Prof. Dr. Hüseyin Yetik, uluslararası literatüre geçti

Prof. Dr. Hüseyin Yetik, uluslararası literatüre geçti

İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yetik, prematürlerde körlüğe neden olan “prematüre retinopatisi” hastalığının tedavisini değiştirecek çok önemli bir yeniliğe imza attı.

Vaktinden erken doğan bebeklerin en önemli göz sorunlarından biri olan “prematüre retinopatisi”, bebeklerde retina hasarı yapan ve körlükle sonuçlanabilen bir göz hastalığı. Prof. Dr. Hüseyin Yetik, “prematüre retinopatisi” ile mücadelede bağırsak kanserinde kullanılan bir ilacı kullanarak %100 başarı sağladı. Prof. Dr. Hüseyin Yetik’in kendi buluşu olan enjeksiyon görüntüleme tekniği “Dr. Hüseyin Yetik’in Dijital Görüntüleme Sistemi” adı altında literatüre geçti.

“Üniversitemizi Dünya Üniversiteler Liginde Başarı İle Temsil Ediyoruz”

İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Prof. Dr. Hüseyin Yetik tarafından uluslararası literatüre kazandırılan bu teknik için kendisini tebrik ederek şunları söyledi: “Türkiye’yi dünya üniversiteler liginde başarı ile temsil eden üniversitemiz uluslararası bilimsel alanlarda da farkını ortaya koymaya devam ediyor. Prof. Dr. Hüseyin Yetik tarafından hayata geçirilen bu yöntem hepimizi gururlandırdı. İstanbul Üniversitesi ülkemize yaptığı katkıların yanı sıra hayata geçirilen projeler, önemli bilimsel çalışmalar ve tıp ve sağlık alanındaki başarıları ile dünya çapında da ismini duyuruyor. İstanbul Üniversitesi olarak genel kabul gören 8 farklı uluslararası sıralamanın 7’sinde yer almamız bunun en büyük kanıtıdır. Bunu da Prof. Dr. Hüseyin Yetik gibi akademik çalışmaları ile bizleri gururlandıran hocalarımıza borçluyuz.”

“Evrelere Göre Tedavi Gerekiyor”

Prof. Dr. Hüseyin Yetik prematüre retinopatisi hastalığına ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Prematüre, zamanından erken doğmuş bebek demektir. Yani zamanında doğmuş bir çocuğun bile retinası eksikken, prematüre çocuk görme kabiliyeti daha da eksik bir retinayla doğmuştur. Bu olgunlaşmamış görme kabiliyetini henüz kazanmamış retinanın doğum sonrası gelişme sürecinde bir takım sıkıntılara maruz kalmasına, gelişmesinin aksamasını da biz prematüre retinopatisi ya da kısaca ‘ROP Hastalığı’ olarak adlandırıyoruz” ifadelerini kullandı.

İlk muayenenin, çocuğun doğum haftası ve anneden doğduğu vakitten sonra geçen kronolojik yaşın toplamına göre değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Yetik, “Bu yaşın 31 haftaya tamamlayacak şekilde, örneğin 26 haftalık doğmuş bir bebeği 5 hafta sonra görüyoruz 25 haftalık doğmuş bir bebeği 6 hafta sonra görüyoruz” dedi.

Hastalığın tanı ve tedavisinde evrelerin önemli olduğunu aktaran Prof. Dr. Hüseyin Yetik, şunları ifade etti: “Hastalığın evrelere göre tedavi gerektirdiği ya da tedavi gerektirmeden kendiliğinden düzeldiği evreler var. İlk tarama muayenesine aldıktan sonra çocukların takip protokolü, o ilk muayenede bulduğumuz bulguya göre değişmektedir. İlk muayene bulgusundaki tablonun önemine göre çocuğu bir hafta, bir ay hatta altı aylıkken bile tekrar çağırdığımız olabiliyor. Hastalık retinanın halen miktar yani Zon ve hastalığın şiddeti yani Evre ölçülerine göre sınıflanıyor ve hastalıkta 3 adet zon ve beş adet evre var. İçinde bulunduğu evreye göre takibe ya da tedaviye alınıyor. 1. 2. 3. 4. 5. evreler şeklinde, en hafiften en ağıra doğru ilerleyen aşamaları var. 3. evreye geldiği zaman yani retina damar oluşumu anormal patolojik bir karakter kazandığı zaman tedavi yapıyoruz.”



“Neredeyse Normal Bir Retina Elde Etmek Mümkün”

Prof. Dr. Yetik daha önce sürdürülen tedavi yöntemine ilişkin şu bilgileri aktardı: “Daha önce damarsız retina tabakasını yakıyorduk, yani bunun pratik karşılığı, hastanın görme alanını olması gerekenden daha küçük bir hale gelmesine razı oluyorduk. İkincisi ise o anormalleşmiş damarları da yakarak kontrolü elde etmeye çalışıyorduk. En azından bu vakte kadar gelişen retina bizim olsun maksadıyla belirli bir miktar kayba razı oluyorduk. Bu tedavide ise gözün içine bir ilaç enjekte ediyoruz ve bu ilaç enjeksiyonuyla anormalleşmiş damarların tümden ortadan kalkmasını sağlıyoruz. Vücut bu kez anormal damarların ortadan kalkmasını normal bir şekilde sağladığımız için sağlıklı damarlarını tekrar retina kumaşı üzerine doğru döşüyor ve olgunlaştırıyor. Tedaviden 6 ay, 1 yıl veya 4 yıl sonra bile o hastanın rop hastalığı geçirmiş olduğuyla ilgili neredeyse en küçük bir delile bile rastlamıyoruz. Hemen hemen tamamen normal bir retina elde edebiliyoruz.”

Prof. Dr. Hüseyin Yetik’in İntravitral Enjeksiyon Tekniği

Prof. Dr. Hüseyin Yetik, kendi buluşu olan enjeksiyon görüntüleme tekniğini şu sözlerle tanımladı: “Göz içine ilaç enjeksiyonları yıllar evvelden başlamış uygulamadır. Prematüre çocuklardan edindiğim tecrübe ile bir enjeksiyon tekniği tanımladım. ‘Prof. Dr. Hüseyin Yetik’in İntravitral Enjeksiyon Tekniği’ adı altında enjeksiyon uygulaması, iğnenin göze girdiği, iğne ucunun göz içi boşluğunda görüldüğü ve gözün içine ilacın nasıl yayıldığını görüntüleyen sahneyi de kayda aldığımız video, film olarak yayına kabul edildi. Şu anda Springer yayınevinin web sayfasında abonelerine o tekniğin videosunu da yayın halinde sunuyorlar. Meslektaşlarımız bu tekniği de yine bizim tanımladığımız teknik olarak oradan izleyip görebiliyorlar. Özellikle prematüre çocuklarının retinalarının tedaviden evvel, tedaviden sonra ki süreçte ne olduğunu dökümente edilip, gerek anne babaya anlatılması gerekse medikolegal gerekçelerle aktarılması çok önemlidir.”

Prematüre çocuğun gözünde 3 farklı işlem yapan TÜBİTAK destekli bu cihazın “Dr. Hüseyin Yetik’in Dijital Görüntüleme Sistemi” adı altında literatüre geçtiğini de belirten Prof. Dr. Yetik, “Sağlık Bakanlığı ve Ankara’da bulunan Kamu Hastaneleri Birliği’nden destek alan bu cihaz ilk kez farklı bir görüntüleme sistemi olarak tarihe geçti. Kamu Hastaneleri Birliği’nde bir toplantı yapılarak bu cihazın rutin uygulamaya geçirilecek olması ve tüm hastanelerde yaygın olarak kullanılması gerektiği önemli bir aşamadır” dedi.

“İÜ Mensubu Olmaktan Gurur Duyuyorum”

Literatüre böyle önemli bir katkıda bulunan Prof. Dr. Yetik, “Üniversitemizin iki tıp fakültesi var ve uluslararası düzeyde bu çok önemli. İstanbul Üniversitesi mensubu olmaktan gurur duyuyorum. Bu gerçekten bir bayrak yarışıdır. Bizi çok kıymetli hocalarımız yetiştirdi, ben de isterim ki bizden sonraki nesillere de güzel şeyler bırakalım. Gerek üniversitemize gerekse yetişmemizde emeği olan hocalarımıza vefa borcumuzu ödeyebilecek ufacık da olsa bir değer ortaya koyabildiysek, bizden sonraki nesillere de cesaretlendirici örnek olabildiysek ne mutlu” ifadelerini kullandı.

ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.