Erdoğan cumhurbaşkanı olamadı


Çetin Ünsalan

Çetin Ünsalan

08 Aralık 2014, 08:49

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı; elbette adaylardan biri kazandı. Kim, nasıl, neden aday oldu, nasıl bir cumhurbaşkanıydı veya olacaktı; her biri farklı tartışmalar. Bahsettiğim konu ise kime oy verildi ya da verilmediğiyle ilgili değil.

Yıllar önce Business Channel’dayken iyi bir ekip çalışmasıyla ‘Köşk Yolunda Salvolar’ belgeselini yapmıştık. Tarihi karıştırdığınızda da, belgeselin bitmiş halinde de net bir biçimde gözüküyordu ki, cumhurbaşkanlığı seçimleri bu ülkede hep tartışmalara neden oldu.

Fakat seçimler bittikten sonra hem vatandaşın, hem de seçilenin sükûnet içinde durumu kabul ettiğini görüyoruz. Lakin Recep Tayyip Erdoğan’ın durumu farklı bir fotoğraf sergiliyor. Çünkü mesele tarafsızlık ilkesinin ötesine geçti. Aynı siyasi görüşten olması ve gelen her yasayı koşulsuz onaylamasına rağmen, Abdullah Gül’de bile olmayan bir kıvama geldi.

Erdoğan siyaset üstü olamadı. Elbette bunda mevcut Cumhurbaşkanı’nın karakteristik özellikleri kadar, seçim sisteminin de arızaları kendisini hissettirdi. Belki de seçimlerde, Cumhurbaşkanı’nı millet seçerken siyasi figür olmama şartı getirilmeliydi.

Çünkü Erdoğan bunu beceremedi; belki de becermek istemedi. Seçildiği günden bu yana; sanki parti başkanlığı devam ediyormuşçasına aşırı dozda taraflı, müdahaleci, sınırlarını aşan ve polemikçi tavrını sürdürüyor.

Üstelik bunu da sadece siyasi aktörlerle yapmıyor. Halen vekâletini unutmuş, esas olan vatandaş ile ağız dalaşı içinde. Bir bakıyorsunuz yalan yanlış analizlerle vatandaşa hakaret ediyor; bir bakıyorsunuz esnafa teşvik paketi açıklayıp yürütmenin yetki alanını ihlal ediyor.

Aslında alışılmadık bir performans sergileyeceğini en başta da söyledi. Fakat alışılmamış hareketler yapmak, siyasi terbiye, teamül, tarafsızlık ilkesi, uzlaştırıcı olma zorunluluğu gibi, olmazsa olmazları da yok saymak anlamına gelmiyor.

Ülkede bakanlar halen Erdoğan’ın ardından konuşuyorsa ortada bir problem var demektir. Konuşulan konu da mevzu değil. Yani biri Amerika’yı keşfettirdi; diğeri arkadan Galile’ye rahmet okuttu.

Bu fotoğraf hoşuna giden de vardır; gitmeyen de… Fakat böylesi bir gerilim, gerilimleri düşürüp, belki de kırgın siyasi düşünceleri barıştırma pozisyonundaki kişi tarafından bizzat körükleniyorsa, bu sürdürülebilir değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan mantıklı mantıksız her konuda, herkesle kavga ediyor. En acısı da ancak birlik ve beraberlik içinde olursak aşabileceğimiz bir ekopolitik sürece giriyoruz. Oysa Cumhurbaşkanı makamında oturan kişi, ayrıştırmayı bizzat körüklüyor.

Bir an önce bu tavrından dönmesi tavsiye olunsa da, dinleyecek gibi de gözükmüyor. Bu kadar yıllara uzanan bir siyasi tecrübenin bu gerçeği görememiş olması ise oldukça acı. Belki de danışmanlarını tekrar gözden geçirmeli. Demek ki neymiş? Fakir fukaranın nafakasından kesip, saray yaptırmakla olmuyormuş. Ne demişti öyküdeki adam oğluna? “Ben sana vali olamazsın demedim ki…”

Çetin Ünsalan
[email protected]
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.