Etnik çatışma tuzağı, Türk Milleti’nin sağduyusu


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

10 Eylül 2015, 16:56

ABD emperyalizmi “Kara Gücüm” dediği PKK ile Türkiye’ye karşı 7 Haziran seçimlerinin hemen ardından başlayan bir saldırı savaşı başlattı.

Türkiye bu saldırıya karşı “Vatan savunması” yapıyor. Yaşadığımız sürecin özlü ifadesi budur.

ABD ve PKK, saldırılarla birlikte Türk ile Kürt’ün birlikte yaşayamayacaklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Yıllardan beri yol kesmelerde kimliğine bakılarak doğum yerine göre insan öldürmelerinin veya plakasına bakılarak araç yakmaları bu amaçladır.

Türk ile Kürt’ü birbirine düşman etme politikası bugüne kadar tutmadı. Kürt kökenli yurttaşlarımızın büyük çoğunluğu Batı illerimizde Türk yurttaşlarımızla birlikte yaşar. Bazı münferit olaylar dışında PKK’nın asker-sivil bütün Türkiye’yi hedef saldırıları, hiçbir zaman Türk ile Kürt’ü karşı karşıya getirmedi.

Bu gerçek bin yıllık kardeşliğimizin ve kader birliği yapmışlığımızın bir sonucudur.

Bu gerçek aynı zamanda, Türk ile Kürt’ün tek bir millet olmada kat ettikleri mesafenin ne kadar büyük olduğunu da kanıtlar.

Bölücülüğü hedef alan eylemler
Bölücülüğe hizmet eden eylemler


PKK’nın 6 ve 7 Eylül günlerinde Şemdinli ve Iğdır’da gerçekleştirdiği kanlı saldırılara bütün Milletimiz Türkiye çapında büyük tepki gösterdi. Halk sokağa çıkarak tepkisini ve bölücü terörle mücadelede Ordusu’nun yanında olduğunu gösterdi,

Vatan Partisi ve TGB’nin önderlik ettiği eylemlerde hedef netti: ABD ve onun “Kara gücü” PKK.

Ama 8 Ocak günü Ülkü Ocaklarını düzenlediği eylemlerde bir çok yerde Kürt yurttaşların işyerleri hedef alındı.

Böylece PKK’nın Türk ile Kürt’ün birlikte yaşayamayacağını kanıtlama çabasına tam tersi bir odaktan destek gelmiş oldu.

Bölücülüğe hayat öpücüğü

PKK şiddet eylemleriyle Türkiye’ye zarar verebilir. Nitekim AKP’nin açılım politikasının sağladığı olanaklarla şimdi bu doğrultuda elinden geleni yapıyor.

Ama PKK şiddet eylemiyle Türkiye’yi bölemez. 24 Temmuz’da TSK’nın harekete geçmesiyle birlikte içine düştüğü panik hali, Terör Örgütü’nün şiddet eylemlerine başlamasıyla gerçekte intihar ettiğini kanıtlıyor.

Ama Ülkü Ocaklarının önderlik ettiği tepki eylemlerinde Kürt yurttaşların hedef alınması gerçekte PKK için hayat öpücüğü olmaktadır.

Türk ile Kürt’ü karşı karşıya getiren her eylem, gerçekte ABD’ye ve onun emrindeki bölücülüğe hizmet eder.

ABD çıkarlarına hizmet görevi

Ortaya çıkmıştır ki Devlet Bahçeli liderliği, her kritik anda ABD’nin istediği şekilde hareket etme şeklindeki “görevini” sürdürmektedir.

Geçmişteki örnekleri hatırlatmaya gerek yok. Haziran ayında PKK, ABD uçaklarının koruması altında Suriye’nin kuzeyinde Akdeniz’e uzanacak “Kürt Koridoru” için harekete geçti. Tel Abyad’ı ele geçirdi. Cezire ve Kobani (Ayn-el Arap) kantonlarını birleştirdi.

Bütün Milletimizin dikkatinin Türkiye’nin altının oyulması anlamına gelen bu koridor açma eylemine yöneldiği günlerde MHP önderliği birden, “Uygur bölgesindeki Çin Zulmü”nü gündeme getirdi.

Harekete geçen Ülkücüler sokakta çekik gözlü avına çıktılar.

Bu bir “görev”in yerine getirilmesidir.

“Görev”, ABD’nin çıkarları doğrultusunda Türk Milletinin dikkatinin başka yerlere yöneltilmesidir. Bu arada ABD, Türkiye’yi bölme amaçlı faaliyetini rahatça sürdürecektir.

Kaderiyle başbaşa bırakılan PKK

Şimdi de benzer bir “görev” icra edilmektedir.

PKK eylemleriyle birlikte Türk Milleti, kendisine yönelen tehdidin gerçek sahibinin ABD olduğunu görüyor ve bunu çeşitli biçimlerde dile getiriyor.

Milletin, ABD’nin oynadığı rol konusunda netleşmesi kaçınılmaz olarak bölücülüğe karşı en etkili tedbirlerin alınmasını da getirecektir.

Silahlı bölücülüğe karşı halkı kazanmak, Bölge ülkeleriyle işbirliği ve bu zeminde vatanın bütünlüğüne ve milletin birliğine kastedenlerin ezilmesi.

Türkiye kaçınılmaz olarak bu yola girecektir, girmektedir. Bu yöneliş ancak bir tek şekilde bozulabilir:

Türk ile Kürt’ü karşı karşıya getirerek Türkiye bir etnik boğazlaşma tuzağına düşürmek.

Şimdi uygulanmaya çalışılan plan budur.

Ama Milletimiz bu tuzağa düşmeyecek olgunluğa sahiptir. 30 yıldır süren bölücü terörün bütün kışkırtmalarına rağmen sımsıkı kenetlenerek yaşamaya devam etmesi bu gerçeğin kanıtıdır.

Kürt yurttaşlarımızın PKK’nın ayaklanma çağrısına itibar etmemesini de milletimizin bu büyük sağduyusunun başka bir tezahürü olarak almak gerekir.

Cizre’de, Yüksekova’da, Şırnak’ta, Silopi’de halk; PKK’yı güvenlik güçlerinin karşısında yalnız bırakarak, terör örgütünün ayaklanma çağrısına itibar etmediğini, daha doğrusu karşısında olduğunu gösterdi.

PKK, teröre tepki eylemlerine karşı yandaşlarını da sokağa dökemedi. Bu da altı çizilmesi gereken bir başka gerçektir.

Bütün veriler milletimizin ABD tuzağını bozacağını gösteriyor.

Mehmet Bedri Gültekin
[email protected]

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.