Filistin halkı için canlarını verdiler

Filistin halkı için canlarını verdiler

Filistin davası bizim için çok uzak değil. O topraklar 1918’de bizden koptu ama yüreklerimiz hep bir oldu. 1948’de İsrail’in kurulmasından sonra da ilgimiz devam etti. İsrail zulmüne karşı başlayan Filistin mücadelesinin yükseldiği günlerde, Türk gençleri de akın akın Filistin’e gidip mücadeleye omuz verdi. 68 devrimci gençlik önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Bora Gözen ve arkadaşları bunlara örnek. 1967-86 arası üç bine yakın gencin Filistin’e gittiği ve bunlardan yüze yakınının da şehit olduğu ileri sürülüyor.

68 gençliği omuz verdi


1960’lardan sonra bağımsızlık ve özgürlük mücadeleleri Türk gençlerini de etkiledi. Filistin davası da öyle... 1967 Arap-İsrail Savaşı herkesi ayağa kaldırır. Devrimci gençlik örgütleri, dayanışma eylemleri ve açıklamalarıyla İsrail’i kınadılar. İstanbul gençlik örgütleri 6 Haziran 1967 günü ortak bildiri yayımlar ve “Hiçbir ülke İsrail’e silah ve harp aracı yardımında bulunmasın. Türkiye’deki üs ve tesisler, Arap ülkelerine karşı kullanılmasın” der. Türkiye’de okuyan Arap ve Filistinli gençler de ülkelerine döner. Çok sayıda Türk genci de onlarla yola düşer. Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı (TMGT) Merkez Yürütme Kurulu, 15 Haziran günü yayımladığı bildiride İsrail saldırısını kınar ve “Büyük Türk ulusu, dünya barışını tehlikeye atan emperyalist saldırganları lanetleyen bir tarih bilincine ve milli uyanıklığa sahiptir” der. 31 Mart 1968 günü de ODTÜ Ögrenci Birliği, Ürdün Kralı’na gönderdiği mesajda “İsrail karşısında kahramanca savaşan Arap kardeşlerimizi sonuna kadar destekliyoruz” der. Deniz Gezmiş de Türk Solu’nda 19 Kasım 1968 günü şunları yazar: “Çağımız, devrimcilerin Amerikan emperyalizmini adım adım kovaladığı çağdır. Yaşasın bağımsızlık savaşı veren dünya halkları! Yaşasın tam bağımsız Türkiye.”

İlk gidenler



Filistin’e ilk olarak 1 Ekim 1968 günü, devrimci gençlerden 21 yaşındaki Abdülkadir Yaşargün ve 19 yaşındaki arkadaşı Mustafa Çelik gider. Yaşargün ve arkadaşı Moskova’ya eğitime gitmek için Şam’a giderler. Sovyet Elçisi’yle anlaşamayınca El Fetih’e katılırlar. 4 aylık eğitimden sonra İsraillilerle çatışmalara girer. 8 Haziran 1969 günü çatışmada Mustafa Çelik şehit olur. Yaşargün bir süre sonra hastalanınca yurda döner. Ancak bu sefer Hüseyin İnan ve 13 arkadaşını Filistin’e götürür. Dönüşte yakalanır. Cezaevinden çıktıktan sonra 12 Mart darbesi olur. Soluğu yine Filistin topraklarında alır. 1972 yılında dönüş yolunda Samandağ’da operasyon sonucu yakalanıp idamla yargılanır ve 15 yıl hüküm giyer. Hapiste 5 yıl yatıp çıkar. Filmlere konu olacak yaşam öyküsünü üç kitaba sığdırır.


 

Kod adı ‘Mustafa Kemal’


Türkiyeli olduğu için çok sevgi ve saygı duyulduğunu belirten Yaşargün, kod adı olarak “Mustafa Kemal”i alır. Duygularını şöyle anlatır: “Bana bu ad verildikten sonra bir hava bir hava ki sormayın. Atatürk’üme layık olmalıyım, karşı gelişlerim ona göre olmalı. Arafat ya da Ebu Cihet de kimmiş, onları takan kim? Ebu Cihet’e bile afralar tafralar o biçim.”


Deniz Gezmiş Filistin’de

Dev- Genç lideri Deniz Gezmiş de Haziran sonu - 1 Eylül 1969 arası, bir grup arkadaşıyla Filistin’e gider. Burada silahlı eğitim alır. Yurda döner. Onunla birlikte Cihan Alptekin, Erim Süerkan, Yusuf Küpeli de gider. Yol bir hayli maceralı olur. Suriye’ye kaçak girilir. Yakalanırlar. 4 gün gözaltı. Sonra Şam. Orada da 12 gün tutuklu kalırlar. Dertlerini anlatınca da Ürdün Amman’a gönderilirler. Deniz burada Filistin lideri Naif Havatme ile tanışır. Ona nasıl savaşacaklarını bile anlatır. Yılların gerillası Havatme onları olgunlukla dinler ve enternasyonal bir tugay kuracaklarını ve oraya onları vermeyi düşündüğünü söyler. Yusuf Küpeli o günleri şöyle anlatır: “Gerilla yaşamına uygun olarak günlük yaşantımızı düzenledik. Gerilla gibi üzerimizdeki elbiselerle, botlarımızla yatıp kalkarak, yaşamasını öğrendik. Yaklaşık bir aylık sürenin sonunda aynı yollardan geçerek Türkiye’ye giriş yaptık. Deniz, hemen dağa çıkıp gerilla faaliyetlerine başlamak istiyordu.” (Feyzioğlu, s.23)


‘Niçin gittik?’


Deniz’in yoldaşı Yusuf Aslan ise ‘El Fetih’e Niçin Gittim?’ başlıklı yazısında şunları anlatır: “Emperyalizme karşı yürütülen savaş, bütün dünya halklarının ortak savaşıdır. Amerika’da emperyalizme karşı sıkılan her kurşun, aynı zamanda Türkiye halkının kurtuluşu için sıkılmaktadır. Hüseyin İnan da Diyarbakır cezaevinden yaptığı açıklamada Filistin dönüşü niçin tutuklandıklarını anlatır: “Bizler, dünya halklarının baş belası emperyalizme karşı çarpışan, Ortadoğu halklarının haklı mücadelesini desteklemek için Filistin’e gittik.” (age., s.40)
İsrail’e karşı savaşan Türk militanlardan çok sayıda isim, İsrail tarafından esir alınır ve cezaevlerinde çile çeker. Bunlardan birisi de Bora Gözenler’e yönelik saldırıda yaralanarak esir düşen gazeteci Faik Bulut’tur. Bulut 7 yıl yatar.
Nice isimler; şehit olanlar ve yaralananlar var. Hepsi ayrı yazı konusu. Hepsini saygıyla anıyoruz.

MİT-İsrail işbirliğiyle şehit edilen Aydınlıkçılar


Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) Merkez Komitesi üyesi Bora Gözen, bir grup arkadaşıyla Filistin’e destek için Lübnan’a gitti. 26 Nisan 1971 günü alınan Parti kararıyla giden gençler halk çocuklarıydı. Bora, İTÜ Maden Mühendisliğini bitirmiş ve Parti’nin verdiği görevlerde canla başla çalışıyordu. Türk Solu dergisinin de yazı işleri müdürüydü. Gençlik önderiydi. Kimi yerde gecekondu halkının yanında, kimi yerde de direnen işçinin yanındaydı... Malatya’da köylülerin mücadelesine omuz verdiğinde, hastalığını hiçe saymıştı.

21 Şubat 1973 günü, Lübnan’ın Trablus şehrindeki Nahr-el Bared Filistin kampına İsrail komandolarının baskını sonucu Gözen ve arkadaşları Cafer Topçu (24), Kerim Öztürk (23), Gürol İlban (25), Şükrü Öktü (23), Yücel Özbek (25), Ali Kiraz (24) ve Ahmet Özdemir (27) şehit oldu. Saatlerce süren çatışmada, 32 yaşındaki Gözen kurşunu bitince süngülendi. İlk vurulan nöbetçi Ali Kiraz’dı. 6 kişi ise silahsızdı ve makineli tüfeği kurmaya çalışırken katledildiler. Olayda Ali Ergun ve Hüseyin Tüysüz yaralı olarak kurtuldu. Yanlarında gazeteci Cengiz Çandar da vardı. Olay öncesi kamptan kuşkulu bir şekilde ortadan kaybolmuştu. Faik Bulut ise esir edilerek İsrail’e götürüldü. 7,5 yıl hapis yattı. Olaydaki rolünü yıllar sonra itiraf eden MİT’çi Mehmet Eymür, katliamı İsrail’in yaptığını açıkladı.

Annesi acısını şiirlere döktü

Bora Gözen’in ölümü anne Fahriye Hanım’dan yıllarca saklandı. Duyduğunda ise her anne gibi kahroldu. Tek oğluydu... Başı dik Cumhuriyet kadınıydı. Acısını şiirlere bal etti: “İnanamadım gelmezliğine, uzun sürdü/Günün, güneşin dayanılmaz güzel olduğu yerde,/Bir ben, bir sendik.../Yağmura, rüzgâra, mevsimlere karşı gezerdik/İnsan sevgisi süzülürdü duru gözlerinde,/Camgöbeği renkli denizlere/Uğruna herşeylerini verdiğin,/Doğduğun, büyüdüğün toprakları terkettiğin,/insan sevgisi.../Sazlıklarda, koylarda güneşten kurumuş, çatlamış/Kıvrım kıvrım olmuş yollarda/(...)”

Ercan Dolapçı
Aydınlık

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.