Gericilik ve bölücülük ittifakı bir proje midir?


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

27 Aralık 2014, 17:08

 Gericilik yükseldikçe, bölücülüğünde yükseldiğini yaşayarak öğreniyoruz.

Yaşayarak öğrenmek, bedel ödeyerek öğrenmektir.

Oysa tarih, gericiliğin asıl işlevinin, bölünme olduğunu gösteren örneklerle doludur.

Osmanlı, böyle gericileşerek bölünmüş ve yok olmuştur.

Cumhuriyet döneminde, yaşanan aydınlanma ve devrimcileşme, Kürt ve Türkleri birleştirerek yol alıyordu.

Fabrika ya da bir işyerinde Kürt ve Türk işçisi bir arada çalışarak, yaşayarak bütünleşiyordu.

Doğu bölgelerinden gelen vatandaşlarımız batıda iş buluyor ve birlikte yaşıyordu. Hala da böyledir.

Doğuda feodal ağaların eline düşmüş, yani gerici bölgelerde, modernleşmenin girmediği(feodal ağlar din dışı ilişkileri elinden geldiğince engeller) yörelerde, dincileşmek kurtuluş olarak sunulmuştur.

Doğunun geri bıraktırılması(GAP Projesinin yıllarca Batı engelledi) gerici ve bölücü yönetimlerin projesidir. Hala GAP sulaması tamamlanmamıştır.

Gericilik ve bölücülük doğal müttefiktirler.

Bir de, bu doğal müttefikliği dışardan destekleyen dış etkiler varsa, bu doğal müttefiklik, çıkar müttefikliğine dönüşür.

Emperyalistler, bir ülkeyi ele geçirmeye veya etki alanı içine almaya karar vermişlerse, ilk ilişki kuracakları odaklar, gericiler ve onların doğal müttefiki bölücülerdir.

Gericiliğin temel karakteri; yaşayan kurumları(din, hukuk, kültür, vs.) muhafaza etmek, bu kurumlar üzerinden çıkarlarının(iktidarlarının)sürmesidir.

Bu çıkarlar halkın çıkarları olmadığından, halk düşmanlığını da bünyesinde taşır.

Bölücülüğün doğal diğer müttefiki ise; dış güçlerdir.

Hem gericiliğin hem de bölücülüğün müttefiki olan emperyalizm, eğer bir proje yapacaksa, en elverişli proje; bölücü ve gericilerin laiklere ve devrimcilere karşı birleştirme projesidir.

AKP, PKK’nın birlikte hareket etmesi; yapısal bir durumdur. Doğal bir projedir.

Bu projede, Amerika ve onun asıl temsilcileri olan işbirlikçi sermayenin varlığı, AKP’nin kendisini, bir ABD projesi yapan temel unsurdur.

Biraz daha açarsak; feodal yapılanma olan gericiliğin, bölücülükle olan birliği doğal bir durumken, AKP’nin sermaye elitleri ile birlikte iktidara taşınması bir ABD projesidir.

AKP örgütlülüğünün bir Amerikan projesi olması, artık AKP ve Fehullah cemaatinin öncüleri tarafından açık edilmektedir. (Ali Bulaç, Abdurrahman Dilipak ve Karslı tarafından açıklanan ilişkiler ağı)

Şimdilerde, ortakların arasının açılması nedeniyle, utangaç bir biçimde ifşa olan ilişkiler ağı, önümüzdeki günlerde, halkın anlayacağı biçime dönüşecektir.

Asıl proje Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Kuzey Afrika Projesidir.

AKP onun alt parçasıdır.

12 yıldır, ortaya çıkan, belgeleri ile ifade etmeye çalıştığımız bu proje, RTE’nin kendi ağzından, otuz ayrı yerde ifade edilmiştir.

“Biz Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanlarında biriyiz, bize bu görev verildi. Biz bu görevi yapıyoruz.” diye il kongrelerinde 30 kez ifade edilmiştir.

Amerikancılığın geçer akçe olduğu günlerde, bu sözün ne anlama geldiğini anlamayanlar, Meclis’teki muhalefet, bu ana sorunu, mücadele aracı olarak kullanmamıştır. Çünkü onlar da ABD ve Batı yanlısıdırlar.

-AKP bir ABD Projesidir.

-Ergenekon, Balyoz ve diğerleri bir Amerikan projesidir.

-Kobani bir ABD projesidir.

-IŞİD bir ABD projesidir.

-Barzani bir Amerikan projesidir.

-Türkiye, Irak, İran ve Suriye’nin parçalanması ve Birleşik Kukla Kürdistan kurulması Amerikan projesidir.

Batıdan, ABD’den kopmayalım diyenler bu projenin inşasına yardım edenlerdir.

Yani Amerikan Mandacılarıdır. Manda sözü belki bazılarının gözünü açar.

Size bazı mandacıları söyleyeyim, azınız açık kalsın. Yunus Nadi, Halide Edip Adıvar. Eğer Mustafa Kemal onları adam etmeseydi, vatansızlığın çukurunda boğulup gideceklerdi.

Bu hatırlatmayı şunun için yaptım. Kendini solcu ve devrimci sanıp, Batıdan kopamayanların varacağı yer mandacılıktır.

Tekrar bu güne dönelim.

Türk ordusunu felç edenler, sanıyorlar ki; işin önemli bir kısmını hallettik. İngilizler de, Osmanlı ordusuna silah bıraktırınca, her şeyi çözdüklerini sanmışlardı.

Artık halkımız televizyon terörüne ve simgesel şiddete maruz kala kala savunmaya geçmenin zorunlu olduğunu anladı.

Bölücü ve gerici ittifakı kırılacak.

Umutsuzluğun en derin olduğu günlerde bile “biz kazanacağız diyordum”

Hiçbir zaman halkımıza olan güvenimi yitirmedim. Şimdi daha da umutluyum.

Bu halk bölücülüğe ve gericiliğe direnecek.



Bülent Esinoğlu
[email protected]
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.