Elif Şafak'ın tangası


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

31 Temmuz 2014, 10:58

Hükümet-Cemaat kavgası öyle bir noktaya geldi ki hem her alanda hem de ölçüsüz devam ediyor.

Elif Şafak İstanbul'da bazı reklam panolarının karalanması üzerine, "böyle giderse Türkiye İran olur" demiş...

Akit'ten Mehmet Doğan... Pek sinirlenmiş, şöyle diyor: "Tavsiyem şu: Bir kitabında erkek kıyafeti giyip reklam yapmıştın, bundan sonraki kitabının reklamını tangalı yap. Bakalım resmin karalanacak mı?"(24 Temmuz)

Elif Şafak vaktiyle Türklüğe hakaret etti, mahkemeye verildi. Bu gazeteler, onu değil de onu mahkemeye verenleri hedef yaptılar manşetlerinden. O günlerde prensesleriydi Elif Şafak...

Ama bugün... Elif Şafak'ın tangası Akit'in ağzında. İş oraya kadar inmiş...

Allah korusun hafız, abdestin kaçar sonra...

CEHENNEMDEN HABER VAR
Rize'ye ait yerel haber sitesi Halk53 haber sitesinden Osman Kaptan'ın haberine göre: Geçtiğimiz aylarda beyin kanaması geçiren ve 20 gün yoğun bakımda kalan Rize-İyidere'nin AKP'li Belediye Başkanı Ahmet Mete; "20 gün yoğun bakımda yattım, aşağıdaki dünyaya gittim, tekrar geri geldim, bu sürede binlerce insan beni ziyarete geldi, hastanede ne kadar çok sevenim olduğunu görünce gitmekten vazgeçtim. Aşağıda baba ve dedelerinizi gördüm, onlardan size selam getirdim. Baba ve dedeleriniz çok çalışmanızı istedi, 10 Ağustos'ta Başbakan Erdoğan'a oy vermenizi istedi." dedi.

Bu yalanı uyduran biri gitse gitse cehenneme gidip gelmiştir.



ZAYTUNG'A PES DEDİRTENLER


Yeni Şafak'tan Ergün Yıldırım, ertesi gün de Salih Tuna... Dediklerine göre Filistinli çocuklar, İsrailli askerleri, "Recep Tayyip Erdoğan diye korkutuyormuş..." Pardon, yanlış oldu, "ödünü patlatıyorlarmış..." (20 Temmuz)

Sonra Yusuf Kaplan... O da Yeni Şafak'tan... Twitter'a şöyle yazmış: Sri Lanka'nın bir dağ köyünde 12 yaşında özürlü bir çocuk, "Erdoğan'ın sağlığı nasıl" diye soruyormuş...

Allah akıl fikir nasip etsin... Yok yok yazana değil, o akıllı... Okuyup da inananlara...

Önümüzdeki günlerde şunu da bekliyorum: "İsrail Ordusundan bir tugay Tayyip Erdoğan korkusundan toplu halde Müslüman oldu..."

HAFTANIN KUYRUKLU YALANI

AKP'ye yakın Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformu ve Memur – Sen İl Temsilcisi Başkanı Halil İbrahim Keleşoğlu, İsrail'in Gazze saldırısını Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkilemek için yaptığını söyledi:

"Bu operasyonlar ülkemizdeki Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini etkileyerek, ülkemizde dünya mazlumlarının sesi olacak bir cumhurbaşkanın seçilmesinin engellemek istediğini görmezden gelemeyiz"

Yahu ne içiyor bu adamlar?

HAFTANIN EN TERBİYELİSİ

Aslında hep böyledir... Bu kez isim vermeden Ahmet Hakan'a hitap etmiş... Bakın ne kadar zarif: "Bebek katillerine sözü olmayıp İsrail şövalyeliğine soyunarak salyasını akıtan yazar müsveddesi yavşağın içine Netenyahu kaçmış! Nişantaşı'ndaki oraletine akıtılmış Gazzeli bebek kanına ekmeğini banan aşağılık yazar o kanlı ekmek parçaları boğazına takılsın inşallah. Ne çok İsrail yalaması yazar var"

Şu hayal gücüne bak kardeşim, "oralete akıtılmış bebek kanına ekmek banmak..."



BAK VİLLA DA VARMIŞ

İstanbul Emniyeti Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı polislere yapılacak operasyonu önceden haber veren bir yazı yazmış ve uzatılan mikrofona şöyle demişti. "bu operasyonun Etiler'de veya şehrin merkezinde rezidanslarda değil de şehrin kenarında kiralık binalarda olması bence anlamlı..."

Yani...

"Bakın bu insanlar ne kadar mütevazı yerlerde yaşıyorlar" demek istiyordu.

Ve birkaç saat sonra... Polisler Zekeriyaköy'deki Uskumruköy Park villalarına gitti. Ali Fuat Yılmazer'in evine...

Yakup müdürün, oralarda kiraların ve evlerin kaç para olduğundan haberi var mı bilmiyoruz. Gazeteler 7 bin TL diye yazıyorlar. Ve bu da anlamlıydı...


İŞTE GERÇEK YÜZÜ


Geçen hafta "bayrağı korumak isteriz" deyince, "aha da buldum" demiştim. Haftanın palavrası diye de yazmıştım.

Bu hafta gerçek yüzünü gösterdi: "Tek millet ve tek dil dayatmadır, bu coğrafyada yeri yoktur" dedi.

Anladınız siz...

O...

PKK'nın sesi, Selahattin Demirtaş...






FAİLİ MALUM ŞEHİTLERİMİZ


Şanlıurfa'da sınırı geçmeye çalışan teröristler üç askerimizi şehit etti. İster Kobane'de IŞİD ile çatıştığı söylenen ve AKP ile müzakere yürüten PKK olsun; isterse hükümetin her türlü lojistik desteği sağladığı IŞİD olsun... Bunlar bir şeyi değiştirmiyor. Her durumda o üç Mehmetçik AKP'nin kurbanlarıdır...

YEMİ FAZLA GELENLER

CNN'de Şirin Payzın'ın programına katılan Abdülkadir Selvi ve İdris Bal birbirlerine en güzide sözlerle hitap etti. Selvi'nin, mahkemenin dinleme kararlarını göstererek soru sormak istemesi İdris Bal'ı kızdırdı.

Bal: "Sen kimsin bunları istiyorsun. Sen parayla çalışan bir adamsın. Sen kimsin de karşıma geçip savcı gibi konuşuyorsun" dedi.

Selvi:"Kara propaganda elemanı olarak oralarda operasyon yapma. Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında yakanızı iliklediniz milletvekili oldunuz. Utanmadan algı operasyonu yapıyorsunuz. Ben sana bunun hesabını sorarım" diye yanıt verdi.

Tekrar Bal, "Sen kimsin bunun hesabını soruyorsun. Yemini fazla vermişler herhalde" diye konuştu.

AKP ve Cemaate gönül verenler bu manzara karşısında duygu seline kapıldı. "İşte" dediler, "layık olduğumuz yöneticiler ve yazarlar..."

DENİZ YILDIRIM CEMAAT'E ÖĞRETTİ




Polislere yönelik gözaltı fotoğraflarının en dikkat çekici olanları kelepçeli ellerini havaya kaldıranlardı. Çoğunun söyledikleri de ortaktı: "Hırsızları değil hırsızlığın üstüne gidenleri gözaltına alıyorlar."

Kamuoyu bu pozu gazeteci Deniz Yıldırım ile hatırlıyor. Deniz Yıldırım, Tayyip Erdoğan'a ait olduğu söylenen "3'e kapatın" konuşmasını yayınladığı için tutuklanmıştı. Anlaşılan o ki Deniz Yıldırım kelepçeli ellerini kaldırarak poz vermeyi Cemaate öğretmiş.

Ama...

İnsan şu soruyu sormadan da edemiyor: "Madem hırsızlık ve yolsuzluk konusunda bu kadar hassastınız, Deniz Yıldırım o konuşmayı yayınladığı zaman neden o kaydı ihbar kabul edip bir yolsuzluk operasyonu yapmadınız?"

Yani iş sadece Deniz'in pozunu vermekle olmuyor... Altını da doldurmak lazım... Deniz onu doldurmak için 4 buçuk yıl fazla hapis yatmıştı...

KUDDUSİ OKKIR'IN KATİLLERİ


Cemaat operasyonları, eski savcı Gültekin Avcı'ya şunu bile dedirtti: Gece operasyonları düzenlemek insan hakları ihlalidir..." (24 Temmuz)

İşe bakın. Bu adam insanı, haklarını hatta onlara saygıyı bile öğrenmiş...

Niye şaşırıyorum?

Tarih: 4 Temmuz 2008. Kanal-7, İskele Sancak programı...

Konu Ergenekon ve o sırada ölüm döşeğinde olan Kuddusi Okkır, bu beyimiz de stüdyonun başköşesinde ferman buyuruyor: "Bunlar Abdullah Öcalan'dan daha tehlikeli, ölüm döşeğinde olmasının sebebi savcı değildir, iyi o zaman Abdullah Öcalan da hastalandı diye onu da serbest mi bırakalım?"

Şimdi... Hiç sıkılmıyor... Çıkmış anlatıyor, "hukuk, insan hakkı" filan...

Oktay Yıldırım
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
barutagacı - 2 yıl önce
vah yurdum vah kımlere emanet