banner863

Emniyet Müdürü mermilerin üzerine yürüdü

Emniyet Müdürü mermilerin üzerine yürüdü

15 Temmuz akşamı en kanlı saldırının yaşandığı Boğaziçi Köprüsü'ndeki darbecilerin etkisiz olmasında Emniyet Müdürü Mehmet Çalışkan'ın cesur tavrının büyük payı oldu.

Çalışkan'ın hayatını da hiçe sayarak darbeci askerlerin ateş etmesine rağmen geri adım atmadığı belirtildi. Çalışkan'ın karşıdan mermi yağarken tanklarla örülen barikata doğru ilerlediği anın görüntüleri de ortaya çıktı.

Boğaziçi Köprüsü'nde darbeciler adeta bir katliama girişirken olay yerinde olan Emniyet Müdürü Çalışkan'ın yanında Aydınlık gazetesinden Mehmet Bozkurt'ta bulunuyordu.

Bozkurt, o gece yaşananları şöyle kaleme aldı:



Hayatımda ilk kez doğrudan ateş açılan yöne doğru yürüdüm. İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan onu çevreleyen iki özel harekatçı ve uzun namlulu silahlı 4 koruma memurunun hemen yanıbaşımda. Hepimiz öne doğru eğilerek yürüyoruz. Onların gözü eli silahlı asker üniformalı kişilerde, parmakları tetikte. Önümüzde dev Türk bayrağı açmış iki kişinin ardından Boğaziçi köprüsünün Asya yönünden Avrupa yönüne doğru yolu tankla, uzun namlulu silahlı kesen darbe girişimindeki askerlerin sıktığı mermilerin üzerine yürüdük. 




BU İŞİ BURADA BİTİRECEĞİZ

Saat; gece yarısı 1 buçuk. Her gün yüzbinlerce aracın geçtiği köprüdeki gişeleri geçtik. Saat 23'ten itibaren uzaktan gördüğüm askerleri artık seçebiliyordum. Etrafımdaki kişiler, "Yeter ulan, yeter" diye bağırıyor. Kimi, "Siz bu vatanın evladı değil misiniz" diye haykırıyor. Giderek daha da eğiliyoruz. Yaklaşık 40-50 kişilik bir grubun içindeyim. Askerlerin olduğu yönden ateş açıldı. Emniyet Müdürü Çalışkan'ı çevreleyen ekip ateş açmadan yere yatıyor. Herkes birbirinin üzerine uzanmış durumda. Hafifçe doğruluyor. Ateş devam ediyor. Cep telefonumla birkaç kare fotoğraf çekiyorum. Kısa bir süre sonra ateş kesildi. Sessizlik oldu. Yerde yatanlar doğrulmaya başladı. Mustafa Çalışkan'ın üzerinden kalkan polisleri gördüm. Tam o sırada biri "Yardım edin" dedi. Hemen iki adım önümdeki orta yaşlı biri sol kasığından vurulmuştu. Belindeki kemeri çıkararak bacağını sardı. Birkaç kişi onu kaldırmaya çalışırken birkaç adım gerisindeki sivil bir polis memurunun yerden kalkmadığı görüldü. Çalışkan ve diğer polisler hemen arkadaşlarının yanına geldi. O sırada tekrar ateş açıldı. Adeta kaos yaşanmaya başlandı. Bir yandan yaralı arkadaşlarına yardım eden, diğer yandan hem emniyet müdürünü hem de kendini korumaya çalışan polislerin üzerilerinden düşen teçhizatı vatandaşlar toplayıp teslim ediyordu. Yaralılar geriye doğru taşındı. 



İleriye doğru ikinci bir hamle yapıldı. Özel harekat polisi Emniyet Müdürü Çalışkan'a bunun tehlikeli olduğunu ve canını tehlikeyi attığını söyledi. Çalışkan geri adım atmamaya kararlıydı. "Bu işi burada bitireceğiz" diye bağırıyordu. Koruma polisleri Emniyet Müdürü'nü adeta kolundan çekerek vazgeçirmeye çalıştı. Bu kez yine ateş açıldı. Yanımdaki cübbeli, sakallı, sarıklı bir adam ve elinde Türk bayrağı taşıyan başka bir adam ansızın başlayan ateş karşısında üstüme kapandı. Birlikte yere yattık. Hemen yanımızda ve Mustafa Çalışkan ve birkaç koruması. O sırada önümüzde olan biri, "Adam vuruldu. Yetişin! Vuruldu!" diye bağırmaya başladı. Yerde yatan kişiye doğru hamle yaptım. Üç dört metre önümdeki bu kişinin yüzünden oluk oluk kan akıyordu. Gözünden vurulmuştu. Hemen kaldırıldı ve oradan uzaklaştırıldı. O sırada çatışmanın içinde benden başka bir gazeteci yoktu. İnsanların ölümüne tanık oluyordum. Yerde oluk oluk bir akan kanın üzerinde yatan insanları gördükçe içim ürperdi. Yaşadıklarıma inanamıyordum.




ASKERLER KÖPRÜDE

Saat 23'te metrobüs vasıtasıyla Boğaziçi köprüsünden geçerek Avrupa yakasından Asya yakasına geldim. Sosyaa medyada dolaşan, "Askerler köprüde" fısıltısının gerçek olduğunu gözlerimle gördüm. 25-30 kişilik bir ekip cemse denilen askeri araçların önünde elinde silahlarla gişelere gelmeden önce bekliyordu. Asya'dan Avrupa'ya geçişleri kapatmışlardı. Trafik tek yönlü akıyordu. Boğaziçi köprüsü durağında metrobüsten indim. O ana kadar ne olduğu anlaşılmış değildi. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Askerin bir girişimde bulunduğuna tanık oluyorduk ama ne olduğunu bilmiyorduk.

TELSİZ SAVAŞLARI

Polis telsizinden ağır iş makineleriyle, kamyonlarla yolların kapatılması talimatı verildi. Tankların küçük araçları ezdiği yönünde bilgi veriliyordu. Aynı merkez telsizden üç emir verdi: Yerlerinizi terk etmeyeceksiniz, silah teslim etmeyeceksiniz, rastgele ateş etmeyeceksiniz. Gece yarısını on dakika geçmişti Mustafa Çalışkan telsizden, "Hiçbir arkadaşım bir adım geri atmayacak. Bu saate kadar yaptığınız hizmeti ben biliyorum. Hiçbir arkadaşımın bir santim geri adım atmayacağından da adım Mustafa Çalışkan kadar eminim. Tüm çalışma arkadaşlarımı Allah korusun. Herkese kolay gelsin" anonsunu geçti. Bir asker Çalışkan'a yanıt verdi.



SAAT BİRİ GEÇİYORDU HALK KÖPRÜYE ÇIKTI

Saat 1'e yaklaştığında iki tank Asya yakasından gelerek, polislerin önünden geçip askerlerin olduğu yere gitti. Namluyu polislerin olduğu yöne çevirdi. O sırada sık sık izli mermilerle havaya ateş açılıyor. Jetler İstanbul semalarında uçuyordu. Güneydoğu'da, Libya'da görev yaptık ama ilk kez bir silahlı çatışmanın ortasındaydık. Hem de; TSK üniforması taşıyanlar ve Türk polisinin birbirine doğrulttuğu namlular arasında. TRT'den bildiri okunmasıyla olay netleşti. İnternet kesintisi nedeniyle sağlıklı bilgi alamıyorduk. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın halka sokağa çıkın çağrısı anında karşılık buldu. Beylerbeyi yönünden kalabalık grupların sloganlarını duymaya başladık. Köprü üzerinde asker, polis ve gazetecilerden başka kimse yoktu.

Saat 1'i çeyrek geçiyordu kalabalık bir grup Beylerbeyi yönünden gelerek köprüye çıktı. Bulunduğu güvenli yeri terk ederek grubun arasına karıştım. Daha sonra çatışmaların yaşanacağı ve gözümün önünde insanların öldürüleceği anlara tanık olacağım yerdeydim. Köprüden ayrıldığımda sabah saat 6 olmuştu. Gece boyunca on binlerce kişi köprüye geldi. Ellerinde ağırlık olarak Türk bayrakları olan ve tekbir getiren bu kitle ölümü göze alma pahası asker üniformalı grubun atışlarına aldırmadan köprüyü terk etmedi. Kitlenin arasından zaman zaman sivil şahıslarca havaya ateş açılmasına da tepki gösterildi. Gece boyunca kadınlar da köprüyü terk etmedi.



POLİS HALKA BARİKAT KURDU

Polisler itfaiye ve polis araçlarından halka barikat kurdu. Kendileri daha çok yolun karşı yönündeki Trafik Denetleme Şubesi önünde konuşlandı. Gece boyunca buraya takviye ekipler ve araçlar geldi. Asker üniformalı kişiler halka yönelik sık sık atış yaparken polis daha çok havaya ateş açıyordu. Polislerin toplandığı yere gelmek isteyen polis ekipleri önce halkın arasına karışıyor. Bir süre bekleyip, uygun an kollanarak yolun öbür tarafında geçiriliyordu. Özel harekat polisleri geldiğinde ise kitlede coşku oluştu. Sabahın ilk ışıklarıyla askerler tankı ateşleyerek polislerin olduğu yöndeki TOMA aracını hedef aldı. Araçtan sıçrayan parçalarla iki kişi ağır yaralanırken, bir kişi hayatını kaybetti. Karşı yönden ateşlenen mermilerin sekmesiyle onlarca vatandaş çeşitli yerlerinden yaralandı. Sabah altı buçukta askerlerin teslim olmasıyla halk tankların üzerine çıkarak kutlama yaptı.

Biz bu satırları yazarken Anadolu Ajansı İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın koruma Münir Alkan'ın üzerinde çelik yelek olmasına rağmen uçaksavar mermisiyle göğsünden vurulup şehit düştüğünü duyurdu. Polis memuru Mehmet Önel'in de aynı yerde yaralandığının bilgisine haberde yer verilmişti.

ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.