Dersim'in sorumlusu benim


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

16 Kasım 2014, 11:10

er sıkıştıklarında tarihten bir sayfa açıp, onu çarpıtarak, duygu sömürüsü yapıyorlar. PKK açılımı başladığından beri dillerinden düşürmedikleri olayların başında Dersim Harekâtı geliyor. Kılıçdaroğlu, kendisini "Dersimli Kemal" ilan etti. Biz 1930'ların CHP'si değiliz, Yeni CHP'yiz" dedi. Başka türlü "(PKK'nın Suriye kolu) YPG terör örgütü değildir" diyemezdi.

Tayyip Erdoğan tepe tepe kullandı, her konuşmasında "Dersim katliamı" dedi. Ki, başka türlü Vanlı Türk kadınlarının ırzına geçme merkezi olarak kullanılan ve Ermeni zulmünün abidesi konumundaki Akdamar Kilisesi'ni, bizim vergilerimizle restore edip, ayinlerle açışını aklayamazdı.

Şimdi de Ahmet Davutoğlu... Doğrudan Mustafa Kemal'e "Yezid" diyemeyeceği için "Dersim Kerbela'dır" dedi. Ki, "restorasyon dönemi" dediği Cumhuriyeti yıkma projesini sürdürebilsin.

Ama bu tarafta, bu saldırılara verilen cevaplar kısık sesli, yetersiz, edilgen. Biz, Atatürk gençliği olarak sırtımızı şanlı Türk tarihine dayayarak veriyoruz o cevabı:

"Evet, Dersim'in sorumlusu biziz. Oradaki Ortaçağ'ı, uçaklarımızla, bombalarımızla yıktık. İngiliz, Fransız silahlarıyla Mehmetçiğin canını alan, karakolunu yakan elleri ordumuzla kırdık.

Şeyhlerin, toprak ağalarının, borçlunun koynundan karısını alıp alacaklıya veren hukukunu dümdüz ettik. Türk Devriminin çelik süpürgesiyle temizledik. İnsanın insana kulluk yaptığı düzeni bitirdik.


Yerine okul getirdik. Üniversite kurduk. Bilimin ışığıyla aydınlattık. Kula kul olmuş insanı vatandaş yaptık. Tunceli oldu. Türkiye'nin okuma yazma oranı en yüksek illerinden birine dönüştü.

Biz yaptık bunları. Tarihimizdir, başlıya baş eğdirir, dizliye diz çöktürürüz. Orhun yazıtlarında yazar, yeni huyumuz değildir.

Atatürk, manevi kızı Sabiha Gökçen'i Dersim Harekâtı'na gönderirken, kendi tabancasını çıkarıp verdi. Uçağı düşerse savaşmaya devam etsin diye... Bunu inkâr etmeyeceğiz...

Bize de o mirası koruma görevini verdi. Bunu da unutmayacağız...

Bu Cumhuriyettir. Bu devrimdir. Ve biz Atatürk gençliği olarak bu mirasa sahip çıkıyoruz. Aydınlanmaya, Türk Devrimi'ne sahip çıkıyoruz.

İşte buradayız, Ebu Süfyan artıkları, işte buradayız ey atasızlar. Gelin de tekrar deneyin bakalım. Tarih nasıl yapılıyor yeniden, bir kez daha gösterelim size..."

TGB HAASS... DEDİ

CFR Başkanı Richard Haass, "mini Kürdistan'ı destekleyeceklerini" söyleyince, TGB'nin fedaileri harekete geçti.

USS ROSS adlı savaş gemisinden karaya çıkan ABD askerlerini çuvallayarak Sarayburnu'ndan cevap verdiler: Haasss...

Ve ses, ABD'den önce YCHP'den, AKP'den ve PKK'nın sesi HDP'den geldi. YCHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi, İçişleri Bakanı Efgan Ala ve HDP Sözcüsü Altan Tan hep bir ağızdan TGB'nin ABD askerlerine çuval geçirmesini doğru bulmadıklarını açıkladılar.

Elbette...

Sizin hoşunuza gidecek şeyleri yaptıkları için onlar Türkiye Gençlik Birliği, sizler de Seyyit Rızacı YCHP, BOP'cu AKP ve PKK'nın sesi HDP'siniz.

Onlar Türk Milletinin fedaileri, siz... Haass'ın...



HALKA HAVALE EDİYORUZ

Tuncay Özkan "TGB'nin ABD askerlerinin başına çuval geçirmesini onaylamadığını çünkü onların da halk çocuğu olduğunu" söylemiş...

Bu pencereden bakınca, 30 yıldır Türk milletinin kanını içen PKK da... Kelle koparan IŞİD militanları da... Kız çocuklarını kaçırıp satan Boko Haram teröristleri de... Filistin halkına tecavüz ederek cennete gideceğine inanan İsrail Özel Kuvvetleri de... Hatta toplama kamplarında yüz binlerce insanı sırf Yahudi oldukları için kesen Naziler de bir halkın çocuklarıydılar...

Biz de sizleri o "halk çocuğu" dediğiniz katiller sürüsünün, annelerine toplu tecavüzler yaptığı, babalarını kurşuna dizdiği, şehirlerini yakıp, mülklerini yağmaladığı bütün mazlum halkların çocuklarına havale ediyoruz...

"SALAK GİBİ"

Rasim Ozan Kütahyalı, şöyle diyor: "Pensilvanya aslında eskiden beri böyleymiş. Bizler salak gibi uzun süre bu korkunç örgüt yapısının varlığını inkâr ettik."

Ben de bunun üzerine hiçbir şey demiyorum.

ÇIKMIŞ DA HUKUK DİYOR

Ahmet Gündel, Emekli Yargıtay savcısıdır. Cemaat kanallarının pek muteber bilirkişisidir. Bu niteliğini Ergenekon-Balyoz ve diğer kumpas davalarında yapılan hukuk dışı işlemlerin, hukuki açıklamalarını yapmaktaki becerisiyle kazanmıştır.

Ergenekon savcıları, İstanbul'dan kalkıp İzmir'e ifade almaya... Yanlarına İstanbul polislerini de alıp, Ankara savcılarını devre dışı bırakarak, Sincan Cezaevinde yatan Osman Yıldırım'ı gizli tanık yapmak için gizli görüşmeler yapmaya... İstanbul'dan kalkılıp, Bursa'ya MİT merkezini basmaya gittiklerinde... Türkiye'nin her yerinde, her türlü operasyonu ellerini kollarını sallayarak yaptıklarında, nasıl da cevval savunuyordu onları.

Şimdilerdeyse aklına hukuk gelmiş. Cemaat operasyonlarının ne kadar hukuk dışı olduğunu anlatmaya çalışıyor. Zaman gazetesi de atmış başlığı: "Hukukçu uyarısı: Savcı başka ilde işlem yapamaz"

Ne diyordu İnönü: Haydi canım sende...



CEP TELEFONU LOBİSİ

Tayyip Erdoğan, şimdi de cep telefonuna taktı. Hem de TURKCELL'in 20. Yılı resepsiyonunda... TURKCELL'e ne kadar yardımcı olduğunu, memlekete ne kadar faydalı bir kuruluş olduğunu bir iyice anlattıktan sonra takıyor kancayı cep telefonlarının çok satılmasına:

"Herkes birbirine bir de havasını atıyor. Diyor yenisi çıkmış. Hemen git bir tane de bakkal dükkânından ciklet alır gibi bir tanesini daha alıyor. Böyle bir yaşam var. Tahrik ediyor insanı."

İyi de muhterem bu TÜRKCELL ne iş yapıyor? O kurduğun AVM'lerde, o şikâyet ettiğin cep telefonları bu şirketlerin pazarlama operasyonlarıyla satılmıyor mu?

Bu adamı eleştirmek işte bu yüzden kolay değil. Mantık ya da tutarlılık diye bir derdi yok. Kendi haline bırakalım desek. O da olmuyor. Vallahi şaşırdım ne yapacağımı...

KADINA ÖZGÜRLÜK

Başörtüsünü savunurken hep aynı nakaratı tekrar ettiler: "Kadına ve yaşam biçimine özgürlük."

Bakın o özgürlük nasıl oluyor. Diyanet Vakfı'na ait 29 Mayıs Üniversitesi'nin Ümraniye'de bulunan kız yurdunda kalan öğrenciler, yurt binasının bulunduğu bölgenin çok sorunlu olduğunu ve sürekli taciz olayları yaşadıkları gerekçesi ile kaldıkları yurtta ve okulda protesto eylemi düzenledi. T24'ün haberine göre, kız öğrenciler, taciz konusunda yaşadıkları sıkıntıları yurt yönetimine bildirdikleri zaman ise "geç saatte dışarıda gezerseniz olacağı bu" şeklinde yanıtlar aldıklarını ifade etti. Durumun sosyal medyada duyurulmaması için de ikaz edildiklerini belirten öğrenciler, konunun basına yansıması halinde burslarının kesilmesi ile tehdit edildiklerini ifade etti."

Yani denklem çok kolay: Başı açık olan taciz edilirse, "kıyafetiyle teşvik ettiği için"; kapalı olan taciz edilirse, "sokağa çıktığı için"; işsizlik var ya, "kadınlar da çalıştığı için"; adam karısını öldürse, "kadın tahrik ettiği için."

Bunlara oy veren kadınlara soruyorum: Mutlu musunuz özgürlüğünüzden?

BİTKİSEL ANALİZ

Hep Kaz Dağları diye başlar yazılarına. Rüzgârından, deresinden, karından anlatır. Kaz Dağları'nda bir bitki sanırsınız onu. Ama değildir, çünkü bitki faydalıdır.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya'dan söz ediyorum. Cumhuriyeti şöyle anlatıyor: "Eğer 1923 Devrimi olmasaydı, Türkiye ün bir Ortadoğu ülkesi , AB ısının bile çalamazdı."

Ve devam ediyor bitkisel analizine: "Emek sömürüsü yapılıyor, gücünü güçsüzlükten alan emperyalizm yoksul okuyor..."(12 Kasım)

Hafız, bu "emperyalizm" dediğin, kapısında zil çaldığın AB değil mi? Ne içiyorsan bize de söyle...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MAHMUT YILMAZ - 2 yıl önce
yazdıklarınıza aynen katılıyorum,ellerinize sağlık .
Avatar
abrek - 2 yıl önce
tek kalemde genel bir dokunuş.. ellerinize sağlık oktay bey, büyük bir keyifle ve öfkeyle okudum..