F Tipi'nin yeni Sözcü'leri: Cumhuriyet, Yurt, Birgün

F tipi örgüte yapılan operasyon Sözcü, Cumhuriyet, Yurt ve BirGün gazetelerini de rahatsız etti. Bu gazetelerin okurları yer yer Zaman gazetesini okuyormuş hissine kapıldı.

F Tipi'nin yeni Sözcü'leri: Cumhuriyet, Yurt, Birgün

Fethullahçı polis şeflerine yapılan operasyonun ardından, bazı muhalif gazete ve televizyonların yayınları da Cemaat medyasını aratmıyor

Cemaat’in komplocu polis şeflerine yönelik operasyon sonrası “muhalif” basının yaşadığı kafa karışıklığı giderek azalıyor. “Muhalif” gazeteler hemen hemen Cemaat medyasıyla “paralel” haberlere imza atarak, AKP karşıtlığı üzerinden Fethullahçıları aklama derdinde.

Operasyon sonrası “Keser döndü, sap döndü, gün geldi hesap döndü!” başlıklı manşetle çıkan Sözcü gazetesi, tertiplerde görev alan polis şeflerinin hesap verme sırasının geldiğini yazmıştı. Ne yazık ki Sözcü ertesi günü operasyonun AKP-Cemaat kavgası kısmını öne çıkararak, Fethullahçı polislerin suçlarını arka plana koydu.

CUMHURİYET’İN CEMAAT SAVUNMASI

Fethullahçı Gladyo’nun doğrudan hedefini olan ve başyazarı İlhan Selçuk’un şafak vakti evinin basılarak gözalına alındığında göstermediği tepkiyi gösteren Cumhuriyet gazetesi ise, Cemaat’e yönelik operasyonu eleştiren yayın organlarının başında geliyor.

Cumhuriyet, operasyonun ardından “17 Aralık rövanşı” manşetini atarak, Cemaatçi polislerin suçlarını görmezden geldi. Gazetenin iç sayfalarında, gözaltına alınan polislerin Ergenekon, Balyoz, Odatv, Askeri Casusluk, Devrimci Karargâh gibi kumpaslara imza atmaları değil de 17 Aralık operasyonunu yönetmeleri öne çıkarıldı. Kendi isteğiyle arkadan kelepçelenen Yurt Atayün ve kelepçelerini havaya kaldırarak şov yapan Hayati Başdağ’ın sözleri de Cumhuriyet’de geniş yer buldu. Cumhuriyet, aynı gün Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy gibi kumpas olduğu artık her kesim tarafından kabul gören davalardan “tartışılan operasyonlar” olarak bahsetti.

Cumhuriyet gazetesi 24 Temmuz’da “Çete içi kavga” manşetiyle çıktı. Tertiplerin hedefi olanlar, F Tipi polislerden hesap sorulmasını isterken, çok sayıda kumpas mağduru “Bu dava AKP’nin değil bizim davamızdır” diyerek davaya müdahil olmaya hazırlanırken Cumhuriyet, “Ergenekon ve Balyoz davalarının mağdurları paralel operasyonunu inandırıcı bulmadı” iddiasında bulundu. Aynı gün Ali Fuat Yılmazer’in açıklamalarına birinci sayfadan yer verildi.

Cumhuriyet, 25 Temmuz’da “Hani montajdı” başlıklığıyla Cemaat avukatlarının açıklamalarını manşete taşıdı. Gözaltındaki 17 polisin avukatlığını yapan Hüseyin Ataol’un açıklamalarına geniş yer veren Cumhuriyet, yasadışı dinleme soruları üzerine “Hani hepsi montajdı?” sorusunu sordu.

26 Temmuz’da “Hırsızın intikamı” manşetiyle çıkan Cumhuriyet, “Reza’lar dışarıda yakalayanlar içeride” manşetleri atan Zaman gazetesiyle “paralel” ifadelerle K. Kılıçdaroğlu’nun sözlerini manşete taşıdı. Birinci sayfadan Çağlayan Adliyesi önünde eylem yapan polis yakınlarının fotoğrafını da yayımlayan Cumhuriyet, Cemaatçi polisleri kurtarmak için cansiperane mücadele veren CHP’li vekil Mahmut Tanal’ın açıklamalarını yayımladı.

‘KAÇ İSMAİL KAÇ’ MANŞETLERDE

Cumhuriyet dün yine Fethullahçı polislerin suçlandıkları iddialar ya da verdikleri ifadeleri değil, CHP’lilerin Fethullahçıları savundukları iddiaları öne çıkardı. Mahmut Tanal’ın “Sorgu hâkimi Çiçek’in MİT’çiyle görüştüğü ve ‘kaç İsmail’ dediği” iddiaları Cumhuriyet’in birinci sayfasında geniş yer aldı. “Kaç İsmail Kaç” iddiaları, Birgün gazetesi ve Fethullahçı Bugün gazetesinin de manşetindeydi. Zaman gazetesi de Tanal’ın iddialarını birinci sayfasına taşıdı.

Tanal’ın iddialarıysa reddedildi. “Kaç İsmail” denilen kişi Terörle Mücadele biriminde görevli bir polis memuru olduğu ortaya çıktı.

Başsavcı Hadi Salihoğlu, “İsmail” isimli kişinin MİT mensubu olduğu iddialarını yalanlayarak, “Terörle Mücadele Şubesi’nde çalışan polis memuru olduğu, sorgu hakiminin güvenlik sağlaması yönündeki yazılı talebini aldığı sırada koridorda bekleyen şüpheli avukatlarının şahsı MİT görevlisi olarak lanse edip üzerine hucum ettikleri ve sorgu hakimine herhangi bir müdahalenin söz konusu olmadığı tespit edilmiştir” dedi.

YURT’TAN ZAMANLA ‘PARALEL’ MANŞET

Yurt gazetesinin Cemaatçi polislere yönelik operasyondaki tavrı, Cumhuriyet’ten farklı değil. Ergenekon tertibinin hedefi olup yaklaşık 6 ay hapis yatan Merdan Yanardağ’ın yerine, Ergenekon tertibine destek olan Derya Sazak’ın Genel Yayın Yönetmeni olduğu Yurt, yayınlarıyla Cemaat gazetelerini aratmadı. 23 Temmuz günü “Sahurda baskın” manşetiyle çıkan Yurt, Hayati Başdağ’ın kelepçelerini havaya kaldırarak verdiği pozu birinci sayfasına taşımıştı. 24 Temmuz’da “Sarraf isyanı” başlığını atan Yurt, Fethullahçı polis şefi Ali Fuat Yılmazer’in sözlerini manşete taşıdı. Yurt gazetesinin bu manşeti, Zaman’ın 23 Temmuz tarihli “Reza’lar dışarıda yakalayanlar içeride” manşetini hatırlattı. İki haberde de Sarraf’ın teknedeki fotoğrafı ve kelepçeli polislerin fotoğrafları yan yana kullanıldı. Yurt, aynı habere iç sayfalarında “Çocukları hesap vermesin diye” başlığını atarak, operasyonun sadece yolsuzlukları örtmek amacıyla gerçekleştiği iddialarını öne çıkardı. Yurt, 26 Mayıs’ta Cemaatçi polislere destek için adliye önünde yapılan eylemi birinci sayfaya taşıdı. Gazetenin “Adliyede isyan” başlıklı dünkü manşetindeyse, adliyeden kaçmaya çalışan polislerin kuşatılması vardı.

Yurt gazetesi Genel Yayın Yönetmeni yapılan Derya Sazak, Ergenekon tertibi sırasında, tertibe destek olan yazılarıyla biliniyor. AKP’den gelen “Milli orduya kumpas” itirafını da eleştiren Sazak, Zaman gazetesiyle gerçekleştirdiği söyleşide şunları demişti:

“Milli orduya kumpas kurulduysa eğer; Ergenekon da mı kumpas? Ergenekon kumpas ise Danıştay saldırısı nedir? Hrant Dink’i kim öldürdü?”

Ergenekon vb. tertiplerinin “seyircisi” Birgün gazetesi, Cemaat’e yönelik operasyonun ardından, “Yiyin birbirinizi” performansını devam ettirdi. 23 Temmuz’da Emniyet’te “derin el değiştirme” operasyonu yapıldığını söyleyen Birgün, son olarak “Kaç İsmail adaleti” manşetiyle, Cemaat avukatları ve Mahmut Tanal’ın Fethullahçı polisleri korumak için kullandığı iddiaları manşet yaptı.

BİRGÜN BİLDİĞİNİZ GİBİ

Cumhuriyet Vakfı avukatları daha önce Ergenekon tertibine müdahil olup davada yargılanan isimleri suçlamıştı.

Cumhuriyet avukatı Av. Bülent Utku, Muzaffer Tekin’in evinde bulunan süs bombalarının numaralarının farklı olduğuna dair “internetten edindiği bilgileri” mahkemeye sunmuştu. Utku’nun Muzaffer Tekin ve Gazi Binbaşı Fikret Emek’in çapraz sorgusunda sorduğu sorularda Ergenekon iddianamesini dayanak göstermesi ve Tuncay Güney’e atıfta bulunmasına tepki yağmıştı.

Aydınlık

banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.