O Bakanlık yaşamla RES'tleşmekten vazgeçsin!

Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Bülent Kaçar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Kırklareli'nde 19 Rüzgar Enerji Sistemleri (RES ) yapılacağı yönündeki duyurusunun ardından yaptığı değerlendirmede, "RES Projesi Planlama Hukukuna da açıkça aykırıdır.

O Bakanlık yaşamla RES'tleşmekten vazgeçsin!



 Trakya’da hayatımızla RES(t)leşen bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir. Doğal yaşam söz konusu olduğunda yatırım ve kar sadece bir ayrıntıdan ibarettir. Bakanlıkların öncelikli görevi yatırımların önünü açmak değil çevreyi her zaman korumaktır" görüşünü dile getirdi.

TRAKYA'NIN BAŞI BU KEZ DE RES'LERLE DERTTE

Bereketli topraklarıyla Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkeslerinden biri olan Kırklareli ve çevresi, doğal zenginlikleri ve su kaynaklarıyla biliniyor. Ancak Trakya'nın kalbinin attığı bölge son yıllarda hep yıkım projeleriyle anılır oldu. Taş ocakları, çimento fabrikaları ve altın madeninin yanısıra termik santral projeleriyle gündeme Kırklareli'de yöre halkının son kabusu ise rüzgar enerjisi santrallari, kısaca RES'ler.

BAKANLIK KIRKLARELİ'NE 19 RES YAPILACAĞINI AÇIKLADI

Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Kofçaz ilçesine bağlı Taştepe, Kocayazı ve Elmacık Köyleriyle, merkeze bağlı Kuzulu Köyünde toplam 19 adet RES kurulacağını duyurdu. Projelere ilişkin ÇED süreci de başladı.Ancak bölgede kurulması planlanan RES'lerle ilgili yöre halkının yanısıra hukukçuların da itirazı var.

AV. B. KAÇAR: 'KOÇFAZ'IN DEĞERLERİ HALKIN GEÇİM KAYNAĞI'

Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Bülent Kaçar, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, Istranca Dağlarının kalbindeki doğa cennetlerinden biri olan Koçfaz ve çevresinin, toprak ve su kirliliğinden uzak kalan ender yerlerden biri olduğuna dikkat çekerek, "Istrancaların bu kesiminin zengin doğası tarım, ormancılık, turizm ve hayvancılık açısından Kofçaz’ı değerli kılmaktadır.

Arıcılık faaliyetleri sonucu kalitesi yüksek bal elde edilmeye başlanmış ve bu üretimin arttırılıp halkın ekonomik gücünü yükseltmek için teşvik edilmektedir. Ormancılık yöre halkının geçim kaynaklarından birisi olarak halen geçerliliğini korumaktadır"
görüşünü dile getirdi.

'KARABURUN'DA RES'LERDEN HALKIN PSİKOLOJİSİ BOZULDU'

Koçfaz'da kurulması planlanan RES'lerle ilgili proje tanıtım dosyasında, tarım ve hayvancılığın zarar görmeyeceğinin belirtildiğini ancak İzmir Karaburun’da kurulan RES'lerin faaliyete geçmesi sonucu doğal hayat, arıcılık ve hayvancılığın yok olma aşamasına geldiğini ve canlı yaşamın psikolojisinin bozulduğuna dikkat çeken Kaçar, "Karaburun Yaylaköy’de önce ada martıları, ardından da tilkiler gitmiş, keçiler bitki örtüsündeki tozlanmadan dolayı hastalanmış, düşük yapmışlardır. Yerleşim alanına yakın mesafedeki RES’lerden çıkan gürültü köyde yaşayanların psikolojisini bozmuş, sosyal yaşam tahribata uğramıştır" dedi.
PROJE DOSYASINDA YETERLİ BİLGİ YOK

Kofçaz bölgesindeki yaban hayatın oldukça zengin olduğuna işaret eden Kaçar, karaca, yaban domuzu, kızıl şahin, atmaca ve yaban kedisi gibi türlerin yaşam alanı olan proje alanının ayrıca kuş göç yolları üzerinde olduğunu belirterek, "kuş göç zamanı konaklama ve beslenme alanıdır. Şirketin proje tanıtım dosyasındaki alanın önemli kuş göç yolları üzerinde olmadığı iddiası doğru değildir. Bu durum dahi Bakanlıkça ilgili kamu kurumlarından orman, kuş göç yolları, milli parklar, yerleşim alanları, canlı sağlığına olan riskler, tarıma etkiler, flora ve faunaya etkiler ve benzeri konularda yeterli ayrıntılı görüş ve bilgiler alınmadığını düşündürtmektedir" diye konuştu.

Projeyle ilgili tanıtım dosyasındaki bilgilerin doğruluğunun tartışmalı olduğunu ileri süren avukat Bülent Kaçar, söz konusu bilgilerin ÇED Yönetmeliği ile ilgili yasaya aykırı olduğunu söyledi.

YENİ YAPILACAK YOLLARLA ORMANLAR KATLEDİLECEK


RES’lerin bölgede biyoçeşitliliğe zarar vereceğini dile getiren Kaçar, aşırı miktarda ağaç kesimi ve dev kanatların rüzgarın hızını kesmesinden oluşan aerodinamik ve manyetik enerji alanlarının etkileri ile bir kaç derecelik iklimsel değişikliklere neden olabileceğini belirterek, şu görüşleri dile getirdi: "RES’lerin kurulacakları bölgede rüzgarın hız kaybetmemesi için etraftaki mevcut orman alanları 'temizlenir.' Genellikle RES’lerin devasa parçaları bölgeye mevcut yollardan sokulamazlar. Bu yüzden daha geniş yeni asfalt yollar inşa edilir. Daha geniş yollar için daha çok ağaç kesilir, daha çok orman varlığı yok edilir. RES’lerin parçaları kurulacakları yere ulaştığında artık bir araya getirilmelidirler. Bu parçaların montajı için ihtiyaç duyulan atölyenin, şantiyenin de inşaatı dolayısıyla yeni katliamlar yapılacaktır.
RES'LER ÇIKARDIĞI SESLER SENDROMA NEDEN OLUYOR

Tirbünlerin Kanat yüksekliği ile birlikte boyları 125 metreyi bulan devasa RES direkleri yörede yaşayan insanlar üzerinde psikolojik etkiler bırakabilecektir. Gündoğumu ve günbatımına yakın saatlerde çok büyüyen kanat gölgeleri flash etkisi yaparak ve insanları önemli ölçüde etkileyeceklerdir. RES’ler 3 km alan içinde radyo, tv, telsiz gibi haberleşme sinyallerinin bozulmasına da neden olmaktadırlar. Rüzgar türbinleri gürültülü çalışmaktadırlar. Mekanik hareketlerden oluşan sesler teknoloji sayesinde son yıllarda en aza indirilse de, kanat çapı 80 metreyi bulan dev pervanenin dönmesiyle havada oluşan aerodinamik ses engellenememektedir. Rüzgar türbinlerinden kaynaklı bu hastalıkların ortak adına da, 'Wind Turbine Syndrome' (Rüzgar Türbini Sendromu) adı verilmektedir. Elektromanyetik dalgalara maruz kalmak kanserin birincil nedenidir."

İZİN VERENLER HAKKINDA İDARİ SORUMLULUK DOĞABİLİR

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın, ruhsat ve faaliyet izniyle ÇED Olumlu veya ÇED Gerekli Değildir Kararı vermeden önce, Türkiye'nin imza koyduğu ve Anayasanın 90. maddesi gereğince tüm devlet kurumlarını bağlayıcı özelliği olan Uluslararası Çevre Sözleşmelerinin yanı sıra bölgeyle ilgili planları da değerlendirerek bu yatırım projesine yönelik tüm talepleri reddetmesi gerektiğinin de altını çizen Kaçar, "Çünkü verilecek her tür izin, karar, onay, ruhsat v.b. idari işlem yargıya taşınacak olup, yatırım projesinin hukuka aykırılığına dair mahkeme kararı elde edildiği takdirde bu işlemlere imza atmış yetkililer hakkında adli ve idari sorumluluk doğabilecektir" ifadelerini kullandı.
'HAYATIMIZLA RES'TLEŞEN BU YANLIŞTAN DÖNÜLMELİ'

Bölge halkının ve sivil toplum örgütlerinin konuyla ilgili görüşlerinin alınmasının son derece önemli olduğuna değinen Kaçar, "ilgili uluslararası sözleşmelere göre halkın istemediği hiçbir projeye ve yatırıma, doğaya ve kamu yararına aykırı olarak izin ve onay verilemez. Proje dosyasında kimden ve ne zaman hangi yönde görüş alındığı belge veya tutanakla sabit değildir. Tüm kamu kurumları için bağlayıcı bir plan olan Kofçaz Vizyon Planında ormancılık, tarım, hayvancılık, eko-turizm ve benzeri değerler desteklendiği halde bu tür projelerin kurulması ve işletilmesi öngörülmemiştir. RES projesi planlama hukukuna da açıkça aykırıdır. Trakya’da hayatımızla RES(t)leşen bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir. Doğal yaşam söz konusu olduğunda yatırım ve kar sadece bir ayrıntıdan ibarettir. Bakanlıkların öncelikli görevi yatırımların önünü açmak değil çevreyi her zaman korumaktır. Çünkü herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir" görüşünü savundu. 

Yusuf Yavuz
Fotoğraf: Göksel Çidem
ulusalkanal.com.tr


banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.