Doğu Perinçek: CHP’yi biz bölmüyoruz, Kılıçdaroğlu bölüyor

Doğu Perinçek: CHP’yi biz bölmüyoruz, Kılıçdaroğlu bölüyor

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Egedesonsoz.com'a verdiği röportajda, "CHP’yi bölen Vatan Partisi mi? Yoksa Kılıçdaroğlu mu böldü? Kılıçdaroğlu kalktı ben 1930’ların CHP’sine karşıyım dedi" ifadelerini kullandı.

İşte röportajın tamamı

ÜMİT YALDIZ-İşçi Partisi Vatan oldu. Önce oradan başlamak istiyorum. Ne değişti, niye gereksinim duyuldu böyle bir değişime? 

DOĞU PERİNÇEK-İşçi Partisi zaten vatandı. İşçi partisi bütün programını bir vatan üretimde olsun, güvenlikte olsun, bağımsız olsun. Bir vatan üzerine kurmuştu. Bütün işçi, çiftçi, küçük esnaf, sanatkar, sanayici, tüccar; bütün milli sınıfları kucaklayan bir parti. Birinci maddemizde şu yazıyordu, “İşçi partisi, işçilerin, çiftçilerin, küçük esnaf, sanatkar, kamu çalışanlarının, tüccar ve milli sanayicilerin ortak hükümeti amacını güder. Aslında bu bir vatan programı, millet programı ama adı İşçi Partisi. Herkes bize diyordu ki siz sadece işçilerin partisi misiniz? Biz laf anlatmaya çalışıyorduk. Aslında 20’inci yüzyıla baktığımızda bütün devrimler vatan savunmasında olur. İstisnasız. Ve İşçi Partisi’nin programı da tamamen milli demokratik devrim programı. Adı da öyledir. İşçi Partisi programı da diyordu ki, “Biz yarım kalan Kemalist devrimi tamamlayacağız” bu vatan sözcüğüne çok denk düşüyor. Ama biz bunu durup dururken yapmayalım, niye adını değiştirdi, sorusu olmasın. Bir gücü daha geniş kuvvetli kucakladığımız zaman isim değişikliğini kararlaştırmıştık. O değişiklik oldu. İşte Turgut Okyarlar, İsmail Hakkı Pekinler, orgeneraller, yargılayanlar, sorgulayanlar, yani Türkiye’de geçmiş dönem çeşitli partilerde ama milli duruşları ile tanınan insanlar partiye katıldılar. Biz de ismi değiştirip Vatan Partisi olduk.

YALDIZ-O andan itibaren ne değişti?

PERİNÇEK-Yani İşçi Partisi, Vatan Partisi olurken milletin geniş kesimi ile kucaklaştı ve çığ gibi büyüdü ve daha büyük ilerlemelerin de motoruna kavuştu

YALDIZ-Şimdi seçimlere yavaş yavaş geçelim. Bugün İzmir’de yaptığınız toplantıda 4 siyasi partiye eleştirileriniz var. Onların bu seçim beyannamelerini de yavaş yavaş görüyoruz. Siz nasıl buldunuz rakiplerinizin vaatlerini?

PERİNÇEK-Bakın bunların hepsi bir örtü. Esas mesele, diyorlar ki biz Türk milletini Anayasa’dan çıkartacağız, sileceğiz. Kim söylüyor bunu AKP, CHP ve HDP açıkça söylüyor bunu. MHP ise sürekli AKP dostluğu içersinde... AKP’ye bostan olarak onlara hayat vermiş oluyor. İkincisi; AKP, CHP, HDP özerklikte birleştiler. Hatta üçü yarış halindeler. AKP, CHP birbirlerine diyor ki ben senden önce özerkliği savundum diyor. MHP tabi özerklik fikrine karşı ama MHP niye Vatan Partisi tavrını almıyor hep böyle AKP ile iş birliği, AKP’ye zor durumda kalınca onu kurtarmak gibi işlevler üstleniyor.

YALDIZ- Bu beyanname meseleleri biraz günü kurtarma mı diyorsunuz?

PERİNÇEK- Sistem muhafazakarlığın taşeronluğunu AKP’ye vermiş, halkçıları CHP üzerinden denetlemeye çalışıyor, milliyetçileri MHP üzerinden denetlemeye çalışıyor. Ama sistemin esas oğlanı HDP, yani PKK. Kürt milliyetçiliğini de oradan kullanıyor. Denetliyor diyemeyeceğim, zaten piyon onlar. Esas Türkiye’yi bölme projesinde esas oğlan HDP, yani PKK. Böylece mevcut rejim dört ayaklı bir masaya benziyor. Dikkat edelim bugün televizyonlar, gazeteler, sistemin merkezleri mevcut Türkiye’deki rejimin efendileri kim, Washington’da Brüksel’de oturuyorlar. Onlar işte bu dört partiyi destekliyorlar. Televizyonu açıyorsun bu dört parti, parlamentoda bu dört parti. Sistem bu dört ayak üzerinde duruyor. Bu dört ayak birbirlerini tamamlıyor. Bu dört ayak Türkiye’nin milliyetçilerini, Kürt milliyetçilerini, halkçılarını ve muhafazakarlarını bir merkezin kontrolü altında tutmaya çalışılıyor. Onun için biz bu rejimin karşısındayız. Ve bu rejim ne ile yürütülüyor; kasetlerle, fesatlarla, tertiplerle, Ergenekon, Balyoz fesatlarıyla. İki kasetlik canı var MHP ve CHP’nin. İki kaset çıkarıyor CHP’nin genel başkanını değiştiriyor. İki kaset çıkartıyor MHP’nin seçim listelerini değiştiriyor. Bazı kasetleri alttan gösteriyor Bahçeli’yi kontrol altında tutuyor. Televizyonlardan söylediler Devlet Bahçeli’nin bir kasetini çıkarırız görür gününü dediler. Ne dedi Devlet Bahçeli; sesini bile çıkaramadı. Kasetlerle teslim alınamayan, baskı ile denetimle hizaya getirilemeyen parti Vatan Partisi’dir. Bunu Ergenekon Balyoz sürecinde ispatladık. İçeri attılar, duvarlara attılar, o duvarları yıktı ve çıktı Vatan Partisi.  Bu rejimde Türk milleti artık karşı karşıya gelmiştir. Mevcut rejim de Türk milletine karşı. Türk milletinin adına bile karşı.

YALDIZ- Sizin beyannamenizde neler var. Özellikle emekliye, dar gelirliye dönük… 

PERİNÇEK- Bunlar da var ama güçlü devlet olmadan önümüzdeki dönemde hiçbir sorun çözülmez. Türkiye’yi birleştirmek için de güçlü Türkiye lazım. Ekonomiyi de, üretim ekonomisini de rayına oturtmak için güçlü devlet lazım. Yani kendi haline bırakarak, gittikçe zaafa uğrayan, çözülen, dağılan, çürüyen bir devletle Türkiye’nin hiçbir sorunu çözülmez. Onun için hem devleti yeniden halkçı temellere, Atatürkçü temellere oturtulması lazım. Halktan yana bir devleti örgütlememiz lazım. Özgür ve örgütlü halkla güçlü devlet.

YALDIZ- Sizin Vatan Partisi olduktan sonra bilhassa o dönüşüm sürecinde başta Mustafa Tosunlar da burada birçok CHP’de siyaset yapmış ismi partinize dahil ettiniz ya da onlar size katıldılar. Kimi yerlerde özellikle bu seçimde CHP’yi bölen, MHP’yi bölen gibi algıları biliyorsunuz. Bunun ile ilgili sokaktaki algı nasıl oluyor?

PERİNÇEK- Onlar altı oku bölüyor. CHP’yi bölen Vatan Partisi mi? Yoksa Kılıçdaroğlu mu böldü? Kılıçdaroğlu kalktı ben 1930’ların CHP’sine karşıyım dedi. Seyit Rıza’nın heykelinin önünde basın açıklaması yaptılar. Dersim dedi. Dersim dersen CHP’yi bölersin. Tunceli’yi reddederek CHP’yi böldüler. Seyit Rıza diyerek Atatürk’e karşı konumlandılar orada CHP’yi böldüler. Neredeyse Şeyh Sait’i savunur hale geldiler. CHP bölünüyor, ben mi böldüm? CHP bölünüyor görüyoruz. Hangi eksende bölündü; Atatürkçüler ile Atatürk düşmanları arasında bölündü. Kim böldü CHP’yi Atatürk düşmanları böldü. Hem de kimin oyunları ile bölündü; uluslararası güçlerin desteği ile böldü, kasetlerle, dosyalarla. Kaset çıkarılmasa Kemal Kılıçdaroğlu başkan olur muydu? Ve kime karşı başkan yapıldı. Bugün bölünme planları yapılsın, CHP teslim alınsın diye. Yani CHP’yi onlar böldü biz bölmedik. Biz , altı ok bayrağını yükselttik. Açın bakın CHP’nin seçim bildirgesinde altı ok var mı? Ama Vatan Partisi’nin seçim bildirgesi ne diyor, “programımız altı ok, hedef bağımsız ve halkçı Türkiye” diyor. Kabul etsinler altı oku aramızda hiçbir problem kalmaz. CHP kendi tarihi ile savaşıyor. CHP kendi tarihi ile savaşıyor. CHP’nin yönetimi CHP’yi bölüyor. Ne yapalım biz de onlar gibi Seyit Rıza’cı mı olalım? Biz de onlar gibi Kemal Derviş’i mi getirelim. Kemal Derviş’i CHP’nin tepesine getiren CHP’yi bölüyor. Kemal Derviş DSP’yi bölmedi mi? Kemal Derviş kim; dünya finans merkezlerinin infaz memuru. Hazinenin başına dikiyorlar, Türkiye’nin kaynaklarını toplayıp, faiz borçları diye alıp götüren operasyonun adamı. CHP diyor ki ekonominin ipini buna vereceğim. Şimdi siz biraz önce demiştiniz ki emekliye şu kadar, işçiye bu kadar diye. Bir tek Kemal Derviş’i getirmeleri, işçinin anasını ağlatacaklarının, çiftçinin canına okuyacaklarının beyannamesidir. Kemal Derviş’i getirmek ne demektir; ben kemer sıkma politikası uygulayacağım demektir. Ben bin 500 lira vereceğim der asgari ücrete, bir enflasyon uygular ki o enflasyon 150 lirası olmaz. Bence CHP seçim bildirisini Kemal Derviş’i başa getireceğini ifade ederek açıkladı. CHP’nin seçim bildirgesi Kemal Derviş’tir. Ayrıca bol keseden ekonomi bilenler, bunu küçük popülist, iktidara gelme şansı olmayan partiler yapar. CHP’nin de hiçbir şekilde iktidara gelme şansı olmadığı için bol keseden atar. Ama Vatan Partisi öyle değil. Vatan Partisi söylediklerini yapıyor. Ölçüyor biçiyor, ben bunu yapabilir miyim diyor. Bakın biz 2005’te Lozan’a giderken kalktık milletimize dedik ki, Ermeni Soykırımı’nı cezalandıran kanunları Avrupa’nın bütün ülkelerinde yok edeceğiz dedik ve İsviçre’den başladık. 

YALDIZ- Evet, sizin odak noktanız çok farklı. Çok uzun bir ömrü siyasete adamış birisiniz. Son 20 yıldır da legal siyasetin içerisindesiniz. Yüzde sıfır küsur aldığınız dönemde de aynı dolu cümleler ile konuşuyordunuz. Vatan Partisi ile daha farklı bir rüzgar yakalamış görünüyorsunuz. Nerede görüyorsunuz kendinizi? Bugün bir takım rakamlar açıkladınız ama bir de HDP baraj tartışması var. 



PERİNÇEK- Mitinglerimizi görüyorsunuz, başarılarımızı görüyorsunuz, duvarları yıktık. İkincisi, Yılmaz Özdil ne diyor; bugün baraj olmasın Vatan Partisi’nin alacağı oyu kimse tahmin edemez diyor. Araştırma şirkeleri anket yapıyor kimisi yüzde 8 diyor, kimisi yüzde 17 diyor. Barajı kaldırdığınız zaman Vatan Partisi’nin varacağı yer tartışmalı ama şu anda Vatan Partisi yüzde 10 barajının oradadır. Biz bu bir ay içerisinde bu oranın çok daha ilerisine geçeceğiz.

YALDIZ- Peki, HDP gibi tartışılmamasını neye bağlıyorsunuz? Yani özellikle mi görmezden geliniyor?

PERİNÇEK- Onlar sistemin partisi. Biz sistemin partisi değiliz. Biz bu sistemi yıkacak partiyiz. HDP bugün sistemin merkezinde olan partidir. Türkiye’yi onunla bölecekler. AKP o yüzünden onunla suç ortaklığı yaptı, açılımı yaptı. CHP’ye bakın Türkiye’de PKK’yı destekleyerek bu vatandaşın oyu alınır mı? MHP de bunu açıkça desteklemiyor, o zaman rolünü yapamaz. AKP üzerinden bu sürece katılıyor. AKP’yi destekleyen kritik durumlarda oynadığı rollerle bu duruma dahil oluyor. Biz bu rejimin dışındayız.

YALDIZ- O zaman size karşı bilinçli bir görmezden gelme mi var?

PERİNÇEK - E tabi çok açık. Zaten hapishaneden çıkan parti... Görmezden gelmeyi bırak hapse attılar.

YALDIZ- Ömrünüzün ne kadarını hapiste geçirdiniz?

PERİNÇEK- 13 yıldan fazla. 12 Mart, 12 Eylül, 1990, 1998 ve 2008. Yani her on yılda bir hapse girdim. 45 yıldır ben beş kuşlakla Türkiye’de hapis yatan tek siyasetçiyim.

YALDIZ- Bunların herhangi birisinin bir ‘ayakkabı kutusu’ v.b. konularla ilgisi var mı? Yoksa tamamı siyasi davalar mı?

PERİNÇEK- Şule ile benim tek bir tapulu malımız yok. Bütün servetimiz kitaplarımız, müzik aletlerimiz. Bir tane piyanosu var Şule’nin annesinden kalma ondan başka bir şey yok. Biz zenginliği, gönül zenginliğinde, bilim zenginliğinde görüyoruz.

YALDIZ- Peki, bu kadar süreçten sonra değdi diyor musunuz?

PERİNÇEK- E tabi. Türkiye böyle mücadelelerle kazanılıyor. Şimdi bakın ne oldu 2008’de girdik, 2014’te çıktık. Tam 6 yıl. Neye değdi; Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hapisten kurtardık. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bütün Ergenekon, Balyoz kahramanları ile konuşun, size İşçi Partisi’nin bu duvarları yıktığını söyler. Değmez mi? Vatan Partisi gibi bir partiyi kurtardık. Türkiye’nin gelecekteki iktidarının yolunu açtık.

YALDIZ- Bugün Silivri’de başkaları kalıyor. Ne hissediyorsunuz onlarla ilgili. Beş yıl siz yattınız belki 5 yıl da onlar yatacak.

PERİNÇEK- Biz niçin yattık; Türkiye’nin bölünmesine karşı olduğumuz için yattık. Bakın Ergenekon Balyoz davasının tek bir nedeni var, Türkiye’nin bölünmesine karşı çıkacak Vatan Partisi ile Türk Silahlı Kuvvetleri içeri atmak. Şimdi içeride olanlar kim; Türkiye’yi bölmek için o tertipleri, fesatlar uygulayanlar. Yani birinde Mustafa Kemal’ler hapse atıldı, birinde de Mustafa Kemal’lere karşı o tertipleri kuranlar. Siz değerlendirmesini yapın.

YALDIZ- Bu kadar basit mi peki? Şu an dışarıda olanlar kimler o zaman? Dışarıda olanlar masum mu sizce?

PERİNÇEK- Hayır o başka bir mesele. Bizim bir suçumuz, bir eylemimiz var mı? Biz neyden yargılandık; darbeden. Var mı ortada darbe? Ama onların yaptığı iş ortada... Bizi hapse attılar. Türk ordusunu hapse tıktılar. Bundan daha büyük bir eylem var mı? Yani birinin eylemi var. Ceza hukuku nedir? Eylemi cezalandırır.

YALDIZ- Bunu şu niyetler sordum, siz Türkiye ile ilgili yurtdışındaki birçok oyunları ya da hesapları yakından takip eden ve bunu sıklıkla dile getiren bir siyasisiniz. Burada bu kadar basit mi derken, büyük patron nerede? Yani şu an yapılan ‘kandırıldık’ açıklaması sizi tatmin etti mi?

PERİNÇEK- Size tarih vereyim. 5 Aralık 2007 tarihinde oval ofis. Yani Beyaz Saray’da Bush ile Tayyip Erdoğan oturuyor. Ne yazdı Fehmi Koru; dedi ki Ergenekon’un düğmesine oval ofiste basıldı. Yani Bush emrediyor, Tayyip Erdoğan uyguluyor. Tayyip Erdoğan değil mi ben bu işin savcısıyım diyen? Bu işin başında Fethullah Gülen yok. Benim mahkemede hakaret davası nedeni ile yollanmış görüntülerim var. orada diyorum ki, ey hakimler merak mı ediyorsunuz Ergenekon’un birinci numarasını, ikinci numarasını; bir numara Abdullah Gül, iki numara Tayyip Erdoğan, üç numara Fethullah Gülen. İşte gladyo bunlar. Bunu beraber yaptılar. Bu soruşturmalar eninde sonunda Tayyip Erdoğan’ın, Abdullah Gül’ün yakasına yapışacak.

YALDIZ- Oraya dönecek diyorsunuz bumerang?

PERİNÇEK- Hiç kuşkunuz olmasın, oraya dönecek zaten biz onun maddesini de buraya yazdık. “Anayasa Mahkemesi’nin 30 Temmuz 2008 tarihli kararı ile AKP’nin laik cumhuriyeti yıkma faaliyetinin odağı olduğu hükme bağlanmıştır. AKP yönetiminin sorunları hakkında öncelikle ABD’nin BOP projesinde görev almaları, Ege’deki 152 adamızı yabancı devletlerin egemenliğine bırakmaları ve komşumuz Suriye’ye terör ihraç etmelerinin yanında özelleştirmeler olmak üzere Danıştay kararlarını uygulamaları ve yolsuzlukları nedeniyle gerekli cezai soruşturmalar yürütülecek, sorumlular yargı önüne çıkartılacaktır. Suçların baş sorumlusu olan Tayyip Erdoğan’ın Yüce Divan’a sevki için meclise verilecek gerekçesi dosya olarak hazırlanmıştır. ” Biz Tayyip Erdoğan’ın dosyasını hazırladık.

YALDIZ- Size göre de malum cemaat maşaydı o zaman?

PERİNÇEK- Tabi.

YALDIZ- Peki, 13 yıllık iktidarı sizin kadar yakından takip eden yoktur. Bu 13 yılda hiç başarılı bulduğunuz bir şey yok mu?

PERİNÇEK- Çin’den füze aldılar mesela...

YALDIZ- Çin’den füze almaya başarılı bir hamle diyorsunuz yani?

PERİNÇEK- Çok yararlı. Çünkü Türkiye’nin NATO’ya bağlı kamp tutulması gerekleri var. Fethullah cemaatinin suçları üstüne yürünmesi var.

YALDIZ- Duble yol yaptılar falan o detaylara girmiyorsunuz yani?

PERİNÇEK- Duble yolu ben doğru bulmuyorum. Yanlış bir politika... Şimdi elimde bir kaynak var ben o kaynağı fabrikaya mı harcarım, duble yola mı harcarım? Duble yolu yapana kadar beton fabrikası yaparsın, onunla duble yol yaparsın. Duble yol, uluslar arası merkezlerin Türkiye’ye dayattığı ekonomi politikası. Deniz Bakanlığı kuruyoruz. Duble yol yapacağıma denizleri daha aktif kullanırım. Tamir derdi yok, üstüne istasyon kurma derdi yok. Yaparsınız limanları çözersiniz.

YALDIZ- Siz baya somutlaştınız o zaman. Yani biz sizin hep ideolojik söylemlerinize alışığız.



PERİNÇEK- Biz ekonomiyi biliyoruz. Vatan Partisi’nin uzmanları ve ben genel başkanı olarak bütün siyasi parti liderlerine ekonomi de öğretiriz. Ulaştırma ve Denizcilik Bakanlığı’nı ayıracağız. Bu kaynakların çok iyi kullanılması gerekiyor. Biz tıpkı Atatürk döneminde olduğu gibi denizyolu ve demiryolu ağını ilerleteceğiz. Deniz yolundan içe doğru demiryolları, demiryollarının belli merkezlerinden de karayolları .

YALDIZ- Duble yola gerek kalmayacak haliyle

PERİNÇEK- Bu çok pahalı bir şey. Bir adam biniyor aracına ve İstanbul’dan Ankara’ya 600 kilometre yol gidiyor. Bu çok pahalı...

YALDIZ- Siz nasıl seyahat ediyorsunuz?

PERİNÇEK- Ben bunlara tabiyim. Bakın bizim projemizde İstanbul Ankara 45 dakikadır. Bakın bugün dünyada Çin’de hızlı tren var Japonya'da hızlı tren var olmayacak şeyler değil.

YALDIZ- Sizin pencerenizden Türkiye'nin sorunları ile ilgili bir hiyerarşi yaptığınızda beş tane sayın desem?

PERİNÇEK- En başta dilenen bir Türkiye yarattılar. Yani dışarıdan sıcak para dilenen bir Türkiye en büyük sorun budur. Çünkü dilenen Türkiye bizi vatan bölünmesine götürüyor. Dilendiğimiz için ulan senin vatanını böleceğim diyor, sana yüksek faizle borç veririm ama sende bu vatanın bölünmesine kabul edeceksin diyor. İkinci sorunda vatan bütünlüğüdür.

YALDIZ- Yani Bölünme endişesi sizde…

PERİNÇEK- Endişe değil bunun endişe ile ne alakası var. Adam orada haraç topluyor silahlı kuvvet kurumuş Kandil’de karargahını yapmış mahkeme kurmuş bunun endişeyle alakası yok. Gözümüzün önünde olan olaylar. Ama biz bunu bitiriyoruz. Biz şu anda Hakkari’de, Siirt'te Van'da Mardin'de Kızıltepe'de Diyarbakır'da Urfa'da Bitlis'te Tatvan'da Bingöl'de bütün buralarda örgütleniyoruz çok hızlı bir şekilde.

YALDIZ- Ne yapacaksınız peki?

PERİNÇEK- Bir halkla bütünleşiyoruz. Kürt yurttaşlarımızla birleşiyoruz. İki devletin yaptırım gücünü kararlı bir şekilde uygulayacağız. Kimse kepenk kapattıramaz kimse çarşı yakamaz, kimse Atatürk'ün heykeline tekme vuramaz, kimse vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit edemez. Bunu sağlayacağız. Üçüncüsü, İran, Irak, Suriye, Azerbeycan’la işbirliğine gidiyoruz , Gittik, görüştük.

YALDIZ- IŞİD’e ne yapacaksınız?

PERİNÇEK- Biz güneyimizde bu ülkelerle birleşiyoruz. Ne yobaz silahlı bir terör örgütü bırakacağız, ne de etnik bölümüne örgütlerini bırakacağız. Şimdi bakın Türkiye, İran, Irak iş birliği yaptığı zaman Amerika ne yapacak? IŞİD ne yapacak? Hepsini bir ayda bitiririz.  IŞİD, PKK bir ayda biter. Kandil beyaz bayrak çeker.

YALDIZ- Bu birleşme ile ilgili alt yapınız var mı?

PERİNÇEK- Altyapı yaptık. Gittik Beşar Esad’la görüştük. Şu anda Tahran’da İsmail Hakkı Pekin önderliğinde sekiz kişilik Vatan Partisi heyeti Tahran’da görüşmeler yapıyor. Meclis başkanı ile görüşüyor. Şu anda sizde görüşürken biz, Genel Başkan Yardımcımız İsmail Hakkı Pekin, Hasan Korkmazcan, Yunus Soner, Soner Polat var o heyette; Abdüllatif Şener de Tahran’da o heyete dahil oluyor. Ve Mısır, Rusya, Ukrayna davet ediyor biz oralara gideceğiz. Biz altyapımızı yaptık.

YALDIZ- Sıfır sorun noktasındasınız yani siz.  Bir dönem AKP'nin uygulamaya çalıştığı sıfır sorun noktası.

PERİNÇEK- Bakın bunu Amerika ne yapacak? biz eş başkan değiliz ki. Bize kaset işlemez.  Amerika ne yapacak? biz Suriye, Irak, İran, Türkiye, Lübnan'ı da buna katarak Mısır, Tunus işbirliği yaptığı zaman…

YALDIZ- Bütün bunları Tayyip Erdoğan söylese İslam Birliği’nden söz ediyor zannederim.

PERİNÇEK- Söyleyemez ki. Adam oraya terör ihraç ediyor.

YALDIZ- Siz hangi temelde birleşeceksiniz?

PERİNÇEK- Bölgeye barış getirmek, teröre son vermek için.

YALDIZ- Amerika'yı göndermek mi?

PERİNÇEK- Amerika olmasa zaten bölgede barış olur, terör olmaz. Amerika buraların müdahale etmesin, terör yollamasın, bu ülkelere saldırmasın. Amerika yenildi. Suriye'ye söz geçiremedi. Amerika yenildi şartlar bizden yana. Bunun koşulları oluştu. Şu bölge işbirliğine sonuçlarını bir düşünün. Beyaz bayrak çekecek Kandil. İki, Türkiye'nin tarım ve sanayi üretimi için muazzam 250 milyona yakın bir piyasa ortaya çıkıyor. Gel diyor Suriye tekrar Suriye'yi inşa edelim, kuralım diyor.  Irak'ın İran'ın ihtiyaçları var. Ve bunlar alış gücü olan ülkeler. Sen onlara tarım sanayi ürünü satacaksın.  İnsan kaynakların müteahhitlik yeteneklerini sunacaksın. Onlar da sana enerji verecek. Senin enerji güvenliğini sağlayacak, ucuz petrol verecek.  Bakın ben Devletabadi ile görüştüm İran Büyükelçisi. Şunu söyledi, size petrolü yüzde 17 buçuk daha ucuz verelim. Sizin bütün doğal gaz şebekenizi 2 milyar dolar tutar, biz finans edelim. Yüzde 17 buçuk ne demek? Bugün Türkiye'nin ithalatının yüzde 17’ye yakını enerji gidiyor. 17 buçuk demek Türkiye'nin dış ticaret açığında yüzde 10'unu kapatıyorsunuz demek bir kalemde. Birde buna Türkiye'nin ihracat patlamasını ekleyin.

YALDIZ- Nükleer enerjiye nasıl bakıyorsunuz?

PERİNÇEK- Nükleer enerjisiz hiç bir şey olmaz. Nükleer enerji reddetmek palavracılıktır. Ama şunu söylemiyorum, yok Sinop'a yapılsın yok Mersin'e yapılsın demiyorum. Yapılacak yer güvenlik ve seçim alınacak önlemlerin modernliğini tartışmıyorum ama Türkiye'ye nükleer enerjiye mecburdur. Dünyada Hindistan’a bakın Çin’e bakan Fransa'ya bakın. Türkiye'nin nükleer enerjisiz enerji sorunu çözme gibi bir imkanı yok. Bakın nükleer enerji en temiz enerjidir. En tehlikesiz enerjidir. Atığı vesaire yoktur.

YALDIZ- Çernobil hatırası üzerinden konuştuğumuz için.

PERİNÇEK- Çernobil’i örnek alamazsınız. Hadi uçak düştü, uçağı da örnek alalım. Uçaktan vazgeçebilir miyiz?  Nükleer enerji tam bin 332 ayrı alanda teknoloji gelişmesini lokomotifidir. Yani siz nükleer enerji yaptığınız anda güvenlikten tutun, en ileri teknoloji gerektiren sanayi alanlarına kadar bir çok alanda kendi ekonomimizi geliştirmek zorundasınız. Bunları nereden biliyor diyeceksiniz. Biz 2007 yılında tam sekiz hafta İstanbul'da Hollanda'da Hindistan'da dünyanın en önemli enerji uzmanlarıyla 8 hafta üst üste altı saat yedi saat süren toplantılar yaptık. Buralarda çok aydınlandık ve öğrendik. Bir takım masallar var.  Rüzgar enerjiyle şu olur, güneş enerjisi ile bu olur diye. O söylendiği gibi basit değil. Tabi bütün bu yenilenebilir enerjileri değerlendireceğiz ama sadece bunlarla ülkenin enerji problemi çözmek mümkün değil. Kapasiteleri sınırlı güneş enerjisinin tamam tamamıyla Türkiye'nin enerji ihtiyacının yüzde 2’sini çözebiliyoruz.  Ama ne oluyor, bir evin sorunlarını çözüyor.  Ama sanayinin çarkının nasıl döndürecek? Bakın Zonguldak’ta kömür yatıyor. Biz Güney Afrika'dan kömür getiriyoruz.

YALDIZ- Ama çıkarmayı de beceremiyoruz.

PERİNÇEK- Niye beceremeyelim. Yani alırız güvenlik tedbirlerini.  Madencinin canı kömürden ucuz. Eğer madencinin canına değer verirsen kömürden ucuz görmezsen İlla daha çok kömür çıkaracağım diye insanları kuyuların içine atarsan o kazalar olur. Kapıya yazacaksın “insan kömürden kıymetlidir” diye. Biz bütün maden ocakları kapısına bunu yazacağız. Bu yatırım meselesi, insanın can güvenliği için yatırım yaparsın. Ama ben çok para kazanacağım kar esastır dersen ekonomide, zaten orada çuvalladın gittin. Kar insanı feda eden bir şey. Kar üretimde emeği verilen ücretten kısıtlayarak verilen bir şeydir. Ne kadar ücreti içersen veya güvenli içersen o kadar kar kazanırsın. Ama biz kamu yararını gözeten bir ekonomi ve emekçiyi gözeten bir ekonomi anlayışını oturtursak, kömür kazaları asgariye iner.

YALDIZ- Biraz da İzmir konuşalım. İzmir’den ne bekliyorsunuz?

PERİNÇEK- İzmir’den bekliyoruz, İzmir beklediğimizin cevabını da veriyor. Çağdaş Türkiye’ye sahip çıkıyor. İzmir çağdaş Türkiye'nin lideri...

YALDIZ- Yaptığımız hesaplara göre 2. Sıra adayınız ve eşiniz Şule Hanım seçilebiliyor mu?

PERİNÇEK- Tabi, 3’e 3.


YALDIZ- Peki, ulaşabiliyor musunuz İzmirliye? Dokunabiliyor musunuz?

PERİNÇEK- İşte size dokunuyorum ya. Tabi ki dokunabiliyorum. Yanımızda il başkanımız var, has bir İzmirli. İzmir’de tarım yapan bir insan. Hayatı buralarda geçmiş, bütün örgütümüz öyle. Biz mitingi Ankara'dan başladık.2 3 Nisan'da Ankara'da aslanlı yolda yürüdük, arkasından İstanbul’da Ermeni Soykırımı yalandır diye İstiklal Caddesi’nde on binleri topladık. Şimdi de Kuşadası'nda 25 bin kişilik bir miting yaptık. Kuşadası'nda hepsine dokunduk. İndik insanlarla görüştük.

YALDIZ- Bir çıtanız var mı? Mesela Davutoğlu diyor ki şu kadar oy alamasam giderim.

PERİNÇEK- Biz yüzde 10 barajını geçeceğiz. Daha da ilginç bir şey söyleyeyim Ben Türkiye'nin önümüzdeki günlerde başbakanı olacağım. yüzde 10 barajını geçeceğiz hükümette yer alacağız. Birkaç yıl içinde de Başbakan olacağım. Ben kendim için söylemiyorum bunu Vatan Partisi Genel Başkanı Türkiye'nin Başbakanı olacak. Kendim için söylemeyim.

YALDIZ- Bir mesaj mı var orada?

PERİNÇEK- Bir mesaj var mı orada, ben olmayayım derken şu mesaj var benim bir mevki peşinde olmadığım, bencil olmadım mesajı var. Sıradan insanların belki öyle hevesleri olur. Ama benim gibi insanların mevki makam gibi yerlerde gözü olmaz.

YALDIZ- Ben sizde şunu görüyorum. Artık vakit geldi diyorsunuz yani?

PERİNÇEK- Öyle bir şey demedim, demem. Mezara kadar. Benim sözünden şunu anlayın, Vatan Partisi’nde Başbakanlık yapacak çok arkadaş var. Türkiye'nin şu anda en birikimli, tecrübeli kadroları Vatan Partisi’ndedir. Namus birikimi de Vatan Partisi’nde. Birikim derken hem devlet birikimi olan insanlar Vatan Partisi’nde. Hem silahlı kuvvetlerde, hem arkadaki halk hareketinde… Diyelim ki Gezi eylemeleri ile gelen halk hareketi hem de 1968’den gelen halk hareketi. Ben 1968 gençlik hareketinin genel başkanıyım. Yani Deniz Gezmiş’lerin, Mahir Çayan’ların, şunun bunun hepsinin lideriyim. 1968 Türkiye’nin tarihin en büyük öğrenci hareketlerine genel başkanlık yaptım. Tabi sadece ben değil. 50 yıllık halk mücadeleleri, devrimci mücadelelerin içinden süzülmüş gelmiş bir kadro.

YALDIZ- Kılıçdaroğlu’nun İzmir’den aday olması hesaplarınızda değişiklik yarattı mı?

PERİNÇEK- Çok büyük değişikliğe neden oldu. Çünkü Dersim diyen, ondan sonra Seyit Rıza’yı öven, Kemal Derviş’i getirip Türkiye’ye musallat eden…Evet. Kılıçdaroğlu, CHP’nin İzmir’de yapabileceği vahim hata. Çünkü İzmirlinin hassas olduğu konularda çok ters…

YALDIZ- Peki, dava arkadaşlarınız da var o listede, Silivri’den. (Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan gibi)

PERİNÇEK- Valla onlara sorun bu soruyu. E arkadaşımız.. Beraber hapis yatmışız. Yani şimdi onlar için olumsuz bir şey diyemem. Onlar nasıl Dersim’le Seyit Rıza ile isimlerini aynı listeye koyabiliyorlar? HDP ile nasıl ittifakı savunabilirsin?

YALDIZ- Ertuğrul Kürkçü’yle de sizin…(bir dönem birlikte yürüdüğünüz arkadaşınızdı diye tamamlayamadım)

PERİNÇEK- Ertuğrul Kürkçü 1972 yılında sıkıyönetim mahkemelerinde çıktı, Marksizm, Leninizm’in iflas ettiğini, geçerli olmadığını… Döneğin biridir o. 

YALDIZ-Böyle yazalım mı? 

PERİNÇEK-Yazın, yazın tabi… 
Abdülhamit’i öven. Ben sana belgelerini göndereyim. O zaman Günaydın Gazetesi’nde manşet olan döneğin biridir o. Bana sorma git Oğuzhan Müftüoğlu’na sor. Bütün devrimcilere sor. Yani zora gelince dönek olur. Zor kalkıp sistem avucuna aldığı zaman şeylik taslar. Senin arkadaşların öldürülürken sen orada nasıl kaçıp samanlığa saklanırsın. Niye orda 15 kişi vuruldu da sen samanlığa kaçtın? Bu bir namus meselesi... İnsan arkadaşları orada öldürülürken nasıl kaçarsın ya. Samanlığa kaçan Spartaküs. Birkaç arkadaşımız vardır onlar bilinir. Ertuğrul Kürkçü hippilikten geldi. Onu korudum o zamanlar. Ama korkaktır. Namuslu değildir. Bir devrimci namusu yoktur. Dönektir. Şimdi bugün, sen nasıl PKK’ya alet olursun. Var mı dünyada böyle bir devrimci? Kendi vatanının bölünmesine alet olan. Lenin mi, Mao mu? hepsi vatanlarını savundu.


YALDIZ- Siz kendinizle hiç öz eleştiri yapma fırsatı buluyor musunuz? Mesela sizin de 1970’lerdeki 1980’lerdeki duruşunuzla bugünkü duruşunuz arasında…

PERİNÇEK- Bakım bizim 1968’den bu yana milli demokratik devrim diyoruz. Duruşumuzda temelde en küçük bir değişiklik yok. Biz 1960’larda hangi programı savunuyorsak 2015’te de aynı programı savunuyoruz. Ama siyaset düzleminde çeşitli hatalarımız oldu. Ama o hataları her dönemeçte bizim partinin öyle bir geleneği vardır…

YALDIZ- Birini bizim okurlarımızla paylaşmanız gerekse?

PERİNÇEK- Mesela başlayayım. 1968’de çok iyi bir yolda giderken 1972’de bu silahlı mücadele bilmem ne dağa çıkma furyaları başladığı zaman bizde de sola doğru, biz silahlı mücadeleyi çok yanlış görüyoruz ama her şeye rağmen buralardan etkilenen sol hatalar yaptık. 1972 – 74 döneminde. Ve onu oturduk bir 34 sayfalık değerlendirme şeklinde bir öz eleştiri yaptık. Bu tür çeşitli dönemlerde yaptığımız hataları tespit ediyoruz. Ama bunu kendimize eziyet etmek için değil, önümüzü aydınlatmak için yapıyoruz. Biz bunu neredeyse her eylemden sonra yaparız. Mesela bugün Kuşadası mitingi yaptık. Yaptıktan sonra sıcağı sıcağına tartışırız. Miskin Yunus çiğdik, piştik elhamdülillah.

ulusalkanal.com.tr
banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.