''Ergenekon ve Balyoz sapına kadar gerçekti, FETÖ’cüler sulandırdı'' diyen Başbakan'a KUMPAS-DER'den yanıt

“Ergenekon”, “Balyoz”, “Poyrazköy”, “Askeri Casusluk” “Amirallere Suikast” ve benzeri tertip davalarında sanık olarak yargılanan sivil ve asker aydınların ve yakınlarının oluşturduğu Kumpas Mağdurları Derneği (Kumpas-Der),”Ergenekon ve Balyoz sapına kadar gerçekti, FETÖ’cüler sulandırdı” diyen Başbakan Binali Yıldırım’a yanıt verdi

''Ergenekon ve Balyoz sapına kadar gerçekti, FETÖ’cüler sulandırdı'' diyen Başbakan'a KUMPAS-DER'den yanıt

“Ergenekon”, “Balyoz”, “Poyrazköy”, “Askeri Casusluk” “Amirallere Suikast” ve benzeri tertip davalarında sanık olarak yargılanan sivil ve asker aydınların ve yakınlarının oluşturduğu Kumpas Mağdurları Derneği (KUMPAS-DER), "Ergenekon ve Balyoz sapına kadar gerçekti, FETÖ’cüler sulandırdı" diyen Başbakan Binali Yıldırım’a yanıt verdi

Kumpas Mağdurları Derneği'nin açıklaması şöyle:

Kumpas davalarla kurulan kumpaslar sonucu TSK’dan pek çok general/amiral/subay/astsubay tasfiye edilmiş, bunların yerine 15 Temmuz günü FETÖ’cü olduğu anlaşılanların atandığı görülmüştür.

Bir başka yaklaşımla, şayet Ergenekon/Balyoz/Askeri Casusluk/Poyrazköy davaları olmasaydı, FETÖ’cü kalkışmayı gerçekleştiren şebekenin üyelerinin bulundukları makamlara gelemeyecekleri ve 15 Temmuz kalkışmasını gerçekleştiremeyecekleri çok açıktır.

Hal böyleyken; son zamanlarda özellikle Hükümet çevrelerinden hatta bizzat Başbakan’ın ağzından “Ergenekon ve Balyoz sapına kadar gerçekti, FETÖ’cüler sulandırdı.” gibi gerçek dışı ifadeler, yıllarca bu iftira nedeniyle haksızca hapsedilen, meslekleri ve gelecekleri elinden alınan, aile fertleri ve arkadaşlarını da bu dava sürecinde kaybeden isimli davaların mağdurları olan bizleri derin üzüntüye sevk etmiş, dolayısıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasını zorunlu kılmıştır.
Bu kapsamda bazı gerçekleri hatırlatmakta yarar olacağı düşüncesindeyiz;

  1. Söz konusu davalar FETÖ’cü hainlerce başlatılmış ve o zamanki siyasi iktidarın desteği de sağlanarak aleyhimize oluşturulan kamuoyu ile yürütülmüştür. Sonuçta zamanın FETÖ’cü ilk derece mahkemesince verilen hüküm ve Yargıtay’daki FETÖ’cülerce (Hem birinci derece mahkemelerin savcı ve hâkimleri hem Yargıtay’daki ilgili başkan ve üyeleri şu anda tutukludur.) onanan kararlarla pek çok TSK mensubu hukuksuzca cezalandırılarak tasfiye edilmiştir. Sonrasında AYM’nin adil yargılamanın ihlali ile kararı bozması sonucu yeniden yargılanarak tamamının beraatı gerçekleşmiştir.(Sadece 7 dava arkadaşımızın beraat kararı, ilgili savcılığın itirazı üzerine temyize gitmiştir. Onların da sonuçta beraat edeceklerine en ufak şüphemiz yoktur)
  2. Balyoz, Poyrazköy ve Askeri Casusluk Davalarında beraat kararını veren mahkemeler, davaların sahte dijital verilere dayandırıldığını, bilirkişi raporları ile ortaya koymuştur.
  3. Bu kararlarla, kamuoyu, söz konusu davaların kumpas olduğunu görmüş ve bunun yanında kumpaslarla önü açılan FETÖ’cü hainlerin 15 Temmuz günü yaptıkları katliama da müteakiben şahit olmuştur. Böylece bir kez daha kumpas davalarında yargılanıp tasfiye edilenlerin haklılığı ortaya çıkmıştır.
  4. Bazı ezberlerle “Balyoz ve Ergenekon vardır.” demek öncelikle Yargıtay’ca pek çok gerekçe ile bozulan Ergenekon Davası ile Balyoz’dan yedi kişinin Yargıtay’da görülecek davalarını etkilemektir. Bu durum hem masumiyet karinesini hem de adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir.
  5. Bu tür söylemlerle kamuoyu meşgul edilirken, bir kısım Balyoz mağdurunun 15 Temmuz ile ilgili TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonunda ifade verdiği ayrıca göz ardı edilmektedir. Hâlbuki özellikle Balyoz kumpasının bizzat bu tür bir komisyon marifetiyle araştırılması için geçmiş yıllarda bizzat mağdurlar sanık durumundayken, iki kez dilekçe ile Meclis başkanlığına başvurmuşlardır. Ancak o zaman hiçbir işlem yapılmamıştır.
  6. Bu davalarda “Gerçek payı var.” demek, ne yazık ki Cumhuriyet Savcılıklarımızca hazırlanan FETÖ/PYD iddianamelerinde yer alan ve terör örgütü mensuplarının suçlanmalarına gerekçe yapılan Balyoz, Ergenekon ve Askeri Casusluk gibi davaların kumpas olduğuna ilişkin gerçekleri de yok saymak demektir.
  7. Hataları kabul ederek onarmaya çalışmak kişileri ve kurumları yüceltir. Hatalara devam etmek ise bir o kadar zarar verir.Hatalarda ısrar, Emperyalist saldırı altındaki ülkemizde şu anda en fazla olması gereken birlik ve beraberliği bozmaktadır.
  8. Şunu ifade etmek isteriz ki isimli davalarla ilgili kamuoyunda algı yaratmaya dönük siyasi söylemler yerine eğer somut bir delil varsa bunun yargıya sunulması gerekmektedir. Yoksa bu tür söylemler, bu dava da yıllarca iftira ile karşı karşıya kalan mağdurlara yeniden iftira atmak, davası devam edenlerinde adil yargılanma haklarını ellerinden almak demektir.
  9. Son olarak, kamuoyunun bilmesini isteriz ki, biz kumpas mağdurları, birlik ve beraberliğin bozulmaması için “sapına ve gövdesine kadar” doğru olan her gerçeği dile getirdik ayrıca FETÖ ile mücadele de tavizsiz tutumumuz kamuoyunun bütün kesimlerince bilinmektedir.
  10. Şayet Başbakan ve diğer Hükümet yetkilileri sona ermiş bu davalarla ilgili yeni bilgi ve belgelere sahiplerse derhal yargı mercilerine başvurmaları gerekmektedir. Eğer böyle bir şey yok ise bu tür söylemler sadece FETÖ ve gerisindeki emperyalist güçlerin işlerini kolaylaştırmaktadır.
ulusalkanal.com.tr
banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.