EMO, elektrik kesintisinin asıl nedenini açıkladı

Elektrik Mühendisleri Odası, Türkiye’yi karanlığa boğan elektrik kesintisinin nedeninin hükümet tarafından açıklanmamasına tepki gösterdi. Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Yeşil, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın istifasını istedi.

EMO, elektrik kesintisinin asıl nedenini açıkladı

Türkiye'nin tamamı 31 Mart günü 10 saat karanlığa gömüldü. Bugüne kadar elektrik kesintisinin neden açıklanmadı. 

Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Yeşil, AKP iktidarından tatmin edici bir açıklama yapmasını istedi 

Yeşil, yaşanan kesintinin dünyanın 7. büyük kesintisi olduğunu hatırlattı ve arızanın nedenini açıkladı.

Elektrik Mühendisleri, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketindeki yönetim zafiyetine de dikkat çekti.

Elektrik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Yeşil, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ı istifaya davet etti.

HABER-KAMERA: MEHMET ALİ GÜLSEVEN
ulusalkanal.com.tr


"Hüseyin Yeşil, aradan 4 gün geçmiş olmasına rağmen; dünyanın 7. büyük elektrik kesintisi olarak adlandırılan elektrik sistemi çöküntüsüyle ilgili AKP iktidarından gerçekçi ve tatmin edici bir açıklama gelmediğine dikkat çekerek konuşmasına başladı. Yeşil, "Yaşanan sistem çöküşünün nedenlerini ortaya koymak yerine, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız`ın, EMO`nun açıklamasını yalanlamak ve kurumumuzu küçük düşürmeye yönelik çarpıtmalarda bulunmak üzere mesai harcadığına tanık olduk" dedi. Soma Kömür Faciası`nın ardından "trafo patlaması" açıklaması doğru çıkmayan ve bu nedenle EMO`dan ceza alan Bakan`ın bu kez daha temkinli olduğunu sözlerine ekleyen Yeşil, karanlık günün ardından yaşanan gelişmeleri de şöyle aktardı:
"Ne yazık ki kimi sanal enerji platformlarında da yaşanan sistem çöküntüsü ve bu çöküntünün üzerinin örtülmeye çalışıldığı gerçeği yerine ‘ideolojik` bir bakış açısıyla EMO`nun hedef tahtasına oturtulmaya çalışıldığına şahit olduk. Öyle ki, önemli büyüklükte santralların devreden çıkmış olması ve iletim sisteminde hatlarda yaşanan açmalar, Avrupa Birliği ile enterkonnekte bağlantıda yaşanan sorunlar gibi EMO açıklamasında yer alan pek çok teknik konu Bakan dahil olmak üzere enerji alanıyla ilgili kişilerin neredeyse tümü tarafından dile getirilmiştir. Ancak bu konular dahi EMO söylediği için malzeme yapılmaya kalkılmıştır.
"İdeolojik Körlük"
EMO`nun santralların piyasadaki fiyatları düşük buldukları için elektrik üretmek istememiş olabileceklerine ilişkin değerlendirmelerine karşı daha 2006 Temmuz`unda 13 ilde 6 saat elektrik kesintisine yol açan santralın fiyatı beğenmeyerek devreye girmediği gerçeğine gözlerini kapatanlar, ön yargılı bir yaklaşımla kamuyu suçlarken, kestirmeci bir yaklaşımla özel sektörü aklamaya kalkmışlardır. Sayın Bakan ise ideolojik körlükte daha ileriye giderek, EMO`nun ‘fiyatları düşük bulduğu` iddiasıyla suçlayabilmiştir."
EMO`nun borsadaki fiyatlarda kasım ayında 17 kuruşlar olan üreticilerin satış fiyatının 13 kuruşlara düşmesinden söz ettiğini anlatan Yeşil, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"EMO bugüne kadar yaptığı açıklamalarla, çalışmalarla, yapılan özelleştirme ve serbestleştirme işlemleri sonrasında kullanıcıların fiyatlarının nasıl kabartıldığını, elektriğin nasıl pahalı hale getirildiğini ortaya koymuş, yurttaşları da bu soyguna karşı uyarmıştır. Bugün elektrik fiyatları düştüğünde, halkımız ucuz elektrik kullanacağı için en çok bizlerin memnuniyet duyacağı; az çok EMO`yu tanıyan ve enerji alanında faaliyet gösteren herkesin bildiği açık bir gerçektir. Burada sözü edilen, şirketlerin sistemin çökmesine yol açacak fiyat artış talebini hayata geçirmek üzere bir manipülasyon içinde olup olmadıkları sorusudur. Nitekim yılbaşından bu yana TETAŞ`ın toptan satış fiyatlarında yaptığı indirim tüketicilere yansıtılmayarak yaklaşık 300 milyon TL dağıtım şirketlerine aktarılmıştır."
1.Saptama: Santral Devreden Çıkışı
Hüseyin Yeşil, sistem çöküntüsüne ilişkin birinci saptamasını; "iletim hatlarında yaşanan açmalardan önce sistemden büyük bir santralın ya da santralların devreden çıkmış olması" olarak açıkladı. Yeşil, teknik açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Burada sistemden çıkan santralın üstlendiği yük, ‘sıcak yedek` olarak adlandırılan hazırda bekleyen santrallardan normalde karşılanmalıdır. Bu santrallar bir şekilde devreye alınamadığı için anlık olarak faaliyette olan santralların o andaki kapasitelerin üzerindeki yükü kaldırmak gibi bir sorumlulukla karşı karşıya kaldıkları görünmektedir. Ancak bunun için santrala yüklenen fazla talebin karşılanmasına imkan olmadığı noktada röleler hattı kapatarak o santralı korumaya alacaktır. Rölelerin kaldırabileceği yük aşıldığında devre kapatmalar gerçekleşirken, diğer taraftan sistemin bütününde de anlık frekans dengesizlikleri yoğunlaşacaktır. Bu dengesizlik de çift taraflı işleyebilmekte, yani arzın fazla kaldığı sistem tarafında frekans yükselmesi, arzın sistemden çıktığı bölgelerde frekans düşmesi şeklindedir. Bunlar tabii bölgesel açıdan değerlendirmede olmaktadır. Yoksa olay anında iletim sistemi bütününde frekans düşmesi yaşandığı Yük Tevzi kayıtlarında açık gözükmektedir. Kayıtlara göre 10.36 saatinin 10. saniyesinde 50.044 Hertz (Hz) olan frekans, 25. saniyede sıfırlanmıştır. Olay günü iletim sisteminin frekansı 15.58 saatinin 41. saniyesine kadar 0 olarak kalmıştır. Yani 5 saat 22 dakika 16 saniye enterkonnekte iletim sistemi tamamen devre dışı kalmıştır. Peyderpey sistem elektrik talebini karşılamak üzere santralları devreye almıştır."
Hat Karmaşası Ortada, Nedenler Sır
"Sayın Bakan iletim hatlarındaki açmaların nerelerde yaşandığına ilişkin her seferinde yeni bir güzergah eklemesi yaparak aslında ilk sorunun kaynağını görünmez mi kılmaya çalışmaktadır?" diye soran Hüseyin Yeşil, Enerji Bakanı`nın açıklamalarından aktarımlar yaptı. "Sistemin neden çöktüğünü bulamıyorlar. Ama dün akşam televizyonda sistemi 10 saatte ayağa kaldırdık. Ne kadar başarılıyız diyorlar" sözleriyle eleştirilerini sürdüren Yeşil, 2006 yılında başlatılan Güç Kalitesi Milli Projesi kapsamında Türkiye`nin büyük bir bölümündeki hatlar üzerinde hangi kapasitede yük olduğu, hangi hattın hangi fazının devre dışı kaldığı, hangi santralın hangi frekansta olduğu mikro saniye seviyesinde senkronize bir şekilde izlenebildiğini anlattı. Bu proje kapsamında iletim sistemine ait çok sayıda veri ile ilgili kayıtlar Bakanlık sisteminde anlık olarak işlendiğini, bu kayıtların kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini kaydeden Hüseyin Yeşil, hatlardaki açma bilgilerinden söz edilirken, "bu hatların açmasına neden olan arıza veya üretim santralının devreden çıkması ile ilgili herhangi bir bilgi paylaşılmamış" olduğuna dikkat çekti. Yeşil, "Milli Yük Tevzi Merkezi`nde bulunan SCADA sisteminden de trafo merkezlerinde ve santrallarda yer alan rölelerin kayıtlarından, hangilerinin hangi zamanda çalıştığı ve kesicilere ait açma bilgilerinin de paylaşılması gerekmektedir" dedi.
PMUM Arıza Kayıtlarından Soru İşaretleri
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Yeşil, Çukurova Bölgesi`ndeki güç çıkışına ilişkin olarak da Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi (PMUM) kayıtlarından bilgiler vererek, şu değerlendirmeleri aktardı:
"Elektrik kesintisinin başlangıç saati olan 10.36`da iletim sistemindeki çökmeden önce sırasıyla saat 10.02`de Atlas Termik Santralı, saat 10.21`de Erik HES (6.48 MW), saat 10.34`te Aslantaş HES`in (138 MW) devreden çıktığı görülüyor. İthal kömürle çalışan Diler Holding`e ait 1200 megavat (MW) kurulu güce sahip Atlas Termik Santralı`nın saat 10.02`de 850 MW`lık kapasitesini "kazan besi suyu pompası arızası" nedeniyle devreden çıkardığı görülüyor. Ancak bu santralın tüm gece boyunca sürekli sisteme giriş yapıp, birkaç dakika sonra arıza bildirimiyle sistemden çıktığı tespit ediliyor. PMUM`daki verilere göre gece 00:01-00:59 arasında 350 megavatlık kapasitesini "yük alma rampası arızasıyla", yine 01:05-01:59 ile 02:02-03:56 saatleri arasında 500-550 megavatlık kapasitesini aynı gerekçeyle devreden çıkarıyor. Yeniden saat 03:57`de devreye giren santralın, 04:01-04:59, 05:01-05:59, 06:00-06:59, 07:00-07:59, 08:04-08:59, 09:02-09:59 saatlerinde de sürekli olarak 845-940 MW kapasite ile devreye girip, "kazan besi pompası arızası" bildirerek hemen devreden çıktığı kaydediliyor. Bu veriler sistemdeki ilk kopmanın Atlas Termik Santral`ın devreden çıkışıyla başladığı değerlendirmelerine yol açarken, Atlas Termik Santralı ise yaptığı açıklamada tüm enterkonnekte sistemde yaşanan sıkıntı nedeniyle diğer santrallar gibi devre dışı kaldığını söylemiştir. Bu durumda ya PMUM`a yapılan bildirimler geçersizdir, ya PMUM`da kamuoyuna açık veriler gerçek değildir, ya da santral sahibi şirket doğru açıklama yapmamaktadır. Bunu biz bilemeyiz. Bilecek olan Bakanlıktır."
Bir santralın devreye alınmasına yönelik denemeler ve bir santralın arıza vermesinin normal olduğunu, ancak kararlı bir üretim göstermeyen bu santralın üzerindeki yükün arttırılmasını anlamanın mümkün olmadığını ifade eden Hüseyin Yeşil, "Bu noktada santralların optimum çalışma seviyesi denilen kapasitelerinin yüzde 80-90`ı düzeyinde üretim yapmaları durumu akla gelmektedir. Ancak bu da kararsız bir üretimi olan santralla sistemin riske edilmesini açıklamaya yetmemektedir" dedi.  
2.Saptama Hazır Yedek İhtiyacı
Bu noktada ikinci saptamasını "hazır yedek ihtiyacı" biçiminde ortaya koyan Hüseyin Yeşil, bu durumda ihtiyacı karşılamak üzere santralların devreye girme yükümlülüğüyle ilgili 2006 yılındaki büyük çaplı kesintinin ardından getirilen kuralları ve yaptırımları anımsatarak, "Ancak bunların yeterliliği de ayrıca bir tartışma konusudur. Kaldı ki denetimlerin yetersiz olduğu bilinmektedir. Yani şirket bildirimlerinin esas alındığı gibi, bir kamu hizmeti olan elektriğin sunumunda kamu güvenliği adına acı bir gerçekle karşı karşıyayız" diye konuştu.
"Borsada işletilmeye başlanan elektrik alım-satımında düşük fiyatın olduğu saatte üretim yapmak istemeyen santralın arıza bildiriminin gerçekliği nasıl tespit edilmektedir?" diye soran Yeşil, sözlerini şöyle devam ettirdi:
"Bu sorunun kapsamı santralların hazır yedek olarak beklemek istemeyecekleri gerçeğiyle daha da büyümektedir. Çünkü hazır yedekte beklemek, santral için bir maliyet yaratırken, kardan da feragat etmek anlamına gelmektedir. Onun için diyorduk bu sistemi piyasaya açmayın diye. Elektrik hizmeti kar hırsıyla işletilemez."
3.Saptama TEİAŞ`ta Zafiyet
Yeşil, karanlık gününün aydınlatılması için TEİAŞ ile ilgili de şu soruları sıraladı:
"Bir elektrik üretim santralının devreden çıktığı anda yani saat 10.36 itibarıyla sistemde ne kadar yedek güç tutuluyordu ve bunlar devreye alınmaya çalışıldı mı? Otomatik olarak devreye girilememişse TEİAŞ personelinin müdahalesi söz konusu oldu mu? TEİAŞ`ın ‘Yük al` talimatına uymayan üretim tesisleri var mıydı? Yedek santralların yük alarak sistemi dengeleme görevini yerine getirememeleri halinde neden TEİAŞ gerekiyorsa bir şehrin elektriğini keserek sistemin çökmesine engel olamadı?"
Bu soruların da TEİAŞ`ta bir yönetim zafiyeti olduğunu gösterdiğini söyleyen Hüseyin Yeşil, Enerji Bakanı`nın 86400`de 1 olarak ifade ettiği olasılık hesabına da şu yanıtı verdi:
"Burada yapılan olasılık hesabı hatların tesadüfen 1`er saniye arayla açtığını ifade etmektedir. Oysaki elektrik sisteminde tesadüfler değil, şebekedeki yükler ve üretim santralları ilişkisi sonucunda hesaplanabilir ve ölçülebilir sonuçlar ortaya çıkar. Bilimsel olarak bu sistem çökmesinin de matematiksel modeli oluşturulabilir. Böyle bir modellemeyi yapacak yazılım ve personel Bakanlık bünyesinde bulunmaktadır. Ancak bu personelin büyük bir bölümü kızak görevlere atanmıştır. Kamuda liyakate ve bilimsel bilgiye dayalı görevlendirme ve atama yapılmaması sonucunda milyonlarca lira harcanarak yetiştirilen mühendisler ve teknik elemanlar sistem dışında bırakılarak sistem kaderine terk edilmiştir."
Yeşil, EMO`nun iletim sistemiyle ilgili sorunların farkında olarak 14 Ekim 2014`te TEİAŞ`a sorunların görüşülüp, çözüm yolları üretilmesi amacıyla ortak çalıştay düzenlenmesi için başvurduğunu aktardı. Ancak Eylül ayında kapalı devre bir etkinlik düzenleyen TEİAŞ`ın sektörün tüm bileşenlerine açık bir yapı içerisinde EMO ve üniversite ile birlikte çalıştay düzenlenmesi önerisini reddettiğini bildirdi.
EMO`dan Yıldız`a: Harakiri Yapma Ama İstifa Et
Hüseyin Yeşil, Enerji Bakanı Taner Yıldız`ı da şöyle istifaya çağırdı:
"Ülkemizin yaşadığı bu karanlık gün, AKP iktidarının uyguladığı enerji politikalarının çöküşünün belgesi olmuştur. Bugüne kadar Soma Faciası`ndan Ermenek`e varıncaya kadar pek çok facianın gerçekleştiği bir dönemin Enerji Bakanlığı`nı yapan Sayın Taner Yıldız`ın, hiç olmazsa bu kez sorumluluğunu yerine getirerek, istifa etmesini bekliyoruz. Japon mühendis gibi harakiri yapmasını istemiyoruz, istifa etmesini istiyoruz. Kamuoyuna ‘siber saldırı, kedi trafoya girdi, milli enerjimiz nükleer` gibi büyüklere masallar anlatılmasına son verilmesini istiyoruz. ‘Öngörülemeyen bir şekilde 1 dakikayı bile bulmayan saniyeler içinde hatlar açtı` gibi masalsı olağanüstülük havaları yaratmak üzere, mesleki terimlerimizin, kavramlarımızın siyasal çıkarlara alet edilmesine de tepki gösteriyoruz. Gerçeklerin bir an önce ortaya çıkarılmasını, karanlığın aydınlatılmasını talep ediyoruz."
Bürokratları Bakanı Yalanladı
Hüseyin Yeşil, son olarak dün akşam televizyonda canlı yanında enerji bürokratlarının sisteme saliselik bir zaman diliminde 3 ayrı yerden aynı anda müdahalenin mümkün olmadığını anlatarak, Enerji Bakanı`nı ve Başbakan`ı yalanladığına dikkat çekti. Yeşil, karanlık günün Japonya ile nükleer anlaşmanın TBMM`den geçirilmeye çalışıldığı, kayıp ve kaçak bedelini yasalaştırmak üzere olan tasarının görüşüldüğü ve Akkuyu nükleer reklamlarına karşı Reklam Kurulu`na başvuru yapıldığı bir zamana denk gelmesini de manidar bulduğunu sözlerine ekledi."
banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
uzaktan - 2 yıl önce
bu hukumetin sorunu ne? elektrik fiyatlarinin arttirilmasi mi yoksa daha cok hes yaptirmak mi? yoksa ikisi?