banner863

Devrilen masa neyin işareti?


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

26 Şubat 2016, 16:20

Ahmet Davutoğlu’nun Meclis’te temsil edilen partilerin başkanlarını bir kez ziyaret etmesi, onları AKP’nin bölücü ve gerici Anayasası için “uzlaşma masası”na oturmaya ikna etmeye yetti. 4 Şubat günü Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu, büyük bir tantanayla ilk toplantısını yaptı.

Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. “Bölücü Anayasa” için kurulan masa, 15 gün sonra devrildi. CHP masayı terk ettiğini açıkladı.

Üzerinde düşünülmesi gereken nokta şudur:

2012 ve 2013 yıllarında neredeyse iki yıl süren Anayasa çalışması, bu sefer büyük bir hevesle yola çıkılmasına rağmen neden başlamadan bitti?

CHP Anayasa masasını neden terk etmek zorunda kaldı? Masaya oturduğu zaman AKP’nin hedefleri arasında, başkanlık sisteminin de olduğunu bilmiyor muydu?

Vatan Partisi’nin rolü

Dört Parti’nin yeni bir Anayasa için masanın etrafında toplanıp kameralara gülücükler saçtığı 4 Şubat günü, Vatan Partisi de Türkiye’nin dört bir tarafında, alanlarda düzenlediği basın toplantıları ile bu bölücü ve gerici girişime geçit vermeyeceğini, ülke çapında milletin muhalefetini örgütleyeceğini ilan etti.

CHP ve MHP’ye; masadan kalkmaları, AKP’yi bölücü girişiminde PKK ile başbaşa bırakma çağrısında bulundu.

Bu arada Ankara’da ilk toplantısını gerçekleştiren Milli Anayasa Hareketi, bölücülük ve gericiliğe karşı halk hareketinin karargâhı olarak ortaya çıktı.

Vatan Partisi’nin çağrısı, Milli Anayasa Hareketi’nin örgütlenmesi; özellikle CHP tabanında geniş bir yankı uyandırdı. CHP’nin Anayasa masasının terk etmesinin esas açıklaması budur.

Masa’nın bu saatten sonra yeniden kurulması da artık mümkün değildir.

CHP’nin olmadığı bir masaya MHP de oturamaz.

CHP ve MHP’nin olmadığı masada ise AKP, PKK ile bir araya gelmeye cesaret edemez.

Kısacası sistemin dört Partisinin yeni Anayasa hayalleri başlamadan bitmiştir. Ama bu durum Tayyip Erdoğanların ve PKK’nın, Türkiye Cumhuriyetini ve Kemalist Devrimin kazanımlarını bütünüyle tasfiye çabalarından vazgeçtikleri anlamına gelmez.

Türkiye’nin gerçekleri

Sistemin dört Partisi bir yandan bağlı oldukları Atlantik ötesinden yapılan dayatmalar sonucu yeni bir Anayasa istemektedirler.

Yani “Türk Milleti” Anayasa dışına sürülecek, ulusal devletin yerini özerk ya da federal bölgeler alacak, tarikat ve cemaatleri yasaklayan devrim yasaları iptal edilecek…

AKP bütün bunların üstüne bir de başkanlık sistemini istiyor.

Onlar böyle bir Anayasa istiyor ama öte yandan Türkiye’nin gerçekleri var. Cumhuriyet devriminin yarattığı dinamikler var.

Dört parti harekete geçtiği an, işte Türkiye’nin bu gerçeğine çarpıyor. Ve o gerçeği aşabilecek güçleri yok.

Döne döne bu gerçeği yaşıyoruz.

Evdeki hesap

Gerçekte Tayyip Erdoğanların bu Meclis’ten yeni bir Anayasa çıkarmak gibi bir beklentileri yoktu.

Bütün hedefleri, beş altı ay boyunca yeni bir Anayasa yapıyormuş gibi görünerek kamuoyunu istedikleri yönde oluşturmaktı.

Beş altı ayın sonunda ise “Bakın bütün iyi niyetimize, bütün çabalarımıza rağmen bu Meclis’ten bir Anayasa çıkaramadık. Tek çare başkanlık sistemi için referanduma gitmek” diyeceklerdi.

Ama artık AKP’nin evinde yaptığı hiçbir hesap, Türkiye çarşısına uymuyor.

Bir adım ötesini görememek

AKP’nin ve diğer sistem Partilerinin “Yeni Anayasa” macerasının gözler önüne serdiği gerçek şudur:

AKP, iç politikada da, dış politikada da bir adım ötesini görememektedir. Aynı durum diğer Partiler için de geçerlidir.

İktidar Partisi Mecliste şimdi de Türkiye’yi referanduma götürecek sayıya bulma çabası içindedir. Ama bunu da başaramayacaktır.

Referanduma gitse bile milletten esaslı cevap alacağı kesindir.

Türkiye, sistem partileri açısından yönetilebilir bir ülke olmaktan çıkmıştır.

Türkiye, sistemin dört partisini de tarihe havale edecek bir yönelim içine girmiştir.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.