelerek, kapitalizmin tıkandığı noktaları aşmaya çalışırlar.

Gerçekten krizlere çare bulmak ve ortak aklı üretmek midir, yoksa kapitalist/emperyalizmin ömrünü uzatmak mıdır, bu konu bir türlü netlik kazanmamıştır.

Bu yılkı toplantının konusu Dördüncü Sanayi Devrimidir. Sanki Üçüncüyü bitirdik de dördüncüyü konuşuyoruz.

Teknolojik gelişmelerin, emek verimliği üzerindeki etkileri konusunda kafa yoracaklarmış!

İşsizlik artıkça, kapitalizmin başına bir şeyler gelir korkusundalar.

Kapitalist/emperyalizmi nasıl ederiz de, mevcut vahşi halinden daha insancıl ve daha kabul edilebilir hale taşırız çalışmaları…

Dünya büyüme hızının küçülmesi, ticaretin daralması, emtia fiyatlarının hızla düşmesi gibi konular, kapitalist emperyalizmin büyük çıkmazda olduğunu göstermektedir.

Finansal kapitalizmim, giderek üretimden kopması, büyük sorun olarak duruyor.

Ancak, bu sorunlar, aşağıda belirteceğim sorunun yanında hiç kalırlar.

Dünya zenginleri şapkalarını önlerine koyup, düşünmesi gereken asıl sorun burdur.

Dünyada dört devlet para basar ve dünyaya para satar. ABD, Almanya, İngiltere ve Japonya.

Bu ülkelerin para satıp paradan kazandıklarını Gayri Safi Milli Hasılalarından çıkardığınızda, bu dört ülkenin üretim toplamı, bir tek Çin’in üretim toplamından azdır.

Daha kestirmeden söylersek, üretim Asya’da yapılır, bu üretime karşılık gelen paralar, Batı emperyalist ülkeleri merkez bankalarında basılır.

Böyle bir ekonomik düzenin, kapitalizm içinde kalınarak bile olsa, sürdürülebilir değildir. Savaş ihtiyacının dayandığı temel nokta burasıdır.

Davos’un içinden çıkmaya çalıştığı konu; teknoloji (bilgi) üretim kanallarını nasıl kullanırız da, Asya’nın üstünlüğünü onların elinden alırız siyasetinin araştırmasıdır.

Davos’ta konuşanların dillerinin altındaki bakla; nasıl ederiz de, teknoloji ve bilginin fiyatını artırarak, gelişmekte olan ülkelerin maliyetlerini artırıp, zenginliklerini Batıya aktarırız.

Anlaşılan odur ki, fikri mülkiyet ve sanayi mülkiyeti gibi konular üzerinde ne yapabiliriz-i araştırıyorlar.

İşsizlik Davos zenginlerinin sorunu değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır.

İşsiz orduları emeği ucuzlattığı için bu durumdan çok memnundurlar.

İsteseler, (teknolojiyi)bilgiyi ticarileşmeden kitlelere mal ederek, fakir dünyayı bu günkü seviyesinden daha yukarı çekerler.

Zaten bilgiyi ve teknolojiyi patronlar üretmez ki, mülkiyeti onlara ait olsun. Kamunun malını kamuya vermekten ibarettir.

Tehlikede gördükleri ve jeopolitik riskler diye adlandırdıkları konu; paradan para kazanma yollarının tıkanacak olma korkusudur.

Bu korkuyu aşmanın yolunun “bilginin maliyetini” artırarak aşabileceklerini sanmaktadırlar.

Siber güvenlik diye sızlandıkları “Açık Yazılım Kurallarını” telif hakları kapsamına alarak bilginin maliyetini artırmak…

Yeni bir entelektüel tekel arayışındadırlar.

Bana göre boşa kıvranıyorlar. Üretim neredeyse, teknolojik üretim de, bilgi üretimi de artık oradadır.

Üretimin vahametini anlayabilmek açısından Çelikten bir örnek vereyim.

Amerika 90 milyon ton çelik/yıl üretir.

Avrupa 90 milyon ton çelik/yıl üretir.

Japonya da 90 milyon ton çelik/yıl üretir.

Çin de 720 milyon ton çelik/yıl üretir.

Avrupa Birliğinin tam üyesi olmadığımız halde, Batı bizi 30 milyon ton sıvı çelikle sınırlamıştır.

Bülent Esinoğlu
[email protected]
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.