banner863

Erdoğan'ın veda konuşmasının şifreleri


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

28 Ağustos 2014, 10:24

Erdoğan'ın AKP Genel Kongresi'nde yaptığı veda konuşması, bundan sonraki sürece işaret etmesi bakımından önemliydi. Bugün o konuşmayı inceleyecek ve Erdoğan'ın bazı özel vurgularını çözümleyeceğiz:

CUMHURİYET'İN YIKILMASININ İLANI


Erdoğan, AKP Genel Kongresi'nin tarihini, yani 27 Ağustos 2014'ü, "Yeni Türkiye'nin doğum günü" ilan etti.

Pratikte Erdoğan'ların "eski Türkiye" derken ifade etmek istedikleri Atatürk'ün Türkiye'sidir, Kemalist Devrim'dir, Cumhuriyet'tir!

İşte Erdoğan 27 Ağustos 2014'ü "Yeni Türkiye'nin doğum günü" ilan ederken, Atatürk'ün Türkiye'sini ve Cumhuriyet'i yıktıklarını, yerine de yeni bir rejim inşa etmekte olduklarını söylemiş oluyor.

Zaten öyle olduğu için de, Erdoğan kendisini "ilk cumhurbaşkanı" sayıyor! Erdoğan, veda konuşması öncesinde kongre salonu dışındaki taraftarlarına otobüs üzerinden seslenirken, neden ilk olduğunu da şöyle açıkladı: "Çünkü beni halk seçti!"

Yani Erdoğan kendinden öncekileri meşru görmediğini ilan etmiş oluyor ve tarihi, kendisiyle başlatıyordu!

ERDOĞAN'IN DENETİMİ YİTİRME ENDİŞESİ


Normalde Erdoğan için görünen tablo gayet "mutluluğun resmi" gibiydi: Önce 30 Mart'ta, sonra da 10 Ağustos'ta seçim kazanmıştı. Cumhurbaşkanı oluyordu, partisi iktidardaydı... Arkada kalan 12 yılda Cumhuriyet'i yıkmış ve devletin kurumlarını adım adım ele geçirmişlerdi...

Erdoğan tüm bu güzel "görüntüye" rağmen, veda konuşmasında hep "davaya ihanet edenler" vurgusu yaptı. Erdoğan "ben yoksam dava ilerlemez" diyenleri "kibir tuzağına düşmüş" ilan etti.

İşaret ettiği kişi Abdullah Gül'dü ve Erdoğan, Gül'ü AKP Genel Kongresi'nde "davaya ihanet edenler" kategorisine sokup, taraftarlarına yuhalattı.

Konuşmasında bu vurgulara ağırlık vermesi, Erdoğan'ın Çankaya'dan AKP'yi rahat yönetemeyeceğine aslında işaret ediyordu.

Erdoğan, denetimi yitimekten korkuyordu!

'DAVUTOĞLU TEK ADAM OLMAYACAK!'

O korku nedeniyle Erdoğan kimi özel başka vurgular da yaptı:

Örneğin "AKP'nin tek adam partisi olmadığını" iddia etti. Oysa bu sözü söylerken kendisi Cumhurbakanı, Başbakan ve AKP Genel Başkanı'ydı!

Aslında Erdoğan 12 yıllık başbakanlık ve 13 yıllık AKP Genel Başkanlığı'yla çelişen bu sözü, yerine bıraktığı Ahmet Davutoğlu'nu çevrelemek ve onun başbakan ve genel başkan olarak etkinliğini sınırlandırmak için söylüyordu.

Erdoğan "tek adam partisi değiliz" diyerek, pratikte partisine ve taraftarlarına "Genel Başkanınız Ahmet Davutoğlu tek adam olmayacak, asıl ben varım" mesajı vermiş oluyordu.

Ve "Davutoğlu asla emanetçi başbakan değildir" diyerek, mesajına cila atıyordu!

İNİŞ KORKUSUYLA EL UZATMAK!

Erdoğan için tablo gerçekte sadece içeride yani AKP'de değil, dışarıda, Türkiye'nin genelinde de aslında iyi değildir!

Erdoğan bu nedenle veda konuşmasında bir de el uzatma mesajı verdi: "Bugün yeni bir Türkiye kurulurken, eski küslükleri, dargınlıkları, gerilimleri, kamplaşma ve kutuplaşmaları bir kenara bırakalım diyoruz. Bugün yeni bir sayfa açalım istiyoruz."

O kamplaşmayı, kutuplaşmayı, küskünlük ve dargınlıkarı bizzat yaratan Erdoğan ne olmuştu da el uzatıyordu? Daha dün Yargıtay'a "Metin Feyzioğlu'nu konuşturursanız ben gelmem" resti çeken ama Yargıtay'ın kararıyla açılışa katılamayacak duruma düşen Erdoğan, ne oldu da "küslükleri bırakalım" mesajı vermeye ihtiyaç duydu?

Olan şuydu: Kamplaşma siyaseti Erdoğanlar için yükselirken bir ihtiyaçtır ama düşüşe geçildiğinde kamplaşma düşüşün hızını ve şiddetini artıracak önemli bir dezavantajdır!

Erdoğan'ın ineceği yere çıktığını, Türkiye'de en iyi Erdoğan bilmektedir!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.