Rusya'nın iddialarına Erdoğan'dan yanıt: Ailemi bu işe karıştırmak ahlaki değil

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya'nın iddialarına ilişkin "Hele ailemi bu işe karıştırmak, o bu işin çok da ahlaki olmayan bir yanıdır ki bunu daha önce İran televizyonları yaptı. İran Devlet Başkanı ile bunu konuştum, dedim ki 'Bak siz çok büyük bir yanlışın içindesiniz, eğer bu böyle devam ederse bunun karşısı çok ağır olur, bedelini siz İran olarak çok ağır ödersiniz'. On gün filan sürdü, daha sonra sitelerinden bunu kaldırdılar. Niye? Çünkü iftira, yalan, takiye üzerine kurulu sistemler bu işi daha çok kullanıyor" dedi.

Rusya'nın iddialarına Erdoğan'dan yanıt: Ailemi bu işe karıştırmak ahlaki değil

Erdoğan, Türk-İş 22. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Suriye'deki meşru muhataplarının Suriye halkı olduğunu belirterek, "Onları temsil eden, ülkenin de önemli bir bölümüne hakim olan ılımlı muhaliflerdir. Muhalifler arasında çok yakın akrabalık bağlarımızın bulunduğu pek çok grup da var. Bayırbucak Türkmenleri gibi. Bunun dışında Araplardan yine aynı şekilde, Hatay'da, Gaziantep'te, Mardin'de olanlar var. Bugünlerde hadiseler Bayırbucak Türkmenlerinin yaşadığı bölgede yoğunlaştığı için onların ismi sıkça duyuluyor" diye konuştu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

 

"Şam, Halep, Lazkiye, Hama, Humus, Tartus, Golan Tepeleri, Rakka başta olmak üzere Suriye'nin pek çok yerinde sayıları milyonlarla ifade edilen Türkmen kardeşimiz yaşamaktadır. Bunu görmeye mecburuz. Üstelik Türkmenlerin bu bölgedeki varlıkları yeni de değildir. 7'nci yüzyıla kadar uzanmaktadır. Suriye toprakları uzun yıllar boyunca Selçuklu ve Osmanlı toprakları içinde yer almıştır. Bugün ayrı ülkelerin şehirleri olabilir ama aslında Hatay'la Lazkiye'nin, Antep'le Halep'in, Urfa ile Rakka'nın, Mardin'le Haseke'nin bir farkı yoktur. Yüzyıllık statü bin yıllık kardeşliği ortadan kaldıramaz. Bizim Suriye konusundaki hassasiyetimizin, ortaya koyduğumuz aktif insani tavrın sebebi işte budur."

 

"Buna Rusya kendisi de aslında inanmıyor"

DAİŞ, rejimden beslenmektedir. Rejim, ömrünü DAİŞ ile uzatmaktadır. Son günlerde Rusya'nın başını çektiği bir moda ortaya çıktı. Buna Rusya kendisi de aslında inanmıyor. Önce inanıyor, sonra başkalarını inandırmaya gayret ediyor. Nedir o, 'Türkiye DAİŞ'ten petrol alıyor'. Paris'teki İklim Değişikliği Zirvesi'nde de liderlerle yaptığım toplantılarda bunu söyledim. Türkiye Cumhuriyeti'nin DAİŞ'ten petrol aldığını belgelerle Rusya ispat etmeye mecburdur. Aksi takdirde bu bir iftiradır. Eğer ispat ederse ben Cumhurbaşkanlığı makamında durmam ama ispat edemezse kendisi makamını bırakır mı, koltuğunu bırakır mı, bu önemli."

 

Ailemi bu işe karıştırmak, o bu işin çok daha ahlaki olmayan yanı

Hem Rus pasaportu sahibi hem de Suriyeli olan George Haşravi bu işin en büyük tüccarıdır. DAİŞ'ten petrolü alıyor, hem rejime satıyor hem de uluslararası belli bu işi yapan camiaya satıyor. Bunu en son Amerikan Hazine Bakanlığı belgelerle açıkladı. Bir de Rusların meşhur satranç ustası var, o da bu yarışın içinde, o da bu petrol tüccarlığını yapıyor. Bunları biz, elimizde belgelerimiz var, bunları dünyaya açıklamaya başladık, açıklayacağız.

Hele hele ailemi bu işe karıştırmak, o bu işin çok da ahlaki olmayan bir yanıdır ki bunu daha önce İran televizyonları yaptı. İran Devlet Başkanı ile bunu konuştum, dedim ki 'Bak siz çok büyük bir yanlışın içindesiniz, eğer bu böyle devam ederse bunun karşısı çok ağır olur, bedelini siz İran olarak çok ağır ödersiniz'. On gün filan sürdü, daha sonra sitelerinden bunu kaldırdılar. Niye? Çünkü iftira, yalan, takiye üzerine kurulu sistemler bu işi daha çok kullanıyor.

Bize göre Suriye'deki asıl sorun işte bu durumdur. Bu sorun çözülmeden ne terör meselesinde ne de mülteci krizinde gerçek bir ilerleme sağlanır. Bu gerçeğe rağmen pek çok ülke Suriye'de sebepler yerine sadece sonuçlara odaklanıyor. Bunlar üzerinden harekat planları yapıyor.

Elbette bu tavrın gerisindeki siyasi, diplomatik ve stratejik sebepleri görmüyor değiliz. Bizim derdimiz Suriye halkının en kısa süre içinde ülkelerinde kendilerine güvenli ve huzurlu bir gelecek kurabilmelerine yardımcı olmaktır.

Biz Suriye'deki kardeşlerimizin can güvenliğini, huzurunu ve geleceğini korumanın peşindeyiz. Onlar ise sadece kendi çıkarları zaviyesinden meseleye yaklaşıyorlar. Onlar bugün varlar, yarın muhtemelen olmayacaklar ama biz Suriye'deki kardeşlerimizle aynı coğrafyada yaşamaya devam edeceğiz. Dolayısıyla bizim meseleye onlar gibi yaklaşmamız, hadiseler karşısında onlar gibi tepki vermemiz söz konusu olamaz. Yarın bütün bu işler geride kaldığında inşallah oradaki kardeşlerimizin karşısına gönül huzuruyla başımız dik, alnımız ak çıkacağız. Bunun için de Suriye konusundaki ilkeli ve insani tavrımızı sonuna kadar devam ettireceğiz

Kanada'nın mülteci isteği

Erdoğan, G20'de Kanada'nın Türkiye'den 25 bin mülteci istediğini, bunun çalışmasını yaptıklarını söyledi.

Katar'ın da mültecilerin bir kısmını almak ve iş gücü anlaşması yapmak istediğini anlatan Erdoğan, İŞKUR vasıtasıyla nitelikli veya niteliksiz, Katar'a Türk vatandaşı da göndereceklerini söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu meselede ayrıca Suriye ile ilgili görüş farklılığımız olan ülkelere karşı özel bir husumetimiz yoktur. Bununla birlikte, egemenlik haklarımızla ilgili hassasiyetimizden en küçük bir taviz vermemizi de kimse bizden beklemesin. Bu millet aç kalır, açıkta kalır ama asla istiklalinden vazgeçmez" dedi.

Erdoğan, Sokullu Mehmet Paşa'nın İnebahtı Savaşıyla ilgili "Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik. Siz ise İnebahtı'da bizim sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kol yerine gelmez ama kesilen sakal daha gür olarak yeniden çıkar" sözlerini hatırlattı.

Türkiye'nin bugün de kendisine dost olanlara kazandıran, husumet besleyenlere kaybettiren konumda olduğunu ifade eden Erdoğan, "Biz ilişkilerimizi kin, nefret, hırs gibi duygular üzerine değil insani ve diplomatik zemin üzerine kuran, yükselten bir ülkeyiz. Bu şekilde de devam edeceğiz" dedi.

"Engelli olmak, bir kader mağduru olmak değildir"

Dünya Engelliler Günü dolayısıyla akşam Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde engellilerle beraber olacaklarını belirten Erdoğan, Başbakanlığı döneminde engellilerin kamu kurumlarında yer alması için çok büyük gayretlerinin olduğunu söyledi. Erdoğan, bundan sonra da atılan temel üzerine engellilerin devlette yer alması sürecini devam ettireceklerini vurguladı.

"Engelli olmak, bir kader mağduru olmak değildir" diyen Erdoğan, engellilerin önce kamuda değerlendirilmesini, özel sektörde de işverenlerin engellilere kapısını açmasını istedi.



Sendikacılıkta da yerli ve milli duruşa sahip kuruluşlara ihtiyacın olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türk-İş'in Türkiye'de işçi haklarının savunulması, sendikacılığın geliştirilmesinin yanında çalışma hayatında, milli meselelerle ilgili temayüz eden bir kuruluş olduğunu ifade etti.

Gelecek dönemde Türk-İş'ten bu doğrultuda çok daha güçlü, net, gür sesli duruşlar beklediğini dile getiren Erdoğan, Türk-İş Genel Başkanı'na ve yönetimine bugüne kadar yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür etti.

Erdoğan, Türk-İş Genel Kurulu'nun, Türkiye'nin 2023 vizyonuna uygun kararların alındığı bir iklimde gerçekleşmesi temennisinde bulundu. AA

banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
E. Özaydin - 1 yıl önce
tabii tabii , 76 milyon insanin kaderi ve ülkenenin kaderi rusaya kriizinde oldugu gibi .sizin gibi bir sahsiyetin dudaklari arasina terk edilmeli , böylesi hepimiz icin hayirli olur. onun icin anayasa degistitilmeli ,nasil olsa eskisinin suan bile islerligi yok , anyasada , mejliste , mahkemede kanunda sizsiniz tayyip bey