Ermenistan Karabağ’dan Çekildiğinde Soykırım Yalanı Biter Biz de Kurtuluruz Ermeniler de


Osman Başıbüyük

Osman Başıbüyük

17 Nisan 2015, 20:41

Tarihi hesap ne?
12 Nisan günü Papa Franciscus, 20. yüzyılın ilk soykırımının Ermenilere yapıldığını iddia etti. 3 gün sonra Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanıma çağrısında bulundu.

Türkiye’ye karşı koordineli bir saldırı var; bu açık. Biz de; “dedelerimiz soy kırım yapmadı, vatan savundu; tarihi belgeler ortada… vb. tezlerle kendimizi savunmaya çalışıyoruz. Hala öğrenemedik! Mesele soykırım meselesi, kimin kimi katlettiği falan değil. Batı’nın Ermenileri sevdiği falan da yok. Her zamanki gibi yine garibanları kullanıyorlar.

1915’de ne olduğunu hatırlayın. Osmanlı ordusu Kafkaslarda Ruslara taarruz ediyordu; hedefte petrol zengini Bakü vardı. Karşı tarafta bulunan İngiltere, Rusya ve Fransa’dan oluşan itilaf (müttefik) devletleri, Ermenileri kullanarak Osmanlı ordusunu arkadan vurdular. Amaç; Osmanlı’nın hedefe (petrol) ulaşmasını engellemekti. Savaş sonrasında ne oluyor? Amerikan başkanı Wilson kendi adıyla anılan bir dizi prensip ortaya attı. En önemlisi self-determinasyon, yani halkların kendi kaderini kendisinin tayin etmesiydi. Bu prensip çerçevesinde, Osmanlı toprakları üzerinde kuzeyde bir Ermenistan, güneyde de bir Kürdistan kurulacaktı. Komşularından tehdit algılayacak bu iki devlet, küçük ve zayıf olacağından Batı’ya muhtaç olacak; böylece kuzeyde Bakü petrolleri, güneyde de Musul petrolleri Batı’nın denetimine geçecekti. 100 yıl önceki planda bir değişiklik yok ki, biz hala dedelerimiz soykırım yapmadı falan diye kendimizi savunmaya çalışıyoruz.

Stratejik dengeleri bilmezsek kendimizi savunamayız
Önce teoriyi anlatayım sonra meselenin özüne geliriz. Ülkeler arasındaki sınırları, etnik, dinsel ve ideolojik ayrılıklar çizer. Bu meseleler sorun olmaktan çıktığında, ülkeler arasında sınırlar da kalmaz. Avrupa Birliği’nde böyle olmuştur. Bu tür meseleler problem olmaktan çıkınca, ülkeler arasında sınırlarda kalmamıştır. Sınırlar, ticaretin önündeki en büyük engeldir. Problemler arttıkça sınırların geçirgenliği azalır; sorunlu bölgelerin ekonomik açıdan dışa bağımlılığı artar.

Batı, etnik, dinsel ve ideolojik meseleleri kullanarak, sömürdüğü ülkeleri kendi içine hapsederek, pazarlarını ve stratejik çıkarlarını korumaktadır. Batının özgürlük ve demokrasi adına her türlü ayrılığı körüklemesinin asıl sebebi budur.

Şimdi gelelim Ermeni soykırımı yalanının perde arkasına
Ermenistan’ın harita üzerindeki konumu değişti mi? Hayır. Bakü’de petrol bitti mi? Hayır. Üstelik Türk Cumhuriyetlerinden gelen petrol ve doğal gaz boru hatlarıyla Kafkasların önemi bin kat daha arttı.

2014’e kadar Ermenistan üzerinde şöyle bir denge vardı:
Kafkaslarda kendi güvenliğini sağlamak için Rus Ordusuna ev sahipliği yapan tek ülke Ermenistan’dır. Ermenistan, Karabağ meselesi yüzünden Azerbaycan ve Türkiye’den askeri tehdit algılamaktadır. Kendisini savunacak yeterli güce sahip olmadığını düşündüğünden 1995 yılında yaptığı anlaşma ile Türkiye ve İran sınırlarının güvenliği ile ülkenin hava savunmasını Rusya’ya emanet etmiştir. Rusların Ermenilerle yaptığı bu anlaşma 2020 yılında bitecekti. Ruslar, 2008 yılında bu anlaşmayı daha ileri tarihlere uzatmak için Ermenilerle görüşmeler yapıyordu.

Eski Doğu Bloku ülkelerinde, örneğin Gürcistan ve Ukrayna’da “renkli devrimler” olmuşken, bu “devrimler” Ermenistan’a uğramamıştı. Çünkü Ermenistan’da Rus ordusu vardı. Ve Ermeniler Ruslara muhtaçtı. Rus ordusunu Ermenistan’da çıkarmadan, Kafkasların kontrolü sağlanamazdı. Şöyle bir plan yapıldı.

Ermenistan Türkiye ve Azerbaycan’dan tehdit algılıyordu. Bu tehdit azalırsa Ermenistan’da Rus ordusuna da gerek kalmazdı. Böylece ekonomik olarak çok zor durumda olan Ermenistan, aynı Gürcistan gibi kısa sürede finansın kaynağı Batı’nın kontrolüne girerdi. İşte bu amaçla ABD tarafından önce 24 Nisan 2009’da Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesine yönelik bir Mutabakat Metni hazırlandı, takiben 10 Ekim 2009 tarihinde bu yönde bir protokol taraflara baskıyla imzalatıldı. Türkiye sınır kapılarını açacak, Ermenistan ile ilişkiler düzelecek, böylece Erivan zamanla Batı’nın kucağına oturacaktı. O tarihlerde Ermeni soykırımından falan bahseden yoktu. Şimdi bu kurgu değişiyor. Değişimi kısaca özetleyim.

Bölgede Rusya üstünlük kazanmaya başladı
Hazar Havzası ve Orta Asya enerji kaynaklarının geçiş güzergâhı olan bu bölgede ABD ile Rusya arasında amansız bir güç mücadelesi devam ederken, ABD yanlısı Saakashvili yönetimindeki Gürcistan, Güney Osetya ve Abhazya’da azalan kontrolünü tekrar tesis etmek için 08 Ağustos 2008 tarihinde Güney Osetya’ya bir saldırı başlattı. Herhalde Saakaşvili ve ABD, Rusya’nın olaya müdahil olacağını pek hesaba katmamıştı. Ama tam tersi oldu. Moskova savaşa dâhil oldu ve Gürcistan’ı ezdi geçti. ABD, NATO kanalıyla Gürcistan’a yardım etmek istedi ama Putin nükleer başlık taşıma kapasitesi olan 2 adet SS-21 orta menzilli balistik füze bataryasını Osetya’ya intikal ettirerek, ABD’nin savaşa müdahil olması durumunda nükleer silah kullanacağını açıkça ilan etti. Sonuçta Rusya karşısında yalnız kalan Gürcistan, Güney Osetya ve Abhazya’yı kaybettiğiyle kaldı.

Bu gelişmeler sonrasında Rusya’nın gücünü gören Ermenistan, Ağustos 2010 yılında Ruslarla yaptığı güvenlik anlaşmasını 2044 yılına kadar uzatan anlaşmayı imzaladı. Artık Kafkasya’da ibre Ruslardan yana dönmeye başlamıştı. ABD, bu gelişmelere renkli devrimin başarılı olduğu Ukrayna üzerinden cevap verdi; milyonlarca dolar harcanarak Ukrayna iç savaşa sürüklendi. Böylece sınırların geçirgenliği azaltılarak, Rusya’dan Avrupa’ya giden petrol ve doğal gaz boru hatları kesildi. Büyük gelir kaybına uğrayacak Rusya, bu hamleye 21 Mayıs 2014 tarihinde Çin ile 30 yıllık ve 400 milyar dolar değerinde bir doğal gaz anlaşması imzalayarak cevap verdi.

Şimdi gelelim bizimle ilgili kısma. Putin 2 Aralık 2014 tarihinde Türkiye’yi ziyareti esnasında Güney Akım projesinden (Karadeniz üzerinden Bulgaristan’a uzanacak hat) vaz geçtiklerini, onun yerine Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğalgaz taşıyacak yeni bir hat inşa edileceğini söyledi. Bu karar, Türkiye ile Rusya’nın ciddi anlamda yakınlaşması anlamına geliyordu.
Türkiye-Rusya yakınlaşması ne demek?

Kafkaslarda parçalanmışlık görüntüsü veren, küçük küçük devletlerin olma sebebi; tarihteki Osmanlı-Rus çekişmesidir. İki büyük güç çarpışırken, mücadelenin geçtiği bölgede herkes kendisine taraf olacak unsurlar yaratmak istediğinden otomatikman “Balkanizasyon” meydana gelir. Eğer iki büyük güç, aralarında uzlaşırsa, küçük aktörlerin kendi arasındaki sorunlar da kısa süre içinde ortadan kalkar. Küçük aktörlere bölge dışından müdahale etmeye çalışan dış güçlerin de etkisi giderek azalır.

Özetle; Türkiye-Rusya yakınlaşmasının Kafkaslarda yaşanan sorunları çözme potansiyeli vardır. Şimdi Kafkaslardaki asıl büyük sorunu hatırlayalım; o zaman neyle karşı karşıya olduğunuzu daha iyi anlarız. Kafkasların en büyük sorunu Karabağ meselesidir.

Karabağ Sorunu
Sovyetler Birliği dağılırken, 1988 yılında başlayıp 1994 yılında biten savaşta Ermeniler, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesini ilhak ettiler. Çok güçsüz oldukları için bu duruma boyun eğmek zorunda kalan Azeriler o günden buyana kaybettikleri toprakları geri almak için hazırlık yapıyorlar.

Cumhurbaşkanı Aliyev, Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerini güçlendirmek için bu sene 2,7 milyar dolar harcayacaklarını açıkladı. Bu miktar, Ermenistan’ın 1 yıllık tüm bütçesinin tam iki katına denk geliyor. Anlayacağınız, Ermenistan ekonomisinden 7 kat ve nüfusundan 3 kat büyük petrol zengini Azerbaycan, hazırlıklarını tamamlamış, Karabağ’ı geri almak için her an saldırıya geçebilir.
Bakü, geçtiğimiz yıl Kasım ayında, sonu savaş da olsa, topraklarının artık Ermeniler tarafından işgal altında tutulmasına müsaade etmeyeceğini açıkladı. Açıklama sonrası sınır çatışmaları başladı. Çatışmalar bu yılın Mart ayında ise ciddi boyutlara ulaştı.

Olayı sakın ola küçümsemeyin. Mesele Karabağ üzerinde yaşanan Azeri-Ermeni çatışmasının çok çok ötesindedir. Enerji boru hatlarının üzerinden geçtiği Kafkaslar, küresel aktörlerin çarpışma alanı. Burada çıkacak küçük bir kıvılcım, 1. Dünya Savaşını başlatan Avusturya tahtının veliahttı Arşidük Frans Ferdinand’ın hikâyesi gibi çok büyük bir savaşlara sebep olabilir.

Bakü-Ceyhan petrol boru hattı, Ermenistan sınırından top atımı mesafededir. Yapımı başlanan Azeri gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı da aynı güzergâhtan geçecektir. Azerbaycan ile Türkiye’yi ayıran sadece 30 km genişliğinde dar bir Ermenistan toprağıdır. Olası bir Azeri-Ermeni savaşına Rusya, Türkiye, ABD, Avrupa, İran velhasıl herkes karışır.

Ukrayna olayından sonra yaşanacak böylesi bir savaş, Rusya’nın kuşatılmasını tamamlar. Bunun farkında olan Ruslar, çatışmayı engellemeye çalışacaktır. Çatışmayı engellemenin yolu ise Karabağ meselesini çözmekten geçmektedir. Şimdiye kadar Ruslar, Ermenistan’da askeri birlik bulundurmalarına imkân tanıdığı için Karabağ meselesinin devam etmesinden yanaydılar. Şimdi ise sorunu çözmek zorundalar. Sorunun çözülmesi ise, ancak Ermenistan’ın haksız yere işgal ettikleri Karabağ’dan vaz geçmesiyle mümkün olur. Rusya, Ermenistan’ı bu yönde sıkıştırmaya başladığında Batılılar; “biz buradayız, Ermenileri çok seviyoruz” demek için Ermeni soykırımı yalanını ısrarla gündeme getiriyorlar. Ermenilerin geçmişte yaşadıkları acıları körükleyerek, acıyı günümüzde politikaya çeviriyorlar. Sahte soykırımın 100. yılı falan değil, işte bütün mesele budur.

100 bin vatandaşı ülkemizde çalışan 3 milyonluk Ermenistan, Türkiye’den, Azerbaycan’dan ve Gürcistan’dan toprak talep ediyor. Bu hayali talepler, küçücük bir ülkenin bütün bölgenin geçirgenliğini engellemesini sağlıyor. Aşılamaz duvarlar örerek ticareti tıkıyor. Kendisi kuşatılmışlık içinde kıvranarak erirken, yanında diğerlerini de uçuruma sürüklüyor. Dünyaya sadece etnik pencereden bakan akılsız Ermeni devlet adamları, Batı’nın vatandaşlarına 100 yıl önce yaptığı zulmü, günümüzde de devam ettirmesine izin veriyor. Bir millete bu kadar eziyet edilir ancak. Zavallı Ermeniler…

Avrupa soykırımı tanıma kararıyla bizi Rusya ile işbirliğine yöneltti; ABD’de tanırsa, süper olur; bu iş çözülür. Karabağ sorununun çözülmesi, Kafkaslarda işbirliğinin yolunu açarak ülkelerinin refahını artırır, dış güçleri oyuncu olmaktan çıkarır, 100 yıllık Ermeni soykırımı yalanını da tarihin derinliklerine gömer.

Osman Başıbüyük
[email protected]

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Güner-İzmir - 2 yıl önce
strateji ve akıl ,üstüne de çözüm işte budur! vatan partisi sıkıntı,ezilmişlik ve çözümsüzlük içinde bunalan halka bu çözümü uygun dilde anlatırsa iktidar olur...yüzyılın yalanı hukuk alanında çözüldükten sonra ,karabasan gibi ülkenin üzerinde bu anlatılan görüş ile durmasının önü alınmış olur.
Avatar
demiray - 2 yıl önce
sayin osman bey cok iyi analiz edmis. bati halklari birbire düsürerek kullanir ve sömürür.
Avatar
Bülent Boralı - 2 yıl önce
peki rusya neden ermei soykırımını destekledi? batıya karşı bir tutum içinde olması gerekmiyor muydu?