banner863

Dünya yeniden Mezhep Savaşları Çağı’na döner mi?


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

06 Ocak 2016, 12:29

 Bin yıl önce Avrupa’nın Hristiyan halkları ile Müslüman halklar arasında yaklaşık 250 yıl süren Haçlı Savaşlarının gerçek nedeni ekonomikti. Ama savaş dinler arası çatışma biçiminde gerçekleşmişti.
Aynı dönemde İslam ülkelerinin gerek kendi içlerinde gerekse komşu Müslüman ülkelerle savaşları, birçok durumda mezhep kavgası görüntüsü altındaydı.
Bu savaşların en yakın örneği Osmanlı-Safevi savaşlarıdır. 1500’lerin başından 1639 yılına kadar sürmüştür.
1500’lü ve 1600’lü yıllarda Avrupa’da yeni yeni şekillenmekte olan ulusal devletler arasındaki çıkar çatışmaları da çoğunlukla mezhep kavgaları biçiminde yaşandı.
Başka türlü olamazdı. İçerde ve dışarda bütün savaşlar, ancakçağın hakim ideolojisi olan din kisvesi altında yürütülebilirdi.

Değişen Çağ
Ama yaklaşık dört yüz yıldır Batı’da ve İslam Dünyasında din ve mezhep savaşları yaşanmadı.
İnsanlık Aydınlanma çağını yaşadı. Fransız Devrimi’ni, Ekim Devrimi’ni yaptı. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini kabul etti. Aynı topraklar üzerinde yaşayan, aynı dili konuşan, ortak bir ekonomiye sahip olan farklı inançlardan insanlar, ortak vatanlarını savunmada birleştiler, ulusal devletlerini kurdular. Devrimler yaptılar. Beraberce sevinen beraberce üzülen toplumlar haline geldiler. Yani “Millet” oldular.
İşte bu gelişmeler içinde din, dünyanın her yerinde hakim ideoloji olmaktan çıktı. Din ve mezhep savaşları, Ortaçağa ait bir olgu olarak geçmişin bir parçası haline geldiler.

Aynı camide namaz kılmadan birbirini boğazlamaya
Son dönemde ise yüzyıllar içinde meydana gelmiş bu tarihsel gelişmenin tam tersi bir sürecin yeniden canlandırılması yolundaki çabalara tanık oluyoruz.
2003 yılının ilk aylarında Bağdat ve Irak’ın diğer şehirleri ABD bombaları ile yıkılırken, Sünni ve Şii Iraklılar aynı camilerde beraberce namaz kılıyorlar ve emperyalist işgale karşı vatanlarını birlikte savunacaklarını ilan ediyorlardı.
Sonra Irak işgal edildi. Ardından Şii ve Sünni camiler bombalanmaya başlandı. Bazı kundaklamaların failleri yakalandı. Emperyalist işgalcilerin Şii kılığında Sünni Camilerini, Sünni kılığında Şii camilerini kundakladıkları ortaya çıktı.
Buna rağmen provokasyonlar devam etti. En sonunda Sünni ve Şii Iraklıların arasına kan girdi. IŞİD benzeri Selefici terör örgütlerinin serpilip büyüdüğü bir ortam yaratıldı.
ABD emperyalizmi aynı oyunu Suriye’de de sahnelemeye çalıştı. Terör örgütleri mezhep ayrılığını körükleyerek Suriye’yi bölmeye çalıştı.
Sonuç, iki ülkede milyonlarca insanın ölümüdür.

Mezhep savaşını hedefleyen provokasyon
İslam dünyasını mezhep ayrımı temelinde birbirine düşürme girişimleri devam ediyor.
ABD’nin İslam dünyasındaki en sadık müttefiki olan Suudi yönetimin Şii Din adamıEl Nimr ile 46 Şii’yi 1 Ocak günü idam etmesi, Bölgede Sünni Şii savaşını tetikleme yönünde gerçekleştirilmiş büyük bir provokasyondur.
AKP iktidarının mezhepçi politikaları, İktidar yanlısı Yeni Şafak gazetesinde Genel Yayın Yönetmeninin kaleminden nicedir Bölgemizin bir Sünni Şii savaşına gitmekte olduğu ve Türkiye’nin bu savaşta Sünni cephede yer almasının kaçınılmazlığı yolunda yapılan yorumlar, bir planın uygulanmakta olduğunu gösteriyor.
Huntington gibi emperyalizmin neoliberal teorisyenleri, din ve mezhep ayrılıklarının belirlediği fay hatlarında yaşanacak olan çatışmaların önümüzde döneme damgasını vuracağını iddia etmişlerdi. Son on yıldır bölgemizde yaşananlar, bu emperyalist teorilerin hayata geçirilmesi yolundaki çabaların ürünüdür.
Ama şimdiye kadar yaşanan olumsuz gelişmelerden hareketle İslam dünyasının mezhep savaşları çağına geri döndüğü veya dönebileceği ileri sürülebilir mi?

Şaşzaman politika
Belli tarihsel koşullar belli sonuçlar doğurur. 21. Yüzyılda Köleci Roma İmparatorluğu yeniden kurulamaz.
Aynı şekilde Ortaçağ’ın din ve mezhep savaşları da günümüzde yeniden yaşanamaz.
Nitekim, Laik Suriye Hükümeti bütün din ve mezheplerden tüm Suriyelileri birleştiriyor ve emperyalizm ve onunla işbirliği yapan şeriatçı çetelerin planlarını yerle bir ediyor.
İran Hükümeti,Suudlarınprovokasyonunun ardından yaptığı açıklamalar ve aldığı tedbirlerle mezhep çatışması tuzağına düşmeyeceğini gösteriyor.
Atatürk’ün Türkiye’sini Ortaçağ’ın karanlık çatışmalarının içine çekmek ise olmayacak duaya amin demekten başka bir anlama gelmez..
21. yüzyılın dünyasında Ortaçağ savaşlarını geri getirme hayali görenler zamanı şaşırmışlardır. Literatürde buna “şaşzamanlık” (Anakronizm) deniyor.
“Şaşzamanlı” politikalarla tarihe yön vermek mümkün değildir.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.