Nedir bu Ergenekon - 3

Suikastinin olduğu gün Fethullah Gülen'in yeğeni Kemalettin Gülen'le defalarca görüşüldü

Nedir bu Ergenekon - 3

Serhan Bolluk

Danıştay katili Alparslan Aslan kimlerle bağlantılı


Alparslan Arslan Cumhuriyet gazetesine bomba attıktan sonra hem de daha olay yerinden kaçarken Şeyh Salih Kunter’i, ardından da Hamza Öztürk’ü aradı. Hamza Öztürk’ün Danıştay eyleminden 1,5 ay öncesinden itibaren çok sıklıkla görüştüğü kişi ise Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin Gülen

Alparslan Aslan Danıştay saldırısını yapmaya gitmeden hemen önceki gün kimlerle buluştu? TİB kayıtlarına göre Salih Yaşar, Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları akşam saat 17.17’de Üsküdar Toygan Hamza semtinden sinyal veriyor.
Danıştay saldırısının yapıldığı gün ise sabah saat 10.00 sularında, yani saldırıdan hemen önce Hamza Öztürk önce Kemalettin Gülen’i, ardından da Süleyman Esen’i aradı. Defalarca bu aramalar devam etti. Alparsalan Arslan’ın bu kişlerle bu kadar yoğun ilişkisine karşılık, Ergenekon sanıklarıyla hiç bir ilişkisi ve irtibatı yok.

"Adım Adım Danıştay Suikasti" adlı yazı dizimizin son bölümünde Danıştay katili Alparslan Aslan'ın kimlerle irtibatlı olduğunu ve cinayeti işlediği gün yaptığı telefon görüşmelerine tanıklık edeceğiz.
Kemalettin Gülen:
Fethullah Gülen’in yeğeni. Başörtüsü kararından dolayı Danıştay üyelerine küfreden kişi. Alparslan Arslan bu hareketinden dolayı ona büyük saygı duyduğunu mahkemede söyledi.
Şeyh Salih Kunter:
Alparslan Aslan’ın gittiği dergahın şeyhi; cinci hoca. Alparslan Aslan’a Danıştay cinayetinden hemen önce cin çıkarma ayini yaptı. Konuşmalarında “Cumhuriyet gazetesinin kafir gazete” olduğunu, “Danıştay üyelerinin Allah’a iftira ettiğini söyledi. Alparslan Aslan da Allahın askeri olduğuna inanıyor ve her gün şeyhine gidip onun ihtiyaçlarını bile karşılıyor.
Salih Yaşar:
Şeyh Sait Kunter’in sağ kolu. Cin çıkarma seansları yapıyor, muska yazıyor.
Süleyman Esen:
Alparslan Aslan’ın ifadelerinde “Bombaları ondan aldım, benim liderimdir” dediği avukat. Şeyhin müridi ve Kemalettin Gülen’in yakın arkadaşı.
Hamza Öztürk:
Eski polis. Kim olduğu veya bağlantıları hiç araştırılmadı.
Osman Yıldırım:
Cumhuriyet Gazetesi'ni bombalatmaktan ve Danıştay cinayetinde suç ortaklığı yapmaktan Alparslan Aslan ile birlikte müebbet hapis aldı. Ergenekon davasında hem sanık, hem tanık, hem de gizli tanık. Çok sayıda sabıkası var. Ablasını öldürmekten ve ablasının kızını para karşılığında erkeklere pazarlamaktan hükümlü. Ergenekon savcıları ona “Osmanım” diye hitap ediyordu.
Bu kişilerin Danıştay cinayetinden önceki yaklaşık 2 aylık (1 Nisan-28 Mayıs 2006) sürede birbirleri ile toplam 145 görüşmeleri var. Ama bunların içinde sadece Süleyman Esen sanık. Ergenekon duruşmasında da ifadesi bile alınmadan salıverildi. Diğerlerinin bazıları tanık, bazıları tanık bile değil.
Mesela 11 Mayıs 2006’da Alparslan Arslan Cumhuriyet gazetesine bomba attıktan sonra hem de daha olay yerinden kaçarken Şeyh Salih Kunter’i, ardından da Hamza Öztürk’ü aradı. Hamza Öztürk’ün Danıştay eyleminden 1,5 ay öncesinden itibaren çok sıklıkla görüştüğü kişi ise Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin Gülen.
Danıştay saldırısından önce Alparslan Aslan, Vakit gazetesinin “İşte o üyeler” manşetli sayısını da yine Kemalettin Gülen’in ofisinden aldı.
Alparslan Aslan’ın Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba attıktan sonraki (12 Mayıs 2006) telefon irtibatlarının bazıları şöyle:
Alparslan Aslan Hamza Öztürk’ü aradı.
Kemalettin Gülen Hamza Öztürk’ü aradı.
Alparslan Aslan Hamza Öztürk’ü aradı.
Hamza Öztürk Alparslan’ı aradı.
Hamza Öztürk tekrar Alparslan’ı aradı.
Süleyman Esen, Alparslan Aslan’ı aradı.
Ve bu bağlantılar sürüp gidiyor.
Alparslan aslan Danıştay saldırısını yapmaya gitmeden hemen önceki gün kimlerle buluştu? TİB kayıtlarına göre Salih Yaşar, Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları akşam saat 17.17’de Üsküdar Toygan Hamza semtinden sinyal veriyor.
Danıştay saldırısının yapıldığı gün ise sabah saat 10.00 sularında, yani saldırıdan hemen önce Hamza Öztürk önce Kemalettin Gülen’i, ardından da Süleyman Esen’i aradı. Defalarca bu aramalar devam etti.
Alparsalan Arslan’ın bu kişlerle bu kadar yoğun ilişkisine karşılık, Ergenekon sanıklarıyla hiç bir ilişkisi ve irtibatı yok.

KATİL ASLAN'IN MUZAFFER TEKİN'LE BAĞLANTISI VAR MI?

Özel görevli medyanın en çok tekrar ettiği yalanlardan biri de buydu. Hem gazetelerde hem de televizyonlarda hayali bağlantılar kurdular. Sözgelimi Nagehan Alçı 13 Aralık 2012 günü CNN’de yayınlanan Dört Bir Taraf programında şöyle dedi: “Danıştay saldırısıyla Muzaffer Tekin ilişkisini reddetmeyelim. Alparslan Aslan’ın Muzaffer tekin ile 35 kez telefonla konuştuğu belgelendi.
Oysa gerçek şuydu: Muzaffer tekin’in Mahkemedeki beyanlarına göre, Alparslan Aslan kendisiyle, Danıştay suikastinden 1,5 yıl önce, bürosunun bulunduğu iş hanındaki bir avukat arkadaşının yanına geldiğinde tesadüfen tanıştı. Toplam telefon irtibatları 90 saniye. En son Danıştay saldırısından 9 ay önce Muzaffer Tekin’e bir mesaj atmış. Tekin savunmasında bunun kandil tebriği gibi bir nezaket mesajı olduğunu söyledi. Bütün irtibat bu kadar.
O halde Nagehan Alçı neden “35 görüşme var” yalanını söylüyor? Esas bağlantıları gizlemek için olabilir mi?

POLİS MUZAFFER TEKİN'İN ADINI NASIL BULDU?

O kadar araştırdım bulamadım; Danıştay Suikastı’nın hemen ardından polis Muzaffer tekin adına nasıl ulaştı? “Saklan, ben sizi Pazartesi Ankara’ya götürürüm” diyen Ertaç Giray aynı zamanda Mehmet Eymür’ün de avukatıydı. Mehmet Eymür o gün Fenerbahçe Orduevi’ndeki masada Muzaffer Tekin’in yanında oturan M. Zekeriya Öztürk’ü de tanıyordu. Muzaffer Tekin’in babası vasıtasıyla yakın görüştüğü Demir bükülmez, kumarhaneler kralı Sudi Özkan’ın sağ koluydu. Bilindiği gibi Mehmet Eymür de Sudi Özkan’ın yanında danışman olarak çalışıyordu. Bir şey ima etmek için yazmıyorum; sadece kafamdaki soruya yanıt bulmaya çalışıyorum. Muzaffer Tekin’i birileri oyuna mı getirdi? Sorular bitmez…
Örneğin…
Danıştay Suikastı’nı Ergenekon davasına bağlamak için niye çok çaba harcandı? İddianamede bir zorlama olduğu ortada, Alparslan Arslan çevresiyle ilgili pek bir araştırma yapılmamışken, Ergenekon tutuklularının suikastla irtibatını kurmak için olağanüstü bir çaba göze çarpıyordu. Niye?
Terörle Mücadele Yasası’nın birinci maddesi 29 Haziran 2006 tarihinde değiştirildi. Bir fiilin terör suçu olması için birden fazla kişinin örgütlenip silah, mühimmat bulundurması yeterli değildi; cebir ve şiddet içeren eylem gerekiyordu.
Yani Ergenekon’un, terör örgütü kapsamına alınması için yakalanan kişiler, ele geçirilen silahlar yeterli değildi; şiddet içeren eylem gerekiyordu! Danıştay Suikastı Ergenekon’a bağlanınca, örgüt “terör örgütü” oluverdi.

CUMHURİYET BOMBALANDIĞINDA KİM KİMİNLE GÖRÜŞTÜ?

Alparslan Aslan bombaları Osman Yıldırım’a 4 Mayıs’ta verdiğini ifadelerinde söyledi. (İlk bomba atılmadan bir gün önce.)
Alparslan aslan 4 Mayıs gecesi defalarca ve uzun süre Osman Yıldırım ile görüştü. Ardından Osman yıldırım’ın telefonu 23.38’de Ataşehir’den sinyal verdi. Yani Ataşehir’e geldi. Tekrar görüştüler. İfadelerine göre Alparslan’ın bir arkadaşı arabasıyla Osman Yıldırım’ı Ataşehir Migros önünden aldı ve Alparslan Aslan’ın evinin önüne getirdi. Aslan bombaları dışarıda verdiğini söyledi.
Ertesi gün, yani 5 mayıs 2006’da sabah saat 09.51, 09.52, 09.58, 09.59, 10.50, 14.46’da Alparslan Aslan Osman yıldırım’a mesajlar attı. Mesajlarda “İş halloldu mu”, “Her şey tamam mı” diye sordu.
Aynı gün Osman yıldırım, Erhan Timuroğlu’nu saat 10.39, 10.42, 12.17, 12. 23, 14.05, 15.38, 15.39, 15.42, 16.24’te defalarca aradı. Bu arada da Alparslan aslan ile görüşmeye devam etti. Erhan Timuroğlu o gün Osman Yıldırım’n azmettirmesiyle Tekin Irşi isimli arkadaşına para vaat ederek Cumhuriyet gazetesini bombalattırdı.
Bu kişilerden hiçbirinin Ergenekon sanıklarıyla, ilişki ve irtibatı yok.

TİB KAYITLARINDA GÖRÜNMEYEN ADRES NERESİ?

İfadelerine göre Alparslan Arslan ve Süleyman esen sık sık Şeyh Salih Kunter’in Gültepe’deki evine gidiyorlardı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)'ndan gelen baz istasyonu raporlarında ise bir sürpriz vardı. Her gün, akşam saatlerinde Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları bir yerden görüşmeler yapıyor ama o yerdeki baz istasyonunun adresi TİB raporunda görünmüyordu. Telefonların yaklaşık olarak nerede olduğunu tespit etmek için görünmeyen yerden bir önceki görüşmelere bakıldığında 4. Levent ve Mecidiyeköy arasında olduğu anlaşılıyordu. Yani Levent veya Mecidiyeköy’den yapılan görüşmelerden sonra gelinen bir yer TİB raporlarında görülemiyordu.
Burası Şeyh Salih Kunter’in evinin de olduğu Gültepe olabilir miydi?
Ve bu adres TİB raporlarında neden görülemiyordu?
Bu sorular ısrarlı taleplere rağmen hâlâ cevaplanamadı.

ERGENEKON'DA MEDYA OPERASYONU

Ergenekon davasının başlangıcı sayılan Ümraniye operasyonundan sonra özel yetkili medya ağızbirliği emişçesine Danıştay davasının birleştirilmesi yönünde haberler yaptı.
Onlara göre Ümraniye operasyonunun ucu Danıştay’a uzanıyordu.
Bir yandan bu haberler yapılırken aynı gün Savcı Zekeriya Öz Ankara’dan Danıştay dosyasını istedi. Tarih 15 Haziran 2007’ydi ve daha ortada ne Osman Yıldırım’ın ifadesi, ne Ataşehir toplantısı iddiası vardı. Bunlar 8 ay sonra Osman yıldırım’ın ifadesinde yer alacaktı. Ama Zekeriya Öz Danıştay dosyasını 8 ay önceden istemişti bile.
Medya da bu yönde kamuoyu oluşturmak için elinden gelini yapıyordu.
İşte 14-15 Haziran 2007 tarihli bazı yandaş gazetelerden örnekler:
Danıştay katili Alparslan Aslan'ın Veli Küçük'le bağlantısı var mı?
30 Haziran 2006- Mehmet Eymür MİT Müsteşarlığına giderek Alpaslan Aslan’ın Irak’ın Kuzeyinden getirilen 500 milyon doları Veli Küçük’e teslim ettiğini, alacağı komisyon için de bir avukat ile görüştüğünü söyledi. İddiaya göre bu paranın komisyonu da 150 milyon dolardı. Komisyonun almadığı için de gidip Danıştay cinayetini işledi. 500 milyon doların birkaç TIR konteyneri yer kaplamasından dolayı fiziki olarak taşımak mümkün değildi ama bu basit mantığı bile yürütmüyorlardı. Aynı iddialar Ecevit Kılıç tarafından da Aktüel dergisinde haber yapıldı. MİT bunları araştırdı ve doğru olmadığını gördü. Daha sonraki Ergenekon duruşmalarında sanıkların talebi doğrultusunda 03–11–2010 tarihli yazıyla Ergenekon mahkemesine bildirdi.
Bir de dolaşıma sokulan bir fotoğraf üzerinden Veli Küçük ile ilişki kurulmaya çalışıldı. Yandaş medyanın iddialarına göre Veli Küçük ile Alparslan Arslan yan yanaydı. Fotoğraftakinin Alparslan Arslan olmadığı açıkça görülmesine rağmen bu yayınlara devam ettiler. Fotoğraftaki Amerika’da yaşayan bir Azeri genciydi ve fotoğraf Dünya Azeri Kongresinde çekilmişti.

Yani ortada ne para vardı ne fotoğraf, ne de Alpaslan Aslan ile Veli Küçük arasında bir ilişki…


Başbakan ve AKP yöneticileri neler söyledi?

17 Mayıs 2006- suikasttan iki saat sonra dönemin Adalet Bakanı olan M. Ali Şahin: “Sürprizlere hazırlıklı olun, arkasında Gladyo tipi bir yapılanma var şaşıracaksınız”
19 Mayıs 2006- Başbakan, “saldırı hükümete yönelik” açıklamasını yaptı. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, “bu olayın arkası başka, Muzaffer Tekin var” açıklamasını yaptı.
21 Mayıs 2006- Başbakan Erdoğan Danıştay saldırısının arkasında Deniz Baykal’ın olduğunu belirterek, “kurşunlar iktidara sıkıldı” açıklamasını tekrarladı.
24 Mayıs 2006- ABD Savunma Bakanı Paul Wolfowitz, “Türkiye’nin modern ve geleneksel yüzüne saldırılıyor. Danıştay saldırısını kastediyorum” dedi
27 Mayıs 2006- Başbakan, “Yüzbaşı’nın serbest bırakılmış olması suçsuz olduğu anlamına gelmez” açıklamasını yaptı. Bu açık bir hedef tarifiydi.
15 Haziran 2007- “Ümraniye’ye bakın. Başka bir şey armaya gerek yok.”
7 Temmuz 2007- Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül: “Bekleyin bakın bu iş çok yukarılara gidecek” dedi.
20 Şubat 2008- Hasan Cemal, Ergun Babahan ve Mustafa Karaalioğlu ile yaptığı programda Ergenekon davası için: “Gerekirse Ergenekon için yasal düzenleme bile yaparız” dedi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül şöyle dedi: “Bu Ümraniye olayına dikkat edin bunun arkası gelecek, bu olay çok büyüyecek…” (Can Dündar, Milliyet 2 Temmuz 2008, Ayrıca Ergenekon mahkemesindeki ifadesi)
19 Şubat 2011- Kemal Kılıçdaroğlu’nun “nerede bu örgüt gidip üye olacağım” sözüne karşılık: ”Ergenekon’u arıyorsan gidip Danıştay’ın ikinci Dairesine bak” dedi.


“POLİS SUÇ ORTAĞI”

5. 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde gerçekleştirilen 3 ayrı bombalama eylemine rağmen niçin derhal suç mahallinde sinyal veren telefonlardan abone kimlik bilgileri tespiti yöntemi ile olay mahallinde bulunanları tespit etmek amacıyla teknik istihbarat çalışması yapılmamıştır?
Suç mahallinden kaçış istikametine ilişkin MOBESE kayıtları istenirken niçin olası geliş istikametine ilişkin olarak Büyükdere Caddesi üzerindeki MOBESE kayıtları istenilmemiştir
Olay mahalli civarında temin edilmeye çalışıldığı söylenilen işyeri kamera kayıtlarının bulunmadığına ilişkin tanzim edilen bilgi notunun dayandığı, kamera kayıtları istenilen işyerleri hangileridir? Bu iş yerlerinden hangi tarihte kamera kayıtları istenilmiştir? İlgili tutanak yahut tanzim edilen evrak nerededir?
11 Mayıs 2006 günü gerçekleştirilen bombalama eylemine ilişkin olarak görgü şahitlerinden niçin derhal robot resim çizilmesi için yardım istenilmeyerek, Danıştay suikastının bir gün öncesine değin tam 5 gün beklenilmiştir?
İstanbul TEM’in, Cumhuriyet gazetesine 11 Mayıs günü saat 16.20’de atılan son bombadan iki gün sonra MOBESE görüntülerini istediği yazıda, niçin dağıtım-tebliğ tarihi olarak 12.05.2006 tarihinde tebliği alındığı görünen yazının üst kapak yazısında tarih 13.05.2006 olarak görünmektedir? Veya bir başka ifadeyle kayıt istemeye ilişkin yazı niçin derhal gönderilmek yerine tam bir gün bekletilmiştir?
5 Mayıs 2006 günü Cumhuriyet gazetesinin ilk kez bombalanması eyleminin hemen ardından görgü şahitlerinin bilgisine başvurulmak yerine tam 3 gün süre ile beklenilmiştir? Niçin görgü şahitlerinin görgüsüne bilgisine derhal başvurulmamıştır?
B.05.I. EGM.4.34.00.14.10-7229 sayılı 1 klasör 250. Ve 6 klasör 250. Sayfada yer alan robot resim çizdirilmesine ilişkin yazışmada evrakın sağ üst köşesindeki tarih nedir? 15’mi, 16’mı, 17’mi? Evrak tarihindeki tahrifatın izahı nedir?
B.05.I.EGM.4.34.00.14.10-7229 sayılı başka tarihli bir evrak daha mevcut olup aynı sayılı iki ayrı tarih ve içerikteki evrakın izahı nedir?
Ankara TEM tarafından Danıştay cinayetinden hemen sonra 17.05.2006 günü saat 22.22’de İstanbul TEM’e gönderilen Alparslan Arslan’a ait araçtan elde edilen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Araç Tanıtım Kartına ilişkin niçin hiçbir işlem yapılmamıştır?

ulusalkanal.com.tr
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AHMET MERT - 4 yıl önce
bizim görevimiz gerçekleri ortaya çikarmak değil..yazilan senaryoyu oynamaktir..iyi seyirler türkiye