Geçmişten bugüne yalan İmparatorlukları


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

17 Ocak 2015, 00:58

 Tacitus (MS 56 – 117) Agricola adlı eserinde, bir İngiliz kabile reisini askerlerine seslenirken hayal eder:
“Onlar (Romalılar), dünyanın yağmacılarıdır ve artık her yeri yakıp yıkmış ellerine bırakılacak daha fazla toprak kalmadığı için, onlar da işgal etmek üzere köşe bucak denizleri araştırıyor. Düşman zenginse ona açgözlü diyorlar, yoksulsa güce susamış diye ad takıyorlar. Ne Doğu ne de Batı onları doyurabildi. Bütün insanlığın içinde önce zengin uluslara göz dikiyorlar ve aynı hırsla da yoksul ulusları yağmalıyor, katlediyor, talan ediyorlar ve bunun adına ‘imparatorluk’ diyorlar. Bir diyarı harap edip bunun adına ‘barış’ diyorlar.”
(Mısır, Yunan ve Roma, Dost Kitabevi, 3.b. Ankara, Ağustos 2010, s. 289)
Roma’yı çıkarın yerine yüzyıl öncesinin İngiltere’sini veya bugünün ABD’sini koyun, paragrafı bir de bu yeni sözcüklerle okuyun, yapılan tanımlamaların tıpatıp uyduğunu göreceksiniz.
Bengal’in ünlü romancısı Pankaj Mishra Chatterji şöyle yazıyor: “Dünya, Hindistan’da ilk Britanya imparatorluğunu kuranlar kadar zorba… insanlar görmemiştir... O günlerde Hindistan’a gelen İngilizler salgın bir hastalığa, başka insanların zenginliğini çalma hastalığına yakalandı. Sözlüklerinden ahlak sözcüğü kalkmıştı.” (Asya’nın Batı’ya İsyanı, Alfa y. 1.b. Ekim 2013, s.36)
2000 yıldır yalan, zulüm ve baskı ile başkalarının emeğine el koyarak yaşayanların yaptıklarında çok fazla bir değişiklik yok. Sadece geçen zaman içinde, biriken tecrübe ve gelişen iletişim olanakları sayesinde aynı işi, bugün çok daha gelişmiş ve çok daha ince yöntemlerle yapıyorlar.

Yüzyıl önceki yalanlar
19. yüzyılda başta İngiltere olmak üzere bütün sömürgeci devletler, dünyanın her tarafına “uygarlık” götürüyorlardı. Avrupalı “beyaz ırk” dışında kalan diğer halklar geriydi. Kendi başlarına uygar olma yeteneğine sahip değillerdi. Avrupalıların onlara yardım etmesi lazımdı!
Yeni Dünyadaki büyük çiftliklerinde çalıştırılmak üzere ihtiyaç duydukları köleciliği meşrulaştırmak için din adamları gereken fetvaları vermekte duraksamadılar. “Siyah adamın ruhu yoktu. Onun için onlara insan muamelesi yapılamazdı.”
Avrupalıların isteklerine karşı çıkanlar, uygarlaşmak istemeyen vahşilerdi, haydutlardı.

ABD’nin yalanları
Benzer yalanları son yarım yüzyıldır ABD’den duyuyoruz.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD “Hür Dünya”nın savunucusu idi. Komünistlerin diktatörlüğüne karşı bütün dünyanın özgürlüğünü savunmak ABD’nin görevi idi. Beş kıtada bulunan 700’ün üzerindeki askeri üssün görevi buydu.
1990 sonrasında düşman değişti. Uluslar arası terörizm yeni baş düşmandı. “Teröristler” sadece belli ülkelerde değil dünyanın her tarafında idi. Boyun eğmeyen devletler “haydut devlet” idi. Bunlar her an komşularına saldırabilirlerdi.
ABD ve müttefikleri önleyici darbelerle, uluslar arası terörizmi daha başını doğrultmadan ezme hakkına sahiplerdi.
Saddam’da kimyasal silahlar vardı. Kaddafi diktatördü. Esat, büyük tehlikeydi. İran, her an nükleer silah sahibi olabilir ve komşuları başta olmak üzere bütün dünyayı ateşe atabilirdi.
Bütün bunlar, dünyanın enerji kaynakları başta olmak üzere bütün zenginliklerinin Batılı merkezlere akıtılması için. Bu amacı gerçekleştirmek için her durumda ABD’nin duruma göre söyleyeceği bir yalanı var.
Sonuç olarak irili ufaklı onlarca savaş, onlarca askeri darbe, işkenceler, yurtseverler için hapisler ve işkenceler ve bütün dünyada işleyen büyük bir yalan makinesi.
Bütün bunların hepsi emperyalistlerin dünyayı yağmalaması için.

Tacitus’tan bugüne ne değişti?
2000 yıl önce, bütün Akdeniz havzasının ve Avrupa’nın büyük bölümünün bütün zenginlikleri Roma’ya akıyordu ve bunun için her şey mûbahtı.
Bugün bir avuç mali sermayedar ve silah sanayicisinin çıkarı için bütün dünya acı çekiyor. Bütün zenginlikler Amerika ve Avrupa’ya akıyor. Milli devletler parçalanıyor. Milli kurumlar tasfiye ediliyor.
Serbest piyasa adına gümrükler kaldırılıyor, ulusal ekonomiler yok ediliyor. Etnik ve dinsel çatışmalar tezgâhlanıyor, darbeler düzenleniyor.
İletişim olanakları olağanüstü geliştiği için şimdi bütün bu yalan operasyonları önemli ölçüde işletişim araçları üzerinden yapılıyor.
Bu anlamda Tacitus’dan bu yana çok az şey değişti: “Bütün insanlığın içinde önce zengin uluslara göz dikiyorlar ve aynı hırsla da yoksul uluslararası yağmalıyor, katlediyor, talan ediyorlar… Bir diyarı harap edip bunun adına ‘barış’ diyorlar.”
Ama değişen bir şey var. Halklar şimdi Roma döneminde olduğu gibi çaresiz değil. Bütün ihtişamına rağmen yalanları Romayı kurtarmaya yetmemişti.
Bugün ise dünya halkları, haklının örgütlü gücüyle yalan imparatorluğunu yıkma yolunda ilerliyor.


Mehmet Bedri Gültekin
[email protected]

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tanhu Kagan - 2 yıl önce
bizim beyaz zenci(rte) ayni onlarin izinden gidiyor, ulkede yapmadi zulum kalmadi! sonunda yarattigi zulum ve baski kendini,akp'yi bogacak!