banner863

Almanya, Erdoğan-Cemaat çatışmasını yakından izliyor

İç güvenliği tehdit eden siyasi oluşumların faaliyetleri Teşkilat tarafından rapor edilir. Raporda, “Gülen Hareketi’nin günümüzdeki İslam anlayışı, Batı toplumlarına yakınlaşma açısından endişeler içeriyor” tespiti yapılmıştır.

Almanya, Erdoğan-Cemaat çatışmasını yakından izliyor

Aydınlık, Erdoğan’ın İsviçre’deki banka bilgilerinin Alman devletinin elinde olma ihtimalini iki yıl önce gündeme getirmişti (19.11.2011).


Sözcü Gazetesi’nden Ali Gülen’in geçen hafta yayımlanan, “Tayyip’in gizli hesaplarının dökümü Merkel’in eline geçti” başlıklı haberi, basın-yayın kuruluşlarını hareketlendirdi. Frankfurt kaynaklı habere göre Gülen Cemaati, Erdoğan’ın tasfiyesini hızlandıracak, gizli bilgiler içeren CD’lerin peşine düştü. Daha önce ABD büyükelçilerinin gizli yazışmalarını internetten yayınlayan ‘Wikileaks’, İsviçre’de Erdoğan’a ait 8 ayrı banka hesabının olduğu bilgisini sızdırmıştı. MİT üst düzey yöneticisi Kâşif Kozinoğlu da, Erdoğan’ı zora sokan bu durumu Silivri’den aktarmıştı.

Almanya, Cemaati sorguluyor


Sol Parti (Die Linke) 2011 yılındaki Meclis soru önergesinde Merkel Hükümeti’ne, Gülen cemaatinin Almanya’daki faaliyetlerinin hangi ölçüde yıkıcı olduğunu, Cemaatin CİA’nın Almanya’daki uzantısı olup olmadığını sordu (Bundestag, 17/7241). Soru önergesinde, Almanya’da iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın Cemaatle ilgili bilgi toplayıp toplamadığı da soruldu. Ağustos 2012’de Spiegel’de yayımlanan Maximilian Popp imzalı haber-analizde “mafya oluşumuna” benzetilen tarikat, ülkedeki basın-yayın kuruluşları tarafından mercek altına alındı. “İmamın Sessiz Ordusu: Fethullah Gülen Hareketi ve İlişkiler Ağı” adlı TV belgeseli ülkede geniş yankı uyandırdı (ARD/WDR, 15.04.2013). Haber başlıkları süreci özetliyor: “Almanya’da Gülen Hareketi” (ARD, Fakt Programı, 22.10.2013), “(Fethullah) Hocanın emriyle (Almanya’da) beyin yıkaması”, “Hocanın çağırdığı iblisler” (Die Zeit, 27.12.13), “Erdoğan’ın güçlü karşıtı (Gülen)”, “Türk Dışişleri Bakanı Gülen ile müzakere istiyor” (Süddeutsche Zeitung, 30.12.13), “Erdoğan’ın en güçlü rakibi Gülen” (FAZ, 29.12.13), “Kardeşler arasında Komplo” (Tageszeitung, 30.12.2013)…

Ve Cemaat, Alman İç İstihbaratı’nın hedefinde

Fethullah Gülen Tarikatı, 2013 yılında Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın iç güvenlikle ilgili raporuna girmeyi ‘başardı’. İç istihbarattan sorumlu Teşkilatın raporuna girmek: “Farkındayız, takip altındasınız” anlamına gelir. İç güvenliği tehdit eden siyasi oluşumların faaliyetleri Teşkilat tarafından rapor edilir. Raporda, “Gülen Hareketi’nin günümüzdeki İslam anlayışı, Batı toplumlarına yakınlaşma açısından endişeler içeriyor” tespiti yapılmıştır. Buna rağmen, ülke genelinde Cemaate yakınlığı ile bilinen 50’yı aşkın okul, 150 dershane ve 300 resmi dernek, tarikatın propagandasını yapmaktadır. Üniversiteli gençleri hedefleyen ışık evlerinin sayısı ise bilinmemektedir.

Ortadoğu Pazarı, Enerji Politikaları ve “Alman İslamı”


Büyük resme bakacak olursak, ihracata dayalı Alman kapitalizmi, Bismarck’tan bu yana Türkiye üzerinden Ortadoğu’ya açılarak yeraltı-yerüstü kaynaklardan pay almak istiyor. Almanya, Merkel’in telefon görüşmelerinin Washington tarafından dinlenmesi sonucu ABD’ye karşı güven bunalımı yaşıyor (NSA Skandalı). Alman basını da, Merkel Hükümeti de Erdoğan döneminin sonuna gelindiğini biliyor. ABD’den rahatsız olan, yatırım olanakları ve enerji politikaları nedeniyle Rusya ve Çin’le ikili ilişkileri geliştiren Almanya, ABD’ye karşı doğrudan mücadele edemediğinden BOP Eşbaşkanı Erdoğan’ın tasfiyesini destekliyor. Almanya, ABD’nin uzantılarının devredışı kalmasından memnun. Erdoğan tasfiye olurken, Cemaat ancak “oyunun kuralına göre hareket ettiği sürece” Almanya’daki faaliyetlerini sürdürebilir. “Oyunun kuralı”, Almanya’nın çıkarları ile eş anlamlıdır. Türkiye, Gül-Erdoğan-Gülen döneminde dış devletlere, finans çevrelerine karşı daha da bağımlı hale getirildi. Kozinoğlu’nun vurguladığı gibi: “Alman İstihbaratı RTE’ye, AKP’ye uzanan bilgi ve belgeleri temin etmiştir. (İleride kullanmak üzere.)” (Kâşif Kozinoğlu 2012: 163, Kaynak Yayınları). Bu durumda çok kutuplu devletler sistemini benimseyen Merkel Hükümeti’nin Türkiye’den beklentileri neler olabilir? Almanya, her koşulda Ortadoğu pazarı ve enerji politikalarında kendi çıkarlarını gözetmek ister. Cemaat bağlamında ise, Almanya ve birçok AB ülkesinin arzusu, “Alman veya Euro İslamı”nın Avrupa’da yaşayan Türkler arasında kabul görmesidir. Cemaat ancak Alman İslamı projesinde rol almayı kabul ederse, Almanya’daki varlığını sürdürebilir.

Beyhan Yıldırım / Berlin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.