banner863

AB ile Türkiye'de kim mücadele etti?

AB ile Türkiye'de kim mücadele etti?

AB Nedir?

AB, İkinci Paylaşım Savaşı(İPS) sonrası ekonomileri alt üst olan Avrupa ülkelerinin ABD tarafından “kalkındırılması” projesidir. 

İPS sonunda Almanya ikiye bölündü, Doğu Almanya’da ise sosyalist bir iktidar kuruldu.Hitler  Faşizmini, Sovyetler Birliği(SB) durdurdu. Savaş sırasında faşizme karşı Avrupa halklarını cesurca savunan komünist/sosyalist hareket, Avrupa ve dünya kamuoyunda ciddi bir prestij kazandı.

SB başta olmak üzere komünistlerin önemli bir politik ağırlık kazandığı bu ortamda, Batılı emperyalist bloğun parçası olan ve her iki dünya savaşından da karlı çıkan ABD, emperyalist-kapitalist dünyanın lideri olduğunu bu dönemde ilan etti. İşte AB’de bu bağlamda,  ABD’nin Avrupalı ülkeleri “Truman doktrini” ile ekonomik ve siyasal olarak kendisine bağlaması projesidir. 1990’da SB dağıldı. ABD’nin tek rakibi artık yoktu. Şimdi ABD’nin dünyaya “hüküm sürme” zamanıydı. 

ABD, 1990’a kadar komünizmle mücadelede Avrupalı ülkeleri yanında tutma işlevi gördürdüğü AB’yi, 1990’dan sonra ise ezilen/gelişen ulusların ya da ulus devletlerin pazarlarına hakim olmak ve ulus devletleri dağıtmak için bir araç olarak kullandı.

Batı Çözülüyor

ABD emperyalizmi 1990 sonrası gerçekleştirdiği bütün işgallerden, saldırılardan ve kışkırtmalardan ilk etapta kazançlı gibi çıkmış görünse de uzun vadede kendi mezarını kazan bir süreci hazırladı. Kapitalizmin 3.büyük ekonomik krizini yaşandığı şu günlerde, ABD’nin başını çektiği; üretimden kopuk, kumarhane kapitalizmi diye de tanımlanan; savaş, uyuşturucu ve karşılıksız kağıt basarak, piyasaları “ilizyonla” yöneten bu sistem, gelinen son aşamada bütünsel olarak tıkandı. İngiltere’de yapılan AB’den ayrıma referandumu ise yaşanan bu krizin politik sonuçlarından yalnızca biridir.

Türkiye-AB İlişkileri

Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyelik süreci, 1963 yılında Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık anlaşması imzalamasıyla başladı. 1987’de ise tam üyeliğe başvurdu. 1999 yılında AB üyeleri tarafından aday olarak kabul edilen Türkiye, 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başladı.

Türkiye’nin dünyadaki politik konumu ezilen/gelişen dünyanın yanıdır. Bu nedenle Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin başlama sürecini aynı zamanda, emperyalist tahakküm karşısında sömürgeleşme sürecinin de başlaması anlamına geldiğini de söyleyebiliriz.

Aydınlıkçılar 
Türkiye’nin sağından soluna muhtelif politik kesimlerinin bütününün, özellikle 1990’lı yılların başından sonra AB’ci kesildiği bir ortamda, “AB emperyalisttir. ABD, Türkiye’yi AB kapısına bağlıyor. AB süreci ikinci bir Sevr dayatmasıdır.” diyerek, AB’ye karşı istikrarlı ve kararlı mücadele eden tek politik yapı, eski ismi İşçi Partisi bugün ki ismi ise Vatan Partisi olan Aydınlıkçılardır!

Peki ne mi yaptı Aydınlıkçılar:

6 Mart 1995’te imzalanan Avrupa Gümrük Birliği anlaşmasına başından beri karşı çıkarak, bu anlaşmanın tarımımızı ve sanayimizi çökerteceğini köy köy, kasaba kasaba anlattı. Bölgesel toplantılar ve mitingler yapıldı.

Kıbrıs adasının AB üyelik süreci üzerinden ABD üssüne dönüştürülmeye çalışıldığı bir süreçte,  “ Kıbrıs’ta Annan Planına Hayır”, “Türkiye’nin savunması Kıbrıs’tan başlar.” kampanyalarıyla ve “Dayan Denktaş, Türkiye seninle” toplantı, yürüyüş ve mitingleriyle ülke kamuoyu önünde geniş bir mücadele cephesi örüldü.

KİT’lerin özelleştirme saldırılarına karşı “KİT’ler vatandır, vatan satılmaz.” diyerek, fabrikalarda işçi direnişleri örgütlendi.

Etnik Ayrılıkçılığın AB üzerinden dayatılması planları, ülke kamuoyu önünde deşifre edildi. Türkiye düşmanlığı ile her mecrada mücadele edildi.

AB’nin Türkiye gençliğini milli kimliğinden koparmak için yürüttüğü faaliyetlere karşı amansız bir mücadele verildi. AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’un e postaları ele geçirildi ve AB’nin Türkiye gençliğini bir sömürge gençliği haline getirme faaliyetleri deşifre edildi.

Sözde Ermeni soykırımı tezlerine karşı “Talat Paşa Komitesi” kuruldu. Başına ise KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş geçirildi. 2005’ten bugüne dek Avrupa’nın büyük merkezlerinde “Ermeni soykırımı iddiaları emperyalist bir yalandır. Soykırım yapmadık, vatan savunduk.” şiarıyla; onlarca gösteri ve yürüyüş düzenlendi. Tarihi gerçekler titiz bir külliyat ve basın çalışmasıyla dünya kamuoyuna duyuruldu. Kamuoyunda “İsviçre-Perinçek” davası olarak bilinen özgürlük davasının da kazanılmasıyla, Batı’nın hayasızca saldırılarına karşı Türkiye’nin elini güçlendirildi.

Üzülenler ve Sevinenler

Emperyalist Batı Bloğunun toplulukları ya da birliktelikleri dağılıyor.

AB'nin kurulmasını sağlayan ve birliğin varlığından en çok çıkarı olan ABD düşünsün şimdi ne yapacağını...

Ha bir de bizim "yes be annemci" ve "onurlu girelimci" müstemleke kafalı liboşlarımız düşünsün tabi :) Onlar için de büyük bir "sükut-u hayal".

AB'nin dağılması, ezilen uluslar ya da gelişen dünya açısından "vakka-i hayriye"dir.

Aydınlıkçılar emperyalizme karşı vatan mücadelesine devam ediyor.

Ve şimdi;

Emperyalistler ve kara para babaları üzülsün, mazlumların yüzü gülsün.

Kerem Yıldırım
ulusalkanal.com.tr



 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.