banner863

İşte sömürge ülkelerinde bile göremeyeceğiniz Türkiye’nin HES gerçeği

İşte sömürge ülkelerinde bile göremeyeceğiniz Türkiye’nin HES gerçeği

Antalya’nın Kumluca ilçesinde Alakır Nehri üzerinde yapımı planlanan Dereköy HES için verilen ‘ÇED Olumlu’ kararına karşı yöre halkının açtığı davada mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ancak dördü tamamlanmış, dördü ise proje aşamasında olan toplam 8 HES projesi bulunan vadide hukuk mücadelesi sürerken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Dereköy HES’le ilgili yeni bir ÇED süreci başlatıldığını duyurdu. Yörede yaşayanlar yeniden başlatılan ÇED sürecinin Bakanlığın genelgesine bile uygun olmadığını ileri sürerek konuyla ilgili hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.

Antalya’nın Kumluca ilçesinde bulunan Alakır Vadisi yaklaşık 10 yıldır HES tartışmalarıyla yatıp kalkıyor. Bir zamanlar değirmen çarklarının sesinin keçi çanlarına karıştığı huzur dolu bir vadi olan Alakır, yöredeki köylere ve canlılara sularıyla can veriyordu. Ancak Alakır’ın binlerce yıllık huzuru HES’lerle bozuldu. Yaklaşık 70 kilometrelik vadi boyunca 8 adet HES yapılmak isteniyor. Bunlardan dördü tamamlandı, diğerleri ise proje aşamasında.


YÖRE HALKI’NIN DAVA AÇTIĞI HES’İ MAHKEME DURDURDU

Beşinci HES olarak yapılmak istenen Dereköy HES’e karşı yöre halkı diğerlerinde de olduğu gibi dava açtı. HES firmalarının ÇED sürecinden muaf tutabilmek için izledikleri kapasiteyi düşük tutma yolu pek çok kez yargı tarafından kapatıldı. Dereköy HES’te de öyle oldu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Dereköy HES için verdiği ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını yargıya taşıyan yöre halkı, Antalya İdare Mahkemesi’nin 5 Mart 2014 tarihli yürütmeyi durdurma karıyla nefes almıştı. Mahkeme, dava konusu projeyle ilgili bilirkişi incelemesi yapılıp rapor hazırlanıncaya kadar, son derece hassas bir ekosisteme sahip olan vadide telafisi olanaksız zararlar doğmaması için alana herhangi bir müdahalede bulunulmamasına hükmetti.

HES ŞİRKETİ ZARARIN DAVACILARDAN KARŞILANMASINI İSTEDİ

Bunun üzerine HES firması yetkilileri, mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararını gerekçe göstererek uğradığını iddia ettiği 20 milyon TL’lik zararın tazmini için davacılara noter aracılığıyla ihtarname gönderdi. Bu girişimi tehdit olarak algılayan davacılar ise söz konusu şirketin Alakır’daki HES’lere karşı mücadele eden halkı yıldırmayı amaçladığını öne sürüyor.

BİLİRKİŞİ PARASINI ARALARINDA TOPLAYIP YATIRDILAR

HES şirketinin bu girişimine rağmen davadan çekilmeyen ve mahkemenin talep ettiği 7 bin 700 liralık bilirkişi parasını aralarında toplayıp yatıran yöre halkından bazıları, 27 Mayıs tarihinde ise söz konusu davayla ilgili bilirkişi incelemesinde de hazır bulundu. Bilirkişi incelemesinin ardından umutlanan davacı yaşam savunucuları mahkemenin nihai kararını beklemeye başladı.



YARGI SÜRECİ DEVAM EDEN HES’E BAKANLIK YENİ ÇED SÜRECİ BAŞLATTI

Ancak HES projelerine yönelik hukuki kazanımları delmek, yasaları dolanarak uygulamaları sürdürmek neredeyse gelenek haline geldi. Bunun son örneği de Dereköy HES için başlatılan yeni ÇED süreci. Reis Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Dereköy Enerji şirketinin, mahkeme süreci devam eden HES projesi için Bakanlığa yaptığı başvurunun ardından yapılan duyuruda, Dereköy HES için yeniden ÇED süreci başlatıldığı belirtildi.

ALAKIR DERNEĞİ BAŞKANI BAŞAR: ‘VEBALİ İMZA SAHİPLERİNİN OLACAK’

Alakır Derneği Başkanı Mehmet Başar, mahkemece durdurulan ÇED raporunun revize edilerek yeniden süreç başlatıldığını belirterek, “yeni ÇED sürecine dayanak olarak, dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 13/02/2009 tarih ve 2009/7 sayılı genelgesi gösteriliyor. Ancak yaptığımız incelemeler sonucunda, Dereköy HES projesi davasının ne kapsam ne de içerik olarak bu genelgenin sınırlarına sokulamayacağını tespit ettik. Ayrıca, izlenen yöntem de, söz konusu genelgeye uygun değildir. Sınırları ve izlenecek yöntemleri son derece açık olan genelgenin uygunsuz bir şekilde yorumlanması ile neden olunacak zararların vebali, ilgili imza sahiplerinin olacaktır” diye konuştu.

‘BAKANLIKLA ŞİRKET ARASINDAKİ AL GÜLÜM VER GÜLÜM ÇALIŞMASI’


Yargıyla yarışırcasına yeniden ÇED süreci başlatılmasının, halkın yasal hakları ve mahkeme kararlarıyla alay etmek anlamına geldiği görüşünü savunan Başar, “yürütmeyi durdurmaya sebep olan unsurların revizyonu için yapıldığı iddia edilen yeni ÇED raporunda, temel konularda hiçbir değişiklik ve hiçbir gerçek çalışma yapılmamış olduğu görülmektedir. Bunun maalesef bakanlıkla şirket arasında, kâğıt üzerinde yapılmış bir al gülüm ver gülüm çalışması olduğu açıktır” iddiasında bulundu.

‘BUNA GÖZ YUMANLARA KARŞI YASAL HAKLARIMIZI KULLANACAĞIZ’


Alakır Vadisi’nde yaşayan halkın, zor koşullarda hayatını kazandığını ve yaşam alanlarını savunmaya çalıştığını dile getiren Başar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na çağrıda bulunarak bu yanlıştan dönülmesini isteyerek, “Hukuken özürlü projelerle karşı karşıyayken, bir de bu usulsüzlüklere yardımcı olan kamu kurum ve kuruluşları ile karşı karşıya kalıyoruz. Oysa onların görevi bu tür uygunsuzluklara geçit vermemek olmalıdır. Böylesi kapkaççı yolları tercih eden şirkete ve buna göz yuman ve yardımcı olan yetkililere karşı tüm yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı duyururuz” dedi.


DAVACILARDAN ERDAL ELGİNÖZ: ‘YENİ BİR YIKIMA İZİN VERMEYECEĞİZ’


Davacılardan biri olan Antalya Diş Hekimleri Odası Çevre Komisyonu Başkanı Erdal Elginöz ise “Alakır Vadisi’nde yeni bir yıkım projesine izin veremeyiz, çünkü bu hepimizin yaşamını ve geleceğini ilgilendirmektedir. Bu yüzden mücadelemize sonuna kadar devam etmek zorundayız. Ancak bizler, şirketlerin aksine, bu mücadelede şimdiye dek olduğu gibi bundan sonra da yasal haklarımız ve hukuk sınırları içinde kalacağız. Çünkü yasaların hala yaşamı korumaktan yana, vadilerimizden, sularımızdan ve insanlarımızdan yana olduğuna inanıyoruz. Ne ‘20 milyon ödetiriz’ tehditleri, ne de hukukun ve yönetmeliklerin arkasından dolaşmaya çalışan uyduruk ÇED raporları bizi yolumuzdan döndüremeyecektir” diye konuştu.

Yusuf Yavuz
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.