Kılıçdaroğlu: Asker gönderdik, tankları gönderdik şimdi de...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu'nun gündeminde Başika'daki Türk Askeri varlığı ve Güneydoğu'daki terör olayları vardı. Kılıçdaroğlu, "Irak merkezi yönetiminden izin alırsınız askerinizi gönderirsiniz. Evrensel hukuku bilmeniz gerekiyor. NOTO, BM …var. Bütün bu hukuka uyacaksınız. Bunu yapmıyorlar tankları, askeri gönderdik. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bölgesinde saygınlığı, ağırlığı olan bir cumhuriyeti nasıl bu hale getirirsiniz. Bunun hesabı sorulmayacak mı? " dedi.

Kılıçdaroğlu: Asker gönderdik, tankları gönderdik şimdi de...

Başika kampındaki askerlerin durumuna ilişkin Kılıçdaroğlu, "Irak merkezi yönetiminden izin alırsınız askerinizi gönderirsiniz. Evrensel hukuku bilmeniz gerekiyor. NOTO, BM …var. Bütün bu hukuka uyacaksınız. Bunu yapmıyorlar tankları, askeri gönderdik. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bölgesinde saygınlığı, ağırlığı olan bir cumhuriyeti nasıl bu hale getirirsiniz. Bunun hesabı sorulmayacak mı? Arap kardeşlerimizle dostluğumuz var. neden bozuyoruz? Açıkca Türk halkına yalan söylediler. 'Biz oraya davetli olarak gidiyoruz' dediler. Irak'ın Başbakanı, Dışişleri Bakanı biz davet etmedik diyor. Merak ediyorum sizi kim davet etti? Efelendiler kahramanlık edebiyatı yaptılar şimdi geri çekiliyorlar. Bunlar birike birike Türkiye'nin itibar kaybına yol açıyor. Türkiye'nin uluslararası saygınlığına kim gölge düşürüyor?" dedi.

"GELİRİM MAAŞIMI DA ALIRIM DURUMUM DA İYİ MİLLETVEKİLİ OYUNUNU OYNARIM"
Sorunların çözüm merkezi olarak TBMM'yi adres gösteren Kılıdaroğlu, "Ne olursa olsun herhangi bir çocuğumuzun burnu kanamasın istiyoruz. Bizim gösterdiğimiz duyarlılığı siz de gösterin. Parlamentoyu daha güzel çalıştıralım. Eğer bunları yapamayacaksak bu parlamentoda ne işimiz var. Nasıl olsa gelirim maaşımı da alırım durumum da iyi milletvekili oyununu oynarım. Bu parlamento, kurucu gazi parlamento. O zaman gereğini yapalım" dedi.

"O BİZİM ONURUMUZ, GURURUMUZ SEVGİLİ AZİZ SANCAR SENİ ÇOK SEVİYORUZ BİZE MUTLULUK YAŞATTIĞIN İÇİN"
Aziz Sancar'ı tebrik eden Kılıçdaroğlu, "Bizi sevince boğan başka bir olay var. Aziz Sancar, Nobel Kimya ödülünü aldı. Hepimizi gururlandıran bir olay. İlk duyduğumda olağanüstü sevindim. Üstelik kimya gibi bir dalda alıyorsunuz çığır açacak bir ödül. Yeni ödüllerle umarım başarısını perçinleştirir. O bir cumhuriyet çocuğu. Zor koşullarda okudu. Dünyanın en prestijli ödüllerinden birini aldı. O bizim onurumuz, gururumuz sevgili Aziz Sancar seni çok seviyoruz bize mutluluk yaşattığın için. Aziz Sancar'ın bir başka özelliği Mustafa Kemal'e olan hayranlığı. Bir kez daha Mustafa Kemal'i haklı çıkardılar. 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir' diyor. Sevgili Aziz Sancar bu ödül 'Atamız sayesinde alınmıştır' diyor. Cumhuriyete ve Mustafa Kemal Atatürk'e saygının gereği olarak söylüyor" diye konuştu.

"TÜRKİYE'NİN ULUSLARARASI SAYGINLIĞINA KİM GÖLGE DÜŞÜRÜYOR?"
Basın özgürlüğüne vurgu yapan Kılıçdaroğlu, "Basının özgür olamadığı bir ülkede toplum da özgür değildir. Gazeteci yazdığı haberden dolayı hapise atılıyorsa, neden bu haberi yaptın diye baskı kuruluyor işinden atılıyorsa hep beraber düşünmemiz lazım. bu işin sağı solu, ilerisi gerisi yok. Şucusu bucusu yok. Medyanın her koşulda özgür olması gerekir. bunun olmadı yerde demokrasi yara almış demektir. Türkiye'yi bu hale kim getirdi? Türkiye'nin uluslararası saygınlığına kim gölge düşürüyor?" diye sorudu.

"BUNUN HESABINI VERECEKLER DİYOR BİR DİKTATÖR BOZUNTUSU BUNUN HESABINI SEN VERECEKSİN SEN"
Kılıçdaroğlu, "Bunun hesabını verecekler' diyor bir diktatör bozuntusu. Bunun hesabını sen vereceksin sen. Hiç kimsenin Türkiye'nin onuru ile oynamaya hakkı yoktur. 32 gazetecimiz hapiste. Bir ülkenin başbakanı veya cumhurbaşkanı herhangi bir ülkeye gittiğinde en zor soru sinin ülkenizde gazeteciler niye hapiste bu sorularla muhatap olunması Türkiye açısından en büyük ayıptır bunun farkında bile değiller. Biz yargılanmasınlar demiyoruz. Efendim kaçacaklar olur mu telefon açıyorsunuz geliyorlar. Niye kaçsınlar haberleri karartacaklar zaten yazmış ne yazacaksa" dedi.

"BİRİLERİ YARGIÇ CÜPPESİ GİYEREK BİRİLERİNİN TALİMATINI YERİNE GETİRİYOR"
Kılıçdaroğlu, "Birileri yargıç cüppesi giyerek birilerinin talimatını yerine getiriyorsa o ülke yargı bağımsızlığı konusunda sorun var demektir. Bir yargıç mahkum ederken bir başka yargıç mektup yazıp haksızlığa dikkat çekiyorsa o ülkede en azından umut da vardır. Türkiye bu nokta. Ayıp olan bir başka şey daha var" dedi.

"GAZETECİLERDEN BİRİ TUTUKLU GAZETECİLERİ SORMUYOR KORKUYORSANIZ O UÇAĞA NİYE BİNİYORSUNUZ?"
Kılıçdaroğlu, "Sayın cumhurbaşkanı gazetecilerle geliyor. Uçakta çok sayıda gazeteci var. Ağırlıklı olan havuz medyası her şey soruluyor. Birinin aklına şu tutuklu gazetecileri sorayım gelmiyor. Niçin gelmiyor? Korkuyorsanız o uçağa niye biniyorsunuz? Dünyanın sorduğu soruyu sormaktan korkuyorlar. Osmanlı görkemli bir geçmişimizdir. Ama Osmanlı da medya özgürlüğüne önem vermiştir. Ali Paşa; 'basın hürriyeti ancak hatalarını düzeltmek istemeyen hükümetler için bir tehlikedir' diyor. Bari Ali Paşa'ya saygı duy. 100 yıl önceden bunu söylemiş. Gazeteci kamu adına görev yapar. O nedenle bütün dünyada korunurlar. Anayasal güvence altına alınmışlardır. Ama siz darbe dönemlerini aratmayacak bir yargılama süreci içerisinde gazetecileri hapise atıyorsunuz" ifadelerini kullandı.

"EFELENDİLER, KAHRAMANLIK EDEBİYATI YAPTILAR ŞİMDİ GERİ ÇEKİLİYORLAR"
Başika kampındaki askerlerin durumuna ilişkin Kılıçdaroğlu, "Suriye sorunumuz azmış gibi bir de üstüne Irak'ı ekledik. Irak merkezi yönetiminden izin alırsınız askerinizi gönderirsiniz. Ne için Türkiye'nin güvenliği için peşmergeleri eğitmek, IŞİD ile mücadele için olabilir. Kimsenin itiraz ettiği yok. Evrensel hukuku bilmeniz gerekiyor. NOTO, BM …var. Bütün bu hukuka uyacaksınız. Bunu yapmıyorlar tankeri, askeri gönderdik. Arkasından bir de kahramanlık edebiyatı yaptık. Efendim kimse geri gönderemez. Onlardan mı izin alacağız. Benzeri daha önce yaşamıştık. Eski Enerji ve Tabi Kaynaklar bakanımız Taner Yıldız vardı. 4 Aralık 2012'de o da biniyor GAP uçağına Erbil'e gideceğiz diyor pilota. Konferansa gideceğiz diyorlar. Uçak bir süre sonra Kayseri'ye iniyor. Niye Kayseri? O merkezi hükümet izin vermiyor. Kardeşim niye daha önce izin almıyorsunuz Türkiye'yi rezil ediyorsun. Şimdi aynı şey gönderdik. Efelendiler, kahramanlık edebiyatı yaptılar. Şimdi geri çekiliyorlar. Hani sen geri çekilmeyecektin Türkiye'nin saygınlığını ayaklar altına almak için sana bu yetkiyi kim verdi? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bölgesinde saygınlığı, ağırlığı olan bir cumhuriyeti nasıl bu hale getirirsiniz" diye konuştu.

"BUNLAR BİRİKE BİRİKE TÜRKİYE'NİN İTİBAR KAYBINA YOL AÇIYOR"
Kılıçdaroğlu, "Bunun hesabı sorulmayacak mı? Arap kardeşlerimizle dostluğumuz var. neden bozuyoruz? Açıkca Türk halkına yalan söylediler. 'Biz oraya davetli olarak gidiyoruz' dediler. Irak'ın Başbakanı, Dışişleri Bakanı biz davet etmedik diyor. Merak ediyorum sizi kim davet etti? Diyecekler ki yine bizi kandırdılar. E sen çocuk musun? Türkiye'nin onuru ile oynamaya bu yetkiyi hakkı size kim verdi? Devlet yönetmek bu kadar ucuz kolay mı? sanki Trabzon'a, Rize'ye…gönderiyoruz. Orası başka bir ülke. Irak'8ın toprak bütünlüğüne saygılıyız diyorsun. Peki bu geri çekilme nedir o zaman? Niye gittin niye geri çekildin? Heyetin önceden gitmesi gerekirken sonradan gitti. Mutabakat sağlandıysa niye geri çekiliyorsun. Kim seni kandırdı niye geri çekiliyorsun. Bunlar birike birike Türkiye'nin itibar kaybına yol açıyor" açıklamasında bulundu.

ÜLKENİN EN YETKİLİ KİŞİSİ SAYIN ERDOĞAN, GERİ ÇEKİLMEYECEĞİZ DİYOR"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başika kampındaki askerlerin durumuna ilişkin yaptığı değerlendirmelerin devamında sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkenin en yetkili kişisi sayın Erdoğan, geri çekilmeyeceğiz diyor. Peki şimdi ne oldu kim seni kandırdı niye geri çekiliyorsun? Bir dönem diyorlardı ya kimse Türkiye'nin gücünü test etmeye kalkmasın. Şimdi söylüyorlar mı? Ağızlarına bile almıyorlar. Biz bunları eleştirdik diye vay efendin dış politikayı mı eleştiriyorsun. Türkiye Cumhuriyeti Devletini küçük mü düşürüyorsun. Küçük düşüren ben değil sizsiniz zaten sorun burada. Türkiye'nin dünya kadar sorunu var içeride dışarıda. Hiçbir komşumuz kalmadı Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk bu. Oya örer gibi dostlukları çördük. Saygın duruma geldik. Türkiye'ye imrendiler Türkiye gibi olmak istediler."

"DOĞU, GÜNEYDOĞU BEYRUT, LÜBNAN GİBİ İNSANLAR SURİYELİ MÜLTECİLER GİBİ GÖÇ ETMEYE BAŞLADI"
Kılıçdaroğlu, "Doğu, güneydoğuya bakın. Kentler Beyrut, Lübnan gibi. Beli bölgeler eğirilmiyor. Hendekler kazılmış. Hendekleri kazanlar şunu unutmasınlar; Türkiye'ye ne büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz. O hendekleri orada yaşayan vatandaşlara zorla kazdırttılar. Zorla. Güvenlik güçleri gelmesin. Güvenlik güçleri bir kentin sokaklarında gezmeyecek de kim gezecek? O bölgenin insanları şimdi Suriyeli mülteciler gibi göç etmeye başladı. Yazık günah değil mi bu insanlara. İki arada bir derede kalmışlar. Güvenlik güçleri valilerle görüşüyoruz böyle bir tablo Türkiye'nin kaldıracağı bir tablo değil. 78 milyona soruyorum Türkiye'yi bu hale kim getirdi" dedi.

"BU SORUN ANCAK BÖYLE ÇÖZÜLÜR DİYE GİDİP BİZAZAT BAŞBAKANA MEKTUPU VERDİM"
Kılıçdaroğlu, "2002'de hükümet oldular. Terör yoktu. Nasıl oldu bu hale geldi. Bu sorun ancak böyle çözülür diye gidip bizzat başbakana mektupu verdim. Bu sorun ancak parlamentoda çözülür. Siz bilmezseniz. Bildikleri yaptılar Türkiye'yi bu hale getirdiler. Terör örgütünün kentlerde yuvalanması ve kentleri silah deposuna dönüştürmesi kimin zamanında oldu? Kim yaptı bunları. Valilere, güvenlik güçlerine talimat verdiniz aman sakın dokunmayın e onlar da silahlandılar. Kendisi sorun olan bir siyasal iktidar, Türkiye'yi yönetemez yönetemiyor. Türkiye'ni bir numaralı sorunu yönetim sorunudur" ifadelerini kullandı.

"İÇERİDE VE DIŞARIDA ÇUVALLAYAN BİR TÜRKİYE YÖNETİMİ VAR"
Kılıçdaroğlu, "İçeride ve dışarıda çuvallayan bir Türkiye yönetimi var. Yazık günah bu ülkeye. Bu insanlar göç etmeye başladılar. Nereye kadar gidecek. Siyasi iktidar bunun sorumluluğunu üstleniyor mu? hata yaptım diyor mu? PKK, Esad, Irak bizi kandırdı diyor. Sizi kim kandırmadı Allah aşkına? Kim kandırdı? Yolunu yordamını söyledik. Ben bildiğimi okurum dediler. Türkiye bu noktaya geldi" dedi.

"SICAK KOLTUKLARINDA OTURAN, LÜKS ARABALARLA GEZEN O SENDİKA AĞALARINA SORUYORUM"
Kılıçdaroğlu, "Sivas'ta demir çelik işçileri eylem yapıyor. Kimsenin sahip çıkamadığı işçiler. Özellikle sendika başkanlarına söylüyorum. Sıcak koltuklarında oturan, lüks arabalarla gezen sendika başkanlarına soruyorum. O sendika ağalarına soruyorum" dedi.

"360 MİLYON DOLARA MAL OLMUŞ BİR KAMU FABRİKASI ÖZELLEŞTİRİLİYOR YAKLAŞIK 10 MİLYON DOLARA"
Kılıçdaroğlu, "Hiçbir partin sahip çıkmadığı işçilere biz sahip çıktık. 5 arkadaşımı görevlendirdim. Gidin sorunlarını dinleyin dedim. Rapor yazıp geldiler. 360 milyon dolara mal olmuş bir kamu fabrikası. Özelleştiriliyor yaklaşık 10 milyon dolara. Tam bir felaket. Sonunda fabrika bir mafya liderinin eline düşüyor. İşçiler son 12 yılda ancak 2 yıl düzenli maaş alıyorlar" açıklamasında bulundu.

"SEN O MAFYA LİDERİ İLE KARDEŞSİN SORUN ORADA ZATEN"
Kılıçdaroğlu, "Gidiyorlar AKP'li vekillere e bizim gücümüz mafya liderine yetmiyor diyorlar. Senin gücün ona yetmiyor da niye gariban işçiye yetiyor. O lojmanın elektriğini niye kesiyorsun. Sen o mafya lideri ile kardeşsin sorun orada zaten" dedi.

"GİDERSENİZ SİVAS'TAKİ DEMİR ÇELİK FABRİKASINI OTOMATİK OLARAK DEVLETLEŞTİRİRSİNİZ"
Kılıçdaroğlu, "Seni işsiz bırakan devlet değil Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti. Hepimiz devletin parçasıyız. Hükümet, devleti yönetir. Her sorunun çözümü Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Bir işveren devlete büyük borçlar takmış ve ödemiyorsa devlet, o fabrikaya el koyabilir. Adına teferru deniyor. Giderseniz otomatik olarak devletleştirirsiniz. Borçları güvence altına alabilirsiniz. Bu fabrikayı, Sanayi ve Ticaret Odası eğer yönetecek ve çalıştıracaksa teslim ederseniz onlar da çalıştırır" diye konuştu.

"SİVAS VALİSİNE İKİ ACİL ÇAĞRI"
Kılıçdaroğlu, "Sayın Sivas valisine iki acil çağrı var. Lojmanların elektriğini kestin o insanlar ısınamıyorlar. Bunu yapmaman lazım. İkincisi çocukların okula gitmeleri için servis araçlarını altlarından aldın. Devletin valisisin bunu yapmak zorundasın. Aksi takdirde biz bunu her dönem seni beceriksizliği nedeniyle dile getiririz" dedi.

"17-25 ARALIK AYNI ZAMANDA YOLSUZLUKLARI ANMA HAFTASI"
Kılıçdaroğlu, "17-25 Aralık aynı zamanda yolsuzlukları anma haftası. Birileri sanıyor ki biz yolsuzlukları unutacağız. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak bizim namus borcumuzdur. Namus borcumuzdur. Onun hesabını sormadan bu işin arkasını bırakmamız mümkün değildir koşullar ne olursa olsun yolsuzluk yapanlar hangi mevkide olursa olsun her yurttaşın boyunun borcudur" dedi. (DHA)

banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.