Kılıçdaroğlu: Cumhurbaşkanlığı makamı 'delidir ne yapsa yeridir makamı' değildir!

"Aslında kızdığı nokta, kendisine 'diktatör' dedim için değil; 'diktatör bozuntusu' dediğim için"

Kılıçdaroğlu: Cumhurbaşkanlığı makamı 'delidir ne yapsa yeridir makamı' değildir!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hakkında soruşturma açılmasına neden olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a yönelik "Diktatör bozuntusu" ifadesini de içeren o sözlerini partisinin grup toplantısında tekrar okudu. Kılıçdaroğlu, "Aslında kızdığı nokta, kendisine diktatör dedim için değil. Diktatör bozuntusu dediğim için. Diktatör bile olamıyor. Cumhurbaşkanlığı makamı 'delidir ne yapsa yeridir makamı' değildir!" diye konuştu.

Hakkında açılan soruşturmaya ilişkin olarak "Konuyu AİHM'e kadar götüreceğim" diyen Kılıçdaroğlu, "Darbe hukukundan Türk hukuk sistemini arındıralım. Hükümete açık çek veriyoruz. Demokrasiyi savunuyorsan gel birlikte yapalım" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

"Buradan uzman ve erbaş arkadaşlara sesleniyorum, takip edeceğiz davanızı, gerekirse Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacağız. Hrant Dink’in ölümünden bu yana 9 yıl geçti. Bir insanı Şişli’de katlettiler. Sonra öğrendik ki bunun arkasında başka güçler, başka kişiler var. İçlerindeki bazılarının devlet, hükümet uzantıları var. Failin ortaya çıkmasını istedik. Gerçek faillerin.

"Faili meçhul demokratik bir ülkede kara bir lekedir"

Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı böyle katledildi. Kim bunların arkasındaki güçler? Bu güçleri çıkaramazsanız önleyemezsiniz bunları. Faili meçhul demokratik bir ülkede kara bir lekedir. Arkasındaki azmettirenlerin ortaya çıkması lazım.

Hrant Dink cinayetini Nedim Şener ortaya koydu. Sen bunları nasıl yazarsın diye Silivri’ye gidip hesabını verdi. AKP döneminde faili meçhullerin sayısı 208. Diyorlar ya “bizde beyaz toros yok” diye. En belirgini de Hablemitoğlu. Fail? Fail ortada yok.

Kızı umudunu kesmiş Tahir Elçi’nin. Savcı, Elçi’ dosyasına bakan savcı, iyi bir savcı olduğu yönünde pek çok işaretler var. Belgelere ulaşmak istiyor. Bu dosyanın da mutlaka aydınlatılması lazım. Türkan Elçi diyor ki kimin, nasıl vurulduğunu öğrenmek istiyoruz. İntikam duygusu yok bizde ama belli bilgilerin bize verilmesi lazım.

Bir yerde haksız yere katledilen varsa devletin temel görevlerinden birisi ortaya çıkarmaktır. Haftasonu bütün bu karamsar havaya karşı güzel bir kongre yaptık. Şunu söyleyeyim, bize yönelik pek çok eleştiri gazetelerde yer aldı. Hepsine saygımız var. Hiçbirisinden ötürü alınganlık duymuyoruz. Neden? Çünkü biz demorkasiyi savunuyoruz. Evine demokrasiyi getirmeyen siyasal parti ülkeye demokrasiyi zaten getiremez.

"Demokrasiyi kendi evimizde bütün kurallarıyla çalıştıracağız"

462 arkadaşımız üye olmak istedi Parti Meclisi’ne. Yarıştılar, kendilerini tanıttılar, oy istediler belki çok daha sıcak ilişkiler doğdu. Sonuçta şu gerçek kabul edilmeli; biz birinci sınıf demokrasi sözü verdiysek evimizde demokrasi oluyor. Demokrasiyi kendi evimizde bütün kurallarıyla çalıştırıyor ve çalıştıracağız.

Kurultay’da söyledim, ifade ettim: Özgürlükçü demokrasiyi getireceğiz. Herkes düşüncelerini özgürce dile getirecek dedik. Parlamenter sistem Osmanlı’dan bu yana var, iyi çalışıyor mu? Hayır iyi çalışmıyor. Bakın doğruyu ifade ediyoruz. Neden iyi çalışmadığını açıkladım. Darbe yasaları yüzünden. Davutoğlu’na net bir çağrıda bulundum, şimdi de tekrar yapıyorum. Parlamenter sistemin gerçek anlamda çalışmasını istiyorsanız, darbe hukukunu ele alalım ve Türkiye’yi arındıralım. Açık çek veriyoruz. Darbe hukuku uzun iş diyorsanız, değil. Biz sana söz veriyorsak, sözümüzün arkasında dururuz.

Aslında kızdığı nokta, kendisine diktatör dedim için değil. Diktatör bozuntusu dediğim için. Diktatör bile olamıyor.

"Yeminine sadık kalmazan sana namus ve şeref kavramını hatırlatacağım"

Ben kendisine neyi hatırlatıyorum? Arkadaş yeminine sadık kal. Saygı duy. Sadık kalmazsan sana namus ve şeref kavramını hatırlatmak bana kalıyor. YSK, seçimlerin tarafsızlık içinde yapılmasını sağlayan bir kurul. Hakimler orada, cesaret edip diktatör bozuntusuna tarafsızlığını koruyacaksın diyemediler. YSK söyleyemiyorsa, kim cesaret edecek? Allah’tan korkmayan biz cesaret edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım biz bunları ne için yapıyoruz? Milletin değerlerine saygı gösterdiğimiz için yapıyoruz. En önemli iki değer namus ve şereftir bu milletin. Kimse ayaklar altına alamaz. Böyle bir ayıbın bu topraklarda yeri yoktur. Bunları kabul etmeyiz. Değerli arkadaşlarım, dedim ya hemen Bremen Mızıkacılar gibi saldıraya geçiler. Önce havuz medyası, talimat vermişler. Birisinin başlığını okurken tebessüm ettim; “Diktatör Kemal” diye başlık atmışlar. Ben tarafsızlık yemini etmedim. ben siyasi partimin genel başkanıyım ve tarafım. Biz namus ve şeref üzerine hangi konuda yemin ettiysek ölümüne bağlıyız.

Bekir Bozdağ, diyor ki “eleştiri değil” diyor edepsizlik, ahlaksızlık diyor. Ne zamandan beri insanlara namusuna ve şerefine sahip çık diye uyarı geldiğinde edepsizlik oluyor? Onun arkasında yüzde 52 oy var diyor, millete hakaret edildi diyor. Kenan Evren’in arkasında yüzde 92 vardı. Ona diktatör demiyor muydun? Millete bir şey sölyeceksiniz doğruyu söyleyeceksiniz. Millet yüzde 52 oyu namus ve şerefini koru diye verdi.

Cumhurbaşkanlığı makamı “delidir ne yapsa yeridir” makamı değildir.

Bu Şeref Malkoç var, başka bir fırıldak. Partiden partiye geziyor. Şimdi Saray’a kapılanmış, konuşuyor. Ya ahlakı, namusu, şerefi savunmak ne zamandır edepsizlik oluyor? Ben namusu ve şerefi savunuyorum, senin için olabilir.

AİHM’e kadar götüreceğim bu olayı. Davutoğlu’da mızıkacıların bir başkası. Kem söz kendisine aittir diyor. Namusu ve şerefi aynen kabul ediyorum. Namuslu ve şerefli insanların yükseltmesini kabul ederim ama yeminini bozup namus ve şeref kavramlarını ayaklar altına almayı ben affedemem. Benim merak ettiğim; asıl tarafsızlığa itiraz etmesi gereken Davutoğlu olması gerekir. Sen akademisyensin, sözde bir kitap da yazmışsın. Değerli arkadaşlarım eğer siz ahlakı, erdemi, bilgiyi, insan haklarını, hukuku savunuyorsanız bu değerlere sahip çıkacaksınız.

"Diktatör bozuntusu dediğim için bozuluyor"

Cumhurbaşkanlarının bir toplumda saygınlığın olması, olmazsa olmazdır. Herkesin saygı göstermesi lazım. O saygı çerçevesinde uslübün uygun olması lazım. Ama ne zaman ki tarafsızlığını bozdu, e kusura bakma, birisinin sana haddini bildirmesi lazım. Ben de o görevi üstlendim. Dedim ya size diktatör bozuntusu dediğim için bozuluyor, “diktatör desen bu kadar alınmam” diye içinden geçiriyordur.

"Hırsız olmayan diktatör yoktur"

Diktatörlerin özelliklerinden birisi hırsız olmalarıdır. Hırsız olmayan diktatör yoktur. İkinci özellikleri, kamu kaynaklarını kendi cüzdanı gibi görürler. Yani vatandaşın ödediği vergiyi kontrolsüzce harcarlar. Bizim ülkemize bakalım, sayıştay raporları gelmedi. Yarın bütçe sunusu yapılacak. Sayıştay’dan rapor yok daha. Arkadaş topladığın vergileri nereye harcayacağını nereden bileceğiz, niye gelmiyor bu raporlar? Devletin bütçesini kendi cepleri gibi görüyorlar. Örtülü ödenekten örnek vereyim; ilk 11 ayda 1 milyar 616 milyon örtülü ödenek kullanmış.

Nereye kullandığını kimse bilmiyor. Ahmet Necdet Sezer, 7 yılda harcağı para 167.4 milyon lira. Abdullah Gül, tarafsızlığını olabildiğince korudu, 722 milyon lir apara harcadı. Erdoğan’a geliyorum, 1,5 yıl oldu daha. Harcadığı para 2 milyar 800 milyon lira. Bakın değerli arkadaşlarım, ben bu milletin vergisine sahip çıkIyorum.

Arkadaşlarım, biz bunun için olayların üzerine gidiyoruz. Belki vatandaşım der ki benim vergi dairesinde kaydım yok, yok kardeşim hanım bulaşık yıkar vergi ödersin, otobüse binersin vergi ödersin, ekmek alırsın ödersin. Nerelere harcandığını sorgulama hakkı vatandaşa aittir. Bütçe hakkıdır bunun adı. Ben parayı istediğim gibi harcarım diyenlere diktatör denir.

"Parlamentoyu ayak bağı olarak görüyor"

Üçüncü özellikleri, babalarının çiftliği gibi ülkeyi yönetmek isterler. Ne hukuku derler. Onun için kuvvetler ayrlığı ilkesine inanmazlar. Ne demiştim? 18 Aralık 2012’de yasama ve yargı benim için ayak bağıdır demişti. Bir ülkenin parlamentosunu ayak bağı olarak görüyor, ne denir buna? Diktatör denir.

"Bu ülkenin aydınlarına yazık günahtır"

Dördüncü özellik, dikta yönetimlerinde düşünceyi açıklama ve basın özgürlüğü yoktur. Bizim ülkemizde ikisi de var. Akademisyenlerin bildirisiyle düşünceler açıklandı, sen misin düşünce açıklayan? Diktatör bozuntusu başta olmak üzere topluca saldırıya geçtiler. Bu ülkenin aydınlarına yazık günahtır.

2016 yılında orta çağ yaşatmak isteyen bir hükümet anlayışı var. 30 gazeteci hapiste, 7 bin gazeteci işsiz.

"Cumhurbaşkanı vatandaşına 1 buçuk yıldır bin 300'ün üzerinde dava açmış"

Beşinci özellik, kendilerine diktatör denilmesini istemezler. Böyle bir özellik vardır. Diktatör denilmesinden alınganlık göstermiyor bizimki. Bozuntu lafına biraz takılıyor.

Daha 1,5 yıldır Cumhurbaşkanı, bin 300’ün üstünde dava açmış vatandaşına.

Altıncı özellik, bunların yönetiminde istikrar, barış, özgürlük, aş, iş olmaz.

Yedinci özellikleri, diktatörler yalan söyler arkadaşlar. Ama bu diktatörlere zaman zaman doğruyu da söyletir Allah. “Çocuklarıma helal lokma yedirmedim” gibi.

Sekizinci özellik, diktatörlerin çevresi ona tanrısal bir güç vermeye çaba harcar. Onu tanrı yerine koyarlar.

Dokuzuncu özellik, sorumsuzca harcama olur. Bunların bir özelliği ise kendilerine özgü medya oluşturmak.

Biz bildiğimiz yoldan dönmeyeceğiz, gittiğimiz yolun ahlaklı ve erdemli bir yol olduğunu biliyoruz."
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.