banner863

Finansal ölüm ve doların ölümü!


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

13 Ekim 2014, 16:25

Başlığı çok iddialı bulabilirsiniz. Hatta şu sıralar ABD dolarının değerinin yükselmesine bakarak,” sen öyle diyorsun ama dolar hala dünyanın en gözde parası” diyebilirsiniz.

Sorunu iyi anlayabilmek için dünyadaki merkez bankalarının işlevlerine bakmak gerekir.

Bizdeki ve diğer ülkelerdeki merkez bankaları, kendi ülkeleri için para basarlar. Ve rezerv döviz bulundururlar.

Bir ülkede parayı yönetmek, o ülkeyi yönetmektir.

Bu cümleyi biraz açarsak; ülkedeki mal ve hizmetler karşılığı kadar piyasada para bulundurmayı merkez bankaları sağlar.

Piyasada mal ve hizmetler karşılığı kadar para bulundurulmasına, birçok ad verilir. Kimisi mali istikrar, parasal istikrar, kimisi de enflasyon denetimi der.

Amerika Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından, Amerikan zenginlerinin mal ve egemenliğini korumak adına, bir küresel finans saldırısına geçti.

Finans saldırısı ne demek derseniz; zenginlerin sermayesinin hiçbir kanun, kaide, engel tanımaksızın serbestçe dolaşımıdır.

Amerika istediği kadar dolar basar, o dolarlarla seni borçlandırır. Sonrada faizini alır ve geri çıkar.

Bir başka deyişle, girdiği ülkelerin ekonomisini, siyasi düzenini ve istikrarını kendine göre düzenleyip, karını aldıktan sonra istediği zaman çıkması demektir.

Merkez bankaları işlevine geri dönelim.

Merkez bankalarındaki rezerv paralar, eğer o ülke borçlarını ödeyemezse, yani temerrütte düşerse, uluslararası zenginlerin, o ülke veya o ülkedeki şirketlere verdiği parayı faizi ile birlikte geri alım garantisini sağlar.

Rezerv paranın anlamı budur.

Rezerv para çoğunluğu dolardan oluşmak üzere diğer ülke paralarından oluşur. Ama asıl olan dolardır. Dünyadaki rezerv paraların %65 dolardır.

Rezerv paraların %10 altındır.

Yeri gelmişken, emperyalist ülkelerin paraları dövizdir. ABD, İngiltere, Avrupa(aslında Almanya) ve Japonya’dır.

Merkez bankaları garanti verdikleri teminatları dolar üzerinden yapar.

Dolayısıyla, ABD dışındaki ülkeler, borçlarını karşılayacak kadar dövizi kasalarında bulundurmak zorundadır.

Şu bilgiyi de vermiş olalım; Merkez Bankası İsviçre’deki, Dengeleme Merkezine bağlıdır. Dengeleme Merkezide dünya sermayesini elinde tutanların denetimindedir. Yani sizin Merkez Bankanız bağımsız değildir.

Siz ülkenizde mali istikrarı sağlamaya çalıştığınız bir sırada, birileri ülkenizden dolarları çekerse, böyle bir durumda, Merkez Bankasının yapabileceği fazla bir şey yoktur.

Böyle bir durumda, Döviz(dolar) fiyatları yükselir.

Aniden birileri helikopterden bankaların kasalarına dolar atarsa, yani ABD kendini kurtarmak için fazladan dolar basarsa(QE), ülkenizde dolar ucuzlar.

İthalat malları ucuzlar. Borçlanarak, bolca ithal otomobil alırsınız. Sanayiniz çöker. Ya da dışa bağımlı sanayi haline gelir. Bir gün aniden dolar çıkınca, hiçbir şey üretemez hale gelirsiniz.

Bir ülke içinde, hem yerli para hem de yabancı para varsa, Merkez Bankası sadece yerli parayı denetleyebilir. Dışarıdan istediği zaman girip, istediği zaman çıkan yabancı parayı denetleyemez.

Küçük miktarları evet ama büyük miktarları asla…

Yani ulusal devlet fakirlik yüzünde, ya da kendi tasarrufları kadar büyümeye razı olmayan milli devlet, parasını denetleyemediği için devlet olma özelliğini kaybeder. Uluslararası tekellerin, sıcak para sağlayıcılarının denetimine girer.

Piyasadaki yerli para ve yabancı para miktarını denetleyemezseniz, enflasyonu da denetleyemezsiniz.

Dolayısıyla, üretim tüketim dengesini de kuramamış olursunuz.

Aslında yaşadığımız enflasyon bizim enflasyonumuz değil. Amerika’dan ithal ettiğimiz dolar enflasyonudur.

ABD dört senedir ayda 85 milyar karşılıksız dolar bastı. Toplam 4 trilyon dolar bastı. Ve sattı.

Karşılıksız basılan bu dolarların maliyetini biz; %10 enflasyon ile ödüyoruz.

Bir anlamda enflasyon ithal ettik.

Yaşadığımız enflasyon, gıda enflasyonu değildir. Sermayenin maliyetinden kaynaklanan dolar enflasyonudur.

Sermayenin bu amansız saldırılarından bitap düşmüş çalışanlar, artık borçlanamaz hale geldiler. Biz borçlanamaz hale gelince ABD ve diğer emperyalist ülkeler para basamaz hale geldi.

Böylece doların kanser olduğunu yakında öleceğini söylemek abartı olmaz. Karşılığında hizmet ve üretim olmayan bir paranın dünya parası olması, sadece silahla sağlamaz.

Batılılar bu duruma, küresel mali(finansal) ölüm diyorlar.

Caddedekiler, yöneticilerinin para babalarının soytarısı olduğunu bildiklerinden, benim partim “ekmek” tir diyorlar.

Borca dayalı para(dolar) yaratma sistemi çökmek üzeredir.

Altın dolar savaşının nedeni; merkez bankalarında, dolar yerine altın bulundurma savaşıdır.

ABD Merkez Bankasında altın var mıdır yok mudur kimse bilmiyor.

ABD, II. Dünya Savaşından sonra, Almanya’nın 7500 ton altınını Amerika’ya götürmüştü. Almanlar altınlarını isteyince; altınımız yok. 2016 kadar ödeyelim dediler.

ABD artık savaş sanayisini harekete geçirip savaş da yapamıyor. İnsanı çürümüş, savaşmıyor. Savaşsa da çok para istiyor.

Onun için IŞİD yerine yeni vekâleten savaşacaklar arıyor. Tek amacı kaldı İsrail’in güvenliği…

Sonuç; el parasıyla, borçla gittiğimiz yol bitti.

İktidar sahipleri, üretim ekonomisi ve Tasarruf demeye başladı.

Nerede kaldı sizin her şeye kadir piyasa ekonominiz.

Tasarruf ve üretim plan işidir. Piyasanın kararlarını ise, yabancı tekeller verir.

Sözlerinde ne kadar samimilerdir bilmiyoruz ama tasarruf ve üretim demeleri, geç de kalsa iyi bir söylemdir.

Bülent Esinoğlu
[email protected]
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ertan güneş - 2 yıl önce
konu ile doğrudan ilgili birimlerin ve kurumların duvarlarına çerçeveletilip asılmasi gereken bir yazı