Aydın hanım da yanındaydı. Karşımdaki divarda el ele oturuyorlardı. İlk yakından tanımam 1999’da bir panelde. Kıbrıs’ın önemini anlatmış biz de öğrenmiştik. Atatürk bir tatbikatta kurmaylara sormuş: “Ülke her taraftan kuşatılırsa çıkış yolumuz neresidir?” Yine kendisi yanıtlamış, Kıbrıs’ı göstermiş ve “İşte buradan” demiş. Denktaş deyince ilk aklıma gelen “sebat” sözcüğüdür. Bütün dava adamlarının olmazsa olmaz özelliği. Ön görünümünde Rum yönetiminin yer aldığı Batı cephesinden tekrar tekrar gelen hücumlara büyük bir sabırla direndi. On yıllar süren bir kavgadan söz ediyoruz. Savaşın zirvesi, Annan planının konuşulduğu New York müzakereleridir. O zaman Ulusal Kanal’da görevliydim. Neredeyse dakika dakika izledik mücadelenin seyrini. Denktaş’ın Ankara’daki AKP Hükümeti ve zamanın Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök tarafından nasıl arkadan vurulduğuna, tek başına nasıl direndiğine tanık olduk. Kendisi “Türklük davası” derdi. Eyleminin içeriğine bakınca “Türkleri Batı emperyalizmine karşı her cephede savunmak” diye açabiliriz. Onu küçük bir ada ülkesinin büyük lideri yapan da bu özelliği. Nitekim, 2005’ten önceki güne kadar da Talat Paşa Komitesi’nin Başkanı’ydı. Haçlı’nın “Soykırım saldırısına” karşı direnişin başındaydı. “Bağımsızlık” diyerek gitti! 88 yaşında ölürken siperdeydi....
Serhan Bolluk
Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
ulusalkanal.com.tr
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!