Et Balık Kurumu işkence davası görüldü

 Et Balık Kurumu işkence davası görüldü

12 Eylül 1980 Askeri darbesinden sonra hakkında “vur” emri çıkan ve gözaltına alındıktan sonra Suluova Et ve Balık Kurumu zemin katında ağır işkence gören Hasan Kaplan’ın işkence yaptığı belirtilen Yüzbaşı Atasoy Fitos ve Başçavuş Burhan Yöntem hakkında açtığı dava Amasya Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Sabah saat 09,30’da başlaması gereken dava öyleden sonra 15.30’da başladı. Davaya Hasan Kaplan, Fazlı Kuru, Hıdır Sevindi, Galip Yazgan ile Suluova Et ve Balık Kurumunda işkence gören arkadaşları ve işkence yaptığı iddia edilen Burhan Yöntem’in avukatı Edip Hakan Subaşı katıldı. Hasan Kaplan Amasya Ağır Ceza Mahkemesine verdiği ifadede kendisine yapılan sistematik işkenceyi bütün çıplaklığı ile anlatarak, çorabını çıkarıp, işkence izlerini gösterdi. Kendisine işkence yapan Burhan yöntem, Atasoy Fitos, Kenan Kanat’ın yüzlerini net bir şekilde gördüğünü belirterek, işkence yapan polis memurlarının da davaya dahil edilmesini istedi. Kaplan “İşkenceyi adeta zevk almak için yapıyorlardı. Bir şey araştırmak, bilgi toplamak gibibir amaçları yoktu çünkü hiçbir şey sormuyorlardı. 12 Eylül askeri darbesiyle tüm hayatı çalınmış bir insan var kışrınızda. Suçlu olabilirim, terörist olabilirim ama ben bir insanım. Sadistçe bana ve binlerce kişiye işkence yaptılar. İşkencecilerimle yüz yüze gelmek, gözlerinin içine bakmak istiyorum. Bu işkenceler ve işkenceciler tarihin içine gizlenip kalmasın. Benim ve Atasoy Fitos, Burhan Yöntem’in torunlarının geleceği için 12 Eylül darbesiyle ve işkencecilerle hesaplaşmamız lazım” diye konuştu. Hasan Kaplan davanın bir önceki dava ile birleşmesini ya da aynı güne alınmasını, işkence yapan polislerin de yargılanmasını, Suluova Et ve Balık Kurumunda işkence yapılan yerde teftiş yapılmasını istedi. Burhan Yöntem’in avukatı Hakan Edip Subaşı dosyanın zaman aşımına uğradığını belirterek beraat istedi. Mahkeme taleplerin görüşülmesi ve incelenmesini 11 Eylül 2014’te görülecek davaya erteledi.

Suluova Et ve Bakıl Kurumunda ağır işkence gördü için felç olan ve tekerlekli sandalyeye mahkum olan Fazlı kuru şu şekilde konuştu:

“Bu toplum geçmişiyle, 12 Eylül faşizmiyle, işkencecilerle hesaplaşmalı. İşkence bir insanlık suçudur ve insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Geçmiş ile, 12 Eylül faşizmi ile hesaplaşmalıyız ki devletin halının altına sürdüğü pislikler, kirlilikler temizlenmeli. Devletin halının altına süpürdüğü kirlilikler temizlenirse demokrasi ancak o zaman gelir. Bu faşizm ile hesaplaşmaz isek bu diktatörya gelecekte yine bu toplumun önüne çıkar. Tarihe not düşecek bir yargılama olmalı”

Hasan Kaplan mahkeme çıkışı yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi; “Tabi ki işkenceciler mahkemeye gelmedi. Dava 11 Eylül 2014 e ertelendi. Bu dava, biz işkence görenlerin, bir intikam davası değil. Bu dava insanlığa karşı işlenmiş bir suçun davasıdır. Bu dava sadece biz işkence görmüşlerin değil; işkencecilerin torunlarının da bir gün işkenceye maruz kalmamalarının davasıdır. Toplum işkencecileriyle hesaplaşmaz onları, hem yargıda, hem toplum vicdanında mahkum etmezse; herkesin bir gün işkenceye uğraması kaçınılmazdır.”


İŞKENCECİLERİMLE YÜZLEŞMEK İSTİYORUM

Açtığı davanın intikam davası olmadığını, tarihe not düşmek olduğunun altını çizen Hasan Kaplaş şu şekilde konuştu;
“Bunca zaman sonra, bu insanlık suçunu işleyenlerin, teşhir edilmesinin, bir insanlık görevi, insan onuru koruma mücadelesi olduğunu düşünüyorum. Bugün bana bu işkenceleri yapan, bu insanlarla karşılaşsam. onlara karşı, en ufak bir şiddet girişiminde bulunmayacağım gibi, yüzlerine tükürme girişiminde bile bulunmam. Ama gözlerinin içine bakarak “Sen bir işkencecisin ve hep öyle kalacaksın. İnsanlık ve insanlık tarihi seni böyle bilecek” demek isterdim. Bu dava benim için bir intikam değil, insanlık görevidir. Hiçbir işkenceci, tarihin içinde saklanamamalı. Bugün çevresin de, emekli asker, emekli polis, sigortacı, emlakçı, oto galericisi, esnaf, apartman yöneticisi, site yöneticisi, hiç hak etmedikleri “saygın bey efendi” etiketleriyle tanıyor, aramızda yaşıyorlar. Buna hakları olmadıklarını düşünüyorum. Bu kişiler teşhir edilmeli, toplum bilmeli, “saygın bey efendi” sandıklarının bir işkenceci olduğunu. Torunları bilmeli, dedelerinin bir işkenceci olduğunu. Bu işkencecilerin cezalandırılması, teşhir edilmesi, sadece insanlığa karşı işlenmiş bir suçun cezalandırılması değil; Aynı zamanda, İnsanlık için, yerine getirilmesi zorunlu bir görevdir. Bu işkencecilerin cezalandırılması ve teşhir edilmesi, yeni sadist işkencecilerin çıkmasının, yeni işkence mağdurlarının oluşmasının, önüne kurulacak bir barikattır. İşkence bir İnsanlık suçudur. İşleyenin yanı kar kalmamalı. Sadece Yapan değil yaptıran, göz yumanlarda cezalandırılmalı. Bu davadan en çok yapmak istediğim şey. İşkencecilerimin gözlerinin içine bakıp; “Sen bir işkencecisin. Torunların, bunu böyle bilecek. Hesabını ne mahkemeye, ne bana, Torunlarına ver” demek istiyorum.”

Mehmet Menekşe
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nadir ımak - 3 yıl önce
İşkence yapanlar siz evlatlarınızın yüzüne onurlu şerefli başı dimdik bakabiliyomusunuz huzurla uykularınız kaçmadan yata biliyonuzmu. Benim BABAM bizlere her baktığında onurlu ve koca dağ gibi dimdik ayakta ve bizlere doğruluğu paylaşmayı boyun eğmemeyi öğretti .ben BABAMLA herzaman gurur duyduydum . Ya sizin çocuklarınız bunları duyunca sizlerle gurur duyacaklarmı?