banner863

Ermeni meselesinden Kürt açılımına


Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

02 Şubat 2015, 19:38

24 Nisan 2015 için Ermeni soykırımı iddialarının 100'üncü yılı olması dolayısıyla büyük hazırlıklar yapılıyor. Başta ABD'de olmak üzere Batı başkentlerinde ve tabii ki Ermenistan'da 100. yıl dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor ve düzenlenecek.

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde İsviçre'yi mahkum ettirmesi ve arkasından davanın Büyük Daire'de de büyük olasılıkla Perinçek lehine bir sonuç çıkacak olması, Ermeni meselesi üzerinden Türkiye'yi sıkıştırma hamlelerinin etkisini büyük ölçüde ortadan kaldıracak. Ancak, konuyla ilgili gelişmeler, 24 Nisan'a doğru Erdoğan ve AKP Hükümeti'nin de katkılarıyla yine Türkiye'nin başını ağrıtan öncelikli gündem maddesi olacak. Geçerken hatırlatalım; Erdoğan'ın geçen yıl 24 Nisan'da yayınladığı taziye mesajını, Washington kuvvetli bir şekilde desteklemişti.

ABD'NİN ROLÜ

Aydınlık'ta Rafet Ballı yazdı; İsviçre'nin arabuluculuğunda sürdürülen Ermenistan-Türkiye görüşmeleri Washington'a kaymış. Zaten İsviçre'deyken de Washington tarafından kotarılıyordu.

Ermeni meselesi 1970'li yıllardaki ASALA'nın terör eylemlerinden beri Türkiye'nin gündeminde ama 1990'lı yıllarda yeni bir boyut kazandı. Ensemizde pişirilen bozayı daha fazla hissetmemiz 1999'daki Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin AB kapısına bağlanmasıyla oldu. O tarihten itibaren AB ve ABD, hem kendi parlamentoları düzleminde hem de uluslararası platformlarda Ermeni meselesiyle ilgili Türkiye'nin önüne 2 talep getirdiler.

a) Ermenistan ile ilişkilerinizi düzeltin.

b) Ermenilere soykırım yaptığınızı kabul edin.

MAHKUM EDİLMEK İSTENEN KURTULUŞ SAVAŞIMIZ

Bu konu tartışılırken, sıklıkla Ermenilerin toprak ve tazminat talepleri de gündeme gelmektedir. ABD ve dünyanın değişik bölgelerinde yerleşik Ermenilerin, tehcir sırasında geride bıraktığı malları ve kaybettikleriyle ilgili açtıkları davalar haber konusu olmaktadır. Sanki esas tehlikenin; Ermenilerin Batı Ermenistan denilen bölgeyi yeniden ele geçirmek istemesi gibi bir hava yaratılmaktadır. Kuşkusuz açılan tazminat davaları önemli, ancak meselenin esası bu değil.

ABD'de 1999 yılında Temsilciler Meclisi'ne getirilen ve hemen her yıl 24 Nisan öncesinde yeniden canlandırılan tasarıda, daha önceki iddialardan farklı olarak Türkiye'nin 1915-1923 yılları arasında Ermenilere soykırım uyguladığı iddia ediliyor. Daha önce 1915-1918 yılları arasında olduğu iddia edilen soykırım bu kez Kurtuluş Savaşımızı da kapsayacak şekilde genişletilmişti. ABD Temsilciler Meclisi'ndeki bu tasarı daha sonra dünya çapında 20 ülkenin parlamentosunda ve 41 ABD Eyaleti'nde benzer içeriklerle kabul edildi. Peki neden?

1990'LAR VE YENİ SEVR

1990'larda Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra ABD, iki ülkeyi hedef tahtasına oturttu. Birincisi çok farklı etnik gruptan oluşan federasyon olan Yugoslavya, diğeri Türkiye'ydi. 1990'larda Bosna'da düğmeye basıldı. 1991'deki Körfez Savaşı'nın ardından Türkiye'de de benzer bir süreç başladı. Dünyada etnik kimliklere özgürlük rüzgarı başlamıştı. Önce Irak'ın kuzeyindeki Kukla Devlet'in temelleri atıldı, ardından Türkiye'nin güneydoğusunda da giderek ABD'nin kucağına tam olarak oturan PKK eylemleriyle “Kürt meselesi” uluslararası bir sorun haline getirildi.

AKP'nin fikir babası olarak da tanımlanabilecek olan “Ilımlı İslam” teorisyeni Graham Fuller, işte bu yıllarda meşhur “Kemalizm'in modası geçti” sözünü söyledi. ABD ve AB başkentlerinde, “Türklerin yapay millet olduğu”, “Türkiye Cumhuriyeti'nin Ermeni, Rum, Kürt, Yezidi, Keldani vb. soykırımlarıyla” kurulduğu gibi uydurmalar “bilimsel çalışma” olarak üniversitelerde, araştırma merkezlerinde üretilmeye başlandı. Bu kampanya sonunda, “Dersim soykırımı” iddialarına kadar vardı. Amaç, AB'nin eski Türkiye Temsilcisi Karen Fogg'un deyişiyle “Türk tarihinin hakkından gelmek”ti.

ASIL NEDEN KÜRT MESELESİ

Soykırım iddialarının kabulüyle, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Kurtuluş Savaşımız mahkum edilecek, Atatürk'ün “Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözüyle tarif ettiği, etnik aidiyeti esas almayan millet tanımı da ortadan kaldırılmış olacaktır. Anayasa'dan Türk milletini çıkarmayı hedefleyen Tayyip Erdoğan'ın Kürt açılımı ve yeni anayasa çalışmaları resmi tamamlayan gelişmedir. Türkiye-Ermenistan barışı için İsviçre arabuluculuğundaki görüşmelerin perde arkasındaki planlayıcısı David Phillips'in, Kürt Açılımı'nın temellendiren raporları hazırlayan kişi olması da tesadüf değildir. ABD'nin hedefi, Türkiye Cumhuriyeti'nin milli ve üniter yapısını ortadan kaldırmaktır. Ermeni soykırımı iddialarının, 1990'ların sonlarından itibaren Türkiye'nin önüne getirilmesinin arkasında bu hedef vardır. İşte bu nedenle Ermeni soykırımı, emperyalist bir yalandır.

Fikret Akfırat
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.