''Doğu Perinçek kazanırsa Türkiye soykırımla suçlanamayacaktır!''

''Doğu Perinçek kazanırsa Türkiye soykırımla suçlanamayacaktır!''

Sözcü yazarı Uğur Dündar, köşesinde Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ ile yaptığı Perinçek-İsviçre davası röportajını yazdı.

Dündar, 'Doğu Perinçek kazanırsa Türkiye soykırımla suçlanamayacaktır!' başlıklı yazısında, Emekli Büyükelçi Elekdağ'ın, "AİHM, daha önce Perinçek’in sözde soykırımla ilgili sözlerini ifade özgürlüğü kabul etmişti. Bunun onaylanacağını düşünüyorum… Böylece Ermeniler’in tezleri çürütülmüş olacak" sözlerine yer verdi.

İŞTE UĞUR DÜNDAR'IN KÖŞE YAZISI

"Sevgili okurlarım,
İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’i kutlamamız gerekiyor. Zira İsviçre’de “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” diyerek konuyu tartışmaya açtı. İsviçre mahkemeleri Perinçek’i, İsviçre Ceza Kanunu’na dayanarak “ırk ayırımcılığı” suçundan hapse mahkum ettiler. Ceza paraya çevrildi ve ertelendi. Ancak, İsviçre mahkemelerinin bu kararı, “Ermeni soykırımı iddiası uydurmadır” demenin, Avrupa’da bir suç olarak yerleşmesinin önünü açıyordu. Bu nedenle Perinçek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. AİHM’nin 2. Dairesi, 17 Aralık 2013’te verdiği kararla Perinçek’i haklı buldu ve İsviçre yargısının kararının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti. İsviçre’nin bu kararı temyiz etmesi üzerine de 28 Ocak’ta Strazburg’da, AİHM’nin Büyük Dairesi’nde, duruşma yapıldı. Karar birkaç ay sonra açıklanacak. Dış politika ve uluslararası gelişmeler konusundaki öngörüleri hep doğru çıkan bilge diplomat, emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ’a, AİHM’den nasıl bir karar çıkmasını beklediğini sordum. İşte cevapları:

AİHM’İN VERECEĞİ KARAR TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
ŞÜKRÜ ELEKDAĞ (ŞE): Büyük Daire’nin vereceği karar Türkiye açısından büyük önem taşıyor. Zira bu karar, 2. Daire’nin hükmünü onayladığı takdirde, sadece “Ermeni soykırımını” inkarın suç sayılmayacağını belirlemenin ötesinde, Türkiye’nin soykırım suçlusu olarak ilan edilmesi amacıyla sürdürülen uluslararası kampanyayı da kıracak nitelikte olacak. Bu konuda isabetli bir tahminde bulunmak için, 2. Daire’nin daha önce verdiği Perinçek kararını dikkatlice analiz etmek gerekiyor. 2. Daire sözkonusu kararıyla, Perinçek’in “Ermeni soykırımının uluslararası bir yalan olduğu” yolundaki açıklamaları nedeniyle İsviçre mahkemeleri tarafından inkarcılık ve ırkçılıkla suçlanmasını ve ceza verilmesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “İfade Özgürlüğü” başlıklı 10. maddesinin ihlali olarak değerlendirmiştir. 2. Daire bu karara varırken, Perinçek’in ifadelerinin, Sözleşme’nin “Hakları kötüye kullanma yasağı” başlıklı 17. maddesinin kapsamına girip girmediğini derinliğine incelemiş ve 1915 olaylarının “soykırım” olduğunun inkarının “Ermeni bireylere karşı nefret içermediği, mağdurları aşağılamadığı, bu nedenle de Perinçek’in hassas ve ihtilaflı bir konuyu kamuya açık olarak tartışma hakkını kötüye kullanmadığını” kabul etmiştir. Bu noktadan hareketle 2. Daire, Ermeni soykırımının inkarının bir suç sayılmayacağını hükme bağlamıştır.

BÜYÜK DAİRE, VERİLEN İLK KARARI ONAYLAYACAKTIR
(UD): Bu analizinizden nasıl bir sonuç çıkarılması gerekiyor?

(ŞE): Çıkan sonuç, 2. Daire’nin, Perinçek­İsviçre davasını bir ifade özgürlüğü davası olarak sınırladığı ve kararını bu temel üzerine inşa ettiğidir. İsviçre Hükümeti ve davaya müdahil olan Ermeni tarafı ise, bu sınırın dışına çıkmış, davayı Ermeni soykırımın varlığının ispatı meselesine dönüştürmek istemiş, savunmalarını bu doğrultuda yapmışlardır. Oysa, dava, 1915 olaylarının hukuken nasıl tanımlanacağı ve bu tanımlamanın ifade özgürlüğü açısından bir suç oluşturup oluşturmadığıyla sınırlıdır. Ben, davayı canlı olarak internetten izledim. İsviçre Hükümeti’nin ve medyatik Amal Clooney dahil, Ermeni tarafının avukatları, 2. Daire’nin kararına temel oluşturan unsurları ve hukuksal mantığı çürütecek hiçbir argüman ileri süremediler. Biraz önce yaptığım analiz ışığında ve Fransız Anayasa Konseyi’nin 28 Şubat 2012 tarihli kararıyla, 1915 olayları için “soykırım değildir” demenin fikir ve ifade özgürlüğüne uygun olduğuna hükmettiğini de dikkate alarak, Büyük Daire’nin kararının, 2. Daire kararıyla aynı doğrultuda olacağı görüşündeyim. Aksi yolda bir karar AİHM’nin kendini inkar etmesi olur.

ERMENİLER’İN ‘SOYKIRIM’ TEZİ KÖKTEN ÇÖKEBİLİR
(UD): Davanın Perinçek lehine sonuçlanmasının “inkarın” suç sayılmamasının ötesinde başka önemli sonuçları olacağını söylediniz. Nedir bu önemli sonuçlar?

(ŞE): Büyük Daire’nin, 2. Daire kararı doğrultusunda hüküm vermesi halinde, bundan böyle Türkiye’yi soykırım yapmış bir ülke olarak niteleme imkanı kalmayacaktır. Şöyle ki: İsviçre mahkemeleri, Perinçek’i “inkardan” suçlu bulurken, bunu, 1915 olaylarının hukuki vasıflandırılmasının “soykırım” olduğu hususunda uluslararası alanda “genel bir görüş birliği bulunduğu” inancına dayandırmışlardır. 2. Daire, bu kararı şu nedenlerle reddetmiştir: 1) İsviçre siyasi otoriteleri arasında dahi bu konuda değişik görüşler olması nedeniyle, 1915 olaylarının hukuken soykırım olarak tanımlanması hususunda genel bir mutabakat olduğu söylenemez. Ayrıca, dünyadaki 190 devletten sadece 20’si, Ermeni soykırımını resmen tanımıştır. 2) “Soykırım son derece dar ve kanıtlanması güç bir hukuki kavramdır”. Uluslararası içtihata göre “soykırımın mevcudiyeti için, suçun, sadece hedef alınan grubun bazı üyelerinin değil, grubun tamamının veya bir bölümünün sırf o gruptan olmaları nedeniyle özel kasıtla (dolus specialis) imhası amacıyla işlenmesi” gereklidir. İsviçre mahkemeleri Ermeni soykırımının mevcudiyetini ileri sürerken konunun bu hukuki boyutunu ihmal etmişlerdir. 3) “Ermeni soykırımının, Yahudi soykırımı gibi kanıtlanmış bir tarihsel olgu” olduğu yolundaki görüş kabul edilemez. Ermeni iddiaları “Yahudi Holokostu” ile asla mukayese edilemez. Zira, “Holokost” suçu, uluslararası bir mahkeme tarafından kanıtlanıp hükme bağlanmıştır. Buna mukabil, aynı şey Ermeni iddiaları için söylenemez.

BEN, YAŞANACAK MÜTHİŞ GELİŞMEYİ BEKLİYORUM
(UD): Bu ifadeler son derece çarpıcı, keskin ve etkin… Büyük Daire’nin, 2. Daire kararı doğrultusunda karar vermesi halinde, Ermeni tezi kökten çürütülmüş mü olacak?..

(ŞE): Evet, ben bu müthiş gelişmeyi bekliyorum. Ve Sezar’ın hakkı Sezar’a teslim edersek bu tarihi gelişmeyi Perinçek’e medyun olacağız… Bakınız, anti­Türk bir görüşün esiri olan İsviçre mahkemeleri, Ermeni soykırımını uluslararası tarihi ve bilimsel bir görüş birliğini içeren gerçek bir olgu olarak kabul etmişlerdir. Öylesine fanatik bir eğilimle hareket etmişlerdir ki, verdikleri kararlarda, yetkili bir hukuki merci kararıyla saptanmamış olmasına rağmen “Ermeni soykırımının” varlığının bir mahkemede tartışma konusu olamayacağını vurgulamışlardır. İşte, 2. Daire bu görüşü toptan reddetmiştir. Böylece Ermeni soykırımı bir “iddia”, “tartışmalı bir konu” mertebesine indirgenmiştir. Büyük Daire’nin, 2. Daire’nin bu kararlarına ters bir hüküm verebileceğini zannetmiyorum.

Ermeni tarafı şok geçirebilir!
(UD): Peki, Büyük Daire tahmin ettiğiniz şekilde olumlu karar verirse, Ermeni tarafı durumu kabullenecek mi?

(ŞE): Çok ağır bir şok geçirirler, fakat iddialarından vazgeçmezler. Yalnız, bu gelişmenin ciddi etkileri olur. Artık, Ermeni lobilerinin, bir ülke parlamentosunu “Ermeni soykırımının” vuku bulduğuna ilişkin bir karar almaya veya “inkar”ı suça dönüştürme yasası geçirmelerine ikna etmesi mümkün olmaz. AB içinde üye ülkeler mahkemelerine soykırım konusunda karar verme yetkisini öngören “Çerçeve Karar” girişimi suya düşer. Bu ortamda, Ermenistan ile diasporanın Türkiye’ye yönelik kemikleşmiş, basmakalıp soykırım suçlamaları etkisini kaybetmeye başlayacaktır. Bu da tarihin önünü açar. İşte bu noktada, Ankara’nın, Erivan’a, Ermeni ve Türk bilim adamlarından oluşacak Ortak Tarih Komisyonu (OTK) kurulması önerisinde bulunması yararlı olur. OTK üyeleri, iki ülke arşivleri ile diğer yabancı ülke arşivleri üzerinde derinliğine araştırma yaparak 1915 olayları hakkında gerçekleri ortaya çıkaracaklardır. Akıl ve sağduyu, Türklerle Ermeniler’in yaşadıkları beşeri facianın tüm yönlerini gün ışığına çıkarmak suretiyle tarihleriyle yüzleşmelerini ve bunun sonuçlarını kabullenmelerini emrediyor. Barış bu travmadan doğar.

(UD): Zaten OTK sizin milletvekiliyken yaptığınız bir öneriydi…

(ŞE): Evet… Önerim 2005 yılında TBMM tarafından bir deklarasyon şeklinde oybirliğiyle kabul edildi. Ayrıca dönemin Başbakanı Erdoğan da CHP Genel Başkanı Baykal’la birlikte ortak bir açıklama yaparak, Ermenistan’ı tarihiyle yüzleşmeye davet etti. Erivan, o zaman önerimizi miyopik ve kör bir yaklaşımla reddetti. Ama, Büyük Daire’nin kararından sonra bakışı değişebilir. Çünkü OTK önerisi dikkate alınmadığı takdirde, iki tarafın da çocuklarına ve gelecek nesillere bırakacağı miras, önyargı, düşmanlık ve intikam duygularından başka bir şey olmaz."

ulusalkanal.com.tr
banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.