Kerem Yıldırım yazdı: Laikliği Keşfedin

Kerem Yıldırım yazdı: Laikliği Keşfedin

Mehmet Dişli.

15 Temmuz Amerikancı darbe girişiminin kilit isimlerinden. Dişli, Genelkurmay Strateji ve Dönüşüm Daire Başkanıydı. Genelkurmay Başkanı Hulisi Akar’ın iddiasına göre, kendisine darbenin başına geçmesini söyleyen kişi.

***

Şaban Dişli.

AKP kurucu üyesi ve halen Genel Başkan danışmanı ve Merkez Yürütme Kurulu üyesi. Başından beri Erdoğan’la birlikte.

***

Şaban Dişli ve Mehmet Dişli malumunuz üzere kardeş. Abdülkadir Selvi’nin dediğine göre Şaban Dişli 15 Temmuz gecesi ağabeyi Mehmet Dişli’yi arıyor ama pek konuşamıyor ancak sabah konuşabiliyorlar(Hürriyet, 10 Ağustos 2016).

Şaban Dişli ve Mehmet Dişli arasındaki kan bağı ve 15 Temmuz’daki konumlanmaları re’sen gelişen, münferit bir olay değil. Buna benzer yüzlerce örnek bulmak mümkün.  Bu ve sair ilişkiler, AKP’nin başta F örgüt olmak üzere diğer tarikat ve cemaatlerle bağının basit bir “çıkar” ortaklığı olmadığını gözler önüne seriyor. Şaban Dişli de Mehmet Dişli de aynı ideolojik yataktan beslenerek bugünlere geldi. Bütün mesele, “aynı ideolojik yataktan beslenme” meselesindedir. Buraya döneceğiz.

***

Bu arada AKP kulislerinde ilginç bir bilgi dolaşıyormuş. 9 Ağustos gecesi Fatih Altaylı Habertürk’deki programında söyledi. Bir AKP’li vekille konuşmuş.

Altaylı’nın söylediğine göre, “Erken seçim yapılmalı.” deniyormuş. Sebep mi?  F örgütten tamamen arınmak.

***

3 Ağustos’ta Sözcü’deki köşesinde Soner Yalçın yazdı: “FETÖ tamam da ya diğerleri?”.

Esaslı soruydu ve devam etti. Yalçın, Sağlık Bakanlığındaki Menzil tarikatı yuvalanmasını bir kez daha teşhir etti.

***

Gelelim asıl meselemize. Yukarıdaki örnekleri yazmamızın hayati bir sebebi var. F örgütten kurtulmak ancak kafayı değiştirmekle olur. Ahmet Hakan gibi mesela…

 O halde Ahmet Hakan’ın 29 Temmuz’da Hürriyet’teki köşe yazısından devam edelim ve konuyu bağlayalım.  Hakan o gün köşesinden, “Sen ne büyükmüşsün hey Atatürk” dedi. Bu bir özeleştiri yazısıydı. 

Hakan, laikliği keşfediyordu. Şimdilerde çokça dillendirilen “en büyük millet” şiarının laiklikle ilişkisini çözmüştü. Zira; laiklik millet olmanın harcıydı. Laiklik devlet katından tasfiye edildiği gün zaten millet çözülmeye başlamıştı.

Mustafa Kemal’in “Türkiye şeyhler, müritler, dervişler, mensuplar ve tarikatlar ülkesi olamaz.” şiarı esasında bir millet olma programıydı. Şeyhler, müritler, dervişler, mensuplar ve tarikatlar milleti ayrıştırıyordu. Laiklik ise bilakis milleti birleştiriyordu. “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” ifadesi harcı laiklik olan milletleşmenin en özlü ifadesiydi. Sevinçte, kederde ve kıvançta ortaklaşıyorduk.

Şimdilerde her yerde karşımıza bir söz var:

”Hakimiyet milletindir.” 

İşte, Mustafa Kemal saltanat ve hilafet sahiplerini yıkarak; şeyhleri, müritleri, dervişleri, mensupları ve tarikatları temizleyerek; hakimiyeti gökyüzünden yeryüzüne indirerek “Hakimiyet kayıtsız, şartsız milletindir.” dedi. Yani laikliği çıkarınca millet değil, F örgütler “Allah” adına hakim olmaya çalışıyor.

Son tahlilde laiklik yoksa millet olma olasılığınız yok. Keza, ancak laiklik varsa “hakimiyet milletin” oluyor.

TSK’nın Atatürk Devrimcisi geleneğiyle hesaplaşarak ve TSK’nın genleriyle oynayarak; F örgüt dışındaki cemaat ve tarikatların önünü açarak, gerçek anlamda ne F örgütü temizleyebilirsiniz ne de millet olabilirsiniz.

Millet olmanın tek yolu din odaklı ideolojik telakkiden sıyrılıp; ekmek gibi, su gibi ihtiyaç olan laikliğe sarılmaktır.

Ahmet Hakan’a  “bir musibet” öğretti.  Bu musibetten herkes gerçek ve derinlikli dersler çıkarmalı. Öğrenmek hiç de zor değil, atomu parçalamıyoruz. Türkiye’nin birliği için laikliği anlayalım, diyoruz.

Hamaseti bırakalım.

Laikliği keşfedin.

Kerem Yıldırım
ulusalkanal.com.tr

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.