“Bağımsız Sosyalist Aydınlara” birkaç soru

“Bağımsız Sosyalist Aydınlara” birkaç soru

Son günlerde "Bağımsız sosyalist aydın" diye bir kavram çıktı.
Sık sık duyuyoruz.
Doğrudan konuya girelim.
Bu ziyadesiyle çelişik tanımlama, aklımıza hemen şu soruları getiriyor hali hazırda:

Sosyalist/komünist fikirler, araçsız(örgütsüz) ve yöntemsiz(stratejisiz) bir biçimde iktidar olabilir mi?
"Örgütsüzlük hali", sosyalizm/komünizm mücadelesinin temel tezleriyle taban tabana karşıt değil mi?
Kendini "Bağımsız sosyalist aydın" diye tanımlayan dostlarımız, isimlerini bir an bile dillerinden düşürmedikleri sosyalist/komünist teorisyenlerin, aynı zamanda mücadele adamı olduklarını bilmez mi?

Örneğin;
Marks ve Engels partiliydi. Partileri Komünist Enternasyonaldi.
Lenin ve Stalin partiliydi. Partileri Sovyetler Birliği Komünist Partisiydi.
Mao Zedung Partiliydi. Partisi Çin Komünist Partisiydi.
Hatta Gramsci, şimdiler de “bağımsız sosyalist aydınlarımız” arasında pek bir moda ya(!) O da partiliydi, hem de partisinin öncülerindendi. Mussolini'ye karşı anti faşist mücadelenin başat gücü olan İtalya Komünist Partiliydi.
Fidel ve Che'de partiliydi. Partileri Küba Komünist Partisiydi.

Mustafa Suphi, Şefik Hüsnü, Reşat Fuat, Nazım ve Hikmet KıvIlcımlı...
Hepsi partiliydi!

Peki sıraladığımız bu temel bilgileri, kendilerini "bağımsız sosyalist aydın" diye tanımlayan dostlarımız bilmiyorlar mı?

"Ne yapmalı?" minvalinde, kağıtlar dolusu yazılar yazarken ve ağız dolusu laflar ederken hiç mi utanıp, sıkılmıyorlar?

Hem halka mücadele öğüdü verip, hem de mücadele için halka bir adres göstermemek çelişkisini; akıllarında ve vicdanlarında hiç yaşamıyorlar mı?

Emperyalist kapitalizmin ve gericiliğin bu denli barbarca saldırganlaştığı bir dönemde; aydın olmanın, örgütlü ve devrimci olmaktan geçtiğini, yakıcı bir biçimde yaşadığımız mevcut koşullarda, bir sosyalist/komünist nasıl olur da “bağımsız sosyalist aydın” olabilir?
Bilimi ve sanatı bile bağımsız bir “aydın” olarak savunmanın imkansızlaştığı bir dönemde, kendisini sosyalist/komünist olarak tanımlayan malum dostlarımız bir tercih yapmak durumuyla karşı karşıyalar:

Ya sosyalist olma iddialarını örgütlü mücadeleye dahil olarak temellendirirler ya da suya sabuna dokunmayan, arada “gerçekleri” yazan ve büyük kentlerin bohem, kısıtlı yaşam alanlarına sıkışmış, halka yabancılaşmış küçük burjuva “aydınları” olurlar.

Söyleyeceklerimizi şimdilik Marks ve Engels’in Komünist Parti Manifestosu’nda belirttiği gibi bitirelim:
”Parti, emekçi sınıfların aydın birikimidir”

Kerem Yıldırım
ulusalkanal.com.tr


banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.