Öcalan Erdoğan’a MİT müsteşarının katkılarıyla biat mektubu yazdı

Öcalan Erdoğan’a MİT müsteşarının katkılarıyla biat mektubu yazdı

 Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin, bugün (18 Mayıs 2015, Pazartesi) Vatan Partisi’nin Ankara’daki Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyerek Öcalan’ın Erdoğan’a yazdığı biat mektubuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Pekin, özetle şunları belirtti:

Bugün sizlere son günlerde kamuoyunda çokça tartışılan ve uzun süredir gündemde olduğu halde bir türlü açıklık getirilmeyen Öcalan’ın Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektupla ilgili açıklamalarda bulunacağım. Bu konu çok mu önemli diyebilirsiniz. Türkiye’nin bunca sorunu varken bu konuyu gündeme getirmenin alemi var mı diye sorabilirsiniz. Ya da içinizden öyle geçirebilirsiniz. Evet bu konu çok önemli. Çünkü Türkiye’nin hayati bir konusunu çözüme kavuşturmak için uygulanan siyasetin ve yürütülen stratejinin ne kadar üstünkörü ve bir öngörüye dayanmadan, sadece günü kurtarma telaşı içinde uygulandığını görmek ve bilmenin bütün halkın hakkı olduğunu değerlendiriyorum. Türkiye’nin hayati sorununu çözeceğim derken kişilerin nasıl kendilerini ve kendi istikballerini merkeze koydukları, kendi ikballeri ile Türkiye’nin bu sorununu nasıl birbirine karıştırdıklarını bilmek halkımızın hakkıdır.

TAYYİP ERDOĞAN’I İKNA SÜRECİ
2006 yılında MİT müsteşarı Emre Taner döneminde Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile başlayan Öcalan-Devlet görüşmeleri hepinizin bildiği gibi Habur rezaleti ve çadır tiyatrosu ile (lütfen sanatçılarımız alınmasın bu benzetmeme) adeta duvara toslamış ve durmuştu. İki tarafta da oluşan güvensizlik, tarafları daha dikkatli hareket etmeye sevk etmişti. Hakan Fidan’ın MİT müsteşarı olmasından sonra yani Mayıs 2010 tarihinden sonra yeniden başlayan görüşmeler, Hakan Fidan’ın bizzat katılımıyla yeni bir veçheye ulaşmış ve asıl olarak Tayyip Erdoğan’ın ikna sürecine dönüşmüştü.

HÜKÜMET BÜTÜN SUÇU
EMRE TANER’İN ÜZERİNE ATTI

Neydi peki sorun? Sorun Öcalan’ın, kendini bu işin merkezine koyarak kurtulmayı düşünmesiydi. Ancak bir sorun vardı. Habur’da yapılacak karşılıklı jestlerle hem Tayyip Erdoğan “işte, açılım süreci sonucunu verdi, doğru yoldayız” diye uyguladıkları politikanın ne kadar başarılı olduğunu halka anlatacak, hem de Öcalan Kürt kökenli vatandaşlarımızın gözünde efsaneleşecek ve serbest kalabilme ihtimali artacaktı. Ancak Habur rezaleti sonrası görüşmeler durunca bütün bunlar gerçekleşmedi. Hükümet bütün suçu MİT müsteşarı Emre Taner’in üzerine attı. Zaten 6 aylık görev uzatmalarıyla göreve devam eden ve son iki yıldır da MİT müsteşarlığına hazırlanan ve ısındırılan Hakan Fidan, MİT müsteşarı oldu.

ÖCALAN AÇILIMIN YOL HARİTASINI HAZIRLADI
Şimdi yeniden başlatılan müzakerelere yeni bir ivme kazandırmak gerekiyordu. Hakan Fidan ile Öcalan arasında yapılan görüşmelerin ana konusu Başbakan’ın bazı konularda ikna edilmesiydi. Bunun için elle tutulur bazı başarılar, planlar, teklifler veya üstlenilecek roller gerekiyordu. MİT müsteşarının Öcalan ile görüşmeleri sonucunda, tabii bu bir seri görüşme, tartışma ve müzakere sonucu, Öcalan açılım ile ilgili bir yol haritası hazırladı ve bunu yazmış olduğu 500 sayfaya yakın bir kitapla birlikte MİT müsteşarına verdi. Tamamı el ile yazılmıştı. Her iki doküman da, MİT ile yapılan görüşmeler sonucu, onların katkılarıyla ya da Öcalan’ı teşvik ederek hazırlanmıştı. Şimdi bunları Başbakan’a ve Kandil’e kabul ettirebilmek vardı sırada. Kandil için sorun yoktu. Çünkü onlar bu kabulün ardından herhangi bir özveride bulunmayacaklardı. Silah bırakma, Türkiye’yi terk etme vb. konularda söz vermek istemiyorlardı çünkü böyle bir şey yapmaya niyetleri yoktu. Ama iktidar “açılım süreci” için Türkiye Cumhuriyeti adına önemli tavizler vermek durumundaydı. Bunun için de Başbakan’ın bazı konularda ikna edilmesi gerekiyordu.

ÖCALAN’IN ERDOĞAN’A
MEKTUP YAZMASINA KARAR VERİLDİ

O zaman Öcalan’ın bizzat Başbakan’a mektup yazmasına karar verildi. Bu mektuba MİT’de ortaktı. Zaten Öcalan bu şekilde mektup yazma, kendinin kullanılmasını isteme konusunda uzmandı. Ayrıca böylece kendisi olmadan “açılım sürecinin” yürümeyeceği konusunu epeyden beri işliyordu. Her olayın, görüşmenin merkezine kendini koyma gibi bir özelliği de vardı.

MEKTUPTA MİT MÜSTEŞARININ DA
KATKILARI VAR

Sonuçta “açılım sürecinin” nasıl yürütülmesi gerektiği, kendisine düşen rolü en iyi şekilde yerine getireceği, Başbakan’ın bu konuda çok iyi bir yerde olduğu ve ancak onun döneminde böylesine tarihi bir başarının kazanabilineceğini yazdı ve kendisinin bu konuda kullanılmasını talep eden mektubu MİT müsteşarına vererek Başbakan’a gönderdi. Tabii söz konusu mektubun yazılmasında MİT müsteşarının katkılarını da belirtmemiz lazım. Bu mektuptan sonra “açılım süreci” bütün hızıyla devam etti.

SÖZ KONUSU MEKTUP
KAMUOYUNA AÇIKLANMALIDIR

Şimdi soruyorum: Bu mektup nerededir? Kamuoyuna neden açıklanmamış ve gizlenmiştir? Bu mektupdan kimler bilgi sahibidir? Bu mektup mutlaka kamuoyuna açıklanmalıdır. Bütün vatandaşlarımız bu sürecin nasıl yürütüldüğü konusunda bilgi sahibi olmalıdır. Vatandaşlardan bu süreçle ilgili bilgi, belge saklanmamalıdır. Tayyip Erdoğan’a, Davutoğlu’na ve Fidan’a sesleniyorum. Söz konusu mektubu kamuoyuna gecikmeden açıklayın. Açıklayıncaya kadar bu konudaki açıklamalarımız devam edecektir.







ulusalkanal.com.tr


banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.