banner863

15 Temmuz darbe girişimi, Komünizm düşmanlığının ürünüdür

15 Temmuz darbe girişimi, Komünizm düşmanlığının ürünüdür

Yıl 1945…

Dünya açısından olduğu kadar ülkemiz siyaseti açısında da tarihsel bir kırılmadır.

2.Dünya savaşı bitmişti ve savaşın gerçek kazananı ABD, emperyalist Batı’nın yeni öncüsü olduğunu ilan etti. ABD için Sovyetler Birliği(SB)’den gelen  “komünizm tehdidine”  karşı, Türkiye jeopolitik konumu itibariyle önemli bir ülkeydi.  Bu nedenle, komünizme karşı mücadelede Türkiye bir üs haline getirilmeli ve komünizme teslim edilmemeliydi.

1917’den 1945’e kadar Türkiye ile SB ilişkileri ziyadesiyle iyiydi. Ekonomik, politik ve kültürel alanda iki ülke arasında uyum ve dayanışma vardı. Türkiye siyaseti 1945’ten itibaren bütünlüklü olarak kıblesini ABD’ye çevirmesiyle, Sovyetler Birliği ya da “komünizm” Türk hükümetleri tarafından düşman ilan edildi.

***

1952’de Türkiye NATO’ya girdi. Türkiye artık NATO’nun ileri karakoluydu. NATO’ya üye ülkelerin, pakta katılması için olmazsa olmaz bir kural vardı, bu kural üye ülke içerisinde Süper NATO’nun kurulmasıydı. Süper NATO, NATO üyesi ülkelerin içindeki, bugün ki popüler ifadesiyle “paralel” yapıydı. Daha sonra Süper NATO’ya,  gladyo ya da kontrgerilla da dendi. Bu yapı devletin içindeki iç devletti. İstihbarattan, askeriyeye; eğitimden ekonomiye ve hatta iktidar belirlemeye kadar her gelişmede parmağı vardı.

Süper NATO Türkiye’de “komünizm tehdidine” karşı toplum içinde destekleyeceği ve besleyeceği bir panzehir arıyordu. İşte bu panzehir İslamcılıktı. Cumhuriyet’in ezdiği irtica, cumhuriyet sonrası ilk kez Demokrat Parti(DP) içerisinde siyasete dahil oluyordu. Said-i Nursi’ ve tarikatı Nurculuk DP’ye katıldı. Keza süreç içerisinde “komünizmle mücadele dernekleri” ve “ilim yayma cemiyetleri” İslamcılar eliyle açıldı.

“Komünizm tehdidine” karşı ABD’ye bağlanan Türk devleti, devlet kademelerini adım adım muhtelif İslamcı tarikatlara açıyordu.

Aslında mevcut devlet aygıtı budanıyordu. Cumhuriyet’in laik ve kamucu devlet anlayışı, komünizme karşı mücadeleye zarar veriyordu. Devlete yeni bir ideoloji gerekti. O ideoloji, Türk- İslam ideolojisiydi. Yeni ideolojiye göre laikler ve laiklik komünizmin doğal müttefikiydi. Bu nedenle laik yasalar ve kurumlar yok edilmeliydi. İmha eylemleri “komünist yuvaları” dedikleri Köy Enstitüleriyle başladı. Cumhuriyet kuşaklarının yetişmesinin önü kesildi ve “kindar” neslin yetişmesinin önü açıldı. 27 Mayıs Devrimi Süper NATO örgütlenmesini ve tarikatların palazlanmasını bir süreliğine durdurdu. Örneğin; Süper NATO merkezi olan Seferberlik Tetkik Kurulu’na 1965’e kadar ödenek ayrılmadı.

1974’ten itibaren İç İşleri bakanlığı hep Milliyetçi Cephe hükümetlerinin elinde kaldı. Bu dönemde gericiler/tarikatlar, emniyet içerisindeki yapılanma konusunda ciddi bir atılım yaptı. 12 Eylül Amerikancı Darbesi, Türk İslam ideolojisinin devlet ideolojisi haline getirilmesindeki en önemli kırılmaydı. 12 Eylül salt komünistlere ve işçi sınıfına değil, gerici yapıların dışındaki bütün politik unsurlara darbe indirdi. Gerici yapıların ya da tarikatların/cemaatlerin ise bilakis önünü açtı. Türk devleti laik yapısına ve bağımsızlığına yönelik geri dönülmez darbeyi 12 Eylül’le aldı. Tarikatlar ve cemaatler bu süreçte palazlandı ve sayısız özel eğitim kurumu ve öğrenci yurdu açıldı. 12 Eylül’den yalnızca 25 yıl sonra 1995’te, AKP’nin politik atası,  dönemin gerici partisi Refah Partisi seçimlerden birinci olarak çıktı. Keza, Fethullah Gülen aynı dönemde, 1997 yılında “Türkiye örgütlenmemiz tamamlandı” diyerek dönemin politik ruhunu yansıttı. Şimdi burada duralım ve gelelim şimdiye dek anlattığımız sürecin nihayetine.

***

Darbeyi düzenleyen yapının önü, söze başladığımızda belirttiğimiz gibi 1945’deki tarihsel kırılmayla açıldı. F örgüt,  ABD’nin Süper NATO içinde değerlendirdiği ana İslamcı ve politik yapı haline geldi. F örgüt devlet katında Cumhuriyetin tasfiyesinde belirleyici roller oynadı. Birçok politik cinayet işledi. Ergenekon ve Balyoz tertipleriyle, AKP ortaklığında; TSK ve yurtseverler, F örgüt tarafından kurşun atılmadan teslim alındı. ABD malum örgütü yalnız Türkiye’de değil, Türklerin ve Müslümanların yaşadığı her yerde kullandı. F örgütün yurt dışındaki okulları CIA’nın istasyonları gibi işlev gördü.

Türkiye, 15 Temmuz’da belki de siyasi tarihinin en kanlı darbe girişimini yaşadı. 15 Temmuz bir sonuçtu. Hem de 70 yıllık bir sürecin sonucuydu. Rüzgar eken fırtına biçer. Bu sebeple; 15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye’nin 1945 sonrası komünizm düşmanlığı uğruna girdiği Amerikancı ideolojik/politik çizginin ağır bir faturasıdır. Türkiye bu süreçte cumhuriyetin kazanımlarından ve bağımsız devlet yapısından büyük ödünler verdi.

Özetle; Amerikancılık için girişilen komünizm düşmanlığı ve gericiliğin palazlanması siyaseti, Türkiye’ye; bombalar, suikastler, kumpaslar ve kanlı darbe girişimleri olarak geri döndü. Türkiye ağır bedeller ödedi. Türkiye siyasetinin 15 Temmuzları bir daha yaşamamak için, 15 Temmuzları oluşturan bütün unsurların kökünü kazıyacak bir politik hatta girmesi bugün hiç olmadığı kadar zorunludur.

Kerem Yıldırım
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.