Kimi kurtaracağız

Siyasal örgütlerin ya da siyasal partilerin önlerindeki görevi, toplumsal-tarihsel süreç belirler.

Kimi kurtaracağız

Siyasal örgütlerin ya da siyasal partilerin önlerindeki görevi, toplumsal-tarihsel süreç belirler.

Her toplum, ancak önüne gelen sorunları çözer. Siyasal partiler de, o sorunları çözmek için kurulmuşlardır. Elbette belli sınıfsal çıkarlar açısından. Bugün o sınıfsal çıkarları ayıran çizgi, millî ile millî olmayanı ayıran çizgidir.

TOPLUMUN ÖNÜNE KENDİ SORUNUNUZU DAYATAMAZSINIZ

Şöyle de söylenebilir: Siz toplumun önüne kendi sorununuzu dayatamazsınız. Dayatsanız da tarihsel süreç sizi dinlemez, bildiğini okur.

Dolayısıyla siyasal partiler, tarihsel süreci anlayarak önlerindeki görevi belirlerler. Tarihsel sürece müdahale, o sürecin içinden olur, o süreci tanıyarak olur.

TÜRKİYE’NİN SORUNLARI SİZİN SORUNLARINIZIN ÇÖZÜMÜNÜ BEKLEMEZ

Bir karşıdevrim sürecini yaşıyoruz. Özeti: Cumhuriyetin yıkımı, borçlanma ve vatanın bölünmesi.

Herhangi bir siyasal parti, bu sürece kurultay salonunun büyüklüğü veya rakı-viski tartışmasıyla müdahale edemez.

Veya: Hiç kimse tarihsel sürece, “bekle, ben partimi kurtarayım, sonra Türkiye’yi kurtaracağım” diye yön veremez.

Türkiye’nin sorunu, sizin sorunlarınızın çözümünü beklemez.

Daha önemlisi, siz kendi parti sorunlarınızı Türkiye’nin sorunlarından kopararak çözemezsiniz, AKP’nin batağında çırpınırsınız o kadar.

Siz kendi sorununuzu, Türkiye’nin sorunlarını çözme görevine ayarlanarak çözebilirsiniz.

CHP’nin çıkmazından söz ediyoruz.

DEVRİMİN KURMAYLARI GÖREVİ NASIL BELİRLEDİLER

Atatürk ve çevresindeki devrimci kurmaylar, önce stratejik süreci tanımlıyorlardı: Ülke nereden nereye gidiyor?

Ve o gidişata devrimci bir konumdan bir hedefle, bir programla müdahale ediyorlardı. Örneğin: Sömürgeleşme sürecinin sonunda ülke işgal ediliyor. Önümüzdeki görev, İstiklâl Savaşıdır.

Bu savaşa önderlik edecek örgüt sorununu, toplumsal süreç belirliyordu: İstiklâl Savaşına önderlik edecek bir siyasal öncü gerekliydi. O siyasal öncü, 2 Aralık 1918 günü İstanbul’da kurulmuştu. Kısa adı: Müdafaai Hukuk Cemiyeti. Halk içindeki adları: Milliciler.

Mustafa Kemal Paşa, Cemiyeti hep siyasal parti olarak gördü. Zaten daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi adıyla devam etti.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin devrime önderlik ettiği dönemin tartışmalarını inceleyelim. Önce yaşanan tarihsel-toplumsal süreç açıklanır. Görev, bu sürecin belirlediği görevdir.

CHP, devrimci döneminde, “bekle bizi ey tarih, önce kendi sorunlarımı çözeyim” dememiştir. Çünkü başında devrimciler vardı. Onlar biliyorlardı ki, tarihsel süreç onları beklemez. Onlar, tarihsel sürece ayak uydurmak zorundadırlar. Dahası tarihsel sürece yön verecek görevleri saptamak durumundadırlar.

CHP YÖNETİCİLERİ VE MUHALİFLERİYLE DEVRİMCİ GELENEĞİ

YİTİRDİ


CHP, bu geleneği çoktandır yitirdi. Yalnız yöneticileri değil, muhalifleri de bu geleneği izlemiyor artık. Hem yöneticiler hem muhalifleri ne zamandan beri, CHP’nin iç sorunlarına hapsolmuş durumdalar. Onlara göre, CHP Türkiye’nin sorunlarını çözmek için mevcut değil! Tersine: Türkiye, CHP’nin sorunlarını çözmesini bekleyecek. Daha doğrusu beklese de beklemese de fark etmez, Türkiye diye bir şey yok.

TÜRKİYE’NİN KAYNAKLARINI PAYLAŞMA SORUNU

Dikkat edilsin CHP’de Türkiye’yi kurtarmak diye bir sorun hiç tartışılmadı, tartışılmıyor. CHP’yi kurtarmak tartışılıyor.

CHP’yi kurtarma sorunu, aslında Türkiye’nin kaynaklarını artık biz paylaşalım sorunudur. Bizim adamlarımız milletvekili, bakan, genel müdür ve vali olsun, krediler ve ihaleler bizim adamlarımız arasında üleşilsin: CHP’nin davası artık budur. Bir Parti, iktidar amacını, Türkiye’nin bugünkü temel sorunundan koparınca, işte bu hale gelir.

AKP’NİN BATAĞINDA ÇIRPINMAK

CHP’de bir iktidar susuzluğu var. Ama Türkiye’nin bağımsızlığını ve vatan bütünlüğünü sağlamak, borçlanma ekonomisinden kurtulmak ve bir üretim ekonomisi kurmak diye bir sorunun gündeme geldiği görülmüyor. İktidar olmak, sistemin iktidarı olmak anlamını kazanmış. Örneğin CHP yönetimi PKK ile birlikte Washington’da “Kürdistan’ın Yeni Realitesi” toplantısına katılıyor. ABD’nin avucunda Türkiye’yi bölme toplantılarına katılmak, CHP’deki muhalefetin de umurunda değil. Çünkü CHP’deki iktidar savaşı, sistemin içinde bir savaş. Kim ABD’nin avucunda iktidar sahibi olacak sorusuna yanıt aranıyor. AKP’nin batağında çırpınıyorlar.

Bu nedenlerle CHP iktidarıyla ve muhalefetiyle çıkmazdadır.

CHP’de Kemalist Devrime bağlı büyük bir kitle var. Ancak bu kitlenin CHP’deki iktidar savaşında bir temsilcisi yok. İşte Kemal Kılıçdaroğlu ve işte Muharrem İnce. Programları her konuda aynı.

RAHMİ TURAN’IN ÖNEMLİ SAPTAMASI

CHP’de “Atatürkçü” veya “Ulusalcı” diye adlandırılan muhalifler, tek tek bazı konularda doğru çıkışlar yapsalar da, mücadeleyi bir program temelinde yürütmüyorlar. Demek ki bir programları yok. O nedenle Basınımız Kıdemlisi Rahmi Turan, önceki gün başyazısında, “CHP ve MHP muhalefet yapmıyor, muhalefet görevini parlamento dışından İşçi Partisi yürütüyor” diye yazdı (Sözcü, 18 Eylül 2014).

CHP’Yİ KURTARMA SORUNUNA BATANLAR CHP’Yİ KURTARAMAZ

Önümüzde tarihin belirlediği bir görev var: Türkiye’yi Türkiye’den yönetmek, vatan bütünlüğünü sağlamak ve bir üretim ekonomisi inşa etmek, Karma ekonomi de diyebilirsiniz. Özeti: Kemalist Devrimi tamamlamak.

CHP’deki yönetim ve muhalifleri, CHP’yi kurtarma sorununa batmışlardır. CHP’nin kurtuluşunu Türkiye’nin kurtuluşu ufku içinde ele alan yok.

İşçi Partisi ise, örgütü büyütme sorununu Türkiye’yi kurtarma görevi çerçevesinde ele alıyor. İşçi Partisi için, Türkiye’nin kurtarılmasından bağımsız bir partiyi kurtarma sorunu yok. İşçi Partisi, Türkiye içindir.

Kimi kurtaracağız sorusuna İşçi Partisi, Türkiye’nin önündeki göreve bakarak yanıt veriyor. Parti, o görevin hizmetinde olduğu için büyüyecektir.

CHP’yi artık kimse içerden kurtaramaz, CHP içinde yalnız çırpınma misyonu var.

CHP’yi ancak İşçi Partisi kurtarabilir.

Doğu Perinçek
ROTA / Aydınlık


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.