Biz şimdi daha hırslıyız

Biz şimdi daha hırslıyız

Bir tasarıma dair fikir sahibi olmak insanı diğer canlılardan, öncüyü de sıradandan ayıran en önemli özelliktir. Türkiye, insanının bilinciyle ve vicdanıyla oynandığı bir tahribat döneminden geçti. Yalnızca öncülerinin kuvvetiyle doğru orantılı olarak durdurabileceği bir süreçti bu. Tahribatın etkilerini en çok 7 Haziran 2015 seçimlerinde gördük. Erdoğan’a ve AKP’ye duyulan öfkenin sistem karşıtlığıyla birleşmediği, yerine koyulacak olan üzerine düşünülmesine ket vuran, doğal olarak oluşan ve sistem tarafından yapılan yönlendirmenin sonucu olarak ortaya çıkan bir gözü dönmüşlüğe şahit olduk.

Sonuçlar Halkın Zaferi Olarak Değerlendirilemez

Seçim sonuçları PKK’ya tabi olmaktan başka hiçbir işe yaramayanların ve sistemin demokrasi havarilerinin iddia ettiği gibi ne “Gezi’nin”, ne “solun” ne de “halkın” zaferi olarak değerlendirilemez. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde sistemin patronlarının sermayesi ve medya gücüyle doğrudan desteğini sunduğu bir halk zaferi yoktur. Uluslararası sermayeden yabancı basına kadar sonuçlardan duyulan memnuniyetin ve HDP’ye yapılan bu kıyağın bir anlamı var: Halkın haklı öfkesini düzeniçileştirerek olası turuncu devrimlerin kitlesel figüranlarını yaratmak.

İkiyüzlülük Kazandı

7 Haziran 2015 genel seçimlerini ikiyüzlülük kazandı. Her türlü stratejik ortaklığı yürüterek Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını ayakta alkışlayan ve “Gezi’de darbeyi gören”; seçim kampanyasını Erdoğan karşıtlığı ve Haziran Ayaklanması’na çöreklenme üzerine kuran riyakarlık kazandı. Seçim öncesi gösterilen bulutlar, güneşler, yağmurlar seçim sonrası yerini hızlıca Öcalan posterlerli, kalaşnikoflu kutlamalara ve tehditlere bıraktı. Erdoğan’a e AKP’ye karşı yapılan “cengaverliğin” yerini açılım ve özerklik hesapları aldı.

Bu Düzen Değişecek

Türkiye’nin ve halkın çıkarları açısından başarının birbirini tamamlayan iki kopmaz koşulu vardı. Birincisi AKP’nin gerileyişinin sandığa yansıması, ikincisi ise devrimci seçeneğin mevziler kazanarak ya da daha da belirginleşecek bir kuvvetle 8 Haziran’a çıkmasıydı. Çünkü Türkiye’nin sorunları Erdoğan’dan ve AKP’den ibaret değildi ve yerine ne konacağı, nasıl konacağı, kiminle konacağı da en az diğeri kadar yakıcıydı. Aciliyeti hala geçerliliğini koruyor. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde bir tek Vatan Partisi sistemin karşısındaki en ayakları yere basan tasarımı taşıdı. Sistem içi tüm “çözümlerin”, yeni Erdoğanların ve yeni AKP’lerin üretilmesi anlamına geldiğini aktardı. Meclise giren diğer üç partinin de bu düzenin tekrarlayıcıları olmaktan öteye geçemeyeceklerini söyledi. Ama olmadı. Vatan Partisi 161 669 oyla beklentilerin altında kaldı. Ayrıntılarını elbette değerlendireceğiz fakat Vatan Partisi tek başına aldığı oylarla gücünün ya da etkisinin ölçülebileceği bir parti değildir. Seçimler kuşkusuz devrimci partinin sınanacağı alanlardandır. Ancak tek alan değildir. En hatalı değerlendirme böylesi bir değerlendirme olur. Vatan Partisi bu seçimlerde ön görüleriyle ve programıyla oylarının belki de elli mislinden fazla insanı kendisine oy verip vermemek yönünde düşündürttü. Türkiye’nin saygın devrimci aydınlarının ve sanatçılarının desteğini aldı. Anti demokratik ve eşitsiz rekabet koşullarında bir seçenek olarak kendisine kendi imkanlarıyla alanlar açtı. Kitlelere mal olan programını şehir şehir, kapı kapı dolaşarak anlattı. Şüphesiz öznel ve nesnel tüm koşulları kapsayan bir muhakemeyle ek görevler çıkarılacaktır.

Biz Varız
Hasan Yalçın, “İnsandan insana değişir; başarısızlık bazılarını bıktırır, bazılarını ise hırslandırır! Sanıyorum iyi devrimciler ikinci sınıftandırlar. İyi devrimciler hatta biraz başarıya da kuşkuyla bakarlar. Gelip geçici sayarlar onu. Daha büyük başarılar için kafa yorarlar. Başarısızlık kamçı gibidir. İnsanın at olup dörtnala koşası gelir” diyor. Devrimcilik ısrardır, sabırdır. Suyun kayayı damla damla oymasıdır. Yakın zamanda Türkiye’yi bu çözümsüzlüğün eşiğine getiren düzen ve proje partileri son sınavlarını verecekler. Geçme şansları bulunmuyor. Bağımsız ve özgür bir ülkenin yolu öncelikle düzen partilerinden kurtulmaktan geçiyor. AKP ise tamamlaması gereken son görevleri koalisyon şartı olarak çoktan sundu: Yeni anayasa, açılım (özerklik) ve Erdoğan’ın meşruiyeti…
Şimdi daha hırslıyız. Israrlı ve sabırlı günlere doğru giderken ayaktayız ve ‘Ülkemizi böldürtmeyeceğiz’ diyoruz. Var mısın?
Biz varız.

Aykut Diş
Vatan Partisi Öncü Gençlik Genel Başkanı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.