Rafet Ballı yazdı: Medya, tehlikenin üstünü örtüyor

Aydınlık gazetesi yazarı Rafet Ballı, "Medya, tehlikenin üstünü örtüyor" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Konunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın ziyareti olduğunu belirtti.

Rafet Ballı yazdı: Medya, tehlikenin üstünü örtüyor

"Soru: Sonuç ne oldu?" diye yazan Rafet Ballı şunları aktardı:

Konu: Tayyip Erdoğan'ın Trump seferi.

Soru: Sonuç ne oldu?

* * *

Önce işin ilkesini koyalım.

Eğer: Milleti birleştirmek istiyorsak...

Eğer: Halkı seferber edeceksek...

Amacımız: Vatanımızı korumaksa...

Gerçeği görmek zorundayız.

Çünkü: Yaşadığımız süreçte gerçeğe ihtiyacımız büyük olacak.

* * *

Gazete manşetleriyle başlayalım.

İki vurgu ön planda.

Ağırlıklı başlık: Kapımızı çalacaklar.

İkincisi: Yine vururuz.

Kaynak: Erdoğan'ın Türkiye Büyükelçiliği'nde gazetecilere açıklaması.

* * *

Medyadaki genel hava şöyle:

Evet, PYD/YPG konusunda istediğimizi alamadık.

Fakat itirazlarımızı Trump'ın yüzüne karşı söyledik.

* * *

Bunun dışında?

Eleştiri: Yok.

Uyarı: Yok.

İç cephede seferberlik ihtiyacı: Yok.

Dış cephede hazırlık: Yok.

Karşı hamleler: Yok.

* * *

Olanlar:

Vücut dili!

Jestler!

Ve ufaktan başlatılan: Yeniden "açılım" nağmeleri.

* * *

İslamcı cenahtan bir dostum.

Bilinen bir fikir adamı.

Trump'la görüşmeyi konuştuk.

Kaygıları var.

Türkiye'nin görüşmede mevzi kaybettiği kanaatinde.

Karşı hamleler yapmakta "çok çok" geciktiğimizi düşünüyor.

* * *

Medyanın tavrını da maksatlı buluyor.

"Bizimkiler kuyruğu dik tutmaya çalışıyor."

Kastettiği: AKP medyası.

Elbette katılmıyor.

Fakat yine de "anlaşılır" buluyor. Parti mecburiyetleri yüzünden.

* * *

Asıl dikkati, "yandaş" olmayan medyada.

"Onlar da bizimkiler gibi... Medyada eleştiri yok."

İktidar korkusundandır diyorum.

Katılmıyor: "Hayır, başka bir kuvvet devrede."

Kastettiği: Amerika.

* * *

Soruyorum: Amaç?

Tabloya stratejik düzlemde bakıyor.

"İstiyorlar ki, kamuoyunda tepki doğmasın..."

"Hükümet üzerinde basınç oluşturmasın..."

Yani: İktididarı direnmeye zorlamasın...

Sonuç: Medya üzerinden "operasyon" yapıldığını düşünüyor.

Tespitleri haksız görünmüyor.

* * *

Tekrar "Trump seferi"nin kendisine dönelim.

Türkiye adına nasıl geri adım atıldığına bakalım.

Tarih: 9 Mayıs 2017.

Trump bir başkanlık kararı imzaladı.

PKK'nın Suriye kolunun ağır silahlarla donatılmasına izin verdi.

* * *

Tayyip Bey'in tepkisi yerindeydi.

Çıtayı yükseltti. Trump'la görüşme bir "milat" olacaktı.

Ya: ABD tarafı geri alacaktı kararı.

Ya da: Türkiye, ABD'yle ilişkilere "nokta" koyacaktı (12.5.17).

* * *

Bir de beklenti yarattılar.

YPG'ye silah kararını kolayca kaldırtacaklardı.

Ne dedi Erdoğan: "Şu ana kadar gelen bilgileri adeta dedikodu mesabesinde (değerinde) görmek istiyorum. 
Bu ziyaretin de bu noktada bir kırılma noktası olacağını düşünüyorum" (12.5.17).

Temelsizdi. Bu yönde bir tek emare yoktu.

Ya gerçeklikten bütünüyle kopmuşlar.

Ya da bir şeyleri örtmeye çalışıyorlar.

* * *

Görüşmede, Türkiye'nin kararlılık mevzileri kolayca terkedildi.

Tayyip Bey'in açıklamalarından izleyelim.

"O koridorda ülkemize yönelik bir tehdit olursa buna müsaade edemeyiz"

Sonra tehlikeyi isimlendirdi.

"Kendilerine şunu da açıkça ifade ettik: YPG ve PYD’den Türkiye’ye olabilecek herhangi bir saldırı 
olursa, hiç kimseye sormadan angajman kurallarını uygularız."

* * *

Duruş fazlasıyla sorunlu.

Oturup, safiyane durumun tehlikesini mi tartışacağız?

Koridorun bir ABD projesi olduğunu...

Bölgemizde İsrail'e payanda olacak bir devlet tasarlandığını...

Irak ve Suriye'de mesafe alındığını...

Şimdi Türkiye ve İran'ın hedeflendiğini...

Sonuçta: Bölgemizde bitmeyen savaşlar, iç boğazlaşmalar tuzağı kurulduğunu görmeyen kaldı mı?

* * *

Kabul edelim: ABD açık oynuyor.

Önce: Bölücü örgütü "kara gücü" ilan etti.

Siyasi koruma altına aldı.

Şimdi: Açıkça silahlandırıyor.

* * *

Meselemiz: AKP iktidarının Amerika'ya cevabının ne olduğu.

Yine Erdoğan'a kulak verelim.

Trump'la görüşmeden hemen sonra söylediklerine bakalım:

"İkili ilişkileri daha ileri bir noktaya taşıma, ekonomik ilişkileri güçlendirme konularında kararlıyız."

"Ben Suriye konusunda kapımızı çalacaklarına da inanıyorum."

* * *

Genel manzara:

Bir: Amerika sahada Türiye'yi bölmek üzere mevzilenmiş.

Artık siyaseti silahla yürütüyor.

İki: Türkiye'yi yönetenler ise hâlâ kararsız. Müttefikçilik oynuyor.

Üç: Medyaya da örtme görevi verilmiş.

Sonuç: Bu böyle gitmez. Türkiye'nin dinamikleri izin vermez.

ulusalkanal.com.tr
banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adil Aydın - 1 hafta önce
Yobazlar ( cemmat, tarikat ) meydana sürülebilir.
Avatar
Murtaza Tezbiçer - 1 hafta önce
MÜZİK notası versinler Amerikaya.. Hem Nota vermiş olurlar hem de yiğitliğe toz kondurmamış olurlar. Kırsal kesim nasıl olsa aradaki farkı bilmez. Bu millet uyumaya ve uyutulmaya alışıktır.