banner863

''Yeni Dünya Düzeni''nin sonu mu?

''Yeni Dünya Düzeni''nin sonu mu?

 “Dünya bu fırsatı, uzun süre önce verilmiş olan “Yeni Dünya Düzeni “sözünü tutmak için kullanabilir. Yeni Dünya Düzeni’nde,  farklı milletler, insanlığın evrensel özlemlerini gerçekleştirmek için bir araya gelecektir”

ABD Devlet Başkanı George W. Bush, 11 Eylül 1990’da, patlak veren Körfez krizi ile ilgili olarak, Kongre’de yaptığı konuşmada, Sovyetlerin çöküşü sonrası kurmak istedikleri ABD imparatorluğunu “Yeni Dünya Düzeni” sloganının altına gizlemişti.

Politika değişikliği

Çok geçmeden Pandora’nın Kutusu açıldı. ABD yöneticileri, küresel imparatorluk hayallerini gerçekleştirmek amacı ile önce Irak, sonrasında Yugoslavya ve Afganistan ve şimdilerde Suriye olmak üzere dünyanın dört bir yanına ölüm ithal etmeye başladı.

Fakat hayaller, Suriye toprakları üzerinde Asya Bloğuna çarpıverdi.

Bu çarpma küresel imparatorluk gemisi ve ortaklarına büyük zarar verdi ve kaptan değişikliğine gitmek zorunda kaldılar.

Bush sülalesi, Clinton ve Obama ile devam eden “yayılmacı” ABD siyasetlerine, “isolationist” olarak isimlendirilen yeni Başkan Donald Trump’un nasıl bir etki yapacağını söylemek için henüz çok erken fakat ABD yönetimindeki “Yeni Dünya Düzeni”nin ortaklarından gelen tepkiler, yaşanan değişimin büyüklüğünü anlamak bakımından yararlı olacaktır.

İncelememize, ABD’nin başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki işgallerine kendi ülkelerinin emperyal  çıkarları ile çatışmadığı müddetçe destek veren Avrupa’nın “Sosyal Demokratları” ile başlayalım; 

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Trump’un seçilmesi ile “bir belirsizlik dönemi başladığını” ifade etti ve Trump’un bazı politikalarının Fransa’nın “değerleri ve çıkarları ile çatıştığını” vurguladı.

Fransa’nın ABD Büyükelçisi Gerard Araud ise , Trump’un seçim zaferi sonrası, “Brexit ve bu seçimlerden sonra artık her şey mümkün. Gözlerimizin önünde bir dünya yıkılıyor” ifadeleri ile değerlendirdi.

Bir başka dünyası yıkılan ise Alman Şansölye Merkel’in Yardımcısı Sigmar Gabriel oldu. Şansölye Yardımcısı, Trump’a karşı savaş çağrısı yaptı ; “Trump yeni bir otoriter ve şovenist hareketin öncüsü. Bu bizim için bir uyarı. Bu uluslararası harekete karşı durmak istiyorsak ülkemiz ve Avrupa değişmeli” çağrısında bulundu.

İngiltere’nin Avrupa Birliği karşıtı Sosyal Demokrat lideri Jeremy Corby’den ise farklı bir tepki geldi; 

Trump’un seçilmesini “siyasal kurulu düzenin aşikar bir reddi olarak” tanımlayan İşçi Partisi lideri Corby,  “büyük çoğunluk için ekonomik sistemin” yürümemesini bu seçimin sebebi olarak nitelendirdi.

İç savaş mı?

ABD emperyalizminin bir başka destekçisi Avrupa merkez sağından daha ılımlı açıklamalar gelse de, Trump’un seçilmesi sonrası Batı İttifakında bir yarılma meydana geldiğini belirtmekten çekinmediler;

Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Trump’un zaferini “ Amerikan halkının, milletlerimizi tehdit eden tehlikelerle ilgili bütün tartışmaları yasaklayan tek fikirliliği reddi” olarak tanımlasa da ülkesinin  “ABD’nin özgür bir müttefiki” olduğunun altını çizmesi dikkat çekti. Sarkozy kendilerini “zor zamanların” beklediğini belirtti.

Avrupa merkez sağının önemli ismi François Bayrou ise “dünyanın her yerinde, insanların, dışlanmış hissettikleri kurulu düzeni reddetmeye başladıklarını” ifade etti.
Alman Savunma Bakanı Ursula Von der Leyen ise Trump’ı “büyük bir şok” olarak isimlendirmekten çekinmedi.

“Yeni Dünya Düzeni”nin eski sahibi Vatikan’ın Dışişlerinin başındaki isim Kardinal Pietro Parolin ise diplomatik tavrını koruyup Trump’ı “tanrının aydınlatması ve desteklemesi” için dua ettiklerini belirtse de “ülkesinin hizmetinde olduğu kadar iyilik ve dünya barışı için de” çalışması gerektiğini satır aralarına yerleştirdiler.

“Yeni Dünya Düzeni”nin asıl sahibi küresel şirketlerin sesi Financial Times ise çatırdayan Atlantik ittifakının çanını en kuvvetli çalan oldu:  Trump’ın zaferini  “Washington’u havaya uçuracak” seçim olarak nitelendiren gazete, “150 sene önce yaşanan iç savaştan bu yana ABD demokrasisi böylesine sınanmamıştı” değerlendirmesine sütunlarında yer verdi.

Trump ne küreselleşme yanlısı medyanın gösterdiği gibi bir şeytan ne de taraftarlarının ve İslam ve göçmenler karşıtı siyasetleri nedeni ile Trump’a destek veren aşırı sağın dediği gibi bir melek.

Emperyalizmin mabedinde ve müttefiklerindeki bu yarılmanın ezilen milletler için bir fırsat olduğu ise tartışılmaz bir gerçek.

Onur Sinan Güzaltan
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.