banner863

Eylemci general


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

09 Mart 2014, 08:39

Eski Genelkurmay Başkanı Em. Org. İlker Başbuğ, Silivri’nin kapısından çıktıktan hemen sonra yaptığı ilk açıklamasında, bundan böyle eylemci bir general olacağının mesajını verdi!

Başbuğ tahliye olmasının bir başlangıç olduğunu, son arkadaşı çıkana kadar mücadelesinin süreceğini vurguladı; Ergenekon tertibini yapanların mahkemelerin önüne getirileceğini ilan etti; kumpasçıların cezalandırılması gerektiğini söyledi; Ergenekon hâkimlerinin vicdansız olduğuna dikkat çekti.
Başbuğ çok önemli konuşmasını şu ilanla bitirdi: “Adaletin gerçekleşmesi için görev başında nasıl mücadele ettiysem dışarıda bulunduğum sürede de devam edeceğim.”

Başbuğ önce Beşitaş’taki eyleme koştu

Nitekim İlker Başbuğ tahliye edildiği akşamın ertesi gününde iki önemli eyleme katıldı!
Önce Vardiya Bizde Platformu’nun her cumartesi Beşiktaş’ta düzenlediği “sessiz çığlık” eylemine, ardından da bir grup aydınla birlikte, Maltepe’de tutuklu albayların çıkardığı “Er Mektubu Görülmüştür” kitabının imza günü etkinliğine katıldı!
Böylece Başbuğ, kimi tahliye edilen isimlerden farklı olarak, geride kalanlar için sürekli mücadele edeceğinin işaretini somut eylemle vermiş oldu!

İsyancı Başbuğ

Aslında Em. Org. İlker Başbuğ böylesi eylemci bir çizgiye girdiğini iki ay önce Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Suçlamalara Karşı Gerçekler” kitabında ortaya koymuştu.
İlker Başbuğ, bir tertiple tutuklanmasına “Önüme kim çıkarsa çıksın devirip ezip geçebilirdim. İsyan halindeydim” diyerek tepki göstermiştir.

Başbuğ, basına görünmeden arka kapıdan çıkabileceğini söyleyen polislere “Geldiğim gibi, alnım açık, başım dik ön kapıdan çıkacağım” demiştir.

İlker Başbuğ, dışarıdakiler ile içeridekilerin farkını da somut bir şekilde ortaya koymuştur: “Türk Silahlı Kuvvetleri, muvazzafı ve emeklisi ile silah arkadaşlarına vefasızlık göstererek sınıfta kaldı. Cezaevlerinde bulunanlar ise, aileleri ve sevenleriyle hep dimdik ayakta kaldılar. Ne eğildiler ne de büküldüler.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı, kimi seleflerinin vatan haini ilan ettiği Nazım Hikmet’e Silivri zindanlarında şiir yazdı!

Başbuğ şiirinde “sana yaptıklarımızdan utandım, affet bizi” diyerek Nazım’a seslendi.

Mahkemeye değil, millete savunma verdi

Silivri mahkemelerinin özel yetkili mahkeme olduğunu ama kendisini yargılamaya yetkisinin bulunmadığını belirten Em. Org. İlker Başbuğ savunma yapmadı, “Suçlamalara Karşı Gerçekler” kitabını yazarak savunmasını kendini adadığı milletine yaptı.

Başbuğ kitabında hem tertipçileri yargıladı hem de süreçle ilgili hataları saptayarak, özeleştirilerde bulunarak, yanlışlardan doğrular çıkararak aslında AKP’nin yönettiği devleti yargıladı!

Bu kitap sadece bir savunma değil, aynı zamanda bir Genelkurmay Başkanı’nın militanlaşma sürecini anlatıyor.

Çünkü Başbuğ, yukarıda belirttiğimiz gibi sadece kendi örgütü olan TSK’nin değil, yargının, siyasetin ve medyanın da sınıfta kaldığını saptadı ve direnenlerin, dimdik ayakta duranların, eğilip bükülmeyenlerin, Silivri’de kahramanca ülkesini savunanların, duvarların dışında barikatlara dayanarak Silivri’yi özgürleştirmeye çalışanların varlığından güç kazandı!

26 ay önce Silivri’ye götürülürken kendisini uğurlayan Jön Türkler, 26 ay sonra Silivri’den çıkarken yine Başbuğ’un yanındaydı! Ay yıldızlı bayraklarıyla, yıldızlı amblemleriyle, Mustafa Kemal portreli flamalarıyla Silivri’yi özgürleştiriyorlardı...

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.