Digi-zisyon


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

01 Mart 2015, 15:42

Bütün kurullardan, mahkemelerden yüksek bir yere koymuş kendisini. Baby TV’ye, Moviemax’e veriyor da RTÜK ve mahkeme kararlarına rağmen Ulusal Kanal’a yayın hakkı vermiyor.



OSMANLI SOYTARILIĞI

Ne derlerse tersini yapıyorlar. “Osmanlıca öğreteceğiz, mezar taşlarını bile okuyamıyoruz” dediler ya… Önce Osmanlı arşivleri binasını otel yaptılar. Adı da Sophia Otel. Ardından 100 milyon belge ve 370 bin defter bulunan henüz tasnif edilmiş ama okunmamış koca arşivi Kâğıthane’de, dere yatağında bir binaya doldurdular. Sel bastı, yarısı mahvoldu kalanı da nemden küflenmeye ve silinmeye yüz tuttu.

 



“Osmanlı’yız dünyaya nizam vereceğiz” dediler… Ege’de 16 adayı Yunan askerinin işgaline sundular. Bizzat Tayyip Erdoğan, “Süleymanşah Ankara’dır. Türbeye yapılacak bir saldırı Türkiye’ye yapılmış sayılır, sabrımızı sınamasınlar” diye meydan okumuş, Davutoğlu da “burası Türk toprağıdır, güvenliği için her tedbiri aldık” diye babalanmıştı. Ne oldu? Tek kurşun atmadan Süleyman Şah bölgesini IŞİD’e terk ettiler kaçarcasına. Sonra Türk bayrağını, PKK/YPG bayrağının gölgesine dikip bununla övündüler, “çok başarılı operasyon” diye.

Aynı sıralarda, sarıklı cübbeli bir grup zavalı, bağıra çağıra yürüyordu Adapazarı’nda: “İsteriz, isteriz, Osmanlı’yı isteriz…”

BİR OPERASYON



Bir operasyon fotoğrafı… Üzerinde bol miktarda harita ve fotoğraf olan bir masanın etrafında toplanmışlar. Bir yanda komutanlar, bir yanda hükümet. Etrafta başkaca kurmay subay ve politikacılar. Önlerindeki ekranlardan heyecan içinde bir operasyonu izliyorlar. Olayın ciddiyeti vücut dillerine, yüz ifadelerine yansımış.

Bir yanda Usame Bin Ladin, diğer yanda Şah-Fırat operasyonu fotoğrafları.

  



Her şey bu kadar mı aynı olur hocam? Ellerini çenelerine komaları bile…

Bir operasyon bu… Algılarımıza yapılıyor. Reflekslerimize, sinir uçlarımıza, yükselen kan şekerimize, çatılan kaşlarımıza, kabaran yüreğimize yapılıyor… Suriye’ye karşı işledikleri günahların izlerini silmek için zihinlerimizden…

Bu işe en çok sevinenlerin ABD, PKK ve AKP olduğunu görmeyelim, komşumuz Suriye’ye karşı eğitip donatacağımız ÖSO’nun PKK/YPG ile ortak olduğunu anlamayalım diye…

(H)İÇ GÜVENLİK PAKETİ

Polise yan bakılamayacak. İsterse arama yapacak. Gözaltı süresini 4 güne kadar uzatabilecek. Valilik yasakladı mı yürüyüşü, çıkarsan sokağa, hapisle yargılanacaksın. Ve daha bunun gibi bir sürü madde…

 



Aslında bu “Hiç Güvenlik” paketi. Açıyorsun, iç güvenliği içine koyup kapatıyorsun. Ortada hiç güvenlik kalmayınca sorun da kalmıyor. Nitekim ilk tesirini de tasarı mecliste görüşülürken gösterdi. Yumruk tekme, merdivenlerden savrulup, telef oldu milletvekilleri. Paketin şerrinden milletvekili dokunulmazlığı bile koruyamadı. Ya vatandaş ne olacak?

VATAN TOPRAĞI

Deve dişi gibi yazılarla, tumturaklı kelimeler kullandıkları analizlerle şunu anlatmaya çalıştılar: “Süleyman Şah vatan toprağı değildir.”

Bunun için çok gerekçeleri de vardı. Kimi “Allah korusun, ya IŞİD bizim askerleri ele geçirseydi” diye başlıyordu. Kimi, “alt tarafı birkaç dönümlük toprak, değer mi” diye soruyordu. Değil mi ya? Değer mi? Yeter ki, ağlamasın analar…

 



Hepsi haklıdırlar… Bu kafaya göre vatan toprağı değildir.

Çünkü vatan, toprak değildir bir başına… O toprak, uğruna ölmeyi göze almış yüreklerle vatan olur, analizlerle, ricat gerekçeleriyle değil.

Ve eğer Süleyman Şah uğruna ölmeyi göze alamıyorsak… Ki, aynı nedenle çıkmıyoruz, mesela Cudi Dağı’na… Bundan sonra Diyarbakır ya da Ankara için de ölmemizi engelleyecek birçok gerekçe bulunabilecek demektir. Ama o gerekçeler Türk milletini durdurmaya yetmez.

Helmut Von Moltke, Nizip Savaşı yenilgisini anlatırken şöyle der: “Savaşı kaybeden Türk değil, komutandı…” Bugün eğer bir yenilgiden söz edeceksek, bu Türk Ordusu'nun değil, onu fiilen yöneten siyasi iktidarın yenilgisidir. Türk milleti de Türk Ordusu da vatan toprağından vazgeçmeyecektir…

DÖRDÜ KAHRAMAN, BİRİ PERSONEL

  




Akademisyen bir astsubayımız, Genelkurmay Başkanlığı’nın iki şehit duyurusunu karşılaştırmış. Kısaltarak ama yorumsuz aktarıyorum:
Astsubay için yapılan duyuru:

"Şah Fırat" Operasyonu sırasında herhangi bir çatışma yaşanmamış, başlangıç evresindeki intikal esnasında bir personelimiz geçirdiği bir kaza sonucu şehit olmuştur. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.(Tarih: 22 Şubat 2015, Saat: 07:48, NO: BA-02 / 15)”

Pilotlar için yapılan duyuru:

“(…)Saat 20.45’te iki uçağımızın da enkazına ulaşılmış ve maalesef dört kahraman pilotumuz şehit olmuşlardır. Bu elim kaza neticesinde şehadet mertebesine erişen kahraman pilot arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet kederli aile fertlerine, Silahlı Kuvvetlerimize ve yüce Türk Milletine başsağlığı dileriz. (Tarih: 24 Şubat 2015, Saat: 21:30, NO: BA-03 / 15)”

“Milletçe hepimizi acıya gark eden bir şehidin arkasından kullanılan ifade bu mu olmalıydı diye sormak istiyorum. Bir şahadet, hafta sonu pikniğe giden bir adamın yolda yakalandığı yağmurun kayganlaştırdığı yola binaen direksiyon hakimiyetini kaybetmesi kadar değersizleştirilebilir miydi acaba bilmiyorum.

Siz bu metni; "görev icabı" sıradan bir ayrımcılığın etkisiyle mi yazıyorsunuz. Öz geçmişinizi süsleyen mezun olduğunuz koca koca okullarda mı öğretiliyor bütün bunlar bilmek istiyorum. Biz bu vatan ve üzerinde yaşayan insanları kutsal saydık. Gerekirse ölüme güle oynaya gitmeyi onurumuz bildik. Ama kader, bu fırsatı kimimize verdi, kimimize vermedi.

Hiç bir ayrım yapmadan, bir an için bile olsun gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden beş yiğit kardeşimize, beş kahraman kardeşimize rahmet diliyoruz. Geride kalanlara da baş sağlığı… Saygılarımla...”

Oktay Yıldırım

ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
assubay - 2 yıl önce
oktay bey teşekkür ederiz.
Avatar
selahattin Güleç - 2 yıl önce
sevgili oktay bey , bizi gururlandırıyorsun değerli kardeşim.
Avatar
mine - 2 yıl önce
yıldırım kardeş 18 martta çanakkale siperine gelir misin! hiç güvenlik le bizi paketleme ihtimallerine karşı bize öz savunma taktikleri verir siniz!