Hırsız vaaar!... Katil vaaar!...

Hırsız vaaar!... Katil vaaar!...

 Berkin Elvan, üç yüz güne yakın komadaydı. Direndi ve öldü.

Peki, Berkin’i kim öldürdü?

Gezi Parkı Eylemleri, bütün dünyanın dikkatini çeken, ibret alınacak bir demokratik eylemdi. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu, kadınlar, aydınlar ve halktan oluşan, Türkiye genelinde bir halk isyanıydı. Demokratik yasal bir eylem olmasına karşın, mevcut hükümeti fazlasıyla tedirgin etti ve korkuttu.

Yinelemekte fayda var...

Oysa ki, bu yasal demokratik eyleme katılan halk; şarkıları, sloganları, esprileri, ellerinde çiçekleriyle eylem yaptılar. Hükümetin bu yasal eyleme müdehalesi,panzerlerle, tomalarla gerçekleşti. Acımasızca gaz sıktılar çocuk yaştaki gençlere. Kırmızı giymiş genç bir kızın, ellerini havaya kaldırmış, tomadan gelen kimyasallı, boyalı suya salt bedeniyle karşı durması, bütün dünyada elden ele dolaşan fotoğraf oldu.

Gençlerin üzerine tomalı panzerler sürüldü, plastik mermiler sıkıldı. Hatta zaman zaman gerçek mermiler. Polis ithal joplarıyla kırdı, vurdu, geçti gençleri. Ellerinde palaları, sopalarıyla gençleri kıyasıya dövüyor, tuzağa düşürüyor ve acımasızca öldürüyordu. Hükümet, gençleri öldüren polislere; “Kahramansınız, destan yazdınız!” diyordu. Ve, ikramiye veriyordu.

Hükümetin valileri, bu operasyonu kahramanca yönetiyorlardı. Hükümetin bakanları, mensupları, Başbakan Tayyip’le aynı kafadaydı. Muhalefet ses çıkarmıyor, adeta görmezden geliyordu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ortalarda yoktu. Çankaya, sessizliğe bürünmüştü. Gül, yaşananları görmezden gelmeye kararlıydı.

Sonuçlarını hepimiz biliyoruz...

Bu yasal kutsal isyanı, ben de destekledim. Gezi Parkı’ndaki direnenlerin yanıbaşındaydım. Yürüdüm, bağırdım, konuşmalar yaptım. Bu nedenle, Tayyip Erdoğan tarafından mahkemeye verildim. Ve Gezi’yi desteklediğim için tiyatrolara yapılan devlet desteğini de alamadım.

Onlarca genç, polis tarafından öldürüldü. Yaralılar vardı ve de sakatlananlar. Ama bu eylem başarıyla sonuçlandı.

Amerika A Planında, Bob Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı sildi. Bu kez B Planı için, Kemal Kılıçdaroğlu adaydı. Yeter ki hükümet olsun, başbakan olsundu. Tayyip’in yapamadıklarını, O’nun bıraktığı yerden sürdürmeye kararlıydı.

Önce partinin kurucusu olan Atatürk’ten vazgeçti. Sonra, Cumhuriyet ve laiklikten. Giderek bu ihtiras, onu cemaatle işbirliği yapacak hale bile getirecekti. Amerika’nın bir işaretine bakacak herşey. Zaten Deniz Baykal’ı da Amerika’nın dizayn ettiği bir oldu bittiyle, bir seks kasetiyle alaşağı ettikten sonra genel başkan olmuştu. Hatta kaset de, şu anda onun bankasındaki kasalarda kilitliydi. Bundan sonrası, Atatürk’ten ve Cumhuriyet’ten vazgeçmek kadar basitti. Halk nasıl olsa anlamazdı. Halkı kandırıp uyutmak kolaydı.

Amerika seyahati

Yandaşlarını yanına aldı, hiçbir sol gazeteyi davet etmedi. Buna, “Sözcü” de dahildi. Gittiler Obama’nın elini öptüler. Hocadan icazet alıp, onu bilge kişi ilan ettiler. Cemaatin desteklediği, kendisini alkışlamayan, teneke diyen, farklı fikirdeki yurttaşı yumruklayan, sinir küpü Sarıgül’ü alıp, Amerika’nın B Planı olarak yola koyuldu.

Oyları bölme

Bugün bu oyları “Bölme”ciler, yarın yetmez ama “Evet”çiler kadar ortada kalacaklar. Ne var ki, bu ortada kalmışlık arsız Sezen Aksu’nun yüzünü ne kadar kızartmıyorsa, onlarınkini de o kadar kızartmayacaktır.

Ne yapmıştı Aksu?

Sezen Aksu, Tayyip Erdoğan’a telefon açıp; “Sizi çok beğeniyorum, takdir ediyorum, memleketi çok iyi yönetiyorsunuz. Teröristle işbirliği yapmanızı onaylıyorum, açılımınızı destekliyorum. Ne yaparsanız yapın, yanınızdayız” demişti. Tıpkı, Başbakan’ın icraatlerini beğendiğini televizyonlarda sık sık beyan eden Ali Poyrazoğlu gibi.

Bütün bunların yapılış sebebi neydi?

“Çıkar” evet, sadece “Çıkar”... Yani, daha çok para kazanabilmek.

Gençler ölmüş, ülke bölünmüş, Cumhuriyet yıkılmış... Onlar için önemli değildi. Önemli olan yalnızca “Para” idi.

Berkin Elvan’ı kim öldürdü?

Berkin Elvan’ ı, hükümetin polisi öldürdü. Ayrıca sadece Berkin’i değil, Abdocan’ı ve diğer canlarıda... Kararı Tayyip vermiş. Üstelikte açıkca; “Emri ben verdim” diyordu. Hükümet mensuplarıda, patronlarını destekliyordu. Devletin Cumhurbaşkanı, olup biteni sessiz kalarak izliyordu. Sessiz kalmak hükümete; “Yaptıklarınızı onaylıyorum” demek oluyordu.

Cemaatle birbirine giren hükümetin, bütün hırsızlığı ortaya çıkacaktı. Gezi’de ‘vur emri’ veren bakanların; rüşvetleri, hırsızlıkları, oğullarıyla birlikte yaptıkları eylemler ve bu eylemlerin ses kayıtlarıyla ortaya çıkacaktı. Yıldızlaşan espri “Ayakkabı Kutusu”ydu. Kim, nerede bir ayakkabı kutusu görse, hemen bunların aile boyu hırsızlıkları akla gelecekti.

Gözler, R.T’nin oğlu Bilal’deydi. Ne var ki, Bilal’e de emri babası vermişti. Bilal ördek yavrusu gibi, babasının koltuğunun altına gizleniyordu. Gezi Parkı’nda destan yazan, çift maaş ikramiye alan kahraman polise, bu kez R.T, Bilal’ı soruşturmaya çağırdığı için güvenemiyordu. O güne kadar lehine kullandığı polisi, bugün savcılarla birlikte sürgün edecekti. Yeter ki, Bilal sorgulanmasındı.

Berkin’i birlikte öldürdüler

Türkiye, Berkin’in ölümüyle bir kez daha ayağa kalktı. Cumhurbaşkanı, Berkin’in ölümüne üzüldüğünü ve yapacak birşeyinin olup olmadığını soruyordu.

Oysa ki yapacağı şey elbette vardı. Olaylar sırasında sessiz kalmayıp işin başındaolaya “Cumhur” sıfatıyla müdahale etseydi, bu genç ölümler olmayacaktı.

Bülent Arınç da o gün göz yummuş, bugün politika gereği üzgün olduğunu söylüyordu. Başta R.T olmak üzere, tüm hükümet istifa etmeli. Cumhurbaşkanı da, öyle.

Bugün Berkin için şarkı yapıp, yeni hükümete şimdiden yaranma manevraları yapan Sezen Aksu’yla birlikte ‘’Akiller”in ve sesini çıkarmayan sözde sanatçıların, bütün bu çıkan yolsuzluk, hırsızlık, sahtekarlık, yalancılık, dolandırıcılık ve riyakarlıklarda sizce ne kadar ortaklık payı var?

Şimdi manevra yaparak, döneklik yaparak başta durmaları gereken yerde durması gereken insanları bir araya koysak, Tayyip’in kalabalıkları montajla çoğaltığı gibi çoğaltmaya gerek yok. Hayli kalabalıklar ve herkes farkında...

Levent Kırca 
Aydınlık

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.