Gaflet ve dalalet içinde olmak


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

22 Haziran 2014, 09:27

Kimi CHP'li dostlarımız, Ekmeleddin İhsanoğlu'nu Cumhurbaşkanlığı'na aday göstermekle, Türkiye'de dinci-laik çatışmasını önleme yolunda önemli bir adım attıklarını iddia ediyorlar.

Gerçek ise tam tersidir.

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun CHP ve MHP tarafından aday gösterilmesi, Türkiye'yi dinsel kaynaklı çatışmalara biraz daha yaklaştırmıştır. Etrafımızı saran ateş çemberinin Türkiye'ye sıçrama ihtimali şimdi daha da kuvvetlenmiştir.
Cumhurbaşkanlığı makamına ancak bir dincinin, üstelik Amerikancı bir dincinin oturabileceği düşüncesine teslim olmak, farklı inancı ve fikri "küfür" kabul eden Ortaçağ bağnazlığına teslim olmaktır. Bu durumda toplum içinde dinsel ve etnik farklılıkların daha da belirginleşeceği ve çatışmalara dönüşeceği tecrübeyle sabittir.

Suriye ve Irak'ı kan gölüne çeviren dincilerin, ABD ve İsrail'in açtıkları yoldan ve sağladıkları korumadan yararlanarak faaliyet gösterdiklerini unutmayalım.

İsrail, kurulduğu 1948 yılından bu yana en rahat ettiği dönemi yaşamaktadır. Siyonistler, Suriye ve Irak'taki gelişmeleri büyük bir memnuniyetle izlemektedirler.

Ekmeleddin İhsanoğlu isminin söz konusu adresler tarafından CHP ile MHP'nin önüne konulması bile, başlı başına Türkiye'nin hangi tuzağa sürüklenmekte olduğunu gösteren yeterli kanıttır.

LAİKLİK VE BARIŞ

Amerika'nın Irak'ı fiilen işgale hazırlandığı 2003 yılının Şubat ve Mart aylarında başta Bağdat olmak üzere Irak'ın belli başlı bütün büyük şehirlerinde Sünni ve Şii Iraklılar aynı camilerde yan yana namaz kılarak emperyalizme karşı vatanlarını birlikte savunma kararlılıklarını ilan ediyorlardı.

Bu manzaraları mümkün kılan, BAAS'ın laik rejimiydi. Amerikan işgaliyle birlikte laik rejim yıkıldı. Ordu dağıtıldı. İşgalciler Irak'ı etnik ve dinsel ayrımları esas alarak yeniden yapılandırdılar. Irak milletinin birliği dinamitlendi.

Hazırlanan yeni Irak Anayasası'nın Kuran'ı esas aldığı açıklandı. Dincilik baş tacı edildi.

Sonuç; aynı camide birlikte namaz kılan insanların yerini, farklı inançtan insanları öldürmeyi en büyük ibadet sayan IŞİD'ciler aldı.

Neredeyse her gün internetten ve televizyon ekranlarından eşine az rastlanan vahşet örneklerini izliyoruz. Yüzlerce ve binlerce sivil insan sadece inancından dolayı kurşuna diziliyor. Kadınların ırzına geçiliyor.

Farklı mezheplerden insanların olmadığı yerlerde ise Suriye'nin kuzeyinde görüldüğü üzere aynı mezhebe mensup farklı örgütler aynı gaddarlıkla birbirleriyle savaşıyorlar.

Bir ülke ne kadar laikse barışa o kadar yakındır ya da tersi. Laiklikten uzaklaşıldıkça iç barış bozulur.

CLİNTON'IN KEHANETİ

ABD'nin eski Dışişleri Bakanlarından Hilary Clinton, Toronto'da taptığı açıklamada Irak'taki çatışmaların Türkiye'ye sıçrama ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi.

Hilary Clinton'ın sadece bir tahlilden hareketle konuşmadığı, bilgiden hareket ettiği şüphesizdir.

Reyhanlı'da patlayan bomba ve Musul Başkonsolosluğumuza yapılan baskın, Türkiye'ye yönelik müstakbel terör dalgasının habercileridir.

Geldiğimiz aşamada çevremizi yangın yerine çeviren ateşin Türkiye'ye sıçrama ihtimali artık ciddi boyuttadır. Dinciliğe teslim olarak bu yangından kaçabileceğini sanmak ise gafletlerin en büyüğüdür.

Siyasal kimliği ve misyonu belli olan İhsanoğlu'nu "görev gereği" Türkiye'ye sunanlar vardır. Ama bir de Cumhurbaşkanlığı'nın ancak dinci bir adayla kazanılacağını ve bu yolla "dinci-laik çatışması"nı önleyeceklerine ve ülkeye barış getireceklerine inanmak isteyenler bulunuyor.

"Öküzün yalakası kasabın bıçağını yalar"mış. Dinci Ekmeleddin İhsanoğlu'yla laik düzenin korunacağını zanedenler ham hayaller içindedir. "Gaflet ve dalalet içinde olmak" deyimi tam da bu durumlar için kullanılır.

CHP ve MHP, kendi varlıklarını da ortadan kaldıracak koşulların hazırlanmasına katkı sunuyorlar.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.