Kumpastaki parmak izleri

Ergenekon ve Balyoz davalarındaki 'suç' unsurlarının üzerindeki parmak izlerinin sanıklara ait olmaması 'kumpas'a en önemli kanıt niteliğinde

Kumpastaki parmak izleri

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan'ın "Cemaat Ordu'ya kumpas kurdu" itirafının ardından gözler yeniden Ergenekon ve Balyoz tertibindeki sahteciliklere çevrildi. Ergenekon tertibinin polis içindeki F tipi örgüt tarafından sahte delil ve uydurma belgelerle yürütüldüğünü gösteren en önemli kanıt, operasyonlar kapsamında sanıkların evlerinde bulunduğu iddia edilen ancak sanıkların kabul etmediği sözde delillerden çıkan parmak izleri. Sanıklar, dava boyunca evlerinden çıkan ve "suç" unsuru olarak gösterilen önemli belgelerin F tipi örgüt tarafından yerleştirildiğini anlatmaya çalıştı. Bu belgelerin hiç birinde suçlanan sanıkların parmak izlerine rastlanmazken kimliği belirsiz onlarca farklı parmak izi olduğu anlaşıldı. Ancak sanıkların parmak izlerinin kimlere ait olduğunun tespit edilmesi yönünde yaptıkları taleplerin hiçbiri mahkemece kabul edilmedi. Böylece kumpası kuranları ortaya çıkaracak en önemli deliller saklanmış oldu. Polis operasyonunda çekilen ve tertibi ele veren görüntüler için de hiçbir işlem yapılmadı.

El bombalarının parmak izi
incelemesi neden yapılmadı?

Ümraniye'de bir çatı katında bulunduğu iddia edilen 27 adet el bombası ile Ergenekon kumpasının düğmesine basıldı. Gecekonduda ele geçirildiği iddia edilen bombalar ilk defa polis karakolunda görülebildi. Bu görüntülere ilişkin kayıt dava dosyasına konulmadı ve tam 23 ay sonra ortaya çıktı.
Olay Yeri İnceleme Ekibi karakolda bombaları görünce parmak izi incelemesi yapmak istediler; fakat izin verilmedi. Bu tutanağa yazıldı. Arama sırasında olay yerinde video ve fotoğraf çekimi yapılıp yapılmadığı sorusuna da “Yaptık” yanıtı verildi. Bu ifade de tutunaklara geçti. Fakat olay yerinde aslında yapılmamıştı ve bu cevap verilerek onların gecekonduya gidişi engellendi.

İncelenmeden imha kararı
Bombaların bulunduğu iddia edilen aramaya ait tek kare fotoğraf, video kaydı ya da tanık yok. Bu tutanaklara imza atan polisler arasında, aramanın yapıldığı gün izinli olan bile var.
12 Haziran 2007 tarihinde bulunduğu iddia edilen bombalar hakkında üzerlerinde hiç bir parmak izi incelemesi yapılmasına imkan verilmeden 13 Haziran 2007 tarihinde imha kararı verildi.

16 teğmenin yargılandığı Poyrazköy davasında tutuklamalara neden olan ‘suç’ unsurları üzerindeki parmak izleri teğmenlere ait değil.

14 parmak izi kime ait?
Emekli Albay Dursun Çiçek’in imzası taklit edilerek üretilen “İrticayla Mücadele Eylem Planı” (İMEP) üzerinde 14 parmak izi var. Jandarma Kriminal’in yaptığı parmak izi incelemesinde belge üzerinde Dursun Çiçek’in parmak izi bulunamadı. Ancak “kime ait olduğu tespit edilemeyen” 14 adet parmak izi vardı. Mahkeme avukatların ısrarlı taleplerine rağmen bu parmak izlerinin kime ait olduğunun tespiti için hiçbir araştırma yapmadı. Bu konuda yapılacak detaylı bir araştırma sonucunda o parmak izlerinden biri ya da birkaçının cemaat mensuplarına ait çıkması durumunda kendi milli ordusuna kumpas kurmakla suçlanan cemaate suçüstü yapılmış olunacak.

Belge üzerinde inceleme yapan Adli Tip Genel Kurulu'nda yıllarca imza inceleme uzmanı olarak görev yapmış olanların tamamı belgedeki imzanın Dursun Çiçek’e ait olduğu sonucuna varılamayacağı yönünde görüş bildirdi. Normalde Adli Tip Kurumu’na incelenmek üzere gelen böyle bir belgeyi inceleyecek uzmanların kura ile seçilmesi gerekirken İMEP’i ilk inceleyen üç kişilik ekip özel olarak atandı. İnceleme döneminde Savcı Zekeriya Öz’ün Adli Tip Kurumu’na yaptığı ziyaret de dikkat çekti. Yapılan incelemenin ardından belge üzerindeki parmak izlerinin hiçbirinin Genelkurmay’da çalışan personelin parmak iziyle uyuşmadığı ortaya çıktı.

Dursun Çiçek’e ait olduğu iddia edilen imzalı belge:



4 bin parmak izi var, onunki yok
Avukat Serdar Öztürk'ün tutuklanmasına neden olan belgeler, kendisi Ankara dışındayken avukatlık ofisinde ele geçirildiği iddia edildi. Bunların arasında İMEP adlı sahte belge ile Genelkurmay Başkanlığı'ndan çalınmış 326 adet gizlilik dereceli belge yer aldı. Serdar Öztürk'ün suçlama konusu edilen hiçbir belgede parmak izinin olmadığı tespit edildi. Oysa bu belgelerde 4 bin 333 tane parmak izi çıktı.
Bu delilleri avukatlık ofisine yerleştirdikleri yönünde aleyhlerinde kuvvetli suç şüphesi bulunan polislerin polislerin parmak izi kayıtlarının getirtilerek mukayese işlemi yapılması mahkemeden talep edildi. Ancak mahkeme bu talebi reddetti.

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, kendi yaptığı soruşturma kapsamında bu incelemeyi Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı'na yaptırdı. İncelemede, ıslak imzalı olduğu iddia edilen İMEP'in üzerinde, 16 adet parmak ve avuç izi, ekindeki belgelerde ise 27 adet parmak izi tespit edildi. Bu parmak ve avuç izlerinin hiçbiri sanıklara ait çıkmadı. İsmi verilen polislerin parmak izi mukayesesi yapılması talebi de yine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.

Serdar Öztürk'ün ofisinde bulunduğu iddiasıyla el konulan mermi kutusu üzerindeki parmak izinin de Öztürk'e ait olmadığı Jandarma Kriminal tarafından düzenlenen 31 Aralık 2009 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edildi.

Kıl örneği kayıp
16 teğmenin yargılandığı Poyrazköy davasında Gölcük'teki evde yapılan aramada bulunduğu iddia edilen ve tutuklanmalarına neden olan harici bellek üzerindeki parmak izleri incelenmedi.
Gölcük'teki evde bulunduğu iddia edilen uyuşturucu paketinin Emniyet Kriminal Dairesi tarafından yapılan incelemesinde teğmenlerin hiçbirinin parmak izi çıkmadı. Uyuşturucu paketinin üzerinde bulunan 2 adet kıl örneği, incelenmek üzere Emniyet Kriminal Dairesi'ne gönderildi. Ancak inceleme sırasında örnekler ortadan kayboldu.

Mühimmatlardaki kıl kimin?
Poyrazköy soruşturması kapsamında yapılan kazılar sonunda bulunduğu iddia edilen mühimmatın üzerinde sanıkların parmak izi bulunmadı. Mühimmatın bantlandığı koli bandı üzerinde ise kıllar olduğu tespit edildi. DNA ve tükürük analizi yapılması sanıklar ve avukatları tarafından talep edildi. Soruşturma evresinde yapılan analizde örneklerin sanıklara ait olmadığı tespit edildi. Kazıyı yapan memurlar ve soruşturmayı yürüten polislere ait olup olmadığı mahkemece araştırılmadı.
Emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın işyerinden elde edildiği iddia edilen ve davaya dayanak gösterilen bir DVD ve bir CD üzerinde parmak izi ve DNA incelemesi yapılmadı ve görevli memurlarınki ile karşılaştırılması talebi Mahkeme tarafından reddedildi.

51 No'lu DVD'nin başına neler geldi?
7 Ocak 2009′da emekli Albay ve Avukat Levent Göktaş’ın Ankara’daki ofisinde ele geçirildiği iddia edilen DVD’nin Emniyet Müdürlüğü tarafından bir kopyasının 31 Aralık 2008 tarihinde oluşturulduğu açığa çıktı. Buna göre polis Göktaş'ın ofisinde arama ve el koyma işlemini yapmadan 1 hafta önce bu DVD'nin kopyalama işlemini yapmıştı. DVD'nin kendisine ait olmadığını söyleyen Göktaş, parmak izi tespiti yapılmasını istedi. Tam da bu sırada DVD'nin Adli Emanet'te kırılmış olduğu ortaya çıktı. Emniyet ile yapılan yazışmalardan sonra Ergenekon Mahkemesi parmak izi incelemesi yapmaktan vazgeçti.

Karakoldaki bombaları
gecekonduda gibi gösterdiler

Ergenekon operasyonlarını başlatan 12 Haziran 2007'de Ümiraniye'de bulunduğu öne sürülen el bombalarıyla ilgili muamma hala ortadan kalkmadı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Terörle Mücadele polisleri Ümraniye Çakmak Mahallesi’ndeki kimsenin oturmadığı bir gecekonduya operasyon düzenledi. Gecekondunun çatısında 27 adet el bombası bulunduğu iddia edildi. 23 ay sonra bombalarla ilgili dava dosyasına görüntülerin gecekonduda değil karakolda çekildi. Görüntüler incelediğinde bombaların henüz Ümraniye’deki gecekondu çatısında “bulunmadan” 1 buçuk saat önce Ümraniye Çakmak Karakolu’nda masaya dizildiği ortaya çıktı.



'S...m hakimini de savcısını da'

Polislerin tutanakların karakolda düzenlendiği ve olay yerinde yazılmış gibi görünmesi için aralarında yaptıkları konuşmaları gösteren kamera kayıtları da dava dosyasına girince tertip açığa çıktı. Daha soruşturma "Ergenekon" adını almamışken polisler Ergenekon'dan bahsediyor ve Genelkurmay Başkanı ile savcılara sövüyorlar. Ümraniye'deki Çakmak Karakolu'nda çekilen videoda duyulan “Soruşturma Ergenekon olunca s...m hakimini de savcısını da” diye konuşan ve karakoldaki bombaları gecekonduda bulunmuş gibi gösteren tertipçi polisler hakkında da hiç bir işlem yapılamdı.

Görüntülerde ortaya çıkan skandal konuşmalar şöyle:
-Olay yeri tutanağı bilgisayarda yazılır mı?
- Filimlerde yazıyorduk ya...
- O zaman sen de şey dersin
- Hani adam diyor ki, bilgisayarı nerede buldun olay yerinde diyecek sana
- Olay yeri yazarsak...
- Adam diyecek ki çatıya bilgisayar mı çıkardım.
- Elle yazalım o zaman.
- Mahkemede deyin olay yerinde tutulan tutanak...
- Ama şöyle de düşünüldü, yani ona da not şeklinde almış burada yazmış olabilir.
- Yani olay yerinde aldığı notlardan sonra büroda, tutanak tutulmuş olabilir.
- Olur biter yani.
- O. Çocuğu
- Genelkurmay başkanı gerçekten toplumu kutuplara ayırdı.
- Allah’tan hakimler çok iyi!

Aydınlık

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.