Haziran'a merhaba! İşte direniş böyle başladı

Haziran'a merhaba! İşte direniş böyle başladı

 Hani tan ağarırken önce kör karanlıklar aralanır, ama güneş henüz ortalıkta görünmezdir ya, işte sabahın o saatleri. Hani şiddetli bir çarpma ya da ağır bir ilacın etkisiyle dalınan derin ve uzun bir uykudan uyanılır ya işte öyle bir uyanış yaşanır 2 yıl önce bu sabah. 31 Mayıs 2013...

Haziran’a gelmeden önce Türk milletinin ayak sesleri önce İstiklal Caddesi’de TGB’nin 220 bin kişilik yürüyüşünde duyuldu. Ardından Ankara Ulus Meydanı’nda... En büyüğü ise Silivri önlerinde... Ergenekon ve Balyoz tertipleriyle esir alınan devrimciler ve Türk subaylarını bu kumpastan çıkarmak için dönemin İşçi Partisi önderliğinde Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri ve TGB’liler barikatları yıktı.

GENÇLİĞİN SABRI TAŞTI

O gece 31 Mayıs 2013... 12 yıllık iktidarın ayyıldızlı bayrak karşısına diktiği mavi üstüne sarı çivili ampulleri gençliğin sabrını taşırdı. Bilime karşı koyduğu ortaçağ hurafeleri, yargı yerine geçerli kıldığı imzasız gizli tanık ifadeleri, Andımız yasağı, komşulara hançerler, şeyhler, şıhlar önünde diz çökmeler, 3 çocuk talimatları... Hepsi de Türk gençliğinin hiç de alışık olmadığı, gerici uygulamalar ve söylemlerdi. Gençliği Haziran Ayaklanması’na getiren olaylar şöyle aktı:

Taksim Meydanı hukuksuz bir biçimde “Yayalaştırma Projesi” adı altında 1 Mayıs 2013 tarihinde yurttaşlara kapatıldı. Cumhuriyet karşıtı ayaklanmanın simgesi Topçu Kışlası, Gezi Parkı’nın bulunduğu yere yapılacaktı. 27 Mayıs günü kepçeler parka girdi. Önce bir avuç insan tuttu kepçenin kolunu, daha sonra gün be gün büyüdü insanların öfkesi. Tam 4 gün ağaçların altında nöbet tuttular... Ve 4’üncü günün sabahı, parka şafak baskını yapıldı. Nöbetçilerin çadırları ateşe verildi.

31 Mayıs günü geldi çattı. Saat sabah 05.00. Yine bir şafak baskını ile uyandı gençler. İnsanların üzerine gaz bombaları atıldı. Ardından Taksim Meydanı’nda oturma eylemi başlatıldı. Polis, bu barışçıl eyleme gaz bombalarıyla karşılık verdi. Onlarca kişi yaralandı. Binlerce insan Türk bayrakları, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganıyla Taksim’e akın etti. Saatler ilerledikçe binler milyonlara ulaştı. Ölümü göze alan milyonlar uykudan uyanmış, gün ışığı gözlerini açmıştı, iktidarı indireceklerdi. Çoğu gençti, ama çoğunun anası, babası, komşusu, teyzesi de yanlarında ya da arkalarındaydı.

DİRENİŞ BÜYÜDÜ

1 Haziran sabahı ise Taksim meydanından iki slogan çınladı: “Hükümet istifa”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”. Binlerce yurttaş Kadıköy’de toplanarak Taksim’e destek için sabahın ilk ışıklarında Boğaziçi Köprüsü’nü yürüyerek aştı. Direniş büyümüş dalga dalga yurda yayılmıştı. Yurdun her yerinden “Hükümet istifa” sloganları yükseliyordu.

Ve nihayet!

1 Haziran günü öğle saatleri... Tam 11 gün boyunca polisin giremediği Taksim ve Gezi Parkı artık halkındı. 11 Haziran 2013’te polis, “emri ben verdim” diyen dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile Taksim’e girdi. Çatışmalar gece saatlerine kadar sürdü. 15 Haziran akşamı da Gezi Parkı polis tarafından işgal edildi. Geride 6 şehit, onlarca yaralı ve ucube bir şehir meydanı kaldı. AKP’li belediye, şehrin göz bebeği meydana beton döktü. Bir zamanlar keman ve piyano seslerinin yükseldiği Atatürk Kültür Merkezi (AKM) uzun namlulu silahlarıyla bekleyen polislerin dinlenme yeri oldu. Sadece AKM mi? Otobüs durakları kaldırıldı, güzergahlar değiştirildi... Artık Taksim yoktu... AKP’nin sahte zafer tablosuydu bu. Oysa gerçek şuydu; ayağa kalkan bir millet, AKP diktasının façasını bozmuş, Erdoğanlarda korku dağları sarmış ve Türkiye nasıl birleşir göstermişti.

Polis kamerasından Haziran Ayaklanması

Haziran Ayaklanması’nın 2’nci yılı Ankara’da polis kamerasıyla çekilen görüntülerle hatırlanacak. “Aksinden Yansı” sergisi 1 Haziran’da Çankaya Belediyesi Galeri Uray’da açılacak. Görüntüleri kaydeden Seyr-i Sokak Ekibi, Ethem Sarısülük’ün öldürüldüğü noktada 17.30’da buluşacak. Buradan aynalarla Galeri Uray’a yürüyecek olan ekip sergiyi açacak. Sergi 15 Haziran’a dek açık olacak. Sergide, “Kızılay Meydanı Barikat Kurma”, “Izrar”, “Daire İçine Alınmış”, “Şubeler Kanalı”, “Arka Sokaklar Gece”, “Ön Saflar”, “Ethem”, “Nokta Ki Kanar”, “Suçüstü Kapısı”, “Gözüm Hangi Poliste Kaldı?” gibi başlıklardan oluşan videoların yanı sıra polis telsiz konuşmaları da yer alacak.

BİLANÇO AĞIR


- 3 bin 761 kişi gözaltına alındı.

- 7 bin 987 kişiye soruşturma açıldı.

- 3 bin 940 kişi yargılandı.

- 764 kişinin dosyasına takipsizlik kararı verildi.

- 854 kişi açılan davalardan beraat etti.

- 151 kişi tutuklu.

- 15 yurttaş ceza aldı.

- 345 kişi hala yargılanıyor.

- 8 bin kişi yaralandı.

- 31 kişi gözünü kaybetti.

- İlk 15 gün 150 bin gaz bombası atıldı.

- 3 bin ton su ve 3 çeşit gaz sıkıldı.

‘MİLYONLARCA EVLADIM OLDU’

İktidarın gerici baskılarına isyan eden milyonlardan biriydi onlar. Kimi üniversite öğrencisi, kimi emekçiydi... Onlar Gezi’nin ardından gelen tüm eylemlerde milyonların tek vücut halinde ‘yaşıyor’ diye haykırdığı kahramanlar...

Mehmet Ayvalıtaş (1 Haziran 2013)

Ayvalıtaş ailesinin emekçisiydi Mehmet. Babasının kalp rahatsızlığının ardından ağabeyi ve kardeşini okutmak için erken yaşta iş hayatına atıldı. 20 yaşındaydı ve 2 ay sonra askere gidecekti Fadime ananın kuzusu. 2 Haziran gecesi geldi acı haber. Mehmet Ümraniye’de yapılan eylemde bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybetti. Sadece Mehmet değildi Ayvalıtaş ailesinin kayıbı. Evladının ardından aylarca adliye koridorlarında adalet arayan Fadime ana, sadece 6 ay dayanabildi yavrusundan ayrı kalmaya.

Baba Ali Ayvalıtaş, oğlunu kaybedişinin 2’nci yılında şöyle diyordu: Bizim yüreğimiz hala yanıyor. Ancak umudumuzu hiç kaybetmedik. Çünkü Türk milletiyle, gençlerle, gezi aileleriyle daha da kenetlendik birbirimize. Bu diktatörler bugün olmasa da yarın yıkılacaklar.

Abdullah Cömert (3 Haziran 2013)

Hatay’ın ilk şehidiydi Abdocan. Direnişin kale şehirlerinden Hatay’da mücadele verdi. Abdocan, Atatürk’ün Bursa Nutku’ndan aldığı vazifeyle dikildi zorbaların karşısına. Direnmek için çıktığı sokakta Ahmet Kuş isimli polisin attığı gaz fişeğiyle vuruldu. Ağabey Adnan Cömert, kardeşinden ayrı geçirdiği yılların ardından yakınıyordu: Katil hala serbest. Devlet tetikçisini korumaya devam ediyor. Acımız dinmedi. Artık adalet yerini bulsun. Biz kardeşim ve diğer şehitler için yılmadan mücadeleye devam edeceğiz.

Ethem Sarısülük (14 Haziran 2013)

Ankara’da yapılan Gezi eylemlerinde ön saflarda direniyordu Ethem. Barikatın adı Ethem, ardı vatandı... Ethem, halkına kurşun sıkanlara karşı direniyordu. Polis Ahmet Şahbaz’ın silahından çıkan kurşun isabet etti başına. Yığılı verdi barikatın önüne Ethem. 14 gün ölümle yaşam arasında gidip geldi. 14 Haziran sabahı kaybettik Ethem’i. Ancak halk öfkeliydi. Binlerce yurttaş Ethem’i son yolculuğuna uğurlamak için toplandı. Cenazeden bile korktular... TOMA’larıyla engellemeye çalıştılar. Ancak kimse mani olamadı Ethem’i uğurlamaya.

Ali İsmail Korkmaz (10 Temmuz 2013)

Eskişehir’de İngilizce Öğretmenliği okuyordu Ali. Daha 19 yaşındaydı. Belki de düşlerine bir adım atmak için çıkmıştı sokağa. 2 Haziran gecesiydi. Eli sopalılar, iktidar sahiplerinden aldıkları güçle pusuya yatmıştı. 4’ü polis tam 8 kişi öldürdü Ali’yi. O da yetmedi tekmelerken “incittiği” ayağına doktor raporu aldılar. Onun direnci güç veriyordu milyonlara 38 gün direnebildi... Anne Emel Korkmaz, yüreğinde sönmeyen ateşi şöyle anlatıyordu: Benim canım 2 yıldır yanıyor. Yavrumun kıyafetlerini koklayarak teselli buluyorum. Ben evladımı kaybettim ama milyonlarca da yavrum oldu.

Berkin Elvan: (11 Mart 2014)

Direnişin en küçük şehidi Berkin. 14 yaşındaydı. Evin küçük erkeği o sabah “anne ekmeği ben alırım” diyerek çıkmıştı sokağa. Okmeydanı o sabah gaz bulutuydu adeta. Berkin fırından aldığı ekmeği koltuğunun altına koyarak evine dönmeye çalışıyordu. Götüremedi Berkin ekmeği evine. Başına gaz fişeği atılan Berkin, elinde kana bulanan ekmeği ile yere yığılmıştı. Tam 269 gün bekledik Berkin’i. 16 kiloya kadar düşen bedeni ile direnmişti umudun çocuğu. Ama olmadı...

Artık sadece Gülsüm annenin feryadı vardı kulaklarımızda...

Ahmet Atakan (10 Eylül 2013)

Ahmet... Hatay’ın Asi Nehri’nin yeşilliğini gözlerinde taşıyan çocuk. Ahmet, Gezi için, Ali İsmail için, Abdocan için, ODTÜ için sokağa çıkan yiğit. Evet, Hatay 2 şehit vermişti. Ahmet polisten kaçmak için çıktığı binanın en üst katından aşağıya düştü. Düştüğü yerde de kanlı bir gaz kapsülü... O gece tüm Türkiye yeniden ayağa kalktı...

Anne Emsal Atakan, onu oğlundan ayrı bırakanlara şu sözlerle isyan ediyordu: Benim yavrumu AKP zihniyeti katletti. Gün geçtikte daha çok büyüyor öfkem. Evladımı özledim. Benim kuzum 20 aydır kara toprağın altında. Ancak katiller elini kolunu sallayarak geziyor. Benim yüreğim yangın yeri. Ama herşeye rağmen mücadadele edeceğiz.

ADALET SINIFTA KALDI

ALİ İSMAİL KORKMAZ: Eskişehir’de görülmesi gereken dava “güvenlik” gerekçesi gösterilerek Kayseri’ye taşındı. Mahkeme, 4’ü polis 8 kişinin yargılandığı dava da Ali İsmail’e son tekmeyi atan sanık polis Mevlüt Saldoğan’a 13 yıl, sanık Polis Yalçın Akbulut’a 12 yıl hapis. Üç fırıncı Muhammed Vatansever, Ramazan ve İsmail Koyuncu 6 yıl 8’er yıl hapis cezası aldı. Sanık polisler Hüseyin Engin ile Şaban Gökpınar’a beraat veren mahkeme, diğer fırıncı Ebubekir Harlar’ın ise tahliyesine hükmetti.

ABDULLAH CÖMERT: Abdocan’ın davası da tıpkı Ali İsmail’inki gibi başka bir şehire taşındı. 1 Nisan’da 3’üncü duruşması görülen davada hala bir yol kat edilemedi, yeni duruşma 12 Haziran tarihinde görülecek.

ETHEM SARISÜLÜK: 3 Eylül 2014’te görülen karar duruşmasında Ethem’i başından vuran sanık polis Ahmet Şahbaz’a 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası verildi. “Olası kastla adam öldürme” suçundan yargılanan Şahbaz’ın cezası önce 21 yıla indirildi daha sonra ise sanığa haksız tahrik indirimi yapıldı ve ceza 9 yıl 4 aya çevrildi.

MEHMET AYVALITAŞ: 2 kişinin yargılandığı davanın bir önceki celsesinde İstanbul Kartal Adliyesi’nde skandal bir olay yaşandı. Ayvalıtaş ailesinin duruşma salonuna girişi sırasında polis, adliyenin ortasına banklardan oluşan bir barikat kurdu. Duruma tepki gösteren aile yakınları ise yaka paça adliye dışarısına atıldı. Olaylar sırasında kalp rahatsızlığı olan Baba Ayvalıtaş fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Davanın bir sonraki tarihi ise, 24 Haziran 2015.

BERKİN ELVAN: Türkiye’nin gündemine oturan soruşturmaydı Berkin dosyası. 2 yıl geçti, 5 savcı değişti ancak dosya ilerlemedi. Ta ki dosyanın akıbetini değiştirecek o savcı gelene kadar. Savcı Mehmet Selim Kiraz. Berkin Elvan dosyasının son savcısı idi. Olay günü Berkin’in vurulduğu sokakta görev yapan, emniyetin ismini vermediği o 21 polisi tespit etti. Ancak Kiraz, Berkin’in soruşturma dosyasının ilerlemediğini bahane eden teröristler tarafından 31 Mart 2015 tarihinde makam odasında şehit edildi.

AHMET ATAKAN: Atakan ailesinin çabalarına rağmen Ahmet’in ölümüne ilişkin henüz bir soruşturma bile başlatılmadı. Ahmet’in öldüğü yerdeki mazgaldan çıkan gaz kapsülü delili bile görmezden gelindi.

Seda Akyüz
Aydınlık

banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.