Kaan Arslan yazdı: Soykırım dayatmasının tarihselliği ve bugünü

Kaan Arslan yazdı: Soykırım dayatmasının tarihselliği ve bugünü

Alman Meclisi, 2 Haziran Perşembe günü Yeşiller Partisi'nin iktidarla birlikte verdiği yasa önerisi ile Türklerin 1915'te Ermenilere  "soykırım" yaptığını  yasalaştırdı. Bu Yeşiller Partisi'nin ilk denemesi değildi. 2011 yılında da buna dair bir denemesi olmuştu. Bugün yasa, Angela Merkel ile 3 bakanın katılmadığı ve 1 Alman milletvekilinin de kullandığı hayır oyu dışında tüm vekillerin onayıyla kabul edildi.     

    Burada ele almamız gereken birkaç durum var. Birincisi;  bugün Almanlar 2.Dünya Savaşı sırasında Yahudilerin soykırıma uğramasının bedelini çok ağır bir şekilde ödüyor. Diğer dünya devletleri ile arasında bir itilaf çıktığında karşılarına hemen Yahudi soykırımı konup psikolojik anlamda yenik duruma düşürülüyor. Bu psikolojik durum, Almanları ciddi bir baskının içine sokuyor. Almanlar bir bakıma bu durumdan başka ülkelerin de nasibini almasını istiyor. Ancak bu pek de mümkün değil çünkü aynı durumda bulunan başka ülke de bulunmuyor. 

    İkincisi;  Almanlar bu yasa ile kendi tarihlerini de reddetmiş oluyorlar. Çünkü Birinci Dünya Savaşı'nda Alman İmparatorluğu ile Osmanlı müttefik idi. Osmanlı'nın attığı her adımdan Almanların haberi vardı hatta büyük bir kısmına da Almanlar karar veriyordu. Türk Ordusunun komuta kademesinde ciddi etkileri olmakla beraber Osmanlı'nın iç işlerine de müdahale ediyorlardı. Bununla alakalı birkaç örnek verilecek olursa; Talat Paşa hatıralarında Ermeni isyanları ile ilgili: "Fenalıklardan haberdar oldukça Alman Sefareti daima Babıali'ye note verbale (sözlü nota) vermek suretiyle onlara mani olunmasını tavsiye etmiştir. Bu konudaki evraklar Babıali'de mevcuttur" ifadelerini kaydetmiştir. [1] Ayrıca 24 Nisan 1915'te Talat Paşa'nın bazı vali ve mutasarrıflara önlem almaları için telgraf göndermesiyle bir takım tutuklamalar gerçekleşir. Ancak bu isyanların önünü kesmez. Hatta daha da büyür. Bunun üzerine bir gün sonra Almanların önerisiyle Ermenilerin savaş alanı dışındaki Osmanlı topraklarından Suriye'ye nakledilmesi kararı alınır. Hatta bu durum Avusturya-Macaristan diplomatik belgelerine şu şekilde yansır: "Sert tedbirlerin alınmasının suçu Ermenilerindir. Ermeniler savaşa başladıktan Türk memurlarına ve Türk Ordusuna karşı akla gelebilecek her türlü düşmanca faaliyetlerde bulundular. Ayrıca Rusların gelmesinden sonra Van vilayetinde Müslümanları acımasızca katlettiler." [2]

ALMANLAR DEMİRYOLLARINI MUHAFAZA ETMEK İSTİYOR!

    İttihat ve Terakki hükümeti elbette verilen vatan savunması gereği vatanın bütünlüğünü düşünüyor ve buna göre hareket ediyordu. O dönem savaşılan bir çok cephe dışında cephe gerisinin de durumunu göz önünde bulundurmalıydı. Ayrılıkçı Ermeni çetelerinden Taşnak ve Hınçakların galeyana getirdiği Ermeniler halkı için ayrı bir çare düşünmeleri lazımdı. Burada da Almanlar devreye girerek tehcir yasası çıkartılır. 

    Almanların bu konu üzerinde fazlasıyla durmalarının en önemli sebebi demiryollarıdır. Çünkü uzun yıllardır Osmanlı toprakları üzerinde kurulan emperyalist planlar aşikardır. İngilizler, Fransızlar, Ruslar ve Almanların zaman içerisinde burada birçok girişimi olmuştur. İngilizler arkeolojik kazı bahanesiyle Mezopotamya'ya inmiş, Almanlar ise tarihi bir proje olan Berlin-Bağdat-Hindistan demiryolu projesinin bir kısmını tamamlamıştı. Tümünün amacı tektir! Osmanlı topraklarının yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip olmak. Bu sebeptendir ki Almanlar, Osmanlı topraklarındaki demiryollarına zarar gelmesini istemezler. Ermenilerin Suriye'ye nakledilmesini isterler. [3]

    Üçüncü olarak da; Almanlar bu yasayı onaylayarak emperyalistlerin bölücü faaliyetlerine resmen hizmet etmiş oluyor. Dün Britanya İmparatorluğu Sevr ile Osmanlı topraklarını nasıl tam anlamıyla parçalama girişiminde bulunmuşsa bugün de Amerika aynı konumdadır. Dünyanın dört bir yanına etki etmeye çalışıp buralardaki zenginlikleri sömüren ABD emperyalizminin, ülkemiz üzerindeki emelleri de ortadadır. Almanya bu hamlesi ile bu emeller doğrultusunda geçekleştirilmeye çalışılan 3T (Toprak, Tanıma Tazminat) isteğine el uzatmış oluyor! 

TÜRK ALMAN DOSTLUĞUNA ZARAR GELMESİN

    Alman Meclisi'nin konu ile ilgili yetkili olmamasına rağmen bu yasayı onaylaması aynı zamanda üyesi oldukları Avrupa Konseyi'nin yargı organı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararını da yok saydıklarını da gösteriyor. Bilindiği gibi AİHM, Perinçek-İsviçre Davası'nda Doğu Perinçek dolayısıyla Türk Milleti lehine karar vermiş, Ermeni soykırımı iddialarına hukuki boyutta son vermişti. 

    Bu karar üzerine bazı devletler, Ermeni soykırımına dair çıkardıkları yasaları bir bir geri çekmek için girişimlere başlamıştı. Ancak bu hamle ile Türk Alman dostluğuna zarar getirebilir ki bunu da hiç kimse istemez. Aslına bakılmak istenirse, yasa teklifini CDU-SPD Koalisyonu ile ortak metin olarak meclise sunan Yeşiller Partisi bunu isteyebilir! Çünkü Güneydoğu Anadolu Bölgemizde 24 Temmuz'dan itibaren Türk Ordusunun vermiş olduğu şanlı mücadelede PKK'nın yanında yer alan Yeşiller Partisi, Eylül ayında bölgeye ziyarette bulunmuştu. Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir de HDP ve PKK'ya desteklerini burada net bir biçimde belirtmişti. Bu bağlamda Alman Yeşiller Partisi'ni Almanya'nın HDP'si olarak görebiliriz. 

PKK'NIN BELİNİN KIRILMASIYLA GELEN HAMLE!

    Türk Ordusu'nun Sur, Cizre ve Nusaybin'de aylardır sürdürdüğü mücadelenin zaferle sonuçlanmasının ardından böyle bir hamlenin gelmesi aslında manidar değil. Aksine gayet doğal. Çünkü ABD'nin kara gücüm dediği PYD ve PKK, Türk ve Suriye Orduları tarafından ağır darbeler görerek çökertilmiş durumda. Elbette okyanus ötesinden bir hamle olacak. Bunun da Yeşiller Partisi gibi ABD'den esen neoliberal politikaları uygulamakla yükümlü partilerin yapması anormal karşılanmamalı. Bu durum ABD'nin artık Ortadoğu'daki politikaları konusunda ne kadar aciz kaldığının da bir göstergesidir. O kadar aciz ki hukuken bitmiş bir konuyu tekrar gün yüzüne çıkarma çabasında.

    Tüm bunlarla birlikte bizlere düşen belli başlı görevler var. Öncelikle, bu tartışmalar sürerken hedef gösterilmeye çalışılan, Türk Devriminin öncülerinden Talat Paşa'ya sonuna kadar sahip çıkmamız gerekmektedir. Bazı Türk aydınları tam da bu tartışmalar başladığında okları Talat Paşa'ya çevirip "Faşist Türkiye" sonucuna varıyorlar. Bu oklar 100 sene önce de Talat Paşa'ya ve İttihatçılara çevrilmiş ancak yürütülen büyük mücadele sayesinde bu sesler susturulmuştur. Milli Mücadele, bize sadece cephede zafer kazandırmamış aynı zamanda sürdürülen psikolojik ve tarihsel savaşta da zafer kazandırmıştır.

     Bu mücadeleyi sürdürürken şu noktaya da dikkat etmemiz büyük önem arz etmektedir. Sözde soykırım tartışmalarında kendimizi savunurken "siz önce kendi tarihinize bakın" anlayışına da mahkum olmamamız gerekiyor. Bu anlayışı kökten mahkum etmemiz gerekiyor. Almanya'nın kendi tarihi reddettiği ve sahip çıkmadığı  çoğu nokta mevcuttur. Ancak bunu fırsat bilip "bizi bırakın, önce kendinize bakın" anlayışı da kendimizi karanlığa sürükler. Bizim bu noktada doğru tezler ışında vereceğimiz mücadele, başarının kapısını açacaktır. 

ALMAN TASARISINA KARŞI DOĞRU MÜCADELE 
   
    Türk Milleti'nin emperyalizmle mücadelesi uzun yıllardan beri sürmektedir. Türkiye'nin mecburiyetleri son dönemde yürüyen teröre mücadeleleri sonucu 2 cephe oluşturmuştur. Milli cephe-Gayri Milli cephe. İşte bu durumda bizim en büyük görevimiz, bu milli cepheyi kuvvetlendirmektir. HDP, Alman Meclisi'nin aldığı karar sonra Meclis'te 3 partinin ortak yaptığı açıklamanın altına imzasını atmadı! Zaten atması da beklenemezdi. Yasa'nın onaylanmasıyla gayri milli cephedeki bazı aydın ve milletvekilleri de yasayı savundular. İşte bizim de bu yasanın kaldırılması için vereceğimiz mücadele hem ABD emperyalizmi hem Alman Meclisi hem de ABD'nin yerli iş birlikçileriyle olmalıdır! Bu ülkede Ne Mithat Paşalar, ne Mahmut Şevket Paşalar, ne Talat Paşalar ne de Mustafa Kemaller tükenir. Aksini düşünenin zaten vay haline!

İnciraltı Tarih Cemiyeti Başkanı
Kaan ARSLAN

    
KAYNAKÇA:
1. Talat Paşa, Hatıralarım ve Müdafaam, Kaynak Yayınları, 3. Basım, Mayıs 2009, İstanbul,  s.82-83
2. Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, Babıali Kültür Yayıncılığı, 7.Baskı, Ekim 2008, İstanbul, s.53
3. Kerem Çalışkan, Ermeni tehciri Alman komutanların kararıdır, http://odatv.com/ermeni-tehciri-alman-komutanlarin-kararidir-2305161200.html

banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.