Demokrasi yobazları


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

02 Eylül 2015, 14:15

Bilimin, aklın ve insanlık vicdanının reddettiği ne varsa demokrasi etiketiyle koydular önümüze.

Kabile ya da aşiret reisinin hukukundan kurtulup, bir milletin eşit haklara sahip bireyleri olduk ya… Yeniden aşiret aşiret, parçalara ayrılmayı demokrasi diye yutturmaya çalıştılar… Eli silahlı yasa dışı bölücü örgütlerle pazarlık yapmalıydı demokrat olan.

Cumhuriyet ile kula kulluktan kurtulan, özgürleşen vatandaş olduk ya… Bir şeyhin kapısında kul olmayı, bir tarikatın müridi, bir cemaatin şakirdi olmayı demokrasi diye gösterdiler.

Bir adamın dört karısından biri olmayı, 10 yaşında gelin olmayı, bin yıl önceki adet ve geleneklerle yaşamayı, insanı insanlıktan çıkaran ne varsa hepsini… Demokrasi kılıfına sığdırıp soktular hayatımıza…

Şeyhin emriyle gazete kurmak, fabrika kurup gazeteyi beslemek, okul kurup kulluk yapacak yeni kuşaklar yetiştirmek hep demokrasi gereğiydi bunlara göre… Oysa… Demokrasiyi özgür bireyler kurabilir, bir şeyhin kulundan demokrasi bekleyen akıl tedaviye muhtaçtır. Gerçek demokrasi, ancak bu sesler susturulduktan sonra ortaya çıkabilir.

Hiç unutmuyorum, Aydınlık ve Ulusal Kanal’ın dört Genel Yayın Yönetmeni, OdaTv’nin yöneticileri, Hikmet Çiçekler, Ferit İlseverler, Vedat Yenererler arka arkaya hapse atılırken, onları savunan avukatların evleri basılırken, askerler, yazarlar, akademisyenler birer birer tutuklanırken… Bugün basın özgürlüğü diye bağıran AB ve ABD, “ha gayret” diye gaz veriyordu.

Şimdi özgürlük abidesi kesilenler, “sakin olalım, hukuka güvenelim” diyordu.

Cemaat basını, savcıların iddianameleri daha sanıklara bile ulaşmadan manşetler atıp psikolojik harekât yapıyordu.

Cumhuriyet gazetesinin avukatları Ergenekon mahkemesinde KCK’ lı avukatlarla yan yana bizi sorguluyordu, bizim yanımızdaysa İlhan Selçuk vardı.

Şimdi yine bunlar bağırıyor, “özgürlük, demokrasi” diye…


“Ben Fetullah Gülen’in kuluyum” diyen bir adam özgür basının patronu değil, kapıkuludur. Gazetesi ve televizyonu da elindeki silahlarıdır. Şeyhinin emriyle kullanır.
Ne çabuk unuttunuz, FBI görevlilerine operasyon brifingi veren polis memurlarını? İntihar edenin arkasından teneke çalan cemaat gazetecilerini?

Kefen parası bile olmayan Kuddusi Okkır’ı “örgüt kasası” diye yutturan bunlar değil miydi? Hangi Ergenekon tutsağı cebinde 7 milyar dolarla kaçabildi? Hangisini önceden uyaran, “kaç” diyen bir Fuat Avni’si vardı? Kör müsünüz, görmüyor musunuz bunları?

Siz var ya siz!.. Demokrasi yobazları!.. Ne Cemaat, ne PKK, ne ABD… Asıl düşmanısınız bu toprakların…

Oktay Yıldırım
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muhsin Güllü - 1 yıl önce
Yazılanlara yürekten katılıyorum.
Avatar
Muhsin Güllü - 1 yıl önce
"Bana bir harf öğretenin kölesi olurum" ya da "Bilim neredeyse oradan alınız" yerine "Nerede kupon arazi kaldı" arayışı ülkem insanlarını bu noktaya getirdi. Liberaller ,küreselleşmenin savunanlar, ulus devlet düşmanları siz yokmuşum siz...
Avatar
Ayşe - 1 yıl önce
Ne olacak bu ülkenin hali? Bir tarafta ylsuzluklar devleti çalanlar cebimizi delenler bir tarafta onun bunun kulu olarak çalışan tetikçiler diğer tarfta ülkeyi bölmek için çalışan iç düşmanlar bir taraftan da ülkede eli tetikte bekleyen ISID ne olacak? Sonumuz ne olacak?